Türkiye-ABD ilişkileri

Amerika Birleşik Devletleri ile İlişkiler. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Türk dış politikası Batı ile genel bir uyum içerisinde yürütülmüştür. Gücünü sınırlarının ötesine taşımak isteyen, askeri gücünü konvansiyonel ve nükleer alandaki silahlanmasıyla pekiştiren Rusya’nın savaştan hemen sonra Türkiye'ye de yönelip iki ülke arasındaki 1923 tarihli Dostluk Antlaşmasını yenilemeyi reddetmesi, Türkiye ile ABD arasındaki yakınlaşmayı daha da perçinlemiş, güvenli bir Türkiye’nin Amerikan menfaatleri

Türkiye-ABD ilişkileri

Amerika Birleşik Devletleri ile İlişkiler. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Türk dış politikası Batı ile genel bir uyum içerisinde yürütülmüştür. Gücünü sınırlarının ötesine taşımak isteyen, askeri gücünü konvansiyonel ve nükleer alandaki silahlanmasıyla pekiştiren Rusya’nın savaştan hemen sonra Türkiye'ye de yönelip iki ülke arasındaki 1923 tarihli Dostluk Antlaşmasını yenilemeyi reddetmesi, Türkiye ile ABD arasındaki yakınlaşmayı daha da perçinlemiş, güvenli bir Türkiye’nin Amerikan menfaatlerine de uygun olduğu gerçeği bir kez daha netlik kazanmıştır.

20. yüzyılda Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla son bulan soğuk savaş neticesinde, uluslararası platformda, Türkiye-ABD ilişkilerinin olumsuz etkileneceğini ve artık eski stratejik birlikteliğin devam etmeyeceğini, bir başka deyişle, stratejik önemin nispeten azalacağını düşünen birçok kesim bulunmaktaydı. BM, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyeleri olan ve NATO müttefiki bu iki ülkenin dünyaya bakış açılarının bir çok yönde örtüşmesi bu iddiaların gerçekten çok uzak olduğunu göstermektedir.

1999 yılının Nisan ayında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in ve Eylül'de Bülent Ecevit'in Amerika'ya yaptıkları resmi ziyaretler ile ABD Başkanı Bill Clinton'un Kasım ayında Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesine ve derinleştirilmesine olanak sağlamış, "stratejik ortaklık" anlayışını güçlendirmiştir.

3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra parlamentoda temsil edilecek her iki parti de iç ve dış politika konularındaki görüşlerini açıklamış ve hükümetin kendi politikalarını oluşturma sürecinde Türkiye'nin dış politikasının temel öğelerinin değişmeyeceğine işaret edilmiştir. Bunun anlamı, Türkiye ile ABD arasındaki dostluk, ittifak ilişkisi ve stratejik ortaklığın devam edeceği, terörle mücadele de dahil olmak üzere küresel konulardaki ve birçok bölgesel ihtilafın çözüme kavuşturulması alanındaki mevcut işbirliğinin bundan sonra da süreceğidir.

Bu bağlamda, Türkiye'nin üyeliği için ABD'nin, AB nezdinde en üst düzeyde yaptığı girişimlerden Türk tarafının duyduğu memnuniyeti ve alınan bu sonuçta ABD'nin Türkiye'ye verdiği desteğin de katkısı bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından dile getirilmiştir.

Irak savaşı nedeniyle Türkiye-ABD ilişkilerinde sıkıntılı bir dönem yaşanmıştır. Ancak nihai analizde Türkiye'nin müttefik olarak ABD'ye ciddi bir destek verdiği gerçeği gözden kaçırılmamalıdır. Irak'ın siyasi ve fiziki olarak yeniden yapılandırılması çabalarında Türkiye ile ABD ortak hareket etmektedirler.

İki ülke arasındaki ilişkilerin paylaşılan ortak değerlere dayanması, karşılıklı çıkarların her iki tarafa da yarar sağlaması defalarca Türkiye ve ABD ileri gelenleri tarafından dile getirilmiştir. Bosna'da, Kosova'da, Makedonya'da ve son olarak Afganistan'da birlikte hareket edebilen ve başarılı sonuçlara imza atabilen Türkiye ve ABD’nin, bundan sonra da Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar'daki bölgesel çıkmazlar ile terörizm ve dinsel fanatizm gibi sınır tanımayan sorunlarla mücadelede, iki etkin ortak olarak strateji belirlemeleri mümkündür

Yanıtlar