Tahir ile Zühre Türk halk hikayesi. Kerem ile Aslı'dan sonra en çok yayılmış olan halk hikayeleri arasında gelir. Tahir ile Zühre de yazarı bilinmeyen bir eserdir. Hikayenin, ne zaman, nerede meydana geldiği bilinmiyor. Ancak gerek nazım, gerek nesir dilinden anlaşıldığına göre 17. yüzyıla ait olduğu zannediliyor. Tahir ile Zühre'nin, azerbaycan'da, Doğu Anadolu'da ayrı ayrı şekilleri, varyantları bulunmaktadır. Anadolu şeklinde Mardin Kalesi ve Şat Nehri geçmektedir. Tahir ile Zühre h...

Tahir Ile Zühre hakkında bilgiler

Tahir ile Zühre Türk halk hikayesi. Kerem ile Aslı'dan sonra en çok yayılmış olan halk hikayeleri arasında gelir. Tahir ile Zühre de yazarı bilinmeyen bir eserdir. Hikayenin, ne zaman, nerede meydana geldiği bilinmiyor. Ancak gerek nazım, gerek nesir dilinden anlaşıldığına göre 17. yüzyıla ait olduğu zannediliyor. Tahir ile Zühre'nin, azerbaycan'da, Doğu Anadolu'da ayrı ayrı şekilleri, varyantları bulunmaktadır. Anadolu şeklinde Mardin Kalesi ve Şat Nehri geçmektedir.

Tahir ile Zühre hikayesi şöyle gelişir:

Çocuğu olmadığı için pek üzgün olan bir hükümdar vardır. Veziri de kendi durumundadır. Bir gün veziriyle geziye çıkarlar. Yolda bir derviş ile karşılaşırlar. Derviş onlara bir elma verir. Doğacak çocukların da birbiriyle evlendirilmesini söyler. O gece yarımşar elmayı eşleriyle yerler. Hükümdarın kızı, vezirin ise bir oğlu dünyaya gelir. Dervişin sözüne uyarak kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar. Bu çocuklar ergenlik çağına gelince birbirine aşık olurlar. Hükümdar ve vezir bu evliliğe razıdırlar. Fakat tam çocuklarını evlendirmek üzereyken Karadiken isminde bir köle, Zühre'nin annesini kandırır. Zenci köle hükümdara çeşitli ilaçlar ve sihirler yaparak evlendirme kararından vazgeçirir. Ama genç aşıklar gizli gizli buluşurlar. Karadiken bunların durumunu bildirince hükümdar Tahir'i Mardin Kalesindeki zindana attırır.

Tahir epey maceralardan sonra zindandan kurtulup, yurduna döner. O gece Zühre, zorla bir başkasıyla evlendirilmektedir. Zühre'nin evleneceğini öğrenen Tahir, ihtiyar bir aşık kıyafetiyle saraydaki düğüne gider. Bir yolunu bulup Zühre ile yalnız başbaşa kalır. Kaçmak için karar verirler. Karadiken yine durumu öğrenir. Kaçarlarken saray muhafızları Tahir'in üzerine atılırlar. Tahir bunların hepsiyle başa çıkarsa da sonunda kementlerle yakalanır. Hükümdar, Tahir'i parçalatıp etlerini lime lime doğratır. Bu durumu öğrenen Zühre çılgına döner anne ve babasına sitem eder, parça parça olan sevgilisinin üstüne kapanır:

Hey tatarlar tatarlar

Birbirine ok atarlar

Çarşıda et tükenmiş

Tahir etin satarlar

diye manilerle ağlaya ağlaya Tahir'in yanında ölür. Bedduasına uğrayan anası, babası da kıvrılıp yanarlar. Karadiken de iki gencin arasına yığılır, bir anda alev alev yanar. Yan yana gömülen Zühre'nin mezarından beyaz bir gül, Tahir'inkinden kırmızı bir gül biter. Aralarında bulunan Karadiken'in mezarından biten çalı, bu iki gülün birbirlerine kavuşmalarına mani olur.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Şarkı Sözleri

Esin Afşar tarafından söylenen Tahir ile Zühre adlı şarkının sözleri.

