Roman dilleri

Romans Dilleri, Hint-Avrupa dillerinin alt birimi, kökeni Roma İmparatorluğu'nun dili Latince olan bütün dilleri kapsar. Dünya çapında Romans dillerini anadili gibi bilen insan sayısı 600 milyondan fazladır. Bu diller Amerika, Avrupa ve Afrika kıtalarında daha sık rastlanılan dillerdir, ama genel olarak dünyanın her yerine dağılmış oldukları söylenebilir.

Roman dilleri

Romans Dilleri, Hint-Avrupa dillerinin alt birimi, kökeni Roma İmparatorluğu'nun dili Latince olan bütün dilleri kapsar. Dünya çapında Romans dillerini anadili gibi bilen insan sayısı 600 milyondan fazladır. Bu diller Amerika, Avrupa ve Afrika kıtalarında daha sık rastlanılan dillerdir, ama genel olarak dünyanın her yerine dağılmış oldukları söylenebilir.

Bütün Romans dilleri (kimi zaman Romanik diye de geçer) Genel Latince'den gelir. Roma edebiyatında kullanılan Klasik Latince'den daha farklı olan Genel Latince'yi Roma İmparatorluğu'nun tebasında olan askerler, seyyahlar ve köleler kullanırdı. MÖ 200 ve MS 100 yılları arasında, imparatorluğun genişlemesi, devletin eğitim ve yönetim politikalarıyla birleşince, Genel Latince İber Yarımadası'ndan başlayarak Karadeniz'in doğu kıyılarına kadar olan geniş bir alanda ilk dil olarak kullanılır oldu. İmparatorluğun beşinci yüzyıldaki gerilemesi ve çöküşüyle birlikte, Genel Latince yerelleşti ve bu dilden onlarca farklı yerel dil ve lehçe oluştu. Fransız, Portekiz ve İspanyol denizaşırı sömürge imparatorlukları onbeşinci yüzyıldan sonra bu dilleri başka kıtalara da yaymaya başladılar - öyle ki bütün Roman dillerini kullananların 2/3'ü artık Avrupa dışındaydı.

Roma öncesi diller ve sonraki işgallere rağmen, Roman dillerinin fonetik, morfolojik özellikleri, sözcükleri ve sözdizimi aslen Genel Latince'ye dayanmaktadır. Bu dillerin, grup olarak, bu gibi dilbilgisi özellikleri, onları Hint-Avrupa dillerinin diğer altbirimlerinden ayırır. Genel olarak, bir iki istisna hariç, Romans dilleri Klasik Latince'nin çekim yapısını kaybetmiştir. Bunun sonucunda Romans dilleri ÖFN(Özne-Fiil-Nesne) cümle yapısını ve edatların geniş anlamda kullanımını zorunlu hale getiren bir yapı geliştirmişlerdir.

Tarihçe

Genel Latince

Genel Latince ile ilgili bugüne kadar kalan çok az belge vardır, ve bu az belgenin bir çevirisini yapmak ve çevirilerin arasında uyum sağlayarak bir dil yakalamak çok zordur. Her halukarda, bu dili kullananların bir çoğu askerler, köleler ve zorla göç ettirilmiş kimselerdi - bu kişilerin Roma'nın ana yurdundan çok işgal edilen yerlerin yerlileri olması daha muhtemeldir. Tahminlere göre, Genel Latince bütün Roman dillerinin ortak özelliklerini bulundurmaktaydı, ve onları Klasik Latince'den ayıran özellikleri vardı - bu özelliklerin başlıcaları edatların çekim sisteminin yerini alması, nötr cinsiyetin ve birçok eylemsel zamanın yok olması, tanımlıkların kullanımı ve } and } lerin telaffuzudur.

