Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri, Türkiye, Avrupa ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini daha da geliştirebilmek amacıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) kuran Roma Antlaşması'ndan (1957) bir yıl sonra, topluluğa "ortak üyelik" başvurusunda bulunmuştur.

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri



Avrupa haritasında AB ve Türkiye
Avrupa haritasında AB ve Türkiye
Türkiye`nin uluslararası politikaları ve ilişkileriTürkiye-AB ilişkileri Türkiye Cumhuriyeti`nin Avrupa Birliği ile süregelen ikili ilişkilerini içerir. Türkiye`nin 1964 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğuyla ortaklık anlaşması imzalamasıyla başlayan ilişkiler Türkiye`nin 1987 yılında tam üyeliğe başvurmasıyla ivme kazandı. 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı.

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri, Türkiye, Avrupa ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini daha da geliştirebilmek amacıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) kuran Roma Antlaşması'ndan (1957) bir yıl sonra, topluluğa "ortak üyelik" başvurusunda bulunmuştur. 1963 yılında Türkiye ile AET arasında imzalanan Ankara Antlaşması, nihai hedef olarak Türkiye'nin tam üyeliğini öngörmüştür. 1973 yılında ortaklığın geçiş dönemindeki koşulları ve gümrük birliğinin çerçevesini oluşturan Katma Protokol imzalanmıştır.

1970'li yıllarda Türkiye'nin Toplulukla ilişkilerinde ekonomik ve siyasi nedenlerden dolayı bir duraklama olmuştur. Ancak 1983 yılından sonra, süreç yeniden işlemeye başlamış ve 14 Nisan 1987'de Türkiye'nin tam üyelik başvurusuyla canlılık kazanmıştır.

Avrupa Komisyonu 1989 yılında, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik için ehil bir ülke olduğu, ancak o aşamada tam üyelik müzakerelerine başlanması için vaktin erken olduğunu beyan etmiştir. Komisyonun bu görüşü, 1990 yılında Avrupa Topluluğu Konseyi tarafından da onaylanmıştır. 6 Mart 1995'te Türkiye-AB Ortaklık Konseyi, Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996'dan itibaren geçerli olacak Gümrük Birliği'ni sonuçlandırmıştır. Avrupa Birliği Parlamentosu tarafından da onaylanan Gümrük Birliği, planlanan şekilde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, AB ülkelerine yönelik olarak, Gümrük Birliği'ne konu olan ürünlerde gümrük vergilerini kaldırmış ve üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamaya başlamıştır.

Avrupa Konseyi, 12-13 Aralık 1997'de yapılan Lüksemburg zirvesinde, AB Komisyonu’nun genişleme stratejisine ilişkin “Agenda 2000” adlı raporuna dayanarak, 10 Orta ve Doğu Avrupa ülkesi ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) için tam üyelik sürecini başlatmış ve Türkiye'yi bu sürecin dışında bırakmıştır. Böylece, AB'nin Türkiye'ye diğer adaylarla aynı kıstasları uygulayacağı taahhüdüne rağmen, Türkiye tam üyelik açısından haksızlığa uğratılmıştır.

Bu gelişmelerin ardından, Haziran ve Aralık 1998'deki Kardif ve Viyana zirveleri ile 1999 yılının Haziran ayında toplanan Köln zirvesinde, hem sınırlı bir gelişme hem de daha olumlu bir anlayışın ortaya çıktığı görülmüştür. Nitekim, Marmara depreminden büyük zarar gören Türkiye'ye destek vermek amacıyla 6 Eylül 1999 tarihinde Brüksel'de bir araya gelen AB Dışişleri Bakanları, mali yardım paketi konusunda görüş birliğine varmışlardır.

