Türkiye'de antisemitizm, Yahudi etnik geçmişi, kültürü veya dini baz alınarak Türkiye'de Türk Yahudilerine karşı yapılan hüsumettir.

Türkiye'de antisemitizm

Türkiye'de antisemitizm, Yahudi etnik geçmişi, kültürü veya dini baz alınarak Türk Yahudilerine karşı yapılan hüsumettir. Türkiye 2009'un sonunda, 23,000 Yahudiyle İslam dünyası en kalabalık Yahudi nüfusu olan ülkelerden biriydi, Eylül 2010'da Yahudi nüfusu 17,000'lere düştü, çoğunluğu İsrail'e göç etti. Yahudilerin çoğu İstanbul'da yaşamaktadır. 16'sı İstanbul'da olmak üzere Türkiye genelinde 26 aktif sinagog bulunmaktadır. Antisemit görüşlerin ivme kazanmasının sebebi 2006 İsrail-Lübnan Savaşı, Aralık 2008'deki Gazze Savaşı ve Mayıs - Haziran 2010'da Türk vatandaşların İsrail komandolarınca ölümüyle sonuçlanan Gazze filosu saldırısı'dır. Türkiye'de İsrail politikalarının eleştirilmesindeki sorunlardan biri olayların Yahudi aleyhtarlığına dönüşmebilme riski taşımasıdır. == Tarihçe== Yahudiler, Osmanlı İmparatorluğu'na ait topraklarda 2400 seneden daha uzun bir süredir yaşamaktadır. Başlangıçta Romanyotlar vardı ve sonraları Sefaradlar içinde asimile oldular. Buna, 15.yy'ın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'na yapılan toplu göçlerle Aşkenazlar da eklendi. ===Osmanlı İmparatorluğu=== Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk kan iftirası 15.yy'da Sultan II. Mehmed döneminde gerçekleşti (bazı kaynaklara göre 16.yy'ın başında). 1492'de İspanya'dan Yahudilerin göç etmesine rağmen münferit olaylar oldu fakat bu olaylar Osmanlı yetkililerince kınandı. Bazı kaynaklar Sultan IV.Murad zamanında kan iftirası olaylarının olduğunu belirtir. Sultan II. Mehmed, türünün tek örneği olan bir ferman çıkarıp kan iftirasıyla ilgili davaların ana merkezi İstanbul'da olan Divan tarafından incelenmesine karar kıldı. Genel olarak Batı Avrupa Yahudilerinin Osmanlı'ya göçü Osmanlı yetkililerince hoş karşılandı. 1553'te, doktoru ve danışmanı Moşe Hamon isimli bir Yahudi olan Sultan I. Süleyman, II. Mehmed'in kanununu tekrar onaylayıp, kan iftirası olaylarının yerel mahkemelerde yargılanmasını yasakladı. Sultan ayrıca Papa IV. Pavlus'un Ancona Yahudilerini engizisyonlara gönderme isteğine karşı önlem aldı. Zamanla yetkililerin Yahudilere karşı olan tavırları kötüye gitmeye başladı. 1579'da Sultan III. Murat, Yahudi kadınların değerli taşlarla süslenmiş ipek elbiseler giydiğini öğrenince İmparatorluktaki Yahudileri imha etme kararı aldı. Sadrazamın danışmanı olan Şlomo Aşkenazi'nin çabalarıyla ferman kaldırıldı fakat Yahudilere kıyafet kanunları getirildi: Yahudiler kendilerine özel kıyafetler giymeli, kadınlar ipek giymemeli ve erkekler özel bir çeşit şapka giymeliydi. Osmanlı Yahudileri zimmi statüsündeydi yani Müslümanlara kıyasla ikinci sınıf vatandaşlardı fakat kişisel dokunulmazlıkları ve din özgürlükleri vardı. Aynı yıl Şam olayı gerçekleşti; Yahudiler, Sardinyalı Kapuçin rahibi Thomas'ı ve Yunanlı yardımcısı İbrahim Amarah'ı kurban etmekle suçlandı. Müslümanlarla da sorunlar yaşandı. Örneğin, Mart 1908'de Arapların Yafa'da başlattığı büyük pogromda birkaç kişi öldü ve 13 kişi ağır yaralandı. Olayların ardından yerel hükümetin görevine son verildi. 