İmparatorluğun Çöküşü

Roma İmparatorluğu'nun siyasi çöküşü ve Kavimler Göçü, Özellikle de Cermen kökenli toplulukların akınları, Latince konuşan dünyanın birçok bağımsız kesimlere bölünmesine yol açmıştır. Orta Avrupa ve Balkanlar, Cermen ve Slav topluluklarının, Hunların ve Türkler tarafından alınmıştır, bu da Romanya'yı geri kalan Latin Avrupası'ndan ayırmıştır. Latince, bir süreliğine Roma toprağı olan İngiltere'de de yok olmuştur. Öte yandan, İtalya,Fransa ve İber Yarımadası'na gelen Cermen toplulukları Latince'yi ve Roma kültüründen kalanları benimsemişler, ve bunun sonucunda da bu bölgelerde Latince'nin hakimiyeti sürmüştür.

Farklılaşma

Beşinci ve onuncu yüzyıllar arasında, Genel Latince yerel bazda eşzamanlı olarak evrimler geçirmiştir. Bu evrimler onlarca farklı yerel dil ve lehçe ortaya çıkarmıştır. Bu evrim süreci çok az belgelenebilmiştir, bunun sebebi de bütün amaçlar için yazı dilinin hala Klasik Latince olmasıdır.

Yerel dillerin tanımlanışı

Onuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında, kimi yerel diller yazıya dökülmeye ve Latince'nin birçok alanda yerini almaya başladı. Portekiz gibi kimi ülkelerde bu değişim yasal yollardan hızlandırılmıştır. İtalya gibi bazı ülkelerde ise yerel dillerin yükselişi birçok iyi şairin ve yazarın bu dilleri kabul edip kullanmalarına yol açmıştır.

Aynılaşma ve standardizasyon

16 yüzyıldan itibaren, matbaanın icadı Roman dillerindeki evrimi büyük ölçüde yavaşlatmıştır, ve bu sayede siyasi sınırlar içerisinde aynı dilin kullanımına yönelik bir eğilim oluşmuştur. Örneğin Fransa'da Paris ve civarında konuşulan "Fransiyen" zamanla bütün ülkeye yayılmıştır, bununla birlikte güneyde kullanılan "Langue d'Oc ve "Franko-Provençal dili" büyük güç kaybetmiştir.

İsmin tarihçesi

"Romans" terimi Genel Latince'deki, romanicus sözcüğünden türetilen, romanice belirtecinden gelir. Romanice Latince'de Romalı, Roma kökenli demektir. (Bu sözcük yabancı kökenli romantizm ve onunla kökteş sözcüklerle karıştırılmamalıdır.)

Günümüzdeki durumu

Şu an Dünya'da en çok konuşulan Roman dili İspanyolcadır. Onu sırasıyla Portekizce,Fransızca,İtalyanca,Rumence ve Katalanca takip eder. İlk beş dilin hepsi, her biri birden fazla ülkede ana dil ve resmi dil olarak kabul edilmiş dillerdir. Birkaç diğer dil ise bölgesel olarak veya sınırlı bir biçimde resmi statüye sahiptir - örneğin Sardunyaca ve Franko-Provençal dili İtalya'da, Romansh İsviçre'de , Galiçya dili,Katalanca ve Aranezce İspanya'da sınırlı kullanım alanı bulan dillerdir. Bunun yanında İspanyolca, İtalyanca, Portekizce, Fransızca ve İtalyanca halihazırda Avrupa Birliği resmi dilleridir.(2007 yılında Romence de aynı statüyü alacaktır.)

Geri kalan Roman dilleri ise günlük hayattaki konuşmalarda yaşama savaşı vermektedir. Ulusal hükümetler tarih boyunca dillerin çeşitliliğini ulusal, yönetsel ve askeri bir sorun ve ayrılıkçılığı besleyen bir öge olarak gördüler. Bunun sonucu olarak da çeşitliliği hep yok etmeye çalıştılar (ulusal dilin kullanımını özendirerek ve diğer dillerin medyadaki kullanımını sınırlayıp, onları sadece "lehçe" olarak sınıflandırarak) veya daha da kötü uygulamalara gittiler.

Yirminci yüzyılın son dönemlerinde, azınlık haklarına karşı hassasiyetin giderek artmasıyla bu dillerin kültür mirasına geri kazandırılması ve kaybedilmiş bazı haklarının yeniden kazanılması gündeme gelmektedir. Ancak bu girişimlerin resmi olmayan dillerin yok oluşuna mani olacağı hala belli değildir.