10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki'de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde ise Türkiye, AB'ye aday ülke olarak kabul edilmiş, diğer aday ülkeler ile eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir. Zirve Sonuç Bildirisi ayrıca Türkiye'nin diğer aday ülkeler gibi katılım öncesi stratejisinden yararlanmasını ve Türkiye için de bir Katılım Ortaklığı Belgesi’nin hazırlanmasını öngörmüştür. Bu çerçevede 3 yıl aradan sonra, 11 Nisan 2000 tarihinde Lüksemburg’da toplanan Ortaklık Konseyi, başta Katılım Ortaklığı Belgesi ve 2000 Yılı İlerleme Raporu’nun hazırlanması olmak üzere; Gümrük Birliği'nden bu yana üzerinde çalışılan hizmetler alanındaki müzakerelerin başlatılması, Topluluk müktesebatını tarama sürecini gerçekleştirmek üzere 8 alt komitenin kurulması ve mali işbirliği gibi konularda önemli kararlar almıştır. Söz konusu 8 alt komite arasında "Tek Pazar ve Rekabet", "Ulaştırma, Çevre ve Enerji" ile "Tarım ve Balıkçılık" konulu alt-komiteler, faaliyetlerine Haziran-Temmuz 2000 döneminde başlamışlardır.

Komisyon diğer adaylara olduğu gibi Türkiye için de Katılım Ortaklığı Belgesi’ni 8 Mart 2001’de yayınlamış, Türk Hükümeti'nin AB Müktesebatı’nın üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı 19 Mart 2001'de kabul etmiştir. Türkiye AB’nin geleceğine ilişkin olarak Dışişleri Bakanları düzeyindegerçekleşen toplantılara davet edilmiş, ayrıca diğer adaylarla birlikte 16 Haziran 2001’de Göteborg Zirvesi’ne katılmıştır. Ortaklık Konseyi (26 Haziran 2001) artık olağan bir şekilde toplanmaya başlamıştır.

Müktesebat uyumu için faaliyet gösteren toplam 8 Alt-Komite iki tur toplantılarını Haziran 2000-Temmuz 2001'de tamamlamış; Avrupa Parlamentosu çerçevesinde aday ülkelerin davetli olduğu Parlamento Başkanları, Parlamento Genel Sekreterleri ve Dış İlişkiler Komisyon Başkanları gibi toplantılara Türkiye de davet edilmiş ve katılmıştır.

Türkiye, diğer adaylarla birlikte, terör konularının ağırlıklı olarak ele alındığı Gent Zirvesi'ne de katılmış, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Avrupa Konferansı-İKÖ Zirvesi yapılması yolundaki önerisi burada genel kabul görmüştür. Türkiye, 15 Aralık 2001’de toplanan Leaken Zirvesi'ne diğer aday ülkelerle birlikte katılmış, bu zirvede ilk kez Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasına yaklaşıldığı mesajı verilmiştir. Yine Laeken Zirvesi’nde Türkiye’nin diğer adaylarla eşit bir biçimde Avrupa’nın geleceğine ilişkin Konvansiyon çalışmalarına katılması için karar alınmıştır.

2001 yılının verimli bir şekilde sonuçlanmasında, başta Anayasa değişiklikleri olmak üzere, hukuki ve ekonomik alanlarda gerçekleştirilen reformlar ile müktesebat uyumu konusunda sağlanan ilerlemeler önemli rol oynamıştır. Ancak, bu ortamın oluşmasında, AB’nin kendi açısından öncelik verdiği Güvenlik ve Savunma Politikası’nda (AGSP) İngiltere ve ABD ile varılan mutabakat ve Kıbrıs’ta iki lider arasında görüşmelerin başlaması gibi konularda Türkiye’nin katkılarıyla sağlanan gelişmelerin yarattığı olumlu havanın da etkili olduğu açıktır.

26 Haziran 2001 tarihinde 40. Ortaklık Konseyi, Lüksemburg’da toplanmıştır. Helsinki Zirvesi sonrasında gerçekleştirilen bu ikinci Ortaklık Konseyi toplantısında, Türkiye’nin AB’ye katılım-öncesi stratejisi çerçevesinde kaydedilen gelişmeler değerlendirilmiş, Türkiye’nin Topluluk programlarına katılımı, TAIEX’e tam erişim, Gümrük Birliği çerçevesinde ticari konuların düzenli olarak ele alınmasına yönelik istişare mekanizmaları oluşturulması gibi bir dizi önemli karar alınmıştır.

12-13 Şubat 2002’de İstanbul’da düzenlenen AB-İKÖ Ortak Forumu, Türkiye’nin üyeliğini sadece "Birliğe getireceği yük" açısından görmeye alışmış olan AB’ye, Türkiye’nin üyeliğinin "Birliğe kazandıracakları"nı göstermek bakımından çok önemli ve somut bir örnek olmuştur.

Türkiye ayrıca, PKK ve DHKP-C’nin AB Terör Örgütleri Listesi’ne alınmasını sağlamıştır.

Bu arada TBMM, 1-2 Ağustos 2002 tarihlerinde yapılan olağanüstü toplantısında, 14 maddeden oluşan Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nı kabul etmiştir. Kabul edilen yasalara göre, savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar dışındaki tüm idam cezaları kaldırılarak müebbet hapse dönüştürülmüştür. Ayrıca, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de RTÜK denetiminde yayın yapılması, bu farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetiminde özel kurslar açılması sağlanmış, azınlık vakıflarına taşınmaz mal kolaylığı getirilmiş, derneklerin yurtiçi ve yurtdışı örgütlenmeleriyle, toplantı ve gösteri özgürlüğü önündeki bazı engeller de kaldırılmıştır.

AB’nin Aralık 2002’de gerçekleştirilen Helsinki Zirvesi’nde, Türkiye ile ilgili kararın Aralık 2004’te verilmesi kararlaştırılmış, TBMM ise 19 Haziran 2003 tarihinde AB’ye uyum çerçevesinde 6. Uyum Paketi’ni kabul etmiştir. Aynı tarihte başlayan ve Yunanistan Dönem Başkanlığı altında gerçekleşen Selanik Zirvesi’nde ise, Türkiye’deki gelişmelere olumlu bakıldığı ancak Helsinki kararları doğrultusunda tüm değişikliklerin gerçekleştirilmesi talep edilmiştir.

TBMM, 29 Temmuz 2003’te AB’ye uyum çerçevesinde 7. Uyum Paketi’ni de kabul ederek AB’ye uyum çalışmalarının hukuki boyutunu büyük ölçüde tamamlamıştır. Kabul edilen 7. Uyum Paketi ile, ifade özgürlüğünün kapsamı genişletilmiş, yayın imhasına son verilmiş, işkence suçunun soruşturulması öncelikli işlerden sayılmış, Sayıştay Kanunu’na eklenen madde ile TBMM’nin bütçe denetimi güçlendirilmiş ve TSK’nin elindeki devlet mallarının milli savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilik içinde yapılması benimsenmiş, çocuk mahkemelerinde yaş sınırı 15’ten 18’e çıkarılmış, tüzel kişilerin de dernek kurabileceği hükme bağlanmış, toplantı ve gösterilerin lüzum görülmesi halinde 30 gün yerine 10 gün ertelenebilmesi kabul edilmiş, Başbakan’ın teklifi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile atanması öngörülen MGK Genel Sekreteri’nin görevleri yeniden tanımlanmış ve MGK’nın her ay yerine iki ayda bir toplanması benimsenmiştir.

Tarihçe

Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması`yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun bir parçası olmak için başvuruda bulundu. 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir ortaklık çatısı oluşturdu. Bu antlaşma 12 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girdi. 12 Eylül 1980 Darbesi AET ile Türkiye arasındaki ilişkilerin dondurulmasına yol açtı. 1983 yılında çok partili seçimlerin yapılması üzerine Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkiler yeniden canlandı. 14 Nisan 1987 tarihinde Türkiye resmen tam üyelik başvurusunda bulundu. Avrupa Birliği`yle bütünleşmenin ilk aşaması olarak Türkiye 1 Ocak 1996 tarihinde Avrupa Birliği`yle Gümrük Birliği`ne girdi.

2000`li yıllarda Türkiye`nin Avrupa Birliği`ne katılma sürecinde bir hızlanma gözlendi. 17 Aralık 2004 tarihinde Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye`nin katılma müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlamasına karar verdiler. Bakınız|17 Aralık Türkiye-AB Müzakereleri Başlayacak müzakerelerin ne kadar sürede tamamlanacağı konusunda kesin bir karar verilmedi. Şu an 2013 yılı Türkiye`nin AB`ye katılabileceği en erken tarih olarak gözükmektedir. Ancak müzakerelerin 2020 yılına kadar sürmesi ihtimali de mevcuttur.

