Sulak alan

Ramsar Sözleşmesi’ne göre; “çekilmiş durumda iken derinliği 6 metreyi geçmeyen; çok ya da az tuzlu yahut da tatlı su; durgun ya da akan; sürekli ya da geçici; doğal ya da yapay olarak oluşmuş sulu çukurlar; sulu ya da turbalı alanlar; çayırlar, bataklık alanlar”dır.

Sulak alan

Ramsar Sözleşmesi’ne göre; “çekilmiş durumda iken derinliği 6 metreyi geçmeyen; çok ya da az tuzlu yahut da tatlı su; durgun ya da akan; sürekli ya da geçici; doğal ya da yapay olarak oluşmuş sulu çukurlar; sulu ya da turbalı alanlar; çayırlar, bataklık alanlar”dır. Uluslararası düzeyde geçerli ölçütlere göre, düzenli olarak 25.000’den fazla su kuşu barındıran ve besleyebilen sulak alanlar birinci sınıf (A Sınıfı); bu sayının 25.000-10.000 arasında olduğu sulak alanlar ikinci sınıf (B Sınıfı) sayılmaktadır. 1990’lı yılların sonunda, Türkiye’de A Sınıfı niteliğinde 18; B Sınıfı niteliğinde de 45 sulak alan bulunmaktadır. Diğer taraftan, Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından Türkiye’de 61 sulak alanın, Önemli Kuş Alanları niteliğinde olduğu belirlenmiştir. 1994 yılında Türkiye’nin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi’nin ölçütlerine göre, Ramsar Alanı niteliğinde beş sulak alan belirlenmiştir: Göksu Deltası, Manyas Kuş Cenneti, Sultansazlığı, Burdur Gölü ve Seyfe Gölü (Bkz. “Ramsar Sözleşmesi”).

SULAMA ALANLARINDA ARAZİ DÜZENLENMESİNE DAİR TARIM REFORMU KANUNU

22 Kasım 1984 tarih ve 3083 sayılı Kanun, 1 Aralık 1984 tarih ve 18592 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Kanun’un amacı, sulama alanları ile Bakanlar Kurulu’nca gerekli görülen alanlarda;

- “toprağın verimli şekilde işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak arttırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam olanaklarının arttırılmasını;

- yeterli toprağı bulunmayan topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmalarını, desteklenmelerini, eğitilmelerini;

- ekonomik üretime olanak vermeyecek biçimde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve olanaklar ölçüsünde genişletilmesi yoluyla da topraklaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi;

- yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı;

- zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi;

- dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi,

- Bakanlar Kurulunca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrımenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarrruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı sağlamak” olarak belirtilmiştir.

İlgili konuları ara

Yanıtlar