süpernova

Milattan sonra 1054 yılının 4 Temmuz gecesi, Çin İmparatorluğu'nun astronomları, gökyüzünde çok dikkat çekici bir olayın gerçekleştiğini gözlemlediler. Gökyüzündeki boğa burcunun yakınlarında, aniden çok parlak bir yıldız ortaya çıktı. Yıldız o kadar parlaktı ki, ışığı gündüzleri bile kolaylıkla farkedilebiliyor, gece ise neredeyse

Süpernova

Bazı yıldızların nükleer reaksiyonlar sonucu çok şiddetli biçimde patlamasıdır. Milyarlarca yıl boyunca parlayarak hidrojenini tüketen yıldızlar, soğumaya başlar. Hidrojenin sebep olduğu büyük parlaklık azalır. Çekim gücündeki denge bozularak, yıldız tekrar büzüşmeye başlar. Bu durumda çekirdek yine ısınır, helyum eriyerek yeni patlamalara sebep olur. Bunun sonucunda da radyasyonların itmesiyle yıldızın kenar katları bir balon gibi şişmeye başlar.


Genişleyip kırmızı dev haline gelen yıldız, ömrünün sonuna gelmiş demektir. Müthiş bir patlamayla hayatı sona erer. Eğer bu patlama çok büyükse süpernova adını alır.

Patlamadan kısa bir süre sonra parlaklıkları birkaç milyon tane güneşin toplam parlaklığına ulaşır. Çoğu zaman bir galakside süpernova patlaması olduğunda bütün galaksi aydınlanır. Bu olay uzak galaksilerden kolayca takip edilebilir. Büyük kütleli yıldızların bu şekilde patlamasıyla uzaya 5-10 güneş kütlesi kadar madde atılır. Eliptik galaksilerin yaşlı yıldızlarında meydana gelen şiddetli süpernova patlamalarındaysa uzaya 15.000 km/s’lik bir hızla güneş kütlesi kadar madde fırlatılır ve bu maddede hiç hidrojen yoktur. Bu süpernovaların parlaklıkları 10 milyon güneş parlaklığına kadar çıkabilir.

Güneş sistemine en yakın yıldız olan Alfa Centauri uzaklığında (4,3 ışık yılı) bir süpernova patlaması olsa, süpernova olarak patlayan yıldızı, uzun süre güneş kadar parlak görürüz. Yani gökyüzünde iki güneş olur. Yayılan kozmik ışınlarla önce dünyanın ozon tabakası yok olur ve yeryüzüne çok fazla morötesi ışın ulaşır. Bitki özümlenmesini sağlayan ışınlarsa yeryüzüne ulaşmaz. Sıcaklık düşer, yağış azalır ve kozmik ışınların da etkisiyle dünya üzerinde canlı hayat felce uğrar. Böyle bir süpernova Güneş sisteminin merkezinde patlasa, dünya diğer bütün gezegenlerle birlikte o anda milyonlarca derece sıcaklık altında ve çok şiddetli şok dalgalarıyla kısa sürede iyonlaşmış gaz haline gelip, saniyede 10.000-15.000 km’lik bir hızla uzaya fırlatılır.

Süpernova olayı çok ender görülen bir olaydır. Samanyolu Galaksisi içinde son 2000 yılda sadece 14 süpernova patlaması kaydedilmiştir. Galaksimizde son süpernova infilakı 1604 yılında Yılancı takımyıldızında gözlenmiştir. Bu yıldız Kepler Süpernovası olarak bilinir.

Milattan sonra 1054 yılının 4 Temmuz gecesi, Çin İmparatorluğu'nun astronomları, gökyüzünde çok dikkat çekici bir olayın gerçekleştiğini gözlemlediler. Gökyüzündeki boğa burcunun yakınlarında, aniden çok parlak bir yıldız ortaya çıktı. Yıldız o kadar parlaktı ki, ışığı gündüzleri bile kolaylıkla farkedilebiliyor, gece ise neredeyse Ay'dan daha parlak görünüyordu.

Çinli astronomların gördükleri ve kaydettikleri bu olay, evrendeki en ilginç astronomik oluşumlardan biriydi aslında. Bu bir "süpernova"ydı.

Süpernova deyimi, astronomlar tarafından bir yıldızın patlayarak dağılmasını isimlendirmek için kullanılır. Dev bir yıldız, korkunç bir patlama ile kendisini yok eder ve içindeki madde de yine korkunç bir hızla dört bir yana dağılır. Bu patlama sırasında yayılan ışık, yıldızın normal ışımasından binlerce kat daha kuvvetlidir.

Astronomlar süpernovaların evrenin oluşumunda çok önemli bir rol oynadığını düşünürler. Bu patlamalar, astronomların tahminine göre, maddenin evrende bir noktadan başka noktalara taşınması işine yarar. Patlama sonucunda dağılan yıldız artıklarının, evrenin başka köşelerinde birikerek yeniden yıldızlar ya da yıldız sistemleri oluşturduğu varsayılmaktadır. Bu varsayıma göre, Güneş, Güneş Sistemi içindeki gezegenler ve bu arada elbette bizim Dünyamız da, çok eski zamanlarda gerçekleşmiş bir süpernova patlamasının sonucunda ortaya çıkmıştır.

Ancak işin ilginç yanı, ilk bakışta basit birer patlama gibi durabilecek olan süpernovaların, gerçekte çok hassas bazı dengeler üzerine kurulmuş olmalarıdır. Michael Denton, Nature's Destiny (Doğanın Kaderi) adlı kitabında şöyle yazar:


   Süpernovalar ve aslında bütün yıldızlar arasındaki mesafeler çok kritik bir konudur. Galaksimizde yıldızların birbirlerine ortalama uzaklıkları 30 milyon mildir. Eğer bu mesafe biraz daha az olsaydı, gezegenlerin yörüngeleri istikrarsız hale gelirdi. Eğer biraz daha fazla olsaydı, bir süpernova tarafından dağıtılan madde o kadar dağınık hale gelecekti ki, bizimkine benzer gezegen sistemleri büyük olasılıkla asla oluşamayacaktı. Eğer evren yaşam için uygun bir mekan olacaksa, süpernova patlamaları çok belirli bir oranda gerçekleşmeli ve bu patlamalar ile diğer tüm yıldızlar arasındaki uzaklık, çok belirli bir uzaklık olmalıdır. Bu uzaklık, şu an zaten var olan uzaklıktır.(1)


Süpernovaların oranları ve yıldızların mesafeleri, aslında evrenin sahip olduğu büyük düzenin çok küçük iki ayrıntısıdır. Evreni biraz daha detaylı olarak incelediğimizde ise, karşılaştığımız düzen olağanüstüdür.

Kaynak: Evreninyaratılışı.com

İlgili konuları ara

Yanıtlar