19.yy'ın ikinci yarısında (1839'dan 1870'e) Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat'ı başlattı, böylece kişilerin etnik geçmişi veya dini ne olursa olsun haklar düzene sokulmaya çalışıldı. Bu, eşit haklara sahip olan Yahudileri olumlu etkiledi. Yahudiler, gerçek anlamda eşitliğe çok sonraları kavuştu. 19.yy'ın sonunda Filistin'li Müslümanların göçleri nedeniyle gerek vatandaş gerekse de yabancı Yahudilerin Filistin'e yerleşmesini ve Kudüs'te yaşamasını engelleyen yasa yürürlüğe sokuldu. 1919'dan 1921'e kadar süren Yunan-Türk Savaşı Batı Anadolu ve Doğu Trakya'da Yunanlar tarafından Yahudilere zulüm yapıldı, Çorlu'da pogrom gerçekleşti. Bu kanuna göre, İçişleri Bakanlığı, "Türk kültürüne adaptasyon" seviyesine göre azınlıkları istedikleri yerlere yerleştirebilecekti. Özellikle Edirne'de Yahudiler Türk görevlilerince kovuldular. 1939-1942 arası Nazi Almanyası destekli antisemitizm ülke geneline yayılıp destek buldu, Türk hükümeti araya girmedi. Haziran 1942'de Türkiye'nin başına sağ görüşlü partiler geçti. 11 Kasım 1942'de Varlık Vergisi Türkiye meclisi tarafından onanıp yürürlüğe sokuldu. Yahudi ve Hristiyanların ödediği vergi Müslümanlara oranla 5 katı fazlaydı. Sonuç olarak ağır vergileri ödeyemeyen 1500 Yahudi çalışma kamplarına gönderildi. Karar, 15 Mart 1944'te yürürlükten kaldırıldı. 1933 ile 1945 yılları arası Türkiye Yahudi mültecileri kabul edip Avrupa'daki Türk diplomatlar Avrupa'dan kaçmak isteyen Yahudilere yardım etti. 1948'den 1955'e yaklaşık 37,000 Yahudi İsrail'e göç etti. Dış göçün ana sebeplerinden biri yetkililerin evde dahi Türkçe konuşulması için baskı yapmalarıydı. Yahudilere karşı saldırılar ve yaşanan antisemit olaylar 1955, 1964 ve 1967 senelerinde kaynaklandırılmıştır. === İslami antisemitizm === Etnisite ve dinler arası ilişkiler uzmanı Rıfat Bali'ye ve diğer kaynaklara göre İslama geçen Yahudiler Türk İslamcıları tarafından diğerleri olarak görülüp sadakatlerine şüpheyle yaklaşılıyor. İslamcılar İslam'a geçen Yahudilerin yanı sıra liberallere, demokratlara, ruhban sınıfına karşı olanlara ve sosyalistlere Sabetaycı demekteydi. Örneğin, 1984'te kurulan kökten dinci terörist örgüt İBDA/C, Yahudiler ile Hristiyanların Türk politik hayatından ihraç edilmesini istemektedir. Tel Aviv Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre, 1997'ye kadar antisemitizmin ana kaynağı İslami görüşlü Refah Partisi'ydi. Araştırmacılara göre, Başbakan Erbakan gibi liderler İsrail'e karşı olumsuz tavırlar içine girmiş ve antisemit ifadelerde bulunmuştur. Şubat 1997'de, Türk yetkililerin medyada çıkan antisemit beyanları ve Refah Partisi'ne bağlı Milli Gazete'de çıkan makaleler nedeniyle Türkiye'nin Washington elçiliği protesto edildi. Makalede şu sözler aktarılmıştır.:
"... yılan zehiriyle, Yahudi fesatlığıyla bilinir."
