28 Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı. Hama (19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna devam eden Yavuz 30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi.

Ridaniye Savaşı

28 Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı. Hama (19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna devam eden Yavuz 30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi.

Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini öldürmüş ve Venediklilerden top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu.

Yavuz Sultan Selim, ordusuyla birlikte, ilkçağdan beri hiçbir komutanın cebren geçemediği Sina Çölü'nü 13 günde geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu ile karşılaştı. Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam Dağı'nın etrafını dolaşarak güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra sayesinde Mısır ordusunun yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memlük Devleti tarihe karıştı.

Savaş

Sultan Selim Han, Osmanlı Devleti aleyhine başka devletlerle ittifak içine giren Memluk Devletine karşı, 1516 yılında Mısır Seferine çıktı. 24 Ağustos 1516 tarihinde Mercidabık’ta Mısırlıları mağlup ederek, Suriye veFilistin’i zaptetti. İleri harekata devamla ağırlıklarıyla beraber Sina Çölünü beş günde geçerek, Salihiye’ye geldi. Sina Çölünü geçerken yağmur yağınca, her birine dörder ve altışar çekim hayvanının koşulduğu ağır arabalardaki yüzlerce top, kumların katılaşması sayesinde kolayca geçirildi. Ordu ve hayvanlar su sıkıntısı çekmedi. Sultan Selim Hanın Ridaniye’ye giderken, ordunun ağırlıklarıyla bir günde elli kilometre yürümesi, harp tarihinde rekordur.

Osmanlı ordusu, 21 Ocakta Kahire’ye çok yakın Birket-ül-Hac mevkiinde konakladı. Mısır Seferi esnasında, çölde ve Kahire yakınında Bedevi eşkıyaların ve Memluklerin tecavüzkar saldırılarına karşı tedbir alınıp, taarruzları önlendi. Tomanbay kumandasındaki Mısır-Memluk ordusu, Âdiliye’deydi. Kahire’nin kuzeyindeki Ridaniye Köyü Ovası önündeki cephesi, kuzeydoğuya dönük bir mevzi hazırlayıp, doğuda El-Mukattam Dağına; batı kanadı da Nil Nehrine dayatılmıştı. Bu mevziin önü açıktı. İleri araziye hakim olup, Sina Çölünden gelen yolu kapayan ve kontrol altında bulunduran bir vaziyetteydi. Mevzi kazılan derin bir hendekle çıkan toprağın bu hendeğin önüne atılmasıyla hazırlanan bir siper ve gerisine gömülen iki yüz top vardı. Toplar Avrupa’dan getirilmiş olup, topçular yabancıydı. Tomanbay, ordusunun piyade kısmını bu mevziye yerleştirip, süvari birlikleri ve ihtiyatı geride bulunduruyordu. Tomanbay’ın taktik planı; Osmanlıların taarruzunu önce topçu ateşiyle kırdıktan sonra süvarilerin ve hassa ordusu cündilerin karşı taarruzu ile Osmanlı ordusunu yok etmekti. Memluk ordusunun mevcudu elli bin civarında bulunuyordu. Osmanlı ordusunun mevcudu altmış bin olup, üç yüz de top vardı. Topların bir kısmı yivli olup, bazıları arka arkaya beş, on gülle atabiliyordu.

Sultan Selim Han, esirlerden ve keşif neticesinde Memluk muharebe usulünü tespit ettirdi. Vakit geçirmeden düşmana son darbeyi vurmak için çok dahiyane ve cüretli bir kararla harekete geçildi. Ridaniye mevziine, cepheden taarruz vazifesi yapacak ihtiyati kuvvetleri bıraktıktan sonra, asıl kuvvetlerle 21/22 Ocak 1517 gecesi Kahire’nin doğusundaki El-Mukattam Dağını dolaşarak sarktı. Osmanlı toplarını sür’at ve maharetle uygun yerlere yerleştirdi. Böylece Sultan Selim Han, Memluklerin beklemediği bir istikametten taarruz etmekle, Mısırlıları baskına uğratıp, taktik planlarını bozarak, uzun zamandan beri büyük emeklerle hazırladıkları mevzi ve topları muharebe dışı bırakacaktı. 22 Ocak sabahı harp başlamadan önce iki tarafın muharebe düzeni bu haldeydi.

Muharebe, 22 Ocak 1517 sabahı erken saatlerde başladı. Mısır ordusunun önündeki Osmanlı alayı hücuma geçince, Tomanbay önceden mevzilerde hazır beklettiği topların ateşe başlamalarını emretti. Bu arada gerilerine sarkmış bulunan asıl Osmanlı kuvvetlerinin “Allah, Allah!” nidaları ile kendilerine hücum ettiğini görünce, şaşkına döndü. Topları mevzilerinde kalıp işe yaramadı. Memluk kuvvetleri bir anda iki ateş arasında kaldı. Fakat Memluk süvarileri büyük bir cesaretle ileri atıldılar. Merkezdeki saflar birbirine girip, iki taraf da kıyasıya muharebeye tutuştu. Yakın muharebe ve boğuşma kayıpları arttırdı. Osmanlı topu ve tüfekçisinin ateşi altında mücadele edip, pervasızca direnmeleri Memluk kayıplarını daha da arttırdı. Memluklerin Osmanlı merkezine karşı ileri atılmaları üzerine, Veziriazam Hadım Sinan Paşa kumandasındaki sağ kanat ve Vezir Yunus Paşa emrindeki sol kanat kuvvetleri taarruza geçerek Mısırlıların yan ve gerilerini kuşattı. Bu arada savaşı kaybetmek üzere olduğunu anlayan Tomanbay yanına aldığı iki yüz seçme askerle padişahın otağına saldırdı. Padişahı öldürebilirse Osmanlı ordusunun dağılabileceğini hesaplamıştı. Ancak onlar Yavuz zannettikleri Sinan Paşanın kuvvetlerini yararak etrafını çevirdiler. Sinan Paşa büyük bir azim ve kahramanlıkla mücadele ettiyse de şehit düştü. Yavuz Sultan Selim, bu kısma derhal Bali Ağa kumandasında yardımcı birlikler gönderip durumu lehine çevirdi. Muharebe akşama doğru Osmanlı ordusunun zaferiyle neticelendi.

Yirmi beş bin kayıp veren Memluk ordusunun geride kalanları Kahire’ye ve oradan da Sait istikametine çekildi. Sultan Tomanbay da Kurtbay ve bir avuç adamıyla selameti kaçmakta buldu. Vezir Yunus Paşa, Memluklere karşı zaferin kazanıldığını ve Tomanbay’ın kaçtığını Sultan Selim Hana bildirdiğinde;

“Lala Lala! Mısır’ı aldık ama Sinan’ı kaybettik. Sinan’ı Mısır’a değişmezdim. Sinan’sız Mısır’da ne güzellik olur?” sözleriyle Sinan Paşanın yanındaki kıymetini belirtti. Ertesi gün veziriazam Sinan Paşa ve diğer şehitler defnedildi. 24 Ocak 1517 tarihinde Kahire’ye girilip Mısır’ın fethi tamamlandı.

Osmanlı zaferiyle neticelenen Ridaniye Meydan Muharebesi; Osmanlı Devletine ve dünya tarihine pekçok maddi ve manevi faydalar sağladı. Mısır, Arabistan Yarımadası, Osmanlı hakimiyetine geçti. Kızıldeniz’e ve Hind Okyanusuna inilip, Kuzey Afrika hakimiyet yolu açılarak, Osmanlı hududu Atlas Okyanusuna dayandırıldı. Hicaz ve Orta Doğudaki mübarek makamlar Osmanlı hizmetine açıldı. Buralar nadide eserlerle süslendi. Yeni eserler ve ilaveler yapılarak, istifadeye sunuldu. Halifelik, Sultan Selim Hana geçerek Osmanlı padişahları saltanata ilaveten hilafet makamına da sahip olmalarıyla, İslam aleminin de lideri oldu. Ridaniye Muharebesi ve Mısır’ın fethinde, askeri sahada ilk defa Osmanlılar 1517 yılında yivli top kullandılar. Avrupa’da 1868’de ilk defa Almanların kullandığı yivli topların, Osmanlılarda on altıncı yüzyıl başlarında mevcut olması, imal edilerek muharebelerde kullanılmaları, teknikteki üstünlüklerini göstermesi bakımından önemlidir. Yavuz Sultan Selim Hanın Mısır Seferi harekat kabiliyeti, sevk ve idare, muharebede tatbik edilen taktik ve strateji bakımından harp tarihinin eşsiz nümuneleri arasına girer.
Yavuz Sultan Selim in insanlara verdiği deger : '' Mısır ı aldık ama Sinan ı kaybettik,Sinan ı mısır a degişmezdim ''

Yanıtlar