Yapısal özellikler

Hint-Avrupa dillerinden alınmış özellikler

Hint-Avrupa dil ailesi'nin bir üyesi olarak, Romans dilleri de bu ailenin diğer altbirimleriyle birtakım ortak özelliklere sahiptir(Keltçe, Cermen dilleri, Slav dilleri gibi dillerle ve Hint-Fars dillerinden bazıları olan Arnavutça, Ermenice, Yunanca, Litvanya dili gibi dillerle) ve özellikle de İngilizce ile birçok konudan yakınlık gösterirler. Ama bu özellikler onları Hint-Avrupa kökeni olmayan dillerden (Arapça, Baskça, Macarca, Tamil dili vs.) ayırır. Bu özelliklerden bazıları:
  • Neredeyse bütün sözcükler dört ana türün üyesidir: adlar, eylemler, sıfatlar ve belirteçler. Her bir sınıfın tümcede belli görevleri vardır.
  • Aynı veya farklı türlerden sözcük yapmak için karmaşık sözcük türetim sistemleri vardır.
  • Türetim neredeyse bütün örneklerde, sonekin değiştirilmesi ile olur, ayrıca her sözcüğün nispeten az olan bir "sonek kapasitesi" vardır.
  • Eylem merkezlidirler, yani cümlecik yapısı bir eylem ve bu eylemin anlattığı harekete bağlı olarak gelebilen bir iki addan oluşur.
  • Eylem, hareketin zaman, bitmişlik veya devamlılık gibi çeşitli niteliklerini anlatmak için türetilir ve türetiliş aynı zamanda çekilinecek olan kişi, ögelerin tekilliği-çoğulluğu ve nesneye göre değişiklik gösterebilir.
  • Eylem, belirteçler tarafından da nitelenebilir, veya edatlarla cümle içindeki anlamları belirlenen birtakım isimler de kullanılabilir.
  • Adlar çeşitli cinslere ve tekillik-çoğulluklarına göre sınıflandırılmıştır.
  • Önadlar adları nitelerler, ve bütün önadlar köklerini andırmasına ve tekillik-çoğulluğu taşımasına göre çekilir.
  • Eylemler, Arapça ve İbranice'de olduğu gibi nesnenin cinsine göre çekilmezler.
  • Vurgu ve tonlama sadece cümle içinde kullanılır, örneğin sürpriz veya sorgulama gibi vurgu ve tonlamanın önemli olduğu yerlerde. Bu anlamda bu diller Mandarin Çincesi ve Yorùbá dili gibi dillere pek benzemez, bu dillerde vurgu ve tonlamaya göre sözcüğün anlamı değişir.

