Türkiye'nin Kafkasya Cumhuriyetleri ile İlişkileri. Türkiye'nin Kafkasya'ya yaklaşımı, bölgedeki üç Kafkas ülkesinin katılımıyla kapsamlı işbirliğinin kurulması arzusuyla şekillenmektedir. Bu çerçevede Türkiye, sözkonusu ülkelerin bağımsızlıklarının pekiştirilmesi, toprak bütünlüklerinin korunması ve ekonomik potansiyellerinin hayata geçirilmesine önem vermektedir.

Türkiye'nin Kafkasya Cumhuriyetleri ile İlişkileri

Türkiye'nin Kafkasya Cumhuriyetleri ile İlişkileri. Türkiye'nin Kafkasya'ya yaklaşımı, bölgedeki üç Kafkas ülkesinin katılımıyla kapsamlı işbirliğinin kurulması arzusuyla şekillenmektedir. Bu çerçevede Türkiye, sözkonusu ülkelerin bağımsızlıklarının pekiştirilmesi, toprak bütünlüklerinin korunması ve ekonomik potansiyellerinin hayata geçirilmesine önem vermektedir.

Türkiye için Azerbaycan, ortak dil, kültür ve tarihi paylaştığı önemli bir ülkedir. Türkiye, bağımsız olmasıyla birlikte Azerbaycan’ın yanında yer almıştır. Türkiye, Azerbaycan'ın bağımsızlığının pekiştirilmesi, toprak bütünlüğünün korunması ve Hazar Denizi'nin zengin doğal kaynaklarından gelen ekonomik potansiyelinin hayata geçirilmesinin gerekli olduğunu düşünmektedir.

Birbirinin egemen eşitliğine karşılıklı saygı temeline dayanan Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, sadece siyasi alanda değil, ekonomi, ticaret, eğitim, ulaştırma, telekomünikasyon, tarım, sosyal güvenlik, sağlık, kültür, bilim, turizm gibi alanlarda gelişmeyi sürdürmektedir. İki ülke arasındaki ilişkilerin ahdi temelini 1991-2003 yılları arasında imzalanan 150’nin üzerinde antlaşma oluşturmaktadır. Üst düzey temaslar ve her seviyede ziyaretler düzenli ve sık bir şekilde gerçekleşmektedir.

Türkiye ile Gürcistan arasında, Tiflis’in bağımsızlığını ilanından itibaren başlayan ekonomik, siyasi ve askeri işbirliği giderek artmaktadır. Gürcistan, halihazırda çözüm bekleyen iç sorunlarla karşı karşıyadır. Sohum ve Tiflis arasındaki ihtilafın çözülmesi, gerek ülkede gerek bölgede barış ve istikrarın tesisi için önem arzetmektedir. Türkiye, başından itibaren, anlaşmazlığın, Gürcistan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde, barışçı yollarla çözülmesini desteklemektedir.

Türkiye’nin Azerbayan ve Gürcistan’la ilişkileri memnuniyet verici bir düzeyde seyretmektedir. Bu ülkelerle ilişkilerin önemli bir boyutu haline gelen enerji konusunda da petrol ve doğalgaz boru hatları projeleri çerçevesinde kayda değer mesafe kaydedilmiştir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hatları konusunda gerekli anlaşmalar imzalanarak onaylanmış, Eylül 2002’den itibaren de inşaata başlanmıştır. Ayrıca, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattıyla ilgili olarak Hükümetlerarası Antlaşma ve Alım-Satım Antlaşması imzalanmıştır.

Türkiye, 16 Aralık 1991 tarihinde Ermenistan'ın bağımsızlığını tanımış ve bağımsızlığının ardından ekonomik güçlüklerle karşılaşan Ermenistan'a insani yardımda bulunmuştur. Türkiye, ayrıca, toprakları üzerinden Ermenistan'a insani yardım malzemesi gönderilmesini de kolaylaştırmıştır. Ermenistan, Türkiye tarafından Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'ne kurucu üye olarak davet edilmiştir. Ancak, Türkiye’nin iyi niyetli bu girişimlerine rağmen çeşitli sebeplerden ötürü Ermenistan'la diplomatik ilişki kurulmamıştır.