1997'de Türkiye'de laik partilerin iktidara gelmesiyle Refah Partisi'nin etkisi azaldı. İsrail'in Gazze'deki Dökme Kurşun Harekatı ve 2009'da Dışişleri Bakanlığı'na Ahmet Davutoğlu'nun getirilmesiyle Türkiye'nin bu eleştirel tavrı devam etmiştir. Bazı kaynaklarca 31 Mayıs 2010'da gerçekleşen Gazze filosu olaylarıı körükleyenler Türk politikacılarıdır; bunun sebebi de İsrail ile olan ilişkilerin kızıştırılıp iç ve dış politikada kazanç sağlamaktır. === Solcuların anti-İsrail ve anti-Siyonist görüşleri=== Türk solcu temsilcileri, İsrail'i ABD'nin Ortadoğu'da bir maşası olarak görmektedir. Ortadoğu sorununda "baskıcı emperyalizm" altındaki Filistin'i desteklemektedir. Bu gelenek 1960 ortalarından beri devam etmektedir. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan vb. Türk Devrimciler Filistin Halk Kurtuluş Ordusu'na katılıp kamplarında eğitim gördüler, Filistin Halk Kurtuluş Ordusu üyesi olarak İsrail'e karşı savaşta öldü, bazıları da Türkiye'ye geri döndü. Yahudi kökenli Türk araştırmacı Rıfat Bali, Türk solculara göre antisemitizmin sebebinin "Siyonizmin saldırgan ideolojisi" olduğunu belirtir. Solcu bir dergi olan Birikim 2004'te antisemitizm ve Siyonizm için madalyonun iki yüzü demiştir; "Yahudi zihnine İsrail tarafından el konulmuştur" ve bütün çabalar İsrail'in bugünkü durumunu yok etmek için sarfedilmelidir. Hürriyet köşe yazarı Hadi Uluengin Şubat 2009'da "yeni milliyetçilik" ve dini olmayan antisemitizm ile ilgili bir makale yayınladı. Hükümet, Ottawa Antlaşması gereği Suriye sınırındaki mayınların 2014'e kadar temizlenmesi için bu toprakları bir İsrail şirketine uzun vadede kiralamaya karar verdi fakat bu durum Türk milliyetçilerinin ağır eleştirilerine sebebiyet verdi. Muhalafetin "Yahudi sermayesi"nin kabul edilemez olduğunu söylemesi üzerine Başbakan bu yorumları "faşist"likle suçlayıp bunun "azınlıklara ve yabancılara karşı bir fobi" olduğunu belirtti. Haziran 2010'da bir anti-İsrail gösterisinde protestocular nazi sembolleri kullanıp Adolf Hitler'i methetti. === Antisemit propaganda === ==== Kitaplarda ve yazılı basında antisemitizm ==== Gazze'deki Dökme Kurşun Harekatı'ndan önce antisemit bildirilerin çoğu kitaplarda ve yazılı basında yer alıyordu. Tel Aviv Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre, bu propaganda genç ve eğitimli Türkler arasında İsrail'e ve hiç tanımamalarına rağmen Yahudilere karşı olumsuz bir intiba yaratıyordu. Bazı kaynaklara göre antisemit görüşler İslami basın olan "Vakit", "Milli Gazete", "Ortadoğu" ve "Yeniçağ" gazetelerinde yayınlanmaktadır. Örneğin, Ermeni Kırımını tanıyan ve bunun üzerine tepki toplayan ünlü yazar Orhan Pamuk için Yeniçağ gazetesi "Yahudi seven", "Yahudi dostu" ve "Yahudi uşağı" terimleri kullanmaktadır. Ortadoğu ve Yeniçağ gazeteleri Kürt liderleri Mustafa Barzani ve Celal Talabani'nin Yahudi olduğunu ve amaçlarının Kürdistan devleti adı altında "Büyük İsrail" devleti yaratmak olduğunu söylemiştir. Vakit'te çıkan bir habere göre ise Güneydoğu Anadolu'da Türk askerlerini öldüren mayınlar oraya İsrail ve Mossad tarafından konulmuştur. Vakit ve Milli Gazete Hitler'i öven ve Holokost'u inkar eden makaleler yayınlamıştır. Vakit gazetesi, "Dökme Kurşun Harekatı"nı kınamadığı için Hahambaşının Türkiye'yi terk etmesini istedi. Medyada çıkan haberler İsrail'i Nazi Almanyasına, Gazze Savaşını da Holokost ile bir tutmakta olup "Yahudi" ve "terörist" kelimelerinin arasına eşit işareti koymaktadır. Milli Gazete yazarı Türkiye sokaklarında hiç Yahudi görmek istemediğini belirtmiştir. "Siyon Liderlerinin Protokolleri", Henry Ford'un "International Jewry" ve İsrail ve Yahudilerin dünyaya hükmetmeye çalıştığını söyleyen Türk ve yabancı yazarların kitapları Türkiye'de bedava basılıp dağıtıldı. ==== Film ve televizyonda antisemitizm ==== Kurtlar Vadisi Irak, Türkiye'de 2006'da gösterime girdi. Çoğu eleştirmen filmin anti-Amerika ve antisemit olduğu kanısına vardı. Antisemit olmasının sebeplerinden biri, filmde ABD ordusunda görev yapan Yahudi doktorun Abu Gurayb hapishanesindeki cesetlerin ticaretini yapıyor olarak gösterilmesidir. Bir Türk televizyon dizisi olan ve bir aşk hikayesi anlatılan "Ayrılık"ta arka planda Dökme Kurşun Harekatı gösterilmektedir. Dizi gösterime girdikten sonra İsrail Dışişleri Bakanı, açıklama yapması için Türkiye'nin İsrail Maslahatgüzarı D. Özen'i İsrail Dışişleri Bakanlığına çağırdı. İsrail'in hoşnutsuzluğunun sebebi, İsrailli askerlerin Filistinli "askerler"e ateş açması ve bir Filistinli kızı öldürüyor gibi gösterilmesiydi. İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkililerince "bu sahnelerin ve İsrail ordusunun çocuk katili olarak tasvir edilmesinin uzaktan dahi gerçekle ilgisi yoktur" dendi. İsrail, dizinin devlet televizyonunda gösterilmesinin bu işin özel kuruluşların işi olmadığını ifade ettiğini belirtmiştir. Ocak 2010'da Kurtlar Vadisi Pusu isimli yeni dizi Türkiye'de gösterime girdi. Açıklama yapması için Türkiye'nin İsrail elçisi Oğuz Çellikol İsrail Dışişleri Bakanlığına çağırıldı. İsrail'in memnuniyetsizliği, Türk aktörler tarafından oynanan Mossad ajanlarının Türk çocuklarını kaçırıp Türk elçisi ve ailesini rehin alması sahnesinden kaynaklanıyordu. İsrail Dışişleri Bakanlığı vekili Dani Ayalan Türk elçiye "bu gibi sahnelerin Türk Yahudilerinin yaşam güvencelerini tehlikeye attığını" söyledi. Toplantıda, Ayalon meydan okurcasına birkaç diplomatik protokolü ihlal etti; bu da diplomatik skandala yol açtı. Oğuz Çellikol, bu dizinin devam etmemesi gerektiğini söyleyip diziyi kınadı. Yahudilere karşı saldırılar Türk televizyonlarından da duyuruldu. ==== Broşürler, posterler ve vandallık ==== Ocak 2009'un ardından antisemit olaylar devam etti. İstanbul'da dağıtılan broşürlerde ise "Yahudi dükkanlarından satın almayın ve Yahudilere hizmet etmeyin" yazıyordu. İstanbul'da bazı reklam panolarında ölümleri protesto etmek için kanlı çocuk ayakkabıları gösterildi ve Tora'dan alıntı yapılarak "Sizler Musa'nın çocukları olamazsınız", "Kitabınızda yazmaz" cümleleri eklendi. Gazze harekatına tepki olarak Yahudi doktorların bir listesi dağıtılıp öldürülmeye çağırıldılar. == Yahudilere saldırı == 20.yy'ın sonları ve 21.yy'ın başlarında Türkiye'de üç antisemit terörist saldırı gerçekleşti. Bu üç saldırıda da militanlar İstanbul'un ana sinagogu olan Neve Şalom'a saldırdı. 6 Eylül 1986'da Şabat duası için Neve Şalom Sinagogu'nu ziyaret edenlere Ebu Nidal'e bağlı teröristlerce ateş açıldı. 22 Yahudi öldü 6'sı yaralandı. 1 Mart 1992'de Lübnan terör örgütü Hizbullah, Neve Şalom Sinagogu'na el bombası attı. Ölen olmazken yoldan geçen biri yaralandı. 15 Kasım 2003'te intihar komandoları arabalarını iki sinagogun önünde patlattı; 25 kişi öldü ve 300 kişi yaralandı. İslamcılar yapılanları haklı göstermek için sinagoglarda "İsrailli ajanların çalıştığını" belirtti. Saldırılar El Kaide ve Türk İslami örgüt İBDA/C tarafından üstlendi. Bu saldırılarla ilgili Türk mahkemeleri El Kaide'ye bağlı 48 kişiyi suçlu buldu. 