    Klasik Latinceden alınmış özellikler

    Roman dilleri Klasik Latince'den birtakım özellikler almıştır ve bu özellikler onları diğer Hint-Avrupa dillerinden ayırır.
  • Latince'de tekillik ve çoğulluktan başka bir de çiftlik vardır. Roman dilleri bugün bu özelliğe sahip değildirler, yalnızca tekillik ve çoğulluk geride kalmıştır. Bu kuralı ihlal eden tek sözcük Portekizce ve İspanyolca'da ambos Rumence de ise ambii olarak bilinen sözcüktür, ki zaten bu sözcük de "çift, her ikisi" (İng. both) anlamlarına gelmektedir.
  • Roman dillerinin tamamı Latince'den en azından üç zaman kalıbı almıştır, örneğin DĪCIT "söyler"(İng. he says), DĪXIT "söyledi"(İng. he said), DICĒBAT "söylüyordu"(İng. he was saying). (Fransızca'da il dit, il a dit, il disait, İspanyolca'da dice, dijo, decía, İtalyanca'da dice, ha detto, diceva, vs.)
  • Her zaman için, genel olarak altı tane farklı fiil çekimi esas alınmıştır, bunlar "ben,sen,o"yu ve bunların çoğulları olan "biz,siz,onlar"ı çekerler.
  • Latince STARE (geçici durumlar için) ve ESSE (şart olan özellikler için) sözcüklerinden gelen iki yardımcı fiil (türkçede olmak, etmek, kılmak, yapmak vs.) vardır, ve aslen bütün Roman dillerinde de bu şekildeki sözcükler vardı. Ancak bu ikisi arasındaki fark bazı dillerde zamanla kaybolmuştur, özellikle Fransızca'da. Fransızca'da şu anda sadece tek bir yardımcı fiil vardır. (Geç Orta Çağ'da stare ve esse , ester and estre olmuştur.) Fonetik gelişmeden dolayı êter and être, sonradan tek bir sözcükte birleşmiştir: être
  • Bütün bu diller 22 harfli olan çekirdek Latin alfabesi ile yazılır: A, B, C, D, E, F, G, H, I, L, M, N, O, P, Q, R, S, T, V, X, Y, Z — değişik zamanlarda değiştirilmiş ve genişletilmiştir
  • K ve W harfleri Roman dillerinde nadiren kullanılır - kullanıldığı yerler ise sindirilememiş yabancı sözcüklerdir, geç Latince'de kullanıldığı gibi.
  • Standart İtalyanca'da çift ünsüzlerin Latince'den kalma telaffuzu korunmuştur.

    Genel Latinceden alınmış özellikler

    Romans dillerinin Klasik Latince ile ortak olmayan bazı özellikleri vardır. Bu özelliklerin Genel Latince'den geldiği düşünülmektedir. Roman dillerinin tamamı Latince'den alınmış olmasına rağmen, Roman dilleri birbirlerine ortak ataları Latince'den daha yakındır. En önemli fark Klasik Latince'de olan (halihazırda Türkçe'de de olan) durum sistemidir. Durum sistemi çok önemlidir çünkü sözdiziminde büyük serbestlik sağlamaktadır. Bu sistemin halihazırdaki Roman dillerinde bir örneği yoktur(Latince'deki ismin 7 halinin üçünü koruyan Rumence hariç.). Bu anlamda, herhangi bir modern Roman dili ile Latince arasındaki mesafe, Eski İngilizce ve Modern İngilizce arasındakine benzetilebilir. Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca konuşanlar, kolaylıkla telaffuz farklılıklarını görebilir ve bu yolla birçok Latince sözcüğü öğrenebilirler, ancak Latince cümleleri anlamaları zordur.
  • Ad çekimi yoktur, ki bunun anlamı, adlar hiçbir şekile cümledeki görevlerine göre değiştirilemez veya ek alamazlar. (Bir istisna Rumence'dir. Bu dilde katıştırılmış bir tamlayan/yönelme hali vardır.)
  • Sadece iki cinsiyet vardır, Klasik Latince'nin nötr cinsiyeti yoktur. (Rumence burada gene bir istisna durum yaratır, bu dilde hala nötr cinsiyet vardır; İspanyolca'da ise hala nötr cinsiyetin üçüncü tekil kişi adılı ello, işaret adılları eso, esto, aquello ve nötr tanımlık lo, hepsi birtakım cisimler ve soyut adlar için kullanılır.)ve İtalyanca birebir nötr cinsiyeti korumamış, ancak bazı nötr cinsiyet kalıntıları hala gözlenebilmektedir.
  • Kurallı cümle yapısı "özne nesne eylem"den çok, "özne eylem nesne" biçimindedir, bu cümle yapısı dilin esnekliğini ve kıvraklığını biraz olsun yitirmesine yol açmıştır.
  • Önadlar genel olarak niteledikleri adı takip ederler.
  • Addan türemiş birçok eylemsel Latince yapı (örneğin dolaylı anlatımda belirtme durumunun mastarlarla kullanımı ve mutlak çıkma durumunun kullanımı) İtalyanca hariç bütün Roman dillerinde ikincil kullanımları da dahil olmak üzere terk edilmiştir.


