Sessiz Ev: Bölümler

Orhan Pamuk`un Sessiz Ev romanı, toplam 32 bölümden oluşur. Aşağıda bu bölümler, kısaca ele alınacaktır.

Orhan Pamuk`un Sessiz Ev romanı, toplam 32 bölümden oluşur. Aşağıda bu bölümler, kısaca ele alınacaktır. Bütün göndermeler (sayfa numaraları) için bkz. Orhan Pamuk, ``Sessiz Ev``, 15. Baskı (İstanbul: İletişim, 1995). UYARI: 17-32. Bölümlerin özeti henüz yazılmamıştır. Spoiler

Birinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Recep)

Recep, Büyükhanım`a yemeğini yedirir, onu odasına çıkarır. “Yarın geliyorlar” (Büyükhanım`ın torunları Faruk, Nilgün ve Metin`in ertesi gün gelecek olmalarına gönderme). Sinemaya gideceğini söyleyerek evden çıkar. Dışarıda serin havada dolaşıp evlerindeki ailelere bakar. İsmail`in (piyangocu kardeşi) sesini duyar. Kahveye girer, ama keyfi kaçar, çünkü “o iki genç” (s. 8) oradadır. Kahvede Nevzat`a (“sütçü”) rastlar, onunla konuşur. Gençler ellerindeki bir gazeteye bakıp güldükleri için, kuşkulanır. Çaycı Cemil`e seslenip çay ister. Gençlerin Cemil`e verdikleri gazeteyi ondan alıp bakar. “Şurası,” diye Cemil gösterir: Gazetede, Üsküdar`daki Cüceler Evi anlatılmaktadır (s. 10). Kahveden çıkar. Dışarıda yürür, çocukluğunu anımsar (s. 12). Sıtkı Bey, karısı ve çocuğuna rastlar. Konuşurlar. Sıtkı Bey`in sormasıyla Faruk`un adı geçer (s. 13). Faruk`un evlendiğini, ama çocuğu olmadığını aklından geçirir. Büyükhanım`ın onları (Recep ve kardeşi) ve annesini köye yollatışını düşünür (annesinin Büyükhanım`ın kocasıyla evlilik dışı ilişkisi yüzünden). Sinemaya gider; Hülya Koçyiğit`le Ediz Hun`un Cennette Buluşalım filmini seyreder. Çıkar. Dönüşte eczacı Kemal Bey`e uğrar. O uyuduğu için, karısından asprin alıp çıkar. Eve döner. Büyükhanım`la konuştuktan sonra yatmaya gider.

İkinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Büyükhanım)

Yatağına yatmış, düşünür, anımsar. Kocası Selahattin: “Uyku, kimyasal bir olaydır, bir gün formülü bulunacak.” Selahattin`in pozitivist bilim görüşüne ilişkin ilk göndermeler; Fatma`ya zorla içki içirmeye çalışması, onun inancına ilişkin sözleri. Fatma, inançlıdır: “Şeytan bana ilişemez” (s. 17). Uyuyamadığı için dışarı dinler, sonra kalkar: “Pancurları kapadım, sürgüyü çektim: Dünya orada kalsın” (s. 18). Odadaki nesneleri seyreder. “Doksan yaşında” olduğunu söyler (s. 18). Ertesi gün torunlarının gelişini düşünür. “Saat on ikiye beş var” (s. 19). Zaman üzerine düşünceleri. Kalkar, tuvalete gider, geri döner, yatağa yatar. Annesini-babasını anımsar. Babasının ona bir doktorun onunla evlenmek istediğini söyleyişi. Doktor, Fatma`ya “kurukafa” çağrışımı yapar (s. 20). “Çalışkan, biraz hırslı, ama namuslu ve zeki” der babası Selahattin için. Evlendikten sonra dört yıl çocukları olmaz. İstanbul`dan ayrılış. Talat Paşa, Selahattin`e Sinop`a sürgün yerine, İstanbul`dan ayrılmasını söyler. Gebze`ye geliş (s. 23). Ev yapılır, Doğan doğar. İttihatçılar`ın devrilmesi (s. 23). Bu arada Selahattin kayıtsızlaşır; ansiklopedi işiyle uğraşır. “O iğrenç ansiklopedisini otuz yıl daha yazdı” (s. 24). Selahattin`in yazdıkları (s. 24-25). “Sonra artık kendini sevmekten ve kendinden iğrenmekten başka inanacağı hiçbir şey kalmayınca çirkin şehvete kapılır, bahçedeki kulübeye koşardı. Düşünme Fatma. Bir hizmetçi... Düşünme... İki de sakat!” (s. 26). Gene anılar ve ertesi günü düşünerek bölüm biter.

Üçüncü Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Ülkücü gençlerin (Hasan`ın yanı sıra Mustafa ve Serdar), manavla konuşmaları: Zorla “davetiye” satma. Manavı tehdit. Manav davetiyenin tarihinin geçtiğini söyler: “İki ay önceymiş... Mayıs 1980” (s. 30). Hasan`ın hıncı ve eğitimle ilgili görüşleri (s. 30). Hasan, on sekiz yaşındadır, lise ikiden beklemelidir (s. 31). Çeşitli esnafa bilet satar, sonra köfteciye giderler. Yemekten sonra, “derneğe” gidilir. “Cennethisar`dan gelen ülkücü arkadaşlar” (s. 33). Komünistlere göndermeler. Trenle dönüş. Duvardaki “Tuzla faşistlere mezar olacak” yazısını okur. “O faşist faşist dedikleri bizmişiz” (s. 35). Tren istasyona ulaşır. Hasan, yokuşu çıkmaya başlar. Zaman: “Sanki olmasını istediğim şeyler çok yavaş oluyor ve olurken de onları düşündüğüm ve beklediğim gibi olmuyorlar; hepsi sanki beni öfkelendirmek için ağır ağır geliyorlar ve sonra birden bir bakıyorsun, hemen geçip gitmişler bile” (s. 36). Beyaz Anadol`u görür. Bunun üzerine, Büyükhanım`ın evine gitmeyi düşünür.

Dördüncü Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

Faruk, Hasan`ı tanıyıp tanımadıklarını sorar Nilgün`le Metin`e. Eve doğru giderler. İlk izlenimler. “Kimsenin fark etmediği radyoyu kapadım, sessiz bahçeye indim.” (s. 39). Recep onları karşılar. İçeri girerler. Büyükhanım`la karşılaşma. Nilgün: “Sosyoloji okuyorum Babaanne, bu yıl birinci sınıfı bitirdim” (s. 41). Faruk, karısını özlediğini düşünür. Babaanne`nin sorusu üzerine: “Geçen gelişimizde söylemiştim ya, boşandık biz” der (s. 41). Karısı yeniden evlenmiştir (s. 42). “Yarın mezarlığa gideceğiz” (s. 43), der Faruk. Odalarına yerleşirler. Metin gelip Anadol`un anahtarını ister. Faruk`a sorar: “Arşive gidip vebayı aramayacak mısın?” (s. 44). Çamaşırlığın anahtarını ister Recep`ten. Girdiğinde bir şey düşer: tozlu bir kurukafa. Burada Doktor Selahattin`in deney malzemeleri vardır (s. 45).

Beşinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Metin)

Anadol`u alıp arkadaşı Vedat`a gider. Denize gitmeyi önerir arkadaşına. Düşünür: derslerime çalışırım, çünkü zengin babam yok. Babam kaymakamlıktan istifa etmiş birisidir (s. 47). Metin`in arkadaşları: Turgay (basket genç takımına çağrılmış), Mehmet (İngiltere`den bir hemşire kızla dönmüş, kız onda kalıyormuş), Turan (askerde, şimdi on beş gün izinli olarak Cennethisar`da). Nilgün için Metin: “Tam bir komünist o” (s. 48). Faruk için: “Yalnızca içiyor ve şişiyor. Umutsuz bir uyuşuk!” (s. 48). Evin apartman yapılması arzusu (s. 48). Amerika`ya gitme arzusu (s. 49). Funda`yla sohbet. Çıkar, arabayla Ceylan`lara giderler. Metin, Ceylan`la tanışır: “Birden aşık olabileceğimi düşündüm, ama saçma, çocukça bir düşünceydi” (s. 51). Sohbet ederler. Marka merakı: Lewis pantolon, Omega saat. Fikret gelir motorla. Konuşmalar. Ezberden çarpım hüneri Metin`in. Ceylan`ın buna tepkisi: “Sahiden inek gibi ezberlemişsin!” (s. 54). “Ben yalnızca gülümsüyordum ve bütün aşklar nefretle başlar diye yazan o bayağı ve aşağılık kitapların belki de doğruyu söylediklerini düşünüyordum” (s. 54). Metin, aşık olduğunu düşünür.

Altıncı Bölüm (Anlatıcı a†’ Recep)

Kalkar, giyinir, ekmek-yumurtayla kahvaltı eder. Nilgün`e rastlar, Nilgün denize gitmektedir. Recep, kahvaltı isteyip istemediğini sorar, Nilgün ister. Recep`in aklından geçenler: Annesini hatırlamaz, [1] üç yaşındaydı. Doğan Bey, son iki yaz onları buraya yolladı (s. 55). Annenin solgun, nahif yapısı. İştahsızlığı. Faruk da kahvaltıya iner. Recep düşünür: Doğan Bey`in ölümü, mide rahatsızlığı, Büyükhanım`ın oğluna “İçki içme!” uyarıları, “o mektupları yaza yaza öldü” (s. 56). Nilgün, kahvaltıya gelir, Babaanne`nin inmesini bekler. Bu arada Faruk`la konuşurlar. Babaanne inmez. Gazeteden sağ-sol çatışmasında ölenlerin haberleri (s. 58). Recep: “Soyadım Karataş” (s. 59). Kahvaltı: Bu arada Metin de aşağı iner. Metin`le Nilgün arasındaki tartışmalar (özellikle, ideoloji, beyni yıkanmışlık, vb. konularında). Mezarlığa gidilecektir. Büyükhanım giyinip (kara palto) aşağıya iner. Arabaya binip mezarlığa yola çıkarlar.

Yedinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Büyükhanım)

Bu Bölümde Büyükhanım`ın düşünceleri daha çok iç monolog`u andırır. O bir yandan düşünürken, dışarıdan konuşmalar belli belirsiz algılama alanına girer. Düşünceleri, anıları ile dış dünya algısı iç içe geçer. Özellikle kocasını düşünür. Mezarlığa varırlar. Selahattin`i düşünürken, onun inanç ve ilerleme ve Tanrı konusundaki pozitivist düşüncelerini aktarır; köylülelere ve onların “batıl inançları”na kızışını gösterir. Sıra oğlunun mezarına gelir: Doğan. Fransız mektebinde okuduğu belirtilir, sonra Mülkiye`ye gittiği. Büyükhanım`ın Gül için düşüncesi: “anlamsız ve renksiz küçük kız” (s. 72). En son onu da aklından geçirir ve mezarlık ziyareti sona erer.

Sekizinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Hasan, mezarlık ziyareti sırasında Büyükhanım ve yanındakileri gözler. Nilgün için düşüncesi: “Sana ve başına ne güzel yakışan başörtüsüne baktım. Ne tuhaf: Büyümüş, kocaman güzel bir kız olmuşsun, ama bacakların hala çöp gibi” (s. 75). Onları gözetlediği gizli yerden çıkar, düşünür. Tahsinler`in yerine (ailece kiraz sattıkları çardak) gelir; Tahsin`in kiraz satan babası Hasan`ın "sanki görmez": “Ben saatte 100 kilometre ile lüks araba süren ve birden fren yapıp kilosu 80 liradan 5 kilo kirazı hemen alıveren biri olmadığım için” (s. 76). İlginçtir, Hasan`ın düşünme tarzı ile Metin`inki arasında önemli benzerlikler var. Halil`in çöp kamyonu (s. 76). Kamyona atlar, mahalleye kadar kamyonla gider. Mendireğe kadar yürür, Nilgün`ü düşünür. Aslında matematik çalışması gerekmektedir, ama bir türlü ders çalışmak istemez. Plaja gelir: “İnsanı aptallaştıran o uğultuyu duyunca ve o et yığınını görünce, gene, suçu, günahı, şeytanı düşündüm” (s. 77). Nilgün`ü düşünür, onu idealleştirir. Ülkücülerde bulduğu kimlik-kişilik duygusu (s. 78). Büyükhanım`ın evinin önüne gelince durup gene Nilgün`ü düşünür: “Bahçeye gizlice girsem, odana girsem, yanağının kenarından öpsem...” (s. 78). O sırada Nilgün evden çıkar. Onu takip eder, bakkala girdiğini görür, Nilgün çıkınca konuşur, vedalaşırlar.

Dokuzuncu Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

Faruk, arşivde çalışmak için Anadol`uyla Gebze`ye gider. Boşandığı eşi Selma`yı düşünür. “Fakültedeki arkadaşlar Gebze`de arşiv olamayacağını kanıtlamışlardı bana” (s. 83). Arşivde tarihle ilgili, vb. düşünceleri. Notlar alır, sonra kalkar.

Onuncu Bölüm (Anlatıcı a†’ Metin)

Metin denize girer, Ceylan`ı düşünür, çıkar, onun yanına oturur. Gençler arasındaki konuşmalar. Karşı adaya gitmek için motorlara doluşurlar. Adaya yaklaşınca havlayan köpekler. Ceylan suya düşer, onu kurtarmak için Metin de ardından suya atlar. Motorlar durup ikisini motora alırlar. Motor yarışı. Ceylan`ların rıhtımına geri dönüş. Rıhtımda Ceylan`ın annesi. Kız, Metin`i annesine şöyle tanıştırır: “Anne bu Metin . . . O eski evde oturuyorlarmış. Tuhaf, sessiz evde” (s. 93). Saat imgesi önemli (s. 94).

On Birinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Büyükhanım)

Nilgün gelip babaannesinin hatırını sorar. Büyükhanım gene Selahattin`i düşünür. Buraya yerleşmelerini. Eve gelen Yahudi Avram Efendi. Cumhuriyetin ilanı (s. 99). Abdullah Cevdet (s. 100).

On İkinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Kahvedeki arkadaşları evine gidip matematik çalışmasını söylerler. Çıkar, yürür: “Sessiz karanlık, bir tek cırcırlar var, dinlerim ve geleceğimi karanlığın içinde görürüm” (s. 107). Evine gelir, babası beklemektedir. Neredesin diye sorar, haylazlık ettiği için kızar. Hasan odasına gidip matematik çalışır. Düşündükleri (komünistler, Hıristiyanlar, siyonistler): Genel “komplo teorisi” kavrayışına uyan şeyler. Logaritma çalışmaya çalışır. İngilizce`ye el atar: Mr. and Mrs. Brown! (bir zamanlar İngilizce lise ders kitaplarının değişmez iki kişisi). Sıkılır, dışarı çıkar: “. . . sonra bir de sessiz geminin kırmızı ışığı. Bahçe kurumuş ot kokuyor, belli belirsiz toprak ve yaz kokuyor sessiz bahçe: Yalnızca cırcırlar var; kiraz bahçelerinin, uzak tepelerle, kuytu köşelerin ve bağlarla zeytinliklerin ve ağaç altı serinliğinin kör karanlıkta da var olduğunu hatırlatan arsız cırcırlar” (s. 110). Yatar, Nilgün`ü (ertesi gün erkenden plaja gideceğini) düşünür, uyur. Uyanınca annesiyle konuşur, ondan para alır, sonra çıkar. Plaja gider. Çocukken Metin ve Nilgün`le denizde balık avlanmalarını anımsar. O sırada Nilgün plaja girer. Uzanır, bir kitap okumaya başlar. Uzun süre sonra, Nilgün kalkıp denize girer. Hasan, o denizdeyken gelip okuduğu kitaba bakar: Babalar ve Oğullar. Nilgün`ün çantasını karıştırıp içinden küçük yeşil tarağı alıp cebine koyar. Nilgün denizden çıkar, kurulanır ve hızla uzaklaşır. Hasan onu takip eder. Nilgün bakkala girer. Çıkınca, Hasan`a selam verir. Nilgün pek konuşmadan gider. Hasan, postaneye girip telefon numarasını bulur, telefon etmek için. Yanlış telefon düşer, küfürlü bir şeyler söyler, sonra postaneden çıkar.

On Üçüncü Bölüm (Anlatıcı a†’ Recep)

Nilgün`le Faruk`a kahvaltı verir. Faruk Gebze`ye arşive, Nilgün okumaya çekilir. Recep, Büyükhanım`a haber verip alışverişe çıkar. Sütçü Nevzat`tan süt almaya gider. Nevzat, sütü gürültülü motoruyla dağıtmaktadır. Recep`e iki şişe sütü verdikten sonra dağıtıma çıkar. Selahattin Bey`in ona Charles Darwin hakkında söylediklerini hatırlar (s. 118). Selahattin Bey`i düşünür: “Akşamları içki içerdi, sonra, haftada bir, çok içer, azıtırdı; bahçenin bir yerinde, odasında ya da deniz kıyısında sızıp kalana kadar, bazan birkaç gün sarhoş gezerdi.” Recep, kasaba (Mahmut) gider. Gene Selahattin`i anımsar: “. . . alfabeyi değiştirdiler, ansiklopedimin bütün planı altüst oldu, on beş yılda yoluna koyamadım” (s. 119). Kasapta bir çocuk ona meraklı gözlerle bakınca, çıkıp bakkala gider. Yolda Hasan`a rastlar. Derslerini çalışmasını söyler. Hasan para isteyince bir yirmi lira verir, sonra bakkala döner, sohbet ederler. Aldıklarını bakkal hesaba yazar. Recep düşünür: Bu alınanları ve kendisinin aylığını Faruk Bey ödeyecektir. Çıkarken bakkal, Balıkçı Rasim`in öldüğünü söyler. Recep düşünür: “İşte böyledir, kelimelerimizden ve sözlerimizden ötededir hepsi" (s. 121).

On Dördüncü Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

Faruk Gebze`ye gelir, kaymakamlığa gider, arşive girebilmek için dilekçe yazar. Mahkeme kayıtlarını okur. Fermanlardan Budak adlı düzenbaz bir adamın izini sürer. Öğle paydosunda dışarı çıkar. Bir kahvede oturup tarihçilik üzerine düşünür. Lokantaya yemek yemeye gider. Yemek sırasında karısını düşünür: “Karımın yeni kocasından bir çocuğu olacağını düşünmek canımı sıkıyor” (s. 125). Selma`yla çocuklarının olmayışını düşünür. Sonra babasıyla annesini düşünür: Kemah`taki günleri. Yeniden arşive döner. Çeşitli kayıtları okur, kimini not alır. Niye tarihçi olduğunu düşünür. sorunu: Hem Selahattin, hem Doğan, hem Faruk içkicidir. İşini bitirir, eve döner.

On Beşinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Metin)

Yemeğini yiyip (Babaanne, Nilgün, Faruk ve Recep de oradadır) evden çıkar. Giderken, Nilgün`le Faruk`un konuşmalarını duyup öfkelenir. Ceylan`ların evine gelir. Kıyıya iner, orada daha önceden gelmiş arkadaşlarıyla ne yapalım diye konuşurlar. Ceylan`ı sevdiğini düşünür (s. 132). Arabalara binip otelin diskoteğini giderler. Orada tuvalete gittiğinde zenginlik, vb.`yi düşünür (Einstein, Rockefeller, Yurttaş Kane). Diskotekten çıkarlar. Arabalara binilir, yolda giderken araba yarışı (s. 133). Bağdat Caddesi`ne gelirler: “İğrençliğini gizlemediği, sahteciliğini açıkça ortaya koyduğu için bu caddeyi çok severim. Hayatın sürekli bir ikiyüzlülükten başka bir şey olmadığını söylemek ister gibidir bu cadde. Sanki her şeyin üzeride sahte olduğu açıkça yazar! İğrenç apartman mermerleri! İğrenç pleksiglas panolar!. . . Ben de sahteyim, ne mutlu, hepimiz sahteyiz!” (s. 134). Bir diskoteğe giderler. Metin, Ceylan`la dans eder. Çeşitli düşünceler. Gene hep birlikte dans. Sonra çıkarlar. Yolda bir karpuzcudan “esrar” bakarlar, bulamazlar. Arabayla giderken bir Mercedes`i sıkıştırırlar. Bir ara Ceylan çıplak bacaklarını arabanın arka penceresinden dışarı çıkartır. Hereke`yi geçince bir benzicinde durup, bir şeyler yiyip içerler. Burada Metin, Fikret`le Ceylan`ın konuştuğunu görür. En sonunda yeniden arabalara binilip yola çıkılır.

On Altıncı Bölüm (Anlatıcı a†’ Büyükhanım)

Yataktan kalkıp dışarıya kulak verir, sonra dönüp yatağına oturur, düşünür: Selahattin`in bilimle ilgili düşünceleri, pozitivist yaklaşımları. Recep`lerin parasına Büyükhanım`ın el koyuşu. Bu düşüncelerden sonra bahçeden araba motoru sesi işitir: Metin gelmiştir.

On Yedinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Hasan sabah uyandiginda annesiyle babasinin kendisi hakkindaki konusmalarini duyar,babasi oglende evde mi diye kontrole gelecegini evde oturup ders calismazsa yine berberin yanina cirak verecegini soyler. Hasan babasini ne kadar sevmedigini annesini ne kadar sevdigini dusunur. Evden cikar, Nilgun u gormek icin plaja gitmeye karar verir. Nilgun henuz gelmemistir dolasirken amcasi Recep le karsilasir amcasi ona fazla dolasmamasini eve gidip ders calismasini tembihler. Hasan plajin disindan iceri bakar Nilgun gelmistir, arkadasi Serdar yanina gelir Hasan la dalga gecmeye baslar rontgencilik mi yapiyorsun yoksa o sosyete kizina asik mi

On Sekizinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

On Dokuzuncu Bölüm (Anlatıcı a†’ Recep)

Yirminci Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Yirmi Birinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Metin)

Yirmi İkinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Yirmi Üçüncü Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

Yirmi Dördüncü Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

Yirmi Beşinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Metin)

Yirmi Altıncı Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Yirmi Yedinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Recep)

Yirmi Sekizinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Faruk)

Yirmi Dokuzuncu Bölüm (Anlatıcı a†’ Büyükhanım)

Otuzncu Bölüm (Anlatıcı a†’ Recep)

Otuz Birinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Hasan)

Otuz İkinci Bölüm (Anlatıcı a†’ Büyükhanım)

edebiyat-taslak Orhan Pamuk


İlgili konuları ara


Görüşler

  • Hüseyin Avatar
    Hüseyin - 1 yıl önce

    Kalan bölümleride yayınlarmısınız ?


Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.