İlişkilerde ortaya çıkan sorunlar



Ekonomik sorunlar

Türkiye`nin 2000`li yıllarda başardığı büyüme hızı Avrupa Birliği ortalamasını çok üstünde olmasına rağmen, bütçe açığı, dış borç ve işsizlik oranları açısından Türkiye hala AB ortalamasının çok altında kalmaktadır. Bazı AB üyeleri bu yüzden Türkiye`nin henüz AB`ye katılmaya hazır olmadığı görüşündedirler. Ayrıca Türkiye`deki yüksek nüfus artışı da bazı AB ülkeleri tarafından sorun olarak görülmektedir. Bu büyüme hızıyla AB`ye katıldığı takdirde Türkiye 2020 yılında Almanya`yı geçerek Avrupa Birliği`nin en büyük üyesi olacak ve Avrupa Parlamentosu`nda en fazla üyeye sahip olacaktır. Bu tahminler bazı AB üyelerinde endişe yaratmaktadır.

Türkiye`nin dış ilişkilerindeki sorunlar

Türkiye`nin bazı komşu ülkelerle arasındaki ilişkiler sık sık Avrupa Birliği`yle olan ilişkilerinde gündeme gelmektedir. Bu ilişkilerin başında Kıbrıs Sorunu, Türkiye-Yunanistan ilişkileri ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri gelmektedir.

Türkiye`nin AB kimliğine uygunluğu konusundaki endişeler

Bazı AB üyeleri Türkiye`nin kimliği ve coğrafi konumunun Avrupa Birliği`ne uygun düşmediğini belirtmişlerdir. Avrupa Birliği`nin şu anki üyelerinin hepsi nüfuslarının çoğunluğu Hristiyan olan ülkelerdir. AB`ye katılması halinde Türkiye, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ilk AB üyesi olacaktır. Buna karşılık bazı AB üyeleri de AB`nin bir Hristiyan kulübü olarak görünmesinin doğru olmayacağını belirtmişlerdir.

Türkiye`nin coğrafi konum olarak Avrupa`da bulunmadığı görüşü de zaman zaman ortaya atılmıştır. Gerçekten de Türkiye`nin yüzölçümünün çoğunluğu Asya kıtasında yer almaktadır. Bazı AB üyeleri Türkiye`nin AB`ye katılması halinde Fas gibi Avrupa`nın uç köşelerinde yer alan bazı ülkelerin de AB`ye katılmak isteyebileceğini ileri sürmüşlerdir. Ancak Türkiye`nin Avrupa kıtasında yer alan bölümünün dahi bir çok AB üyelerinin toplam yüzölçümlerinden daha büyük olması, Türkiye`nin Avrupa`yla yüzyıllardır süregelen tarihsel ilişkileri bu görüşlere karşı olarak ileri sürülmektedir.

Türkiye AB`ye tam üye olduğunda topluluk yasaları ve kararları Türkiye`de doğrudan uygulanacaktır. Yerel hukuk topluluk hukukuyla çelişirse, AB hukuku uygulanacaktır. Türkiye, topluluk müktesebatını aynen kabul edecek, tüzük ve anlaşmalara uyacaktır. Anayasadaki egemenlik haklarının bir kısmını değiştirmesi ve AB`ye devretmesi gerekmektedir. 1987`deki tam üyelik başvurusundan sonra AB`nin üyelerinin yarısı Türkiye`nin tam üyeliğine karşı tavır almışlardır. Tam üyelik için oybirliği gerektiğinden Türkiye`nin tam üyeliği zordur. AB, Türkiye`yi gümrük birliği ilişkisi içinde ve özel üyelik statüsüyle birliğe katmak istemektedir. Resmi olarak ifade edilmese de, Avrupalı liderler, Türkiye`nin Hıristiyan Avrupa içinde olmasına karşı olduklarını söylemişlerdir. Türkiye kamuoyunda ise büyük bir çoğunlukla AB`ye tam üyelik taraftarı varken, 2005`ten sonra bu tersine dönmüştür.

Kronoloji

1959-1968

1959
  • 15 Temmuz'da Yunanistan'ın Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET- bugünkü adıyla Avrupa Birliği) başvurusu ardından Batı'daki etkinliğini kaybetme kaygısıyla Türkiye de 31 Temmuz'da AET'ye başvurmuştur.


  • 11 Eylül tarihinde AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina'nın ortaklık başvurularını kabul etti.


  • 28-30 Eylül tarihlerinde Türkiye ilk hazırlık görüşmelerine başladı.


1963
  • Hazırlık görüşmelerinin dört yıl sonra sona ermesi ardından Ankara Antlaşması imzalanmıştır. 1 Aralık 1964'te yürürlüğe giren bu anlaşma, Türkiye'nin tam üyelik için gerekli programını içermekteydi.


1966 16-17 Mayıs tarihlerinde Birinci Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu Brüksel'de toplanmıştır. 1968 9 Aralık'ta Katma Protokol Görüşmeleri başlamıştır.

1970 -1980

1970
  • 26 Ekim'de ilk Gümrük İşbirliği Komitesi toplantısı yapılmıştır. Kasım ayında Katma Protokol metinleri kabul edilmiş, 23 Kasımda Katma Protokol Brüksel'de imzalanarak Türkiye - AET müzakereleri başlamıştır.


  • 1973
  • 1 Ocak'ta Katma Protokol yürürlüğe girdi. Birinci gümrük indirimi ve konsolide liberasyon listesi uyumu yapıldı. Üzerinde anlaşmaya varılan model zayıf ekonominin giderek uyumunu sağlayacak tarzdadır. 22 yıllık bir takvim çerçevesinde Gümrük Birliği'ni gerçekleştirme ve ekonomik açıdan AB'ye hazırlanması yükümlülüğü getirilmiştir.


  • 21 Mayıs'ta Türkiye - AET genişleme görüşmeleri mutabakat ile sonuçlandı.


  • 30 Haziran'ta I. Genişleme Anlaşması (Tamamlayacı Protokol) Ankara'da imzalandı.


1974
  • 1 Ocak'ta tamamlayıcı protokol ile ilgili geçici anlaşma yürürlüğe kondu.


1976 1 Ocak'ta Türkiye Katma Protokolden kaynaklanan yükümlüğünü yerine getirerek , ikinci gümrük indirimi ve konsolide liberasyon listesi uyumunu gerçekleştirdi.

1977
  • 1 Temmuz'da Topluluk tarafından Türkiye'ye tanınan yeni tarım tavizleri yürürlüğe kondu.


1978
  • 4-11 Ekim'de Türkiye, dördüncü beş yıllık plan süresince yükümlülüklerinin dondurulması ve aynı dönem için yaklaşık 8 milyar dolarlık yardım yapılması talebinde bulundu.


1980
  • 30 Haziran'da Ortaklık Konseyi tarım ürünlerinin tamamına yakın bir kısmında Türkiye'ye uygulanan gümrük vergilerinin 1987 yılına kadar sıfıra indirilmesini kararlaştırdı.


1982-1990

1982
  • 22 Ocak'da Avrupa Topluluğu, siyasi nedenlerden dolayı Türkiye ile ilişkilerini dondurma kararı aldı.


1986
  • 16 Eylül'de Türkiye-AET Ortaklık Konseyi toplandı. Böylece 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren dondurulmuş bulunan Türkiye-AET ilişkilerinin canlandırılması süreci başladı.


1987
  • 14 Nisan'da 40 yıllık AB koşusunda önemli bir adım daha atarak tam üyelik için resmen başvurdu. 27 Nisan'da Türkiye'nin tam üyelik talebi Topluluk Bakanlar Konseyi tarafından incelenmek üzere Komisyona havale edildi.


1988


7 Kasım'da Türkiye-AET arasındaki ticari ve iktisadi sorunların ele alınması amacıyla oluşturulan Komite, birinci toplantısını gerçekleştirdi.

  • 20-21 Aralık'ta Komite ikinci kez toplandı ve Türkiye, 1978 yılında askıya aldığı yükümlülüklerini yerine getirmek üzere, hazırlandırılmış bir takvim Topluluğa verdi ve bu takvime işlerlik kazandırdı.


1989
  • 18 Aralık 1989'da tam üyelik başvurusunu değerlendirmeye alan Avrupa Komisyonu, hem ekonomik hem de siyasi nedenlere dayanarak "Türkiye ile derhal katılım müzakerelerini başlatmanın yararlı olmayacağı" sonucuna vardı.


