İslam Ülkeleri İle İlişkiler ve Ortadoğu. Türkiye, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana laik bir devlettir. Buna rağmen ülke, çok boyutlu dış politikasına uygun olarak, İslam devletleri ile ilişkilerine ve işbirliğine büyük önem vermektedir.

Türkiye-İslam Ülkeleri ilişkileri

İslam Ülkeleri İle İlişkiler ve Ortadoğu. Türkiye, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana laik bir devlettir. Buna rağmen ülke, çok boyutlu dış politikasına uygun olarak, İslam devletleri ile ilişkilerine ve işbirliğine büyük önem vermektedir. Türkiye, İslam Konferansı Teşkilatı'nda (İKT) özel bir yere sahiptir ve örgüt içinde aktif bir rol oynamaktadır. İKT ülkelerinin çoğunluğunu oluşturan Arap devletleriyle Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağlar, İKT çerçevesinde verimli ve karşılıklı işbirliğine dayalı bir ortaklık için yüksek değerdedir.

Türkiye, İslam ülkeleri ile sürdürülen işbirliğinin daha da geliştirilmesi amacıyla kurulan örgüt ve vakıfların sayılarının artmasını desteklemektedir. Bu yöndeki çabalar diğer İslam ülkeleri tarafından da olumlu karşılanmıştır. Nitekim ekonomik ilişkilere yönelik olarak karşılıklı bilgi akışının hızlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için İKT’in yan organı şeklinde kurulan İslam Ülkeleri İstatistik-Ekonomik ve Sosyal Araştırma Eğitim Merkezi (SESRTRIC) faaliyetlerini Ankara'da; İslam, Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) ise İstanbul'da sürdürmektedir. İslam Konferansı bünyesindeki üç daimi komiteden biri olan Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) ise, faaliyetlerini Türkiye Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında 1984 yılından bu yana devam ettirmektedir.

İKT tarafından ekonomik ve ticari işbirliği alanında alınmış ve alınacak kararların uygulanmasını izleyen ve üye ülkeler arasında ekonomik ve ticari işbirliğinin güçlendirilmesi yönünde çalışmalar yapan Komite’nin, yıllık toplantıları İstanbul'da gerçekleştirilmektedir.

Türkiye, 1997 yılı başında Ortadoğu dışındaki İslam ülkeleri ile de ilişkileri canlandırmak amacıyla girişimlerde bulunmuştur. Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ve Pakistan'ın Dışişleri Bakanları 18 Ocak 1997'de İstanbul'da bir araya gelerek, ülkelerinin ekonomik büyüme ve sosyal gelişmeleriyle ilgili olarak, D-8 adlı yeni bir işbirliği projesi başlatmışlardır. Aynı yıl içinde, İstanbul'da devlet başkanları seviyesinde bir zirve toplantısı gerçekleştirilmiştir.

Türkiye, 1991'de Madrid’de başlatılan Ortadoğu Barış Süreci'ni gönülden desteklemiştir. Sürecin içinde aktif bir rol almış, bölgesel işbirliği için yeni fırsatlar bulunması konusunda sürekli çaba göstermiştir. 1948 yılında İsrail'i tanımış ve diplomatik ilişkiler kurmuş olan Türkiye, barış sürecinin sunmuş olduğu fırsatlardan yararlanarak İsrail ile ilişkilerini karşılıklı yarar sağlayacak şekilde geliştirmeye başlamıştır. İki ülke ilişkilerinin kökü Sephardim Yahudileri’nin 1492 yılında İspanya'dan sürülerek, Osmanlılar tarafından kucaklanmalarına dayanmaktadır.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sırasında da binlerce Yahudi’ye tereddüt etmeden kapılarını açmıştır. Türkiye, ekonomik işbirliği, askeri eğitim ve savunma sanayii alanlarında sonuçlanan çeşitli anlaşmalar çerçevesinde, her iki ülke arasında gelişen işbirliğinin sadece iki ülkeye değil, bölgedeki barış ve istikrara katkı sağladığı inancındadır.

Türkiye, Irak Savaşı konusunda gerek savaş öncesinde bölgesel istikrarın korunması, gerekse savaş sırasında yaşanan çatışmaların Orta Doğu’yu olumsuz yönde etkilememesi için bölgesel işbirliği çerçevesinde İstanbul’da bir konferans düzenlemiş ve konferansa Suriye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ülkelerinin üst düzey yetkilileri davet edilmiştir. Bu konferans sonrasında oluşturulan ortak deklarasyonda bölge ülkelerince, yaşanan gelişmeler karşısında bölge güvenliğinin korunması için işbirliği gerektiği vurgulanmıştır.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Hafız Esad'ın cenazesine katılmak üzere 13 Haziran 2000 tarihinde Suriye'yi ziyaret etmesi Suriye halkınca takdirle karşılanmıştır. Hafız Esad'ın ölümünün ardından Cumhurbaşkanı seçilen Başar Esad, Türkiye ile ilişkilerin her alanda geliştirilmesine önem vermekte, ikili ve bölgesel konularda işbirliğini geliştirmek istemektedir. Bu ülke ile gelişen ilişkiler ekonomiye de yansımış, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1 milyar dolara yükselmiştir. Özellikle Irak Savaşı öncesi ve sırasında iki ülke, bölge güvenliğinin sağlanması amacıyla karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleştirmişlerdir.

Türkiye, Filistin Devleti'ni tanıyan ilk ülke olarak, 14 Şubat 2001 tarihinde Başkan Yasser Arafat'ı ağırlamış, Arafat bu ziyareti sırasında, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar tesis edilmesi için yardımlarını devam ettirmesini ve Barış Süreci’yle yakın ilgisini sürdürmesini arzu ettiklerini söylemiştir.

Türkiye, Arap-İsrail anlaşmazlığının giderilmesi için sürdürülen barış görüşmelerini desteklediğini farklı platformlarda dile getirmiş, son dönemde yeni bir çözüm arayışı olarak ortaya konulan "yol haritası”na destek verdiğini açıklamıştır.

Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına ve ülkenin BM Güvenlik Konseyi kararlarını uygulayarak uluslararası toplumla tekrar bütünleşmesine büyük önem vermektedir. Böylece Irak hükümetinin, Irak halkının çektiği zorlukları sona erdireceğini ümit etmektedir. Türkiye-İran ilişkileri karşılıklı saygı, iyi komşuluk ve birbirlerinin içişlerine karışmama temelinde gelişmeye devam etmektedir. Bu ülke ile terörle mücadele bağlamında "Ani Denetim" konusunda mutabakata varılmıştır. Irak Savaşı iki ülkenin bölgesel işbirliğini geliştirmeye yöneltmiş bu çerçevede karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleştirilmiştir.

Yanıtlar