Örnekler:
Latince *İtalyanca
Tempore permittente Tempo Permettendo
Hoc facto Fatto Ciò


  • Belirli ve belirsiz tanımlıklar vardır, bunlar Latince'deki işaret önadlarından ve UNUS (bir) sayısından gelir.
  • Latince gelecek zaman, sonradan üretilmiş yeni gelecek zamanlarla ve bileşik zamanlarla yer değiştirmiştir.
  • Birçok Latince yapay geçmiş zaman kaybedilmiş, ve bunlar genel olarak "olmak", "sahip olmak (İng. to have) + eylem" bileşik kalıplarıyla yer değiştirmiştir.
  • Latince hallerin birbirinden farklılığını kısmi bir biçimde de olsa koruyan, ayrıntılı bir adıl sistemi vardır.
  • Uzun ve kısa ünlüler arasındaki farkın Klasik Latince'de de olduğu tahmin edilmektedir, ancak zamanla yerini sözcüksel vurguya bırakmıştır. Sözcüksel vurguda sözcükteki tek bir ünlüye diğer ünlülerden biraz daha fazla bastırılır.
  • Birçok Latince bağlayıcı öneki, sözlüğe yeni kökler ve fiil gövdeleri olarak eklenmiştir. Örneğin, İtalyanca'da estrarre ("çıkarmak") Latince'deki EX- ("dış") ve TRAHERE ("sürüklemek") sözcüklerinin birleşmesiyle oluşur.
  • Latin harfleri olan C ve G harflerinin telaffuzu — genel olarak } ve } biçiminde telaffuz edilirler — E ve I harflerinden önce geldikleri zaman farklılaşır.

    Diğer ortak özellikler

    Romans dilleri yukarıdaki etkilenimlerinden başka hepsinde ortak olmayarak diğer bazı dillerden de etkilenmiştir. Bunun en büyük sebebi Orta Çağ'da yaşanan kültürel yayılımlardır. Bu kültürel yayılımlar ise edebi yayılım, ticari ve askeri ilişkiler, siyasi egemenlikler, Katolik Kilisesi'nin etkisi ve özellikle geç dönemlerde Klasik Latince temel alınarak yapılan "dilde saflaştırma" hareketleridir. Bu özelliklerin bir kısmı Roman olmayan (hatta Hint-Avrupalı olmayan dillere bile) dillere de geçmiştir, özellikle de Avrupa'da. Bu özelliklerden bazıları:


  • Birçok Roman dili şahsı değiştiren (sen - siz) resmi konuşma şekillerine sahiptir, Fransızca'daki tu / vous , İspanyolca'daki / usted , Portekizce'deki tu / você veya İtalyanca'daki tu / Lei gibi.
  • Hepsi çok sayıda önek, gövde ve sonek barındırır, sonekler ve önekler Yunanca ve Latince'den gelir ve bu ekler yeni sözcükler türetmek içindirler. Örnek olarak, "tele-", "poly-", "meta-", "pseudo-", "dis-", "ex-", "post-", "-scope", "-logy" ve "-tion" ekleri verilebilir.
  • Ünlü olarak geçtiği her yerde, ünsüz V yerini yeni bir harf olan U'ya bırakmıştır.
  • Birçoğu yeni bir harf olan J'yi bünyesine kabul etmiştir. (aslen Sami dillerindeki I, zamanla farklı dillerde çeşitli telaffuzlar kazanmıştır, J de buradan gelir)
  • Bütün Roman dilleri, benzer imla kurallarıyla büyük ve küçük harflerin bir karışımını kullanırlar. Bu harflerin arasında telaffuz veya kullanım açısından bir fark yoktur.
  • Çok benzer noktalama kuralları kullanırlar.

    Farklı özellikleri

    Aynı kökenden geliyor olmalarına rağmen, Genel Latinceden gelen dillerin kendi aralarında birçok farklılıklar bulunur. Bu farklılıklar dilin her alanında ortaya çıkar. Bu farklılıkların birçoğunun Roma İmparatorluğu'nun dağılımının sonrasında dillerin bağımsız gelişiminden olduğu görülebilir. Tabii ki diğer bazı etkenleri saymadan olmaz: işgaller, kültürel etkileşimler, Roma'nın işgal ettiği ülkelerin Latince'den önce kullandıkları diller ve Roma'nın kendi içindeki farklılıklar vs.