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.

meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

Yavuz Bingöl tarafından söylenen Tahir ile Zühre adlı şarkının sözleri.

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte

meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Hasan Yükselir tarafından söylenen Tahir ile Zühre adlı şarkının sözleri.

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek ayıp değil
bütün iş tahir'le zühre olmakta
yani yürekte yürekte

mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek ayıp değil
bütün iş tahir'le zühre olmakta
yani yürekte yürekte

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek ayıp değil
bütün iş tahir'le zühre olmakta
yani yürekte yürekte

yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı
yani tahir'i zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahir'liğinden

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek ayıp değil
bütün iş tahir'le zühre olmakta
yani yürekte yürekte
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Orta Oyunu

Orta Oyunu eski bir Türk eğlencesi. Osmanlı devrinde, oyuncuları yazılı bir metine bağlı kalmadan, nüktelere ağırlık vererek, seyirciye bir öğüt veya ders vermek maksadıyla verilen temsil.

Hikaye

Hikaye yada Öykü, olmuş veya olabilecek hayat olaylarını anlatan romandan kısa edebî yazılar. Özellikleri romanın özelliklerinin aynı olmasına rağmen, onun kadar uzun olmayıp, kısadır. Bu yüzden hikayelerde olay fazla genişletilmez

Ceyhan Atuf Kansu

İstanbul'da doğmuştur (1919). Cumhuriyet döneminin ünlü eğitimcilerinden Nafi Atuf'un oğlu olan Ceyhun Atuf Kansu, Kurtuluş Savaşına katılan babasıyla birlikte Ankara'ya gelmiş ve İlköğrenimi Necatibey İlkokulu'nda yapmıştır. Ankara Gazi Lisesini bitirmiştir (1938).

Konya Tarihi Eserler Ve Turistik Yerler

Konya her tarafı târih kokan bir şehirdir. Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar bu ilde çok sayıda ve değerli târihî ve sanat eserleri bırakmışlardır. Türk târihinin en eski ve kıymetli eserlerini sînesinde barındıran Konya, ayrıca bir gönül diyârıdır.

Afşar Timuçin

1939'da Manisa’nın Akhisar ilçesinde dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenim görürken 1967'de Kanada’ya gitti. Montreal üniversitesinin felsefe bölümünden mezun oldu.

Ömer Lütfi Akad

Türk sinema tarihi, keşfedilmeyi bekleyen onlarca film ve bir o kadar da sanatçılarla dolu. 13. Ankara Film Festivali, usta yönetmen Lütfi Ö. Akad'ın filmlerinin toplu gösterimini yaparak sinemaseverlere üzerine birçok yazı okudukları bu filmleri kendi gözleriyle izleme olanağı ...

Eflatun Cem Güney

Kendinin çoğu kez sohbetlerinde açıkça ifade ettiği gibi 1896 doğumlu olan merhum Eflatun Cem soyca Sivas’lıdır. Çocuk yaşta babasını ve annesini kaybetmiş, büyük

Ömer Lütfü Akad

Ömer Lütfü Akad 1916 yılında İstanbul’da doğdu. Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir. Seyfi Havaeri'nin yarım bıraktığı Damga'yla yönetmenliğe başladı (1948).

Çağatay Türkçesi Edebiyatı

Müşterek Orta-Asya Türkçesini takib eden Kuzey-Doğu Türkçesinin meydana getirdiği edebiyat, geniş manada Çağatay Türk Edebiyatını meydana getirmektedir. Divan ü Lügati't-Türk ve Kutadgu Bilig gibi büyük eserlerin ortaya çıkışından sonra Kaşgar Türkçesi edebi kudretini ...

Fikret Türkmen

PROF. DR. FİKRET TÜRKMEN1945 yılında Boğazlıyan`da (Yozgat) doğdu.

Atıf Kaptan

Atıf Kaptan gerçek adı; Atıf Terzioğlu (d.

Caner Bilginer

Caner Bilginer   (d. 1967, İstanbul)   Tiyatro oyuncusu, yönetmen.

1950'lerin Türk Filmleri

1950'li yıllarda Türkiye'de 540 film çekilmiştir.