OSMANLILAR VE CUMHURİYET DÖNEMİ,Osmanlı Devleti, önceki Anadolu uygarhk-lanndan, İslamdan ve Selçuklulardan kaynaklanan zengin bir bilgi hazinesine sahipti. Bununla birlikte 15. yüzyıla değin coğrafyaya ilgi gösterilmedi.

Türkiye'de Coğrafya

OSMANLILAR VE CUMHURİYET DÖNEMİ, Osmanlı Devleti, önceki Anadolu uygarhk-lanndan, İslamdan ve Selçuklulardan kaynaklanan zengin bir bilgi hazinesine sahipti. Bununla birlikte 15. yüzyıla değin coğrafyaya ilgi gösterilmedi. Bu dönemdeki tek coğrafya çalışması Ali bin Abdurrahman'ın Acaibü'l-Mahlukat adlı yapıtıydı. Yapıtta Yer'in yuvarlak olduğu, bir bölgesinde Türk soyundan gelen Yecüc ve Mecüc tayfasının yaşadığı öne sürülüyor ve bazı dağlar, ırmaklar ve kentler hakkında bilgi veriliyordu. 15. yüzyıl ortalarında, bilime, özellikle de coğrafyaya ve haritalara büyük ilgi duyan II. Mehmed (Fatih) döneminde coğrafya gelişme gösterdi. Batıdaki birçok yapıt Osmanlıcaya çevrildi. İstanbul'un bir planı yapıldı, Fatih Camisi'nin çevresindeki medreselerde İstanbul'un topografyası hakkında bilgi toplandı. Bu dönemde coğrafya çalışmalanna katkıda bulunan en önemli kişiler, Ptolemaios'un coğrafyasına ilgi duyan astronom Mirim Çelebi ile Osmanlı topraklannın coğrafyası, burada yaşayan insanlar, gelenekler ve toplumsal durum hakkında bilgiler sağlayan Yahya bin Meh-medü'l-Gaffari idi.

16. ve 17. yüzyıllarda denizcilikteki gelişmelerle coğrafya ve haritacılık da büyük ilerleme gösterdi. Bu dönemde Atlas Okyanusundan Hint Okyanusuna kadar uzanan Osmanlı denizcileri, yolculuklannda edindikleri bilgileri çeşitli yapıtlarda topladılar. Bu denizciler arasında en önemlileri Piri Reis ile Seydi Ali Reis'tir. Piri Reis'in en önemli ürünleri, Atlas Okyanusunun iki kıyısında yer alan ülkeleri gösteren ünlü haritası ile Kitab-ı Bahriye adlı yapıtıdır.

Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan harita, Kristof Kolomb'un 1489'da yaptığı ve sonradan kaybolan bir haritanın kopyasıydı. Piri Reis, harita üstünde birçok açıklama yapmış, çeşitli ülkelerin özellikleri, madenleri, hayvanlan hakkında bilgiler vermişti.

I. Süleyman'a (Kanuni) armağan edilen Kitab-ı Bahriye ise 1521'de yazılmış ve 1525'te genişletilmişti. Yapıtın önsözünde Piri Reis'in kendi yaşamı, fırtınalar, pusulalar ve denizler hakkında bilgi verilir. Ardından Piri Reis'in gezdiği yerler kendi gözlemlerine ve başka kaynaklara dayanarak anlatılır; Yer'in küre biçiminde olduğu sık sık vurgulanır ve Amerika'nın keşfinden söz edilir.

Seydi Ali Reis'in Hint Okyanusunun özelliklerini anlatan iki önemli yapıtı vardır: Gezi notlarını içeren Miratül-Memalik ve coğrafi bilgiler veren Muhit. 16. yüzyıldaki bir başka önemli yapıt da, 1559'da, Tunuslu Hacı Mehmed tarafından tahta üstüne çizilmiş, yürek biçimli Yer han t asıdır; haritada başlangıç meridyeni Kanarya Adalarıdır. Ali Macar Reis de bu dönemin ünlü deniz coğrafyacılanndandır. Topkapı Müzesi'nde ona ait olduğu sanılan 7 haritadan oluşmuş bir atlas vardır. Haritalar, bugün başka adlarla tanıdığımız birçok adaya o dönemde Osmanlıların verdiği adlan içermesi açısından ilginçtir. 17.yüzyılın en önemli coğrafya bilgini ise Katip Çelebi'ydi. 1648'de yazmaya başladığı en önemli yapıtı Cihannüma'da, 5 yerine 6 kıtadan söz ediyordu; bunlar Avrupa, Asya, Afrika, Amerika, . Maccolonika (Avustralya) ve kutup bölgeleriydi. Amerika'ya geniş yer aynlan yapıtta Japonya'dan ve Anadolu'nun doğusundan da söz ediliyordu. Evliya Çelebi ise Anadolu, Azerbaycan ve Orta Avrupa'ya yaptığı gezileri 10 ciltlik Seyahatname'sinde topladı. Yapıt, tarihsel coğrafya açısından önem taşır.

