Robert Redford

1970’li yılların en gözde aktörlerinden olan Robert Redford, özellikle “ The Way We Were ” ( 1973 ) ve “ The Great Gatsby ” filmlerindeki rolleriyle özellikle bayan sinemaseverlerin gönüllerinde taht kurarken, dönemin en başarılı aktörleri arasına dahil oldu. Yakışıklı aktör, son yıllarda oyunculuğuyla eskiye oranla daha seyrek çıksa da karşımıza, 1980’lerle birlikte adım attığı yönetmenlik kulvarındaki yerini giderek sağlamlaştırarak, Amerikan sinemasının Oscar’lı yönetmenleri arasında önemli b

Robert Redford

1970’li yılların en gözde aktörlerinden olan Robert Redford, özellikle “ The Way We Were ” ( 1973 ) ve “ The Great Gatsby ” filmlerindeki rolleriyle özellikle bayan sinemaseverlerin gönüllerinde taht kurarken, dönemin en başarılı aktörleri arasına dahil oldu. Yakışıklı aktör, son yıllarda oyunculuğuyla eskiye oranla daha seyrek çıksa da karşımıza, 1980’lerle birlikte adım attığı yönetmenlik kulvarındaki yerini giderek sağlamlaştırarak, Amerikan sinemasının Oscar’lı yönetmenleri arasında önemli bir yer edinmeyi başardı.

Amerikan bağımsız sinemasının kalbür üstü yönetmenleri arasına da adını yazdıran Redford, 18 Ağustos 1937 tarihinde Santa Monica, Kaliforniya’da dünyaya geldi. Haşarı bir çocuk olan Redford, lise yıllarını türlü türlü haylazlıklarla geçirdikten sonra bir basketbol bursu alarak Colarado Üniversitesi’ne kabul edildi. Ancak burada da uslu durmadı ve alkol sebebiyle bursu iptal edildi. Bir yıl petrol işçisi olarak çalıştıktan sonra soluğu Avrupa’da aldı. Dönemin sanatçı topluluğuyla beraber Paris’te geçirdiği renkli ve hareketli günlerin ardından Amerika’ya dönen Redford, eğitimine New York’taki “ American Academy of Dramatic Arts ”ta oyunculuk dersleri alarak devam etti.

1959’da “ Tall Story ”de aldığı küçük rol sayesinde Broadway ile tanışan aktör, takip eden yıllarda “ The Highest Tree ”, “ Little Moon of Alban ” ve “ Sunday in New York ” gibi yapımlarda daha iyi rollerle izleyici karşısına çıktı. Tiyatro çalışmalarının yanı sıra birkaç dizide de kendini gösteren aktörün beyaz perde ile tanışması, Dennis Sanders’ın “ War Hunt ” isimli filmi ile oldu. ( 1962 )

Ancak, Redford’a Hollywood’un kapılarını açan çalışması bu film değil de, 1963’te rol aldığı Broadway yapımı “ Barefoot in the Park ” oyunu oldu. Genç aktör, “ Inside Daisy Clover ” ( 1965 ), “ This Property is Condemned ” ( 1966 ) ve “ The Chase ”de ( 1966 ) daha iyice roller almayı başardı. Ancak bu filmlerin hiçbiri gişede pek başarı elde edemedi.

Redford’un Hollywood’daki ilk önemli başarısı, 1967 yılında Jane Fonda ile birlikte rol aldığı “ Barefoot in the Park ”ın sinema uyarlaması oldu. Bunu, Paul Newman ile birlikte kamera karşısına geçtiği “ Butch Cassidy and the Sundance Kid ”isimli western’deki muhteşem performansı takip etti ( 1969 ).

Bu roller sayesinde sadece yakışıklılığı ve karizması ile değil, yeteneği ve zekasıyla da sinema dünyasında yerini sağlamlaştıracağının ilk sinyallerini veren aktör, “ Downhill Racer ” ve “ Tell Them Willie Boy is Here ” ( 1969 ) ile kariyerinde ilerlemeyi sürdürdüyse de, bu filmler de öyle pek fazla ilgi çekmedi.

1971’de rol aldığı “ Fauss and Big Halsey ” ve bir yıl sonra çekilen “ The Hot Rock ”un yarattığı hayal kırıklığı sonucunda sinemacıların gözünden tümüyle düşmek üzereydi ki, “ The Candidate ” ve “ Jeremiah Johnson ” ile uçurumun kenarından döndü. 1973’te, Sydney Pollack’ın yönettiği romantik melodram “ The Way We Were ”de Barbra Streisand ile birlikte kamera karşısına geçen aktör, bu filmle tekrar aranan aktörler arasına yükseldi.

Aynı yıl, “ The Sting ”de Paul Newman ve George Roy Hill ile bir kez daha birlikte çalışma fırsatı bulan aktör, bu filmi ile ilk kez Oscar adayı oldu. 1976’da Watergate skandalından esinlenen “ All the President’s Men ” de Washington Post muhabiri Bob Woodward rolündeydi. Bu rol sayesinde siyasi görüşlerini oyunculuğu ile kaynaştırma imkanı da buldu.