Genel kanıya göre, Portekizce ve Fransızca Romans dilleri içinde en yenilikçi olanlarıdır, tabii ki de farklı biçimlerde yenilikler getirmişlerdir. En az etkilenenler ise Sardunya dili ve Rumence olmuştur. İtalyanca'nın diğer alt kolları da nispeten az bir değişime uğramıştır denilebilir. Aslında bütün Roman dilleri, Sardunya dili ve Rumence de dahil, ortak atalarından çok uzaklaşmışlardır.

Rumence (Aromanca gibi birtakım ufak dillerle birlikte) aslında birtakım gramer özellikleri bakımından Roman dilleri ile ortaktır ama aynı zamanda Roman dillerinden olmayan dillerle de ortak olduğu noktalar vardır. Bunların en bilinenleri Balkan dilleridir, Arnavutça, Bulgarca , Yunanca, Sırpça gibi. Bu özelliklerden biri, örnek vermek gerekirse, artakalan hal sisteminde tanımlıkların sonek olarak gösterilmesidir. (cer = "gök",(ing)"sky", cerul= "gök", (ing)"the sky") Balkan dil birliği olarak adlandırılan bu hadise, Roma sonrasındaki dönemde oluşmuş olabilir.

Ses değişimleri

Romans dillerdeki sözcükler bu dillerin ortaya çıkmalarından beri her dilin kendine has bazı fonetik değişimlerine bağlı olarak büyük değişikliğe uğramışlardır. Bu değişiklikler aşağı yukarı bütün sözcüklere uygulanmıştır, ama değişiklikler de genel olarak ses altyapısına ve morfolojik yapıya göre koşullandırılmıştır.

Bazı dillerde orjinal Latince sözcüklerden harf düşmeleri olmuştur. Özellikle Fransızca sondaki bütün ünlüleri düşürmüştür, hatta bazen takip eden ünsüzü bile düşürmüştür: böylece Latince LUPUS ve LUNA İtalyanca'da lupo ve luna ancak Fransızca'da loup } ve lune } olmuşlardır. Katalanca, Ositanca ve Dako-Rumence birçok eril adda ve sıfatta son ünlülerini düşürmüştür, ama dişi ad ve sıfatlarda son ünlüler korunmuştur. Portekizce, İspanyolca, İtalyanca ve Franco-Provençal dili gibi bazı diller ve Rumence'nin güneylerde konuşulan lehçeleri bu ünlüleri tamamen korumuştur.

Portekizce, İspanyolca ve Venetçe gibi bazı diller, fiillerin mastar hallerinin sonundaki -E sonekini düşürmüşlerdir, örnek olarak DĪCERE → Portekizce dizer ("söylemek"). Sondan atmanın yaygın olarak görüldüğü bazı diğer durumlara örnek vermek gerekirse Latince AMĀT → İtalyanca ama ("seviyor, sever"), AMĀBAMamavo ("seviyorum, severim"), AMĀBATamava ("sevdi, sevmiş, sevmişti, seviyordu"), AMĀBATISamavate ("seviyordunuz, sevdiniz, sevmişsiniz") vs..

Sözcüğün ortasındaki seslerin düşürülmesi de alışılmadık bir durum değildir, örneğin Latince LUNA → Galiçyaca ve Portekizce lua, CRĒDERE → İspanyolca creer ("inanmak").

Öte yandan, bazı dillerde bazı sözcüklere kaynaştırma ünlüsü eklendiği de görülür. Örneğin, İspanyolca ve Portekizce'de e sesi genel olarak S + ünsüz ile başlayan sözcüklerin başına eklenir, SPERŌespero ("umuyorum, umarım") gibi. Fransızca da aynı yoldan gitmiştir ama sonradan s sesini düşürmüştür: SPATULAépaule ("omuz"). İtalyanca'da ise, tamamen ayrı tanımlıklar olan , lo (belirli) ve uno (belirsiz), S + ünsüz içeren eril sözcükler için kullanılır :sbaglio, "hata", aynı zamanda z ile başlayan bütün eril sözcükler için de kullanılır: (zaino, "sırt çantası").