18.yüzyılda coğrafyaya en büyük katkısı olan kişi, Osmanlı Devleti'nde basım sanayisini kuran İbrahim Mütteferrika'ydı. Jeofizik ve astronomi çalışmalarının yanı sıra coğrafyaya da büyük ilgi duyan, bilgine İbrahimü'l Coğrafi adı takılmıştı. İbrahim Müteferrika, başta yeni gelişmeleri de ekleyerek bastığı Cihannüma olmak üzere bir çok coğrafya çalışması yayımladı. Bu yayınlar dışında, Atlas Minör ve Atlas Maior gibi önemli yabancı yapıtlann Osmanlıcaya çevrilmesi de coğrafyanın gelişmesini olumlu etkiledi. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname adlı yapıtı da, matematiksel coğrafya, Yer'in biçimi, bir zamanlar yeryüzünün sularla kaplı olduğunu gösteren fosiller, kıtalar, Amerika'nın keşfi, iklimle insan sağlığı arasındaki ilişkiler gibi konularda değerli bilgiler sağlıyordu.

18. yüzyılın sonlarında haritacılık ve coğrafya öğretimine önem verilmeye başlandı. İstanbul'daki Hasköy Mühendıshanesi'nde uygulamalı coğrafya ve harita dersleri kondu ve Fransız ağırlıklı yabancı bir öğretim kadrosu oluşturuldu. 19. yüzyıldaki Batılılaşma çabalan da, Fransız, İngiliz ve Alman bilginlerin ülkeye çağmlıp askeri okullara haritacılık İle coğrafya dersleri konması sonucunu verdi. Aynca Avrupa'da yayımlanmış coğrafya yapıtları Osmanlıcaya çevrildi ve pek çok telif yapıt yayımlandı. Bunların en önemlileri Mehmed Enveri'nin Coğrafya (1865), Sami Paşazade Abdülha-lim'in Beyan-ı Naks-ı Cihan (1871), Hamdi Bey'in Usul-i Coğrafya-i Tabii, Ahmed Cevad Paşa'nın Malumata'I-Kafiye fi Me-maliki'l-Osmaniye (1872), Esad Hüseyin'in Coğrafya Lügati (1876), Hasan Fehmi'nin Coğrafya-i Ticari (1884) ye Coğrafya-i Sinai ve Ticari (1890) ve Binbaşı Hüseyin'in Memalik-i Osmaniye Ziraat Coğrafyası (1887) adlı yapıtlarıdır. Şemseddin Sami'nin Kamusu'l-Âlam adlı altı ciltlik coğrafya ansiklopedisi ise bu dönemin en önemli çalışmasıdır.

19. yüzyılın sonlarındaki reform hareketleri bilimsel kurumlara da yansıdı ve 1915'te Coğrafya Darülmesaisi kuruldu. 1915-33 arasında yurtdışından çağrılan bilim adamlarının verdiği fiziksel, beşeri ve bilimsel coğrafya dersleri kondu, Coğrafya Dariil-mesaisi'ne bağlı Tetkikat-ı İklimiye Encümeni oluşturuldu, süreli yayınlan da kapsayan zengin bir kitaplık kuruldu ve gerek telif, gerek çeviri birçok yapıt yayımlandı. 1933-41 arasında ise modern coğrafyanın kavram ve yöntemlerine dayanan, öğretimin yanı sıra araştırmaya da ağırlık veren iki coğrafya enstitüsü kuruldu.

Bugün Türkiye'deki pek çok üniversitede coğrafya , öğretimi verilmektedir. Bunlar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Coğrafya Bölümü, Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü sayılabilir. 1982'de kurulan İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü ise bu dalda lisansüstü öğrenim veren bir kurumdur.

Yanıtlar