Türkiye'de başörtüsü ve türban sorunu, başta üniversite öğrencilerine yönelik olmak üzere bütün kamu ve bazı özel kurumlarda kadın çalışanlara uygulanan türban yasağı ile bu yasağın sosyal ve siyasal etkileri etrafında yaşanan sorun. Siyasal İslam'ın simgesi olduğu iddia edilen türbanı kamusal alanda yasaklayan mahkeme kararları ve bu kararların türban dışında da başörtüsü tiplerine uygulanması, bu sorunun temelini oluşturmaktadır.

Türkiye'de türban sorunu

Türkiye'de başörtüsü ve türban sorunu, başta üniversite öğrencilerine yönelik olmak üzere bütün kamu ve bazı özel kurumlarda kadın çalışanlara uygulanan türban yasağı ile bu yasağın sosyal ve siyasal etkileri etrafında yaşanan sorun. Siyasal İslam'ın simgesi olduğu iddia edilen türbanı kamusal alanda yasaklayan mahkeme kararları ve bu kararların türban dışında da başörtüsü tiplerine uygulanması, bu sorunun temelini oluşturmaktadır. Türban yasağı, (kamu veya özel) ilk ve orta öğretim okullarında ve (kamu veya özel) üniversitelerde herkes için geçerlidir. Mahkemeler, devlet daireleri ve diğer resmi kurumlarda öğrenciler, işçiler ve kamu görevlileri için geçerlidir. Ancak ilk ve orta öğretim okullarında ve bazı üniversitelerde okula ziyaretçi ya da veli olarak gelenler için sorun yoktur. Kamu kurumlarında ise çalışanlara uygulanan bu yasak hizmet alanlar için geçerli değildir. Benzer şekilde mahkemelerde yasak sadece yargıçlar, avukatlar, hukukçular ve diğer işçileri kapsar. Askeri kurumlarda ise bu yasak en geniş şekliyle uygulanır ve kullanılan örtü belli standartları (başörtüsü alttan bağlanmalı ve üstten biraz saç görünmelidir) sağlamadığı müddetçe ziyaretçi ya da veli olarak gelenler için başörtüsü yasaktır. Kimlik, sürücü belgesi ve pasaport gibi resmi belgeler üzerinde başörtülü ve türbanlı fotoğraf serbesttir. Ancak üniversite kayıt belgeleri ve kimliği gibi resmi belgeler ile kamu çalışanlarının kimlikleri üzerinde başörtülü ve türbanlı fotoğraf yasaktır. Bu fotograflarda saçlar açık olmalı ve boyun görünmelidir. Türkiye'de bu yasakların özellikle üniversite öğrencilerine yönelikde uygulanması çok yoğun ve tartışmalı olmuştur. Bu yasak lehine olanlar ve karşı çıkanlar arasındaki tartışmada Cumhuriyet Halk Partisi ve bazı siyasi partiler ile Türk Silahlı Kuvvetleri laiklik adına bu yasağı savunurken Anavatan Partisi, Refah Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi gibi bazı siyasi partiler ise bunu bir dini inanç olarak görmüş ve özellikle üniversite öğrencilerine yönelik olan yasağı kaldırmayı vaad etmişlerdir. == Arka plan == Türkiye 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulduğu günden bu yana laik bir devlet olmuştur. 1924 Türk Anayasası Atatürk İnkılapları yanında devletin laik oldugu anayasada belirtildi. Her ne kadar bu yıllarda resmi olarak bir başörtüsü yasağı olmasada bu tarihten itibaren resmi kurumlarda başörtüsü ile çalışan kişilerede izin verilmemiştir. Ancak bu yasağın sorun haline gelmesi ve tartışılmaya başlanması 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında, türban giyen üniversite öğrenci sayısının önemli ölçüde artması ile olmuştur. == Türban ve başörtüsü kavramları == Anadolu'da başörtüsünün yemeni, eşarp, tülbent, yazma, çarşaf ve türban gibi çeşitleri bazı kadınlar tarafından kullanılmaktadır. Bu örtüler birbirinden kullanılan kumaşın şekli, deseni, boyutu ve bağlama biçimi gibi çeşitli açılardan ayrılır. Bu yöresel farklılıklar Türkiye'de başörtüsü maddesinde daha ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bir kadın giysisi olarak türban ise ince kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan özel bir tür başörtüsüdür. Genellikle renkli desenli ve ipek kumaştan yapılan türban, eşarba göre biraz daha büyük boyutludur ve şeffaf değildir. Türban saçın görünmesini engelleyecek şekilde takılan pamuklu kumaştan bir bonenin üzerinden bağlanır. Geleneksel başörtüsünden farklı olarak türban, çok sayıda toplu iğne ile sabitlenir. Türbanın bağlanma şeklinin geleneksel başörtüsünden ayrılan en önemli özelliği, saçın tek bir telinin bile gözükmemesine dikkat edilmesidir. === Kavram tartışması === 1960'lı yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan, 1980'li ve 90'lı yıllarda ise yaygınlaşan, genellikle renkli, ipek ve geleneksel başörtüsünden farklı olarak kendine özgü bağlama şekli olan başörtüsüne "türban" denmekte ve bazı kesimler tarafından siyasi giyim tarzının bir öğesi olarak kabul edilmektedir. Ancak, 1984'te YÖK yükseköğrenim kurumlarında "başörtüsü" kullanımını yasaklarken "modern bir şekilde, türban" kullanılmasına izin vermiştir. (Bu izin Danıştay 8. Dairesi'nin 1984'te verdiği karar ile iptal edilmiştir.) Bu izin ve karar "türban" ile "başörtüsü" kavram tartışmasını da başlatmıştır. Taraf gazetesi yazarı Ayşe Hür, Kemalist kesimin türbanı kavramsal olarak geleneksel başörtüsünden ayırmak suretiyle genel olarak örtünmeye karşı verdikleri mücadelede hedef daralttıklarını ve sert politikaları için meşruiyet sağladıklarını iddia etmektedir. adlı bir yazı kaleme almıştır. Ancak okuyucularından gelen tepkiler üzerine bir sonraki yazısında şöyle bir not düşmüştür: " Bazı okuyucular türban kelimesini kullanmama tepki gösteriyor. Türban veya başörtüsü, murad edilen aynı değil mi? Kelime tercihi önemsiz." == Kronoloji == * 1951'de sadece erkek öğrencilerin eğitim görmesi için açılan İmam-Hatip okullarının bünyesinde kız öğrencilerinin de dini eğitim alması için kurslar düzenlenmeye başlandı. Bu aynı zamanda kızların başörtüsü ile eğitim alıp alamayacağı tartışmalarını da başlattı.. * 1967 - Hatice Babacan olayından sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde protestolar yaşanmış bu protestolara bazı milletvekilleri de destek vermiştir. Bazı öğrencilerin boykotu sonucu önce dekan istifa etmiş daha sonra ise Fakülte bir aylığına kapatılmıştır. Bu olaylar üniversitelerde yaşanan ilk türban protestolarıdır. * 1997 - 15 Eylül'de YÖK başkanlığının bir genelgesi ile türbanlı öğrencilerin okullara alınması yasaklandı. Bunun üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi kurmayları bir araya gelerek, iki haftadan kısa bir sürede, Anayasa değişikliği tasarısı hazırladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Şubat ayının başında görüşülen bu değişiklik kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önüne geldi. Anayasa'nın 10. maddesinin son fıkrasına "... ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında" ibaresini, 42. maddesine de "Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir" fıkrasını ekleyen değişikliğin Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanması üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti milletvekilleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'ne, anayasa değişikliğinin "iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması" için başvurdu. Davayı kabul eden Anayasa Mahkemesi, 5 Haziran 2008 tarihinde, yapılan anayasa değişikliği için iptal ve yürürlüğünün durdurulması kararını verdi. Anayasa Mahkemesi "9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 1. ve 2. maddeleri, Anayasa’nın 2, 4. ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur." açıklamasını yaparak, kararında Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine ve Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerine atıfta bulundu. * 27 Şubat - 2008 tarihinde kamuda türban serbestliği sağlayan anayasa değişikliği hakkında, CHP ve DSP ile birlikte 112 millet vekili, imzası içeren şikayet dilekçesiyle Anayasa Mahkemesinde dava açılma talebiyle resmi başvuru yaptı. * 6 Mart - 2008 tarihinde Anayasa Mahkemesi ; CHP ve DSP'nin, üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istemiyle açtığı davada herhangi bir eksiklik tespit etmedi ve davayı kabul etti. * 14 Mart 2008'de Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya Adalet ve Kalkınma Partisi'nin "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde partinin kapatılması için Adalet ve Kalkınma Partisi'nin temelli kapatılma davasını açtı.Başsavcı, aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da olduğu 71 kişinin siyasetten yasaklanmasını istediği için bu dava öncelikli olarak öne alındı. * 5 Haziran 2008'de, Anayasa Mahkemesi 9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı anayasa değişikliğini iptal ve yürürlüğünün durdurulması kararını açıkladı. Anayasa Mahkemesi, açıklamasında, kararını Anayasa'nın 2, 4. ve 148. maddelerini gözeterek verdiğini belirtti ve Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine ve Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerine atıfta bulundu. # Anayasanın 11 ve 153 maddeleri # 259 Sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" # Bakanlar Kurulunun 03.02.1935 tarih ve 2/1958 sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanunu Tatbik Suretini Gösterir Nizamname" # 2547 Sayılı YÖK Kanunun 4,5,14 ve 54 maddeleri # Danıştay 8 Dairesinin 13.12.1984 gün ve 1984/636 Esas, 1984/1574 Karar sayılı kararı # Anayasa Mahkemesinin 7.3.1989 gün ve 1989/1 Esas, 1989/12 Karar sayılı kararı # Danıştay 8 Dairesinin 7.7.1989. gün ve 1988 /1173 Esas, 1989/652 Karar sayılı kararı # Anayasa Mahkemesinin 09.04.1991 ün ve 1990/36 Esas, 1991/8 Karar sayılı kararı # Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmenliğinin 6,7,9,11 ve ilgili diğer maddeleri ===Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Konuya Bakışı=== AİHM, konuya ilişkin üç karar vermiştir. Bunlar Karaduman, Bulut ve Şahin kararlarıdır. AİHM, başörtüsü sorununu, Türkiye’nin siyasi/tarihi bir sorun olarak değerlendirmiş ve ulusal makamların daha doğru bir değerlendirmede bulunacağını belirtmiştir. AİHM’in davalara ilişkin karar ve yorumları, ulusal makamların karar ve yorumlarıyla paraleldir; baş örtüsü yasağı AİHM kararlarında da ulusal mahkeme kararında olduğu gibi inanç özgürlüğüne aykırı bulunmamıştır. Avrupa’da hiçbir devlette üniversite düzeyinde başörtüsü yasağı olmamasına rağmen, verilen bu karar, Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal niteliklerinin vurgulandığı bir karar olması nedeniyle Türkiye’ye özgü bir karardır. Ulusal mahkemelerin bu konuda içtihat değişikliğine gitmesi halinde, AİHM’in de içtihadını aynı yönde değiştireceği kuvvetle muhtemeldir. == Ayrıca bakınız == * Kıyafet Devrimi

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar