Râbıta, bir tasavvuf terimi. Tasavvufta belirli tarikatlarda bulunan bir uygulamaya verilen isimdir. Etimolojik açıdan râbıta sözcüğü ``rabt`` kökünden türemiştir ve “birleştirmek” ve “bağlamak” anlamlarına sahiptir.

Râbıta (tasavvuf)

} Rabıta, bir tasavvuf terimi. Tasavvufta belirli tarikatlarda bulunan bir uygulamaya verilen isimdir. Etimolojik açıdan rabıta sözcüğü ``rabt`` kökünden türemiştir ve “birleştirmek” ve “bağlamak” anlamlarına sahiptir. Tasavvufta ise müridin, konsantre olup şeyhini aklında canlandırarak şeyhinden yardım istemesi, feyz alması anlamına gelir. Bazı çağdaş araştırmacılar tarafından doğu dinlerindeki yoga ve benzeri uygulamalarla karşılaştırıldığı olmuştur.

Tanım

Özellikle Nakşibendi tarikatında önemli bir yere sahip olan rabıtanın genelde benzer olmakla birlikte farklı tanımları vardır. Ünlü mutasavvıflardan Abdülhakim Arvasi`nin ``Rabıta-i Şerife`` isimli, rabıtayı anlatan risalesinin Necip Fazıl Kısakürek tarafından sadeleştirilmiş nüshasında rabıta şöyle tanımlanmaktadır: “``Rabıta, İlahi-Zati sıfatlarla tahakkuk etmiş ve müşahede makamına varmış bir kamil ve mükemmele kalp bağlayıp, huzur ve gıyabında o zatın suretini hayal hazinesinde muhafaza etmekten ibarettir``.”}

Tarihçe

Rabıtadan bir tasavvuf terimi olarak ilk kez bahseden eser ``Raşahat Ayn`ul-Hayattır. Ali bin Hüseyn el-Vaiz el-Kaşifi el-Beyhakıy tarafından Farsça kaleme alınan eserde çeşitli yerlerde rabıta sözcüğü geçmektedir. Rabıtanın tam bir tanımı veya uygulanışına dair herhangi detaylı bir bilgi içermez. Rabıtanın ilk detaylı açıklaması ve tanımı Nakşibendi Silsile-i Sadat`ında da yer alan ünlü mutasavvıf Halid Bağdadi tarafından yapılmıştır. Halid Bağdadi`nin ilgili eseri Muhammed Esad Efendi`ye yazdığı bir mektuptur ve ``Risaletün fi Tahkıyk`ır-Rabıta`` olarak adlandırılmıştır. Bu eser salt rabıtaya ilişkin yazılmış ilk eserdir. Bu eserin ardından, büyük oranda bu esere dayanan ve sadece rabıtayı konu alan çeşitli eserler de kaleme alınmıştır, örneğin: ``er-Rahme`tül-Habita fi Tahkıyk`ır-Rabıta``, ``İsbat`ul-Mesalik fi Rabıta`tıs-Salik``, ``Rabıta-ı Şerif``}a€¦

Özellikleri

Rabıta dini veya ruhani bir uygulama olarak çeşitli kurallara sahiptir. Bu kurallardan belki de en önemlisi Allah`da fani olmuş (bakınız: Allah`ta fani olmak) yani en üst seviyeye ulaşmış bir şeyhe rabıta yapılmasıdır. Ölü şeyhlere de rabıta yapılabilir}. Rabıtayı bir farz olarak kabul eden mutasavvıflar olsa da} genelde tasavvufi çevreler rabıtayı yararlı ve gerekli görmekle birlikte tam olarak bir ibadet veya farz olarak yorumlamazlar.

Eleştiriler

Rabıta uygulamasına, Allah ile kul arasına aracı konamayacağı ve Kur`an`da belirtilmemiş bir uygulamanın bir ibadet gibi sunulamayacağı ve benzeri argümanlarla karşı çıkanlar olmuştur. Nitekim salt rabıtayı konu alan çoğu eser bu tip argümanların ortaya çıkması sebebiyle kaleme alınmıştır. Ayrıca rabıta uygulaması her tarikatta kabul edilmemiştir. Çeşitli tarikatlar rabıtayı tasavvuftan saymazlar ve hatta ciddi şekilde eleştirirler.

Nakşibendi tarikatında rabıta uygulaması

Nakşibendi tarikatında rabıta sırasında gözler kapanır, 25 estağfirullah çekilir, mürşid ruhaniyetinin Kabe`de hazır olduğu, mürşidin iki kaşı arasından çıkan süt beyaz nurun ağızdan kalbe geçerek veya doğrudan kalbe gelerek kalbi temizlediği ve nurun kalp vasıtasıyla vücuda yayıldığı düşünülür. Bir süre devam edildikten sonra tekrar 25 estağfirullah çekilerek gözler açılır.

Kaynakça

  1. }Rabıta-i Şerife, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, No. 243435, s.18.
  2. }Üniversite Kütüphanesi, 438/21; Beyazıt Devlet Kütüphanesi, 243435.
  3. }Mehmet Zahit Koktu, Tasavvufi Ahlak, s. 2/272; Abdülhakim Arvasi, Rabıta-i Şerif, s.23.
  4. }Mustafa Fevzi, İsbat`ul-Mesalik fi Rabıta`tıs-Salik, s. 19.


Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar