Levanten kültürünün ruhunu yansıtan yapıtları ve ayrıksı kişiliğiyle son outz yılın en ilginç yazarlarından biri olan Sevim Burak, kalp ameliyatı geçirmek üzere yattığı Haseki Hastanesi’nde 31 Aralık’ta ameliyat edilemeden öldü, 5 Ocak 1984’te Nakkaştepe Mezarlığı’nda toprağa verildi. Sevim Burak 1931’de İstanbul’da doğdu.

Sevim Burak

Levanten kültürünün ruhunu yansıtan yapıtları ve ayrıksı kişiliğiyle son outz yılın en ilginç yazarlarından biri olan Sevim Burak, kalp ameliyatı geçirmek üzere yattığı Haseki Hastanesi’nde 31 Aralık’ta ameliyat edilemeden öldü, 5 Ocak 1984’te Nakkaştepe Mezarlığı’nda toprağa verildi. Sevim Burak 1931’de İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini Nakkaştepe 45. İlkokulu’nda yaptı. Alman Lisesi’nin orta kısmını bitirdikten sonra çalışmaya başladı. Mankenlik, terzilik, kitabevlerinde tezgahtarlık yaptı. Bir ara kendi kurduğu giyimevini yönetti. 1951’de Yeni İstanbul gezetesinde çıkan ilk öyküsü “Büyük Günah”, gazetenin katıldığı Dünya Hikayeleri Yarışması’nda ilk altı içine girdi. Daha sonra bazı hikayeleri Ulus ve Milliyet gazeteleriyle Yenilik dergisinde yayımlandı. “İlk ciddi eserim” dediği Yanık Saraylar 1965’te basıldı. Çektiği ilgi ve yarattığı tartışmalarla yılın edebiyat olayı sayılan kitaptaki öykülerde Selim İleri’nin nitelemesiyle “Meydan savaşlarının kılıç artıkları, Bağlarbaşı-Kısıklı tramvayları, Baron Bahar’lar, Tevrat, günah dolu sahneler, çocuk kalmış kadınlar, mutsuz ve alkole sığınmış başka kadınlar, yakışıklı fakat acımasız erkekler kol geziyordu. (....)Biraz aristokrasi, biraz soylu düşkünlük, bir hayli de piyasa romanı mutsuzluğu Sevim Burak’ta olağanüstü duyarlı, bambaşka incelikli bir yapıya kavuşmuştu.”Asım Bezirci, bilinç akımının başarılı örneklerinden saydığı kitaptai yazarın simgeler ve alegoriler çerçevesinde hareket ettiğini söyledi. Bezirci’ye karşı çıkan Murat Belge, Sevim Burak’ın simge, alegori gibi edebiyat terimleriyle uğraşmayacak kadar başına buyruk bir sanatçı olduğunu söyleyerek hikayeleri için şu değerlendirmeyi yaptı: “Somut gerçeklere dolaysızca bağlı olmayan, düşsel yaşantı düzeyinde kalan fanteziler...” Yanık Saraylar’dan sonra uzun bir suskunluk dönemine giren Sevim Burak 1982’de Sahibinin Sesi adlı bir oyun ve Afrika Dans adlı bir öykü kitabı yayımladı. Son yazdıkları Everest My Lord/İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar adıyla ölümünden sonra basıldı. Oğlu Karaca’ya yazdığı mektuplar Mach I’dan Mektuplar’da toplandı (1991). Sağlığında sahnelendiğini göremediği oyunları, farklı yorumlarla, çeşitli tiyatrolar tarafından defalarca oynandı.

İlgili konuları ara

Yanıtlar