Ermenistan’ın 23 Ağustos 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. maddesinde “Ermenistan Cumhuriyeti, Osmanlı Türkiye’si tarafından 1915’te Batı Ermenistan’da işlenen soykırım suçunun uluslararası alanda kabul edilmesi için sürdürülen çabaları destekleyecektir” denmek suretiyle Türkiye toprakları, “Batı Ermenistan” olarak tanımlanmıştır. Dahası Ermenistan, Hazar Denizi, Karadeniz ve Akdeniz arasında kalan coğrafyayı da “büyük Ermenistan” iddiasıyla sahiplenmekte ve yalnızca Türkiye’den değil bütün komşularından toprak talep etmektedir. 23 Eylül 1991’deki bağımsızlık ilanında ve halen yürürlükte olan 1995 Anayasası’nın giriş bölümlerinde bu bildirgeye atıfta bulunulmakta ve Ermenistan devletinin bu bildirgede belirtilen hedeflere sadık kalacağı vurgulanmaktadır. Ermenistan’ın da taraf olduğu 1920 Gümrü ve 1921 Kars anlaşmalarının ihlali anlamında bu ifadelere kuruluş metinlerinde yer verilmesi, Ermenistan’ın, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanımaması anlamına gelmektedir. Öte yandan Ermenistan devleti, uluslararası alanda asılsız Ermeni soykırımı iddialarının kabulünü de resmi politika haline getirmiştir. 1915’teki mecburi iskan hadisesini “Ermeni soykırımı” olarak dünyaya tanıtıp kabul ettirme çabasını sürdürmektedir. Bunların dışında Ermenistan, kendisinin komşusu ve Türkiye’nin de stratejik ortağı olan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin topraklarının yaklaşık beşte birini işgal etmek suretiyle bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden en önemli faktörlerden biri olmaya da devam etmektedir. Kafkasya’da barış, güvenlik ve istikrarın tesis edilebilmesi için Ermenistan’ın, uluslararası hukukun temel prensiplerini ve iyi komşuluk ilkelerini benimseyen bir yönetim anlayışına kavuşması şarttır. Ancak bugünkü Ermeni yönetiminde bu doğrultuda eğilimler görülmemektedir. Bu sebeplerle Türkiye’nin girişimlerine rağmen bugüne kadar Ermenistan’la olan ilişkiler bir türlü normalleşmemiş ve iki ülke arasında diplomatik ilişki de kurulmamıştır.

Türkiye, Kafkasya ve diğer bölge ülkelerinin ihtiyaç duyduğu barışın sağlanması amacıyla "Kafkasya İstikrar Paktı" kurulmasını önermiştir. Öneri, bölge ülkeleri tarafından ilke olarak olumlu karşılanmıştır.

Balkanlardaki Son Gelişmeler. Türk dış politikasının değişmeyen özelliklerinden biri Batıya yönelik olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin Avrupa’ya doğru uzanan bir köprüsü olma özelliğini taşıyan Balkanlar, Türkiye açısından son derece önemlidir. Balkanlar’daki herhangi bir istikrarsızlık, bölge ülkeleriyle ve özellikle bu ülkelerde yaşayan Türkler ve diğer akraba topluluklar ile tarihi ve kültürel bağları olan Türkiye’yi de ister istemez etkilemektedir.

Geçmişte önemli derecede etnik sorunların ve milli davaların bir yumağı olan Balkanlar, günümüzde daha istikrarlı bir yapıya kavuşmuş bulunmaktadır. Bu istikrarın kalıcı bir hale gelmesini amaçlayan Türkiye, bölgedeki ülkelerle sürdürdüğü ikili temaslar dışında, Balkanlar ile ilgili geliştirilen bütün önemli bölgesel girişimlerin de düzenli katılımcılarından biridir. 1997’den itibaren Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında bölge istikrarına önemli katkılarda bulunmakta olan Üçlü Doruk Toplantıları düzenlenmektedir. En son olarak Türkiye, Bulgaristan ve Romanya Devlet Başkanları Ahmet Necdet Sezer, Georgi Parvanov ve Ion Iliescu arasında Romanya’nın Karadeniz kıyı kenti Neptün’de üçlü bir toplantı 2 Haziran 2003’te düzenlenmiş, Balkanlar’daki güvenliğin ve işbirliği ortamının pekiştirilmesi, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve uluslararası örgütlerle ilişkilerin sağlamlaştırılması üzerinde durulmuştur.

Bunun dışında Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nin (SEECP) bir üyesi olarak Türkiye de Bosna-Hersek’in başkanlığında Saraybosna’da 9 Haziran 2003’te düzenlenen ve bölgenin AB ile entegrasyonu çerçevesinde somut adımların atılmasını hedefleyen Balkan Zirvesi’nde yer almıştır. Balkanlar’ın kalkınması ve bölge ülkelerinin AB ile NATO’ya entegrasyonu için yeni stratejik projeler üreten ve bu projelerin gerçekleşmesi için lobicilik çalışmalarını yapan Balkan Siyasi Kulübü’nün 4. Uluslararası Konferansı ise 31 Mayıs 2003 tarihinde İstanbul’da düzenlenmiştir. Balkanlar ile ilgili diğer gelişmeleri de Türkiye yakından takip etmektedir. Bununla beraber Balkanlar’dan Hazar Denizi’ne kadar olan bölgede barış ve güvenliğin pekiştirilmesini hedefleyen Karadeniz Ekonomik İşbirliği’nin oluşturulmasında Türkiye’nin öncülük ettiği de belirtilmelidir.

Yanıtlar