Kelime vurgusu

Roman dillerinde vurgu yapılan hece sözcükten sözcüğe değişiklik gösterir, genel olarak bir sözcük türediği zaman da bu hece değişir. Bazen sözcük aynı olduğu halde anlam farklı olduğu için (sesteş) vurgunun değiştiği olur: ör. İtalyancaPapa } ("Papa") ve papà } ("baba"), veya İspanyolca'da cantara ("söyleyecekti") and future cantará ("söyleyecek"). Roman dillerinde vurgunun genel amacı normal konuşmadaki sözcüklerin farklarını fark etme konusunda ipucu vermektir.(türkçedek "hala" (babanın kız kardeşi) ve "hala" (an itibariyle devam etmekte olan bir eylemden bahsederken) gibi).

Romans dillerde vurgu genelde sonraki üç heceden birinde verilir. Bu sınır bazı çekilmiş eylemlerde geçerli olmayabilir. ör: İtalyanca mettiamocene }veya Metintilu Frulyanca ("Birazını oraya koyalım.") veya İspanyolca entregándomelo } ("bana iletmekte"). Aslında vurgu sondan bir önceki hecededir, ama bu kural bazı dillerde değişmiştir. Örneğin Fransızca'da son ünlünün düşmesi vurgunun son heceye gitmesini neredeyse mecburi kılmıştır.

Çoğullaşma

Kimi Roman dilleri } sonekini çoğul eki olarak kullanır (Latince belirtme halinin çoğulundan). Bunun yanında bazıları da son ünlüyü değiştirerek bunu yaparlar. (Latince yalın halin son harfi })'den esinlenilerek).
  • } kullananlar: Portekizce, Galiççe(Galiçyaca), İspanyolca, Katalanca, Ositanca, Sardunyaca, Frulyanca.
  • Ünlü değiştirenler: İtalyanca, Rumence.
  • İşaretsiz: Fransızca (önceden } ile belirtilirdi, ancak konuşma dilinde bu kaybolmuştur; çoğulluk sözcüğün kendisinden çok tanımlığında gösterilir, ancak yazıda hala sonek kullanılmaktadır.)

    "Daha" Sözcüğü

    Bazı Romans dilleri Latince'deki "plus" sözcüğünün değişik versiyonlarını, bazıları da "plus" yerine "magis" sözcüğünün değişik versiyonlarını kullanmayı tercih eder.
  • Plus'dan türetenler: Fransızca plus }, İtalyanca più },Frulyanca plui lehçeli Katalanca pus } (Mayorka lehçesinde özellikle olumsuz anlamda kullanılır.)
  • Magis'den türetenler: Galiççe(Galiçyaca) ve Portekizce (mais, bu iki dilin atalarında her iki sözcükten de türetme yapıldığı görülür: mais ve chus), İspanyolca (más), Katalanca (més), Venetçe (massa or masa, "çok fazla") Ositanca (mai), Rumence (mai), İtalyanca (mai, sadece non... mai kalıbında kullanılır, "asla" anlamına gelir.)

    "Hiçbir şey"

    İspanyolca ve Portekizce'de "hiçbir şey" için "nada", Galiççe(Galiçyaca)'da nada ve ren, Fransızca'da rien , Katalanca'da res , Ositanca'da ren, Rumence'de nimic, İtalyanca'da niente ve nulla, Frulyanca'da nue ve nuie kullanılır. Rivayete göre bu üç değişik köken NULLAM REM NATAM ("hiçbir şey doğmadı") cümlesinin sözcüklerinden gelir.

    Kaynaklar

    * Vikipedi

Roman dilleri

çokluk, özel, isim

    Latinceden türemiş yaşayan diller.

İlgili konuları ara

Yanıtlar