''Sosyal Psikiyatri:''

Sosyal Psikiyatri

Sosyal Psikiyatri: Sosyal psikiyatri psikiyatrinin ruhsal bozukluğa ve zihinsel sağlığa, kişilerarası ve kültürel bağlamda odaklanan bir dalıdır. Bu çalışma, epidemiolojik anket araştırmaları ile bir yandan bireysel veya grup psikoterapisine teori ve yaklaşımları içerir. Sosyal psikiyatri ruhsal sıkıntı ve bozukluğu perspektif sosyal antropoloji, sosyal psikoloji, kültürel psikiyatri ve sosyoloji gibi alanlar ile birleştiren bir tıp eğitimidir. Sosyal psikiyatri özellikle tedavi topluluklarının gelişimi ve zihinsel hastalıklar üzerine sosyo-ekonomik faktörleri vurgular. Sosyal psikiyatri biyo-psikiyatriye daha sonraları beyin nöro-kimya ve genetiğe odaklanarak zıt bir hal almıştır. Sosyal psikiyatri 20.yüzyıl sürsince psikiyatride biyo-psikiyatriden daha baskın olmuştur. Tarihi: 20.yüzyılın ilk yarısındaki olaylar birey ve toplum arasındaki ilişki sorununu ön plana çıkardı. Psikiyatrlar savaş sonrası dönemde evlerde bu sorunların konuşulması ve bir ilerleme kaydedilebilmesi için sosyal psikiyatrları önerdi. Psikanalitik psikoterapi ve diğer yan dalları neredeyse sadece bireysel hasta odaklı, terapist ve hasta arası ilişkiyi sorunlar ve değişimler için motivasyon kaynağı olarak temel aldı. 1981 yılında Sarason sorunu “bir psikiyatr için toplum yoktur.” olarak gözlemledi. Toplum; bir kişinin çabalarını ve davranış yasalarını anlamak için göz ardı edilebilecek, belirsiz ve biçimsiz bir arkaplandır. Sosyal psikiyatride erken dönem belirtileri; kişilik ve bireyin diğerlerine karşı olan davranışları ile ilgili yazan Karen Horney, M.D. (1937), toplumun gelişime olan etkisini yazan Erik Erikson (1950), Manhattan’daki yaygın akıl hastalıklarını ele alan Cornell Üniversitesi Midtown Manhattan Çalışma Ekibi (1958), sosyal ayrışmalar ve akıl hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen Alexander H. Leighton, M.D. (1959) ile ortaya çıkmıştır. Çoğu sosyolog yıllar boyunca psikiyatrinin bu alanı ile ilgili sosyal faktörler ile akıl hastalıkları arasındaki bağlantı üzerinde; 1930’lu yıllarda Hollingshead ve Readlich’ in Chicago’da, toplumdan dışlanan şizofreni hastaları için başlattığı çalışmaları, 1950’lerde Midtown Manhattan Çalışması’nda New York’taki yaygın olan psikopatoloji alanındaki çalışmaları takiben pek çok deney ve araştırma yapmıştır. Sosyal psikiyatri tedavi toplumlarının gelişiminde etkili olmuştur. 1960’larda Maxwell Jones’un etkisi altında Main, Wilmer ve diğerleri varolan ruh sağlığı sistemi ve sosyopolitik etkiler ile ilgili eleştiriler yayınlamıştır. Terapi toplumlarında genel hedef; terapi çevresinde daha demokratik yaklaşımlar sağlamak ve otoriter çalışmaların azaltılması oldu. Merkezi felsefe ise hastaların bireysel olarak aktif katılımının bulunduğu ve doktorlar ile hastalar arasında sorumluluğun paylaşımının olduğu bir sistemdi. Grup temelli çalışmalar ve buna uygun sistemler benimsendi. Güncel Çalışmalar: Sosyal psikiyatri; akıl hastalarının "önemli yaşam olayları” kavramını geliştirme konusunda önemli bir yer tutmaktadır. Temelde, yatarak tedavi yapılan merkezlerde ve pek çok terapi toplumlarında kişilik bozukulukları ile ilgilenen psikoterapistler veya sanat psikiyatrları vardı. Sosyal psikiyatrlar; akıl sağlığı olan insanlar açısından, sosyal firmalar üzerinde çalışmaktadır. Bunlar düzenli ücret ödemeleri yapan, düzenli iş anlaşmaları yapan (engelli bireyler için de) sıradan istihdam sağlayan firmalardı. Avrupa’da pek çok engelli çalışanı olan neredeyse 2000 sosyal firma vardır. Bazılar ise psikiyatrik sorunları olan insanlar için çalışan firmalardır. Sonuç olarak akıl sağlığı olan insanların toplumdaki diğer normal bireyler gibi yaşayabilmesi için sosyal psikiyatri ve bu alanda yapılan tüm çalışmalar önemli birer nokta olmuştur. Selen Ağcaer 29.01.2010

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar