Türk İntikam Tugayı (TİT). Örgütün yapısı ve varlığı hakkında net bir bilgi kamuoyunda yer almıyor. Bir iddiaya göre "derin devlet"in suikast olaylarında bu örgütü kullandığı iddia ediliyor. Daha çok mafya ile bağlantısı üzerinde durulmaktadır. Türkiye'nin en hassas dönemlerinde ortalığı karıştıran ve bloklaşmalara yol açan yasadışı olayların ardında da bu yapılanmanın olduğu iddia ediliyor.

Türk İntikam Tugayı

Türk İntikam Tugayı (TİT). Örgütün yapısı ve varlığı hakkında net bir bilgi kamuoyunda yer almıyor. Bir iddiaya göre "derin devlet"in suikast olaylarında bu örgütü kullandığı iddia ediliyor. Daha çok mafya ile bağlantısı üzerinde durulmaktadır. Türkiye'nin en hassas dönemlerinde ortalığı karıştıran ve bloklaşmalara yol açan yasadışı olayların ardında da bu yapılanmanın olduğu iddia ediliyor.

TİT üyelerinin emekli veya görevden ayrılmış güvenlik görevlileri ile yakın ilişkilerinin olduğuna dikkat çekiliyor.

Asıl olarak Türk İntikam Tugayı, tam olarak 1969 yılında kurulmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde aynı yıl kurulmuş olan Ülkü Ocakları ile beraber, bu örgütlenemenin silahlı ayağını oluşturduğu iddia edilmektedir. Bu örgütle bağlantısı olan pek çok kişi öğrencilik yıllarından sonra geldikleri bürokrasi kademelerinde bunu devam ettirmişlerdir.

Bugünkü derin devlet kavramının oluşturulmasında da önemli bir yer edinmişlerdir. 1980' e kadar aynı okulda faaliyetlerini devam ettiren bu örgütlenmenin, bu yıl sonrasında nasıl hareket ettiği önemli ölçüde sır olarak kalmıştır. Örgüt bundan sonra eleman kazanma deneyimleri çevrelerinden yetiştirdikleri kişiler aracılığıyla olduğu zannedilmektedir. Eylemler bu şekilde kazanılan kişilerce gerçekleştirildiği sanılmaktadır. Ancak bu kişiler sadece silahlı olaylarda kullanılmakta örgütün ileri gelenlerini bilmemektedirler. Zaten özellikle 80 öncesi dönem lider kadrosunu oluşturmakta ve bu kadroya bilindiği kadarı ile yeni kişiler nadiren eklenmektedir. Lider kadro özellikle pratikte nadiren var olmaktadır.

Karşı oldukları kavramlar arasında yer alan irtica kavramı onları "ülkücü" çizgiden ayırmaktaysa da( burada irtica kavramı ile sağ görüşün temel unsuru olan dini muhafaza etme anlayışı da söz konusudur.), temel olarak bu görüşün içinden gelen bir yapı vardır. Türkçü bir çizgi de yer almaktadırlar. Buna rağmen de Turancı bir çizgiden çok, Türkiye sınırları içinde mücadele eden bir anlayış gözlenmektedir. Ancak kimi bilgiler, Türk coğrafyası ve Batı Avrupa'da da çeşitli bağlantıları olduğunu ortaya koymaktadır...

ALMAN İSTİHBARATI: TİT, siyasi bağlantısı olmayan çıkar amaçlı suç örgütü



TİT’le ilgili öyküsünün bir boyutu da Alman emniyet istihbaratının bu örgütle işbirliği yapmasına gidiyor. Şef Klaus Schleppi’nin başında bulunduğu ‘RD52’ numaralı Narkotik İstihbarat Ortadoğu İstasyon Şefliği 1994 yılında, uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili olarak Semih Tufan Gülaltay’la temasa geçti. Türkiye’de dinlediği 4 bin 800 telefon arasından biri olarak Gülaltay’a ulaşan Alman emniyeti, işbirliği karşılığında vize, Alman vatandaşlığı ve serbest dolaşım önerdi. Bir elemanını da görüşmek için Türkiye’ye gönderen istihbarat örgütü, görüşme sonrasında hayal kırıklığına uğradı. Alman emniyet istihbaratında çalışan T.D.K. teşkilatına, “Çevresindeki 3-4 kişilik gruba çıkar sağlamak üzere çalışan bu kişiyle işbirliğine gidilmesi sakıncalıdır” ifadesinin yer aldığı bir rapor verdi. 1998 yılında Birdal suikastından sonra dosyayı yeniden açan Alman emniyet istihbaratı, daha önceki ‘işbirliğine gitme’ kararının doğru olduğunu teyit etti. TİT’in 1980’den sonra dağılan, çek-senet mafyasına dayalı ve ideolojik boyutu olmayan bir örgüt olduğunu belirten Alman emniyet istihbaratı eski görevlisi T.D.K., “Alman emniyetinde TİT’in kayıtları var. Yapılan araştırma sonrasında TİT ve Gülaltay hakkındaki bulgu şuydu: Siyasi bağlantısı olmayan çıkar amaçlı suç örgütü. Kültür düzeyi çok düşük kişilerden oluşuyor.” bilgisini veriyor.