1980 yılında “ Ordinary People ” isimli filmle, şansını bu kez de yönetmenlik alanında denemeye karar verdi. Film “ En İyi Film ” ve “ En İyi Yardımcı Aktör ” ( Timothy Hutton ) ödüllerini almasının yanı sıra, Redford’a da “ En İyi Yönetmen ” ödülünü getirdi.

Bu, Redford’un kamera önünden uzaklaşarak kamera arkasında görev almaya başlayacağı bir sürecin başlangıcı olacaktı. 1980’de rol aldığı “ Brubaker ”ın ardından dört yıl boyunca hiçbir filmde görünmeyen Redford, bu dönemde siyasete yakınlaştı. Çevrecilik faaliyetlerinin yanı sıra Utah’taki Sundance Enstitüsü’nün kuruluş çalışmalarında da faal olarak görev aldı. Aktör, 1984’te rol aldığı “ The Natural ” ile yeniden hayranları karşısına çıkacaktı.

1985 yılında Meryl Streep ile birlikte rol aldığı “ Out of Africa ” büyük başarı elde etti ve sekiz dalda Oscar adayı oldu. 1986’da “ Legal Eagles ”ta rol aldıktan sonra 1988 yapımı “ The Milagro Beanfield War ” ile yeni bir yönetmenlik denemesine girişti.

Bundan böyle sinema kariyerini gerek kamera önünde, gerek de kamera arkasında aldığı görevlerle sürdüren aktör, 1990’da “ Havana ” filminde Jack Weil karakterini canlandırdı. Film eleştirmenler ve izleyicilerce pek de ilgiyle karşılanmadı. Ama 1992 yılında rol aldığı “ Sneakers ” Redford’da hala iş olduğunu, onun oyunculuk yeteneğinden hiçbir şeyin eksilmediğini kanıtlıyordu. Aynı yıl yönetmenliğini üstlendiği “ A River Runs Through It ” ile de yönetmenlik alanındaki ününe ün katmayı sürdürdü.

1993’te rol aldığı “ Indecent Proposal ”da Demi Moore’a, kendisiyle sevişmesi için bir milyon dolar teklif eden seksi milyoner John Gage rolünde yine dikkatleri üzerinde topluyordu. Film dönemin box-office listelerinde ön sıralarda yer aldı. 1994 yılında yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği “ Quiz Show ” ise ona bir Oscar adaylığı daha getirdi.

1996’da rol aldığı “ Up Close and Personal ”ın ardından, Nicholas Evans’ın hit romanı “ The Horse Whisperer ”ın sinema uyarlaması üzerinde çalışmalarına başladı. Kristin Scott Thomas ve Sam Neill’in rol aldığı 1998 yapımı film, uzunluğu ve aşırı müsamahakarlığı sebebiyle eleştirmenlerden olumlu puan alamadı.

2000 yılında yine hem yönetmenliğini hem yapımını üstlendiği “ The Legend of Bagger Vance ” filminde Matt Damon, Will Smith ve Charlize Theron ile birlikte çalıştı. Ardından 2001’de “ The Last Castle ” ve “ Spy Game ” için kamera karşısına geçti. Bunlardan “ The Last Castle ” sinemaseverler tarafından çok fazla ilgi görmediyse de Redford hayranları, aktörün “ A River Runs Through It ”deki çalışma arkadaşı Brad Pitt ile birlikte rol aldığı “ Spy Game ” filmine çok ilgi gösterdiler...

Filmografi 2001 New York in the 50's 2001 The Last Castle 2001 Spy Game 2000 In the Shadow of Hollywood 2000 The Legend of Bagger Vance 1999 Forever Hollywood 1998 The Horse Whisperer 1998 Enredando sombras 1997 Anthem 1996 Up Close & Personal 1996 Wild Bill: Hollywood Maverick 1994 Quiz Show 1993 Indecent Proposal 1992 Incident at Oglala (seslendirme) 1992 Sneakers 1992 A River Runs Through It 1991 Our Biosphere: The Earth in Our Hands 1990 Havana 1989 Yosemite: The Fate of Heaven (seslendirme) 1989 To Protect Mother Earth (seslendirme) 1989 Changing Steps (seslendirme) 1988 The Milagro Beanfield War 1986 Legal Eagles 1985 Out of Africa 1984 The Natural 1980 Brubaker 1980 Ordinary People 1979 The Electric Horseman 1977 A Bridge Too Far 1976 All the President's Men 1975 The Great Waldo Pepper 1975 Three Days of the Condor 1974 The Great Gatsby 1973 The Way We Were 1973 The Sting 1972 The Hot Rock 1972 Jeremiah Johnson 1972 The Candidate 1970 Little Fauss and Big Halsy 1969 Butch Cassidy and the Sundance Kid 1969 Tell Them Willie Boy Is Here 1969 Downhill Racer 1967 Barefoot in the Park 1966 The Chase 1966 This Property Is Condemned 1965 Situation Hopeless... But Not Serious 1965 Inside Daisy Clover 1962 War Hunt

Yanıtlar