21 Ağustos 2003'de 35 yaşındaki İstanbullu Yahudi diş hekimi Yusuf Yahya kliniğinde ölü bulundu. Mart 2004'te yakalanan katil, Yahya'yı antisemit nedenlerle öldürdüğünü itiraf etti. 6 Ocak 2009'da FC Bney Haşaron ile Türk Telekom arasında yapılan basketbol maçı, seyircilerin aşağılayıcı tezahüratları ve İsrailli atletlere atılan maddeler nedeniyle yarıda kesildi. Türk polisi İsrailli sporcuları saldırılardan korudu. Ayrıca, Ocak 2009'da Türk ordusunda bulunan bir Yahudi askere yapılan saldırı zabıtlara geçti. Saldırgan kişi bölük kumandanı tarafından derhal cezalandırıldı. Aynı dönemde Yahudi öğrencilere sözlü ve fiziksel tacizler gerçekleşti. ==== Antisemitizme muhalefet ==== Türkiye direkt antisemit hareketleri cezalandırmaktadır. 2009'da "Yahudiler ve Ermeniler giremez" afişini asan dükkan sahibine 5 ay hapis cezası verildi. Dünya Yahudi Kongresi'ne göre, Gazze harekatından sonra gerçekleştirilen antisemit vakalar önünde Türk adaleti gerekli eylemde bulunmamıştır. Özellikle Dökme Kurşun Harekatı'nın ardından gerçekleşen İsrail ve Yahudilere karşı saldırgan tutum karşısında Türk polisi Yahudi kurumları korumak zorunda kaldı. Gazze operasyonuyla İsrail'i eleştiren Başbakan Erdoğan aynı zamanda "Antisemitizmin insanlığa karşı bir suç" olduğunu beyan etti. 27 Ocak 2010'da Dışişleri Bakanı Uluslararası Holokost'ta ölenleri anma gününde Türkiye'nin antisemitizme, ırkçılığa, zenofobiye ve ayrımcılığa karşı politikalarının devam edeceğini belirtti. ==== Türk toplumunun ruh hali ==== 2007 ila 2009 yılları arasında yapılan anketlerde Türk toplumunda yüksek derece zenofobi olduğu ortaya çıktı. %64 Türk, Yahudi komşu istemezken %76'sının Yahudilere karşı olumsuz görüşleri vardır; Yahudilere karşı olumlu tavrın yüzdesi ise %7'dir. Ocak 2010'da İsrail'in Haaretz gazetesi İsrail Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Siyasi Çalışmalar Merkezi'nin raporunu yayınladı. Bu rapora göre Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e karşı verdiği beyanatlar Türk toplumunda antisemitizmi körüklemektedir. Dükkanlara asılan "Yahudiler giremez" tarzı afişler nedeniyle Türk Yahudileri antisemitizmden yana endişe duymaktadır. Aynı endişeler Amerikan Yahudi örgütlerince de dile getirilmiştir. Bazı uzmanlara göre Türkiye'de antisemitizmin artması söz konusu değildir, fakat antisemit posterler asmak, okullarda antisemit propaganda yapmaya çalışmak gibi bazı riskler mevcuttur. IDC Profesörü Barry Rubin'e göre antisemitizm yanlısı taraf tutma "Avrupa'da olandan daha üst seviyededir." Türkiye'de anti-İsrail gösterilerinde "Yahudilere ölüm" gibi antisemit sloganlar atıldı. Türkiye Yahudi cemaati başkanı Silvyo Ovadya, "anti-İsrail beyanatlar kolayca Yahudilerin geneline bir kınamaya dönüşebilmektedir. Ne zaman Ortadoğu'da bir savaş çıksa dünya genelinde antisemitizm artmaktadır" demiştir. Birçok kişinin İsraillilerle Yahudiler arasındaki farkı göremediğini ve İsrail politikalarının eleştirileri Türk Yahudilerinin üzerine yıkıldığına inanmaktadır. Rıfat Bali, antisemitizme karşı direnmenin durumu daha kötüye gittiğine inanmakta olup Türk Yahudilerinin ya ülkeyi terketmeleri ya da kütlesel bir antisemitizmle yaşamayı öğrenmeleri gerektiğini düşünmektedir. == Ayrıca bakınız == * Türkiye'de Yahudilik * İsrail-Türkiye ilişkileri * Cevat Rıfat Atilhan

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar