Rusya Federasyonu ile İlişkiler. Rusya, özellikle 1. Petro’nun çarlık dönemi olan 17.

Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkileri

Rusya Federasyonu ile İlişkiler. Rusya, özellikle 1. Petro’nun çarlık dönemi olan 17. yüzyıl sonlarından bugüne kadar her zaman Türkiye'nin önemli bir komşusu olmuştur. İki ülke arasındaki ilişkilerin resmi tarihi ise daha da öncesine dayanmaktadır. 1992 yılında iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 500. yıldönümü kutlanmıştır.

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusya’sı arasında iki önemli savaş ve çeşitli anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bununla beraber, 1921 yılında Türk Kurtuluş Savaşı devam ederken Ankara Hükümeti'ni tanıyan ilk büyük güç Sovyetler Birliği olmuştur.

İki ülke arasındaki dostane ilişkiler İkinci Dünya savaşı sonrası, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'nin doğu bölgesinden toprak talep etmesi ve Türk boğazlarında üsler kurmayı istemesine kadar sürmüştür. Daha sonraları iyice gerginleşen ilişkiler, 1953 yılında Stalin'in ölümünden sonra önemli ölçüde yatışmıştır. 1960'lı yılların başlarında, Sovyetler taleplerini resmen geri çektikten sonra, ilişkiler düzelmeye başlamış ve Türkiye ortak sanayi projeleri için Rusya'dan ekonomik destek almıştır.



Sovyetler Birliği'nin dağılması, Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile ilişkilerinde yeni bir döneme girmesine sebep olmuştur. Yüzyıllardır komşu olan iki ülke, bağımsızlıklarını kazanan yeni ülkelerin ortaya çıktığı bölgede, bugün barış ve istikrarı geliştirmekten sorumludurlar.

Coğrafi, tarihi ve kültürel olarak, hem Doğulu hem Batılı olan Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin son 300 yıllık tarihi, iki ülkenin çatışan çıkarları gereği, yüksek yoğunluklu bir çatışma tarihi olarak cereyan etmiş ve iki ülke halkında da derin izler bırakmıştır. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bugüne kadar gelişen yeni Avrasya jeopolitiği, iki ülkenin Avrasya coğrafyasındaki geleneksel nüfuz mücadelesi konseptini arka plana iterek yeni işbirliği imkan ve perspektiflerini ortaya çıkarmıştır. Bu sebeple Türkiye, günümüzde karşılıklı güven, işbirliği ve iyi komşuluk ilişkileri gibi değerlerle örülmüş olan dostluğun, iki ülkenin ortak yararı için yapıcı bir şekilde geliştirilmesinin yollarını aramaktadır.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in Kasım 1999’da Moskova’ya yaptığı ziyaret, iki ülke ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu ziyaret sırasında, terörizmle mücadele konusunda Ortak Deklarasyon yayınlanmıştır. Bunun yanında iki ülke, enerji alanında da yakın bir işbirliğine gitme kararı almıştır.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Igor Ivanov’un, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın davetlisi olarak 7-8 Haziran 2001 tarihlerinde Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunması, iki ülke ilişkilerinde yeni bir kilometre taşı olmuştur.

Ayrıca, 16 Kasım 2001’de iki ülke Dışişleri Bakanları tarafından New York’ta imzalanan ve ikili işbirliğinin Avrasya bölgesine de taşınmasını öngören Avrasya İşbirliği Eylem Planı, Türk-Rus işbirliğini çok boyutlu ortaklık seviyesine yükseltmiştir. Eylem planı uyarınca iki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında ortak bir çalışma grubu oluşturulmuştur. İki ülke arasında çok çeşitli alanlarda işbirliği ve diyalogun geliştirilmesi amacını taşıyan çalışma grubunun ilk toplantısı 9 Nisan 2002’de Moskova’da, ikinci toplantısı ise 17-18 Aralık 2002’de Ankara’da yapılmıştır. 2003 yılı içerisinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in katılımıyla gerçekleştirilmesi beklenen Mavi Akım doğal gaz boru hattının resmi olarak açılmasının da Türk-Rus ilişkilerine olumlu katkılar yapacağı beklenmektedir.

Yanıtlar