Ramazanoğulları 19. yüzyılda Adana bölgesinde kurulan beyliğe verilen isim. Ramazanoğulları Beyliği Moğol istilâsından kaçarak Çukurova'ya yerleşen, Üçok Türkmenlerinin Yüregir boyu beylerinden Ramazan Bey tarafından kuruldu. Beylik uzun süre Memlûklere bağlı yaşadı. Osmanlıların Mısır ve Suriye'yi almasından sonra Osmanlı ülkesine katıldı.

Ramazanoğulları

Ramazanoğulları Adana bölgesinde 1352 yılından 1608 yılına kadar hüküm süren bir Türk beyliği. Oğuzların Yüregir boyuna mensup olan Ramazan Beyin kurduğu beylik; 1383 yılına kadar Elbistan’ı, oranın Dulkadiroğullarına geçmesi ile de Adana’yı merkez yapmıştır. Ramazanoğulları Beyliği 1352’den 1608’e kadar 256 yıl devam etmekle beraber, son 92 yılı tam bir Osmanlı tabiyeti halinde geçmiş, hanedanın üyeleri Osmanlı sancakbeyi olarak vazife yapmışlardır.

Ramazanoğullarının mensup oldukları Üç Oklu Türkmenleri, Moğol istilası sebebiyle, 13. yüzyılda Anadolu’ya kalabalık sayıda gelen Türkmen kütleleri arasında bulunuyorlardı. Bu Türkmenler daimi bir şekilde Moğollarla mücadele halinde idiler. Onlara itaat etmediklerinden dolayı Anadolu’da da kesin bir iskan sahası bulamadılar. Bundan dolayı Suriye’ye inen bu Türkmenleri Memluk Sultanı Baybars, Antakya’dan Gazze’ye kadar uzanan bölgeye yerleştirdi ve kendilerine dirlikler verdi. Böylece bu Türkmenler Memluk Devletinin en mühim yardımcı askeri kuvvetini teşkil ettiler. Bu sayededir ki, Sultan Baybars, Haçlılar ve Moğollar ile yapılan savaşlarda parlak zaferler kazandığı gibi, Kilikya’daki Ermeni Krallığına da ağır darbeler indirdi.

Neticede Anadolu’da Moğol nüfuzunun yayılmaya başlamasından ve bilhassa Ebu Said Bahadır Hanın ölümünden sonra Üçok Türkmenleri, Kilikya üzerine akınlarını yoğunlaştırıp, elde edilen topraklara yerleşmeye başladılar. Bu sırada Ramazanoğullarının başında Ramazan Bey bulunmaktaydı. 1344 yılından itibaren batıya doğru gelişen fetih hareketi Silifke’ye kadar uzadı ve 1360 yılında Memlukluların da yardımı ile Adana ve Tarsus da ele geçirildi. Böylece Ermenilerin elinde, merkezleri Sis olmak üzere birkaç kale kalmış oluyordu.

Ramazan Beyin ölümünden sonra yerine geçen oğlu İbrahim Bey, Çukurova’da Memluk hakimiyetini kırmak ve istiklalini ilan etmek üzere Karamanoğlu Alaaddin Beyle itifak ederek, başkaldırdı. Bunun üzerine büyük bir Memluk ordusu, Türkmenlerin arazisine girerek yağmalamaya başladı. Ancak Belen Boğazında meydana gelen çarpışmada İbrahim Bey idaresindeki Türkmen ordusu, Memlukleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Bizzat kumandan Temür Bayın da esir edildiği muharebede Memluklerden çok az kimse kurtuldu. Bu durum üzerine Memluklerin Haleb Valisi Yılboğa, Türkmenler üzerine yürüdü. Misis Kalesini ele geçirdi. İbrahim Bey, Sis’e çekilmek zorunda kaldı ise de, Sis valisi kendisini yakalayıp Memluklere teslim etti. Yılboğa, başta İbrahim Bey olmak üzere kardeşi Kara Mehmed’i, annesi ve diğer esirleri derhal öldürttü. Emirlerinin öldürülmesinden büyük üzüntü duyan Yüregirliler, Misis’e dönmekte olan Yılboğa’ya, Saruca-Şam Geçidinde büyük bir baskın düzenlediler. Yılboğa’nın gözünden yaralanıp ortadan kaybolması ile paniğe kapılan Memlukler, kaçmaya başladı. Bu durum Türkmenlerin işini kolaylaştırdı ve elverişli bölgelerde Memluklere üst üste baskın düzenlediler. Memlukler Haleb’e ulaştıklarında ancak birkaç yüz kişi kalmışlardı.

İbrahim Beyin yerine kardeşi Ahmed Bey geçti. Ahmed Bey, yerini sağlamlaştırıncaya kadar Meluklerle iyi geçinmeye gayret etti. Daha sonra Memluklu Sultanı Berkuk’un ölümü ile bu ülkede ortaya çıkan karışıklıklar esnasında durumunu kuvvetlendirdi. Bu sırada Haleb’i kuşatan meşhur Arap kumandanı Nuayr’a karşı Memluklerin yardımına koşan Ahmed Bey, Sultan Ferec’in iltifatına kavuştu. Kızını da Sultan Ferec’le evlendirerek Memluklerle akraba oldu. 1410 yılında Mısır’ı ziyaret etti. Böylece daha rahat hareket edebilme imkanına kavuşan Ahmed Bey, 1415 yılında yedi ay süren bir kuşatma sonucunda Tarsus’u Karamanoğullarından aldı. Ahmed Bey’in 1416 yılında ölmesi üzerine yerine oğlu İbrahim Bey geçti.

Ahmed Bey kaynaklarda cesur, heybetli, dirayetli bir emir olarak vasıflandırılmaktadır. Âlimlere hürmetli, fakirleri koruyan, iyiliksever bir beydi. Onun ölümünden sonra Üçokların siyasi ehemmiyeti gittikçe azaldı.

İkinci İbrahim Bey, Karamanoğlu Mehmed Beyin damadı olmaktaydı. 1415-1417 yılları arasında Tarsus ve Adana havalisinde tam bir hakimiyet tesis etmişse de Memluklerle arasının açılması yüzünden Tarsus’u kardeşi Hamza Beye bırakmak zorunda kaldı. Ancak Hamza Bey, Memluk kuvvetlerinin yardımıyla Adana’yı da ele geçirdi. İbrahim Bey, 1427 yılında Kahire’de öldürüldü. Hamza Beyin beyliğinin ne kadar sürdüğü ve nerede öldüğü bilinmemektedir. Ancak onun da kardeşinin ölümünden sonra Memluklerce öldürtüldüğü tahmin olunmaktadır.

1427 yılında beyliğin başına Mehmed Bey getirildi. Fakat bu tarihte bölgede tam bir Memluk hakimiyeti kurulmuş olup, Sis, Adana ve Tarsus gibi önemli merkezler Memluk valilerince idare edilmeye başlandı. Bu dönemde Ramazanoğulları beylerinden sırasıyla Eyluk Bey, Dündar Bey ve Ömer Bey sembolik olarak beyliğin başında bulundu.

Ömer Beyden sonra beyliğin başına, 1480 senesinde Halep’te öldürülen Davud Beyin oğlu Gıyaseddin Halil Bey geçti ve otuz sene gibi uzun bir zaman hüküm sürdü. Hatta, Osmanlıların çukurova bölgesinde hakimiyetlerini kabul ettikten sonra, bu devletle iyi geçinmeyi, beyliğinin geleceği bakımından daha faydalı gördü. Osmanlılarla olan bu dostluğu, Ramazanoğulları Beyliğinin Memluk Devletiyle bağlantılarını iyice zayıflattı. Uzun süren saltanatı sırasında, bölgede barışın sağlanması için büyük dikkat sarfeden Halil Bey; alimlere hürmet eden, cömert, fakir-fukarayı koruyup gözeten bir beydi. Tebaası tarafından çok sevildiği için, hizmetleri sebebiyle kendisine, dine yardım eden manasına gelen “Gıyaseddin” lakabı verildi. Ramazanlı ülkesi en çok bu bey zamanında imar görmüş, camiler, medreseler, saraylar, hanlar ve çeşmelerle ülkenin dört bir yanı tezyin edilmişti. Halil Bey, mezar kitabesinden anlaşıldığına göre 1511 senesinde vefat etmiştir.

Halil Beyin vefatından sonra, yerine kardeşi Mahmud Bey geçti. Mahmud Bey de, OsmanlıDevletine yaklaşmak ve Memluklerle olan yakınlığını azaltmak suretiyle ağabeyi Halil Beyin siyasetini devam ettirdi. Ancak Memlukler, Mahmud Beyi beylikten azlederek, yerine kardeşinin oğlu Selim Beyi tayin ettiler. Bu durum üzerine Mahmud Bey, İstanbul’a gelerek Yavuz Sultan Selim Hana tabiyetini arz etti. Mahmud Beye büyük itibar gösteren OsmanlıSultanı Yavuz SultanSelim Han, iki yüz bin akçelik bir dirlik verdi. Ayrıca seferde kendisine refakat etmek imtiyazını da bahşetti. Böylece Mahmud Bey, sultandan başka kimseye tabi olmayacaktı.

1516 senesinde Osmanlı ordusu, Mısır Seferine çıktığı zaman, Mahmud Bey de padişahın yanında bulunuyordu. Ordu Haleb’e geldiği zaman, Mahmud Beye bağlı Ramazanlı kuvvetleri Osmanlı sultanının ordusuna katıldılar. RidaniyeSavaşı sırasında Memluk Sultanı Tomanbay ve üç yüz seçme silahşörün, padişahı öldürmek için otağ-ı hümayuna baskında bulundukları sırada, Sadrazam Sinan Paşanın yanı sıra, Ramazanoğlu Mahmud Bey de öldürüldü. Mahmud Beyin naşını Haleb’e gönderen Yavuz Sultan Selim Han, Ramazanoğulları Beyliğinin başına Halil Beyin oğlu Kubad Beyi tayin etti (1517).

Ancak bu tarihten itibaren Ramazanoğulları beyleri bir Osmanlı sancakbeyi olarak hüküm sürdüler. Bundan sonra hanedandan mühim Osmanlı devlet adamları yetişti.

Ramazanoğulları Beyliğinin teşkilatı hakkında kesin delillere dayalı bir bilgi yoktur. Ancak Dulkadırlılarda olduğu gibi Oğuz geleneklerine, yani töre esasına dayanmış oldukları görülmektedir. Kendilerine ait olarak para bastırmamışlardır. Halil Beyden önceki Ramazan Beylerine ait cami, medrese ve hamam gibi eserlere rastlanmamıştır. Halil Bey ve bilhassa Osmanlı sancakbeyi olan, hatta daha sonra paşalık rütbesine yükseltilerek Halep ve Şam beylerbeyliklerinde bulunan oğlu Piri Paşanın Adana’da cami, medrese, han ve hamam olmak üzere birçok hayır eserleri mevcuttur. Ramazanoğulları zamanında Çukurova, hac yolunun geçtiği mühim bir bölge haline gelmişti. Osmanlı Devletinin yükselişiyle birlikte bu yolun önemi daha da artmıştır. Bu durumun bölgenin iktisadi hayatına önemli ölçüde tesir ettiği anlaşılmaktadır.

Ramazanoğulları Beyleri

Ramazan Bey(1352-1378)

İbrahim Bey(1378-1383)

Şihabeddin Ahmed Bey(1383-1416)

İkinci İbrahim Bey(1416-1418)

İzzeddin Hamza Bey(1418-1426)

Mehmed Bey(1426-1435)

Eyluk Bey(1435-1439)

Dündar Bey(1439-1470)

Ömer Bey(1470-1485)

Gıyaseddin Halil Bey(1485-1510)

Mahmud Bey(I. 1510-1514- II. 1516-1517)

Selim Bey(1514-1516)

Kubad Paşa(1517-1520)

Piri Mehmed Paşa(1520-1568)

Derviş Bey(1568-1569)

Üçüncü İbrahim Bey(1569-1589)

İkinci Mehmed Bey(1589-1594)

Pir Mansur Bey(1594-1608)

Yanıtlar