1990
  • 6 Haziran'da Topluluklar Komisyonu, Türkiye ile her alanda işbirliğinin başlatılması ve hızlandırılması konusundaki önlemleri içeren bir "İşbirliği Paketi" hazırlayarak Konseyin oluruna sundu.


1991-2000

1991
  • 30 Eylül : Ortaklık Konseyi 1986 yılından sonra ilk kez toplandı.


1992
  • 21 Ocak'da Türkiye-AT arasında bir Teknik İşbirliği Programı imzalandı.


  • 3 Aralık'ta Türkiye-AT ilişkilerinin yürütülmesinde ortaya çıkan ticaret ve gümrüklerle ilgili teknik sorunların çözümü için kurulmuş olan ve 12 Kasım 1982'den beri toplanamayan Gümrük İşbirliği Komitesi, 10. Dönem toplantısını gerçekleştirdi.


1995
  • 6 Mart'ta Türkiye ile AB Ortaklık Konseyi'nin yaptığı toplantıda gümrük birliğinin son aşamasına geçilmesine ve mali işbirliğinin yeniden başlatılmasına karar verildi. 21 Aralık'ta AB ile Türkiye arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması parafe edildi.


1996
  • 1 Ocak'ta Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği yürürlüğe girdi.


  • 15 Temmuz'da Genel İşler Konseyi, Türkiye dahil 12 Akdeniz ülkesi için MEDA programı yönetmeliğini kabul etti. Ancak Avrupa Parlamentosu 19 Eylül 1996'da alınan bir kararla Türkiye'deki projeler için MEDA programı çerçevesinde ayrılan tüm ödenekleri bloke etmesini istedi. Bu blokaja gerekçe olarak Türkiye'deki insan hakları durumu gösterildi.


1997
  • 16 Temmuz 1997'de AB Komisyonu'nun genişlemeye ilişkin stratejisine esas teşkil eden öneriler, "Gündem 2000" başlıklı bir raporla açıklandı. Gündem 2000 raporunun Türkiye'ye ilişkin bölümünde ise gümrük birliğinin tatminkar bir şekilde işlediği belirtilirken, siyasi konularda insan hakları ve Güneydoğu sorunu ile ilgili olarak bilinen görüşler tekrar edildi ve bu soruna siyasi çözüm bulunması gerektiği öne sürüldü.


  • 12 - 13 Aralık 1997'deki Lüksemburg zirvesinin sonuç bildirisinde yer alan ifadelere Türkiye'nin tepkisi sert oldu. Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, diğer başvuran ülkelere kıyasla Türkiye'ye ayrımcı bir muamele yapıldığını belirtti.


1998
  • 25 Şubat'ta Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tarım ürünleri ticaretinde geçerli olan tercihli rejime ilişkin anlaşma imzalanmıştır. Anlaşma, 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.


  • 15-16 Haziran 1998'deki Cardiff Zirvesi'nde, Türkiye'ye, Başkanlık bildirisinin genişlemeye ilişkin bölümünde yer verilirken, Cardiff'te ayrıca AB Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye için Avrupa Stratejisi onaylandı.


  • 11-12 Aralık 1998'teki Viyana Zirvesi'nde Türkiye'ye, genişlemeyle ilgili bölümde, tek bir paragrafta yer verildi. Kararda, Türkiye'yi tam üyeliğe hazırlayacak olan strateji teyit edilmekle birlikte, Türkiye'nin adaylık konumuna ilişkin ek bir gelişmeye yer verilmedi.


1999
  • 3 - 4 Haziran 1999'daki Köln Zirvesi'nde Almanya tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin beklentilerini karşılayabilecek taslak metin, Fransa'nın desteğine rağmen, Yunanistan'ın ve diğer bazı üye ülkelerin olumsuz tutumları nedeniyle kabul edilmedi.


  • 10 - 11 Aralık 1999'da Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de düzenlenen AB zirvesiyle Türkiye'ye adaylık statüsü verildi,


2000
  • 8 Kasım'da, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği açısından kaderini çizecek Katılım Ortaklığı Belgesi açıklandı.




Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar