Serbest bölge İhracat için yatırım ve üretimi arttırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli biçimde karşılamak, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha çok faydalanmak üzere kanunla belirlenen ve gümrük hattı dışında bırakılan bölge. “Serbest bölge” ilan edilen ve milletlerarası ticarete açılan bölge


Serbest bölge

Serbest bölge Alm. Freihandelszone, Freihandelsgebiet, Fr. Zone libre, İng. Free zone, Free TradeZone. İhracat için yatırım ve üretimi arttırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli biçimde karşılamak, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha çok faydalanmak üzere kanunla belirlenen ve gümrük hattı dışında bırakılan bölge.

“Serbest bölge” ilan edilen ve milletlerarası ticarete açılan bölgede sadece mali mevzuat (vergi, teşvik vb.) tamamen veya kısmen uygulanmaz. Diğer yasalar açısından serbest bölge ülkenin siyasal sınırları içindedir. Uygulamada yaygın olan serbest bölgelerin serbest ticaret merkezi durumunda olmalarıdır. Birçok gelişmiş ülkede, bazı liman şehirlerinin hızla gelişmesinde, serbest bölge olmaları birinci derecede rol oynamıştır. New York, San Fransisko, Hamburg, Kopenhag, Marsilya ve Hong Kong böyle şehirlerdir.

İlk uygulanan şekliyle oldukça eski bir tarihi olan serbest bölgelerin, modern anlamıyla ilk uygulaması 16. yüzyılda Avrupa'da başladı. On dokuzuncu yüzyılda Amerika'ya, İngiltere'nin Hong Kong'daki uygulamasıyla Uzak Doğuya yansıdı. Fakat serbest bölgelerin bütün dünyaya yayılması 1930'larda oldu. Bazı ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımının kendi üzerlerindeki etkilerini azaltmak ve ticari bölgelerine mal akışını hızlandırmak için serbest bölgeler kurdular. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde 1950'li yıllarda başlayan ithal ağırlıklı politikaların 1970'li yıllarda darboğazlara yol açması üzerine IMF ve Dünya Bankası gibi milletlerarası kuruluşlar, bu ülkelere ihracata dayalı sanayileşme stratejilerini uygulamalarını tavsiye etti. IMFve Dünya Bankasının, bu girişimleri tavsiye yanında, planlama, tesis ve işletme aşamalarında danışmanlık hizmetiyle finansal ve teknolojik destek sağlaması, gelişmekte olan ülkelerde özellikle üretim serbest bölgelerinin artması sonucunu doğurdu ve dünyada 1970'te 131 olan serbest bölge sayısı 1991'de 500'ü aştı.

Serbest bölgeler türleri itibariyle; Serbest Ticaret Bölgesi (Free TradeZone), Serbest Liman (Free Port), İhracata Yönelik Üretim Serbest Bölgesi (Free Production Zone veya Export Processing Zone), Serbest Çevre (Free Perimeter), Serbest Depo (FreeDeposit), Antrepo (Entropot), Gümrük Antreposu (Bonded Warehouse) ve Serbest Bankacılık Bölgesi (Free Banking Zone) olarak ayrılmaktadır.

Türkiye'de serbest bölge konusu 1927 tarih ve 1132 sayılı Serbest Mıntıka Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Konu 1953 tarih ve 6209 sayılı Serbest Bölge Kanunu ile yeniden ele alınmıştır. Bu ikinci kanunun birinci maddesi Bakanlar Kuruluna istenilen bölgede ve uygun görülecek büyüklükte serbest bölge kurma yetkisi vermekteydi. Bu yasaya dayanılarak 1956 yılında 7713 sayılı Kararname ile İskenderun'da bir “serbest bölge” kurulması öngörülmüştü. İki yıl sonra 10305 sayılı Kararname ile İstanbul'un Tuzla kesiminde bir “serbest bölge” kurulması istenmişti. Fakat bu kanuni düzenlemelere rağmen uygulamada beklenen gelişme olmadı. Nihayet 3 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe giren 151 sayılı Serbest Bölgeler Teşkilatı Hakkında Kanun HükmündeKararname ile serbest bölge uygulamasına geçişin temeli atıldı.

1994 yılı itibariyle Türkiye'de Mersin, Antalya, Ege ve İstanbul Atatürk HavalimanıI. ve II. Kısım Serbest Bölgeleri olmak üzere 4 serbest bölge faaliyette bulunmaktadır. Bunların dışında 5 yeni serbest bölge daha kurulması için çalışmalar yapılmaktadır. Bunlar; Adana-Yumurtalık, İzmir-Aliağa, Trabzon ve İstanbul-Trakya serbest bölgeleriyle İstanbul Atatürk Havalimanı Kıyı Bankacılığı Merkezidir.

Türkiye'de serbest bölgelerin yerlerini, sınırlarını, kurucu ve işleticilerini belirlemek Bakanlar kurulunun yetkisindedir. Yer olarak özel veya kamu arazisi belirlenebilmekte, kurucu ve işleticiler ise kamu kurumları veya yerli-yabancı gerçek ve tüzel kişiler olabilmektedir. İlk kurulan serbest bölgelerin arazi ve alt yapı finansmanı kamu tarafından sağlandı. Fakat zamanla altyapı finansmanı yanında bölge arazisi sahipliği, tesislerin mülkiyeti ve işletmecilik de özel sektöre bırakılmaya başlandı. Serbest bölgelerde faaliyet göstermek isteyen firmalar faaliyet ruhsatı almak için DPT'ye bağlı Serbest Bölgeler Başkanlığına başvurmaktadırlar. Projelerinin GSMH (Gayrisafi Milli Hasıla'ya katkı düzeyleriyle yabancı sermaye girişi sağlamaları, değerlendirmelerde esas teşkil eden prensiplerin başında gelmektedir.

Serbest bölgelerde faaliyet gösteren girişimcilerin, bölgedeki faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri her türlü vergiden, bölgelere yurt dışından getirilen her türlü mal da gümrük vb. ödemelerden muaf tutulmaktadır. Serbest bölgelere Türkiye'den ithal edilen mallarda Türkiye'nin ihracat fiyatlarıyla temin edilebildiğinden daha düşük maliyette olmaktadır. Serbest bölgelerdeki firmalar, kazançlarını istedikleri ülkeye transfer edebilmekte; Türkiye'nin diğer kesimlerine getirilen kazançlar vergiden muaf tutulmaktadır. Bu bölgelerde faaliyet gösteren firmalar ve serbest bölge bankaları da bu teşviklerden aynen faydalanabildikleri için, çok uygun şartlarda döviz kredileri ve Kaynak Kullanımı Destek Fonu Kredileri temin edebilmektedirler. İşlemlerin konvertibl dövizler cinsinden yapılması enflasyonun etkisini ortadan kaldırmaktadır. Teşviklerde yerli-yabancı firma ayırımı yapılmamaktadır. Bu avantajlar yanında işçi ücretlerinin vergi dışı tutulması, grev ve lokavtın bölgenin kurulmasından itibaren 10 yıl süreyle yasaklanması, hammadde ve ana girdilerin oldukça ucuza temin edilebilmesi, her türlü bürokrasinin asgari düzeye indirilmeye çalışılması, iş sahibi firmaların devir hakkına sahip olmaları gibi faktörler de Türkiye serbest bölgelerinin diğer ülke serbest bölgelerine karşı rekabet edebilmesi için avantaj sağlamaktadır.

Türkiye serbest bölgelerinde bankacılık faaliyetlerine imkan veren kanuni düzenlemeler 1985'te başlatıldı. Ancak kıyı bankacılığı için çalışmalar 1990 yılından itibaren başladı. Serbest bölge bankacılığı; Türkiye'de fiilen bankacılık faaliyetlerinde bulunmamakla beraber, sadece serbest bölgelerle sınırlı bankacılık işlemleri yapmak üzere şube açılması veya müstakil banka kurulması şeklinde gerçekleşmektedir. Kıyı bankacılığı ise, temelde ülke dışından sağlanan fonların yine ülke dışında kullanılmasını amaçlayan, dıştan dışa bankacılık olarak da tanımlanan ve genelde milli bankacılığı düzenleyen kanun ve yönetmeliklerden bağımsız olan bir bankacılık türüdür.

Serbest bölgelerin ülke ekonomilerine sağlayabileceği katkılar arasında Türkiye ekonomisi açısından ihracata ve döviz gelirlerine olumlu etkileri ön planda yer almakta; yabancı sermayeyi cezbetme özelliği ve kıyı bankacılığı faaliyetleri sayesinde iç yatırımlara milletlerarası piyasalardan finansman sağlanması avantajı da büyük önem taşımaktadır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

İlgili konuları ara

Yanıtlar