MEHMET GÜL (MHP İstanbul eski Milletvekili): TİT ülkücülerin örgütü değil



İlk kez TİT Edirnekapı yurdunda isim olarak ortaya çıkmıştı. ETKO ve TİT, bizim için gırgır konusuydu. Solculara karşı ortaya çıkan hayali bir örgüttü. Birileri daha sonra bu ismi kullandı. Kayıtlara geçen eylemler polisin baskısıyla kabul ettirilen eylemlerdir. Akın Birdal suikastı sonrasında, bizim arkadaşlarımız yolda giderken ellerinde telsizler olan birilerinin talimatlarla duvarlara ETKO ve TİT imzalı sloganlar yazdığını görmüş. Bana bildirdiler. Ben o dönemde MHP İstanbul il başkanı idim. Hemen bir açıklama yaptım. Kendisine polis süsü vermiş kişilerin bir eylem içinde olduğunu anlattım. Bu şahısların kullandığı aracı araştırdık. Kişilere ve araca ulaşılamadı. Daha sonra bizim iki arkadaşımız silahlı saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. TİT’in ülkücülerle bir bağlantısı olamaz. Çünkü ülkücülerin legal örgütleri var, böyle bir şeye ihtiyaç da yoktur.

BÜLENT ORAKOĞLU (Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı)



Örgütler milli; ama dışarıdan yönetiliyor

Bülent Orakoğlu, (1980 öncesinde, Diyarbakır Terörle Mücadele müdürü) TİT'in varla yok arası bir örgüt olduğunu ve ciddi bir eylemi gözükmediğini ancak hayalet örgüt olmadığı Akın Birdal olayında çıktığını belirtmiştir.

Güvenlik güçlerinin çok ciddi çalışma yapmadıklarını, TİT tavrıyla kurulmuş örgütlerin, çete bağlantılarıyla ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştıklarının görüldüğünü ve bunun dış psikolojik hareketlerin bir nevi başarısı olduğunu belirterek tüm faili meçhul cinayetlerin derin devletle irtibatlandırıldığını belirterek, derin devlet olmalı; ama parlamentonun kontrolünde olan ve dış psikolojik hareketlerle mücadele eden bir birim olmalıdır diye düşünüyorum. Son 6-7 ay içerisinde Türkiye’de birtakım örgütler, Sauna, Atabeyler örgütleri çıktı. Buralarda şöyle bir ortak nokta var. Görevde olan veya emekli askerler örgütlenmede yer alıyor. Ofisinden 16 Türk devletinin haritası çıkıyor. Bu değerler kullanılıyor. Ben bunu şuna benzetiyorum. Ülkenin toprakları işgal edilmiş durumda, Atatürk Amasya Kongresi’ni yapıyor ve gayri nizami harp emri veriyor. Kuvayı Milliye dediğimiz birtakım yapılanmalar oluyor. Düşman işgalinden kurtulduktan sonra Atatürk bu tür çete ve örgütlenmeleri tasfiye ediyor. Türkiye uzun yıllardan beri dış güçlerin psikolojik harekatlarına maruz kalıyor; ama bizim İKK dediğimiz İstihbarata Karşı Koyma ünitesinin zayıf kaldığını görüyoruz. Küre, Atabeyler ve ortaya çıkarılmamış 10’dan fazla örgütün, ülkede kamplaşma ve kutuplaşma yaratılması amacıyla bilerek veya bilmeyerek küresel güçlere hizmet ettiklerini düşünüyorum. Arka planları ve güç kaynakları incelendiğinde, millidir; ama dışarıdan idare edilmektedir. Buna karşı koymak için ise İKK’ya ağırlık verilmeli. demiştir.

Ayrıca Bakınız

İlgili konuları ara

Yanıtlar