Tan

Tan

Güneş battıktan sonra ve doğmadan önce gökyüzünde hâsıl olan alaca karanlık ve bu sırada güneş ışığına mâruz üst atmosfer tabakalarından ışığın geldiği süre.

Tan

Güneş battıktan sonra ve doğmadan önce gökyüzünde hasıl olan alaca karanlık ve bu sırada güneş ışığına maruz üst atmosfer tabakalarından ışığın geldiği süre.

Güneş batınca gökyüzünde batış ufku üzerinde önce kırmızılık meydana gelir. Bu renk gittikçe zayıflar, incelir. Fark edilmez olur. Sonra hafif sarımsı bir renk çıkar. Sarı renk de kaybolurken gayet hafif bir beyazlık hasıl olur. Beyazlık mevsime göre 10 ila 20 dakika kadar durduktan sonra kaybolur ve koyu bir siyahlık çöker. Güneş ufkun altına 17 derece inince kırmızılık, 19 derece inince de beyazlık kaybolur. Sabahları güneş doğmadan önce de bunun tersi olur. Güneş ufka 19 derece yaklaşınca beyazlık doğar. 18 derecede beyazlık ufuk boyunca yayılır. 17 derecede de kırmızılık görülür. Tan olayı esnasında güneşin ufuk altına 18 derece yaklaştığı an Astronomik Tan, 12 derece yaklaştığı an Notik (Nautic) Tan, 10 derece yaklaştığı an Rasat Tanı, 6 derece yaklaştığı an Sivil (Civil) Tan adını alır. Notik Tan sırasında bütün parlak yıldızlar görülür. Rasat Tanında ise ufuk da bellidir, yer ve zaman tayini gözlemleri kolayca yapılabilir. Sivil Tan sırasında ise hava aydınlanır ve yıldızların çoğu kaybolur.

Atmosferdeki toz molekülleri, azot, oksijen ve diğer gaz iyonları ve atmosferin üst tabakalarındaki yoğunluğu çok az olan hava, tan olayına sebep olmaktadır.

Güneş ışığının yanısıra güneşten gelen gaz iyonları da yerküresini çevirip, koruyan manyetik kalkana çarpar ve atomlar parçalanır. Protonlar (pozitif yüklü tanecikler) bir yöne, elektronlar (negatif yüklü zerrecikler) diğer bir yöne gider. Zaman zaman bunlardan bazıları bu kalkanı aşarak bir mıknatıs olan yerküresinin manyetik kutuplarına doğru çekilirler.

Bu arada atmosferdeki mevcut gaz iyonlarına çarparak enerjilerinin bir kısmını ışık enerjisi olarak saçarlar. Böylece tan dışında da geceleyin gökyüzünde kutuplar civarında parlak ışıklar görünür. Bu olayın tana da tesiri olduğu sanılmaktadır. Atmosferin yerden 100 ila 1000 km kadar yüksekteki kısımlarından gelen bu ışıkların ve tan ışığının aydınlık nispeti atmosferdeki toz, bulut ve gaz miktarıyla çevredeki yüksek tepeler, binalar ve ağaçlar gibi ışığı yansıtan cisimlerin mevcudiyetine bağlıdır.

Gözlem yapılan noktanın yeryüzünden yüksekliği arttıkça tan müddeti de azalır ve atmosferin üst tabakalarında sıfıra ulaşır. Tan süresi, bulunulan yerin enlemine ve güneşin deklinasyonuna (meyline) yani mevsimlere bağlıdır. Takriben 1,5 ila 2 saat sürer. Kuzey yarımkürede enlemi 66,5 dereceden büyük yerlerde yazın güneş hiç batmaz ve kışın hiç doğmaz. Güneyde bunun tersi olur. Enlemi 48,5 dereceden küçük olan yerlerde astronomik tan olayı daima vuku bulur. Enlemi 48,5 ile 66,5 derece arasında kalan yerlerde ise, sadece senenin bir kısmında tan olayı meydana gelir. Her sabahın fecri vardır, fakat her fecrin sabahı yoktur. Ekvator yakınında güneş hemen hemen ufka dik olarak doğar ve batar. Enlem derecesi arttıkça güneşin yörüngesi ufka eğik hale gelir ve ufuktan belli bir yüksekliğe (irtifaa) ulaşması daha uzun sürer.

Güneş, batarken parlak bir ışıkla çevrilidir ve batı ile doğu cihetlerinde güneş ufkun altına indikten sonra kırmızı-sarı renkli şeritler zuhur eder. Doğu tarafında ufkun üzerindeki bu şeritler güneş ufuktan aşağı indikçe yükselir ve alttan karanlık çıkıp yükselmeğe başlar. Kırmızı bir sınırın altındaki bu karanlık, dünyanın gölgesidir. Ovalık yerlerde gözlenen bu şeritlere, yere yakın tozların güneş ışığını dağıtması sebep olur. Yüksek bir yerden bakınca toz etkisi az olacağından dünyanın gölgesi daha net görünür. Güneş ufuk altında 4 ila 10 derece alçaldığında dünyanın gölgesi süratle başucuna doğru ilerler ve doğuş tarafının kararması tamamlanır. Bu olay takriben 30 dakika sürer. Atmosfer olmasaydı tan meydana gelmez ve ayda olduğu gibi güneş batınca hemen tam karanlık çökerdi. Güneş ufka 20 dereceden daha yakınken atmosferin üst tabakaları aydınlıktır ve bu bölgeye gelen ışık dünyanın gölgede kalan kısmına yansır ve dağılır.

Akşam tanına şafak da denir. Kırmızılığa şafak-ı ahmer (kırmızı şafak), beyazlığa şafak-ı beyaz (beyaz şafak) adı verilir. Şafak “incelik” demektir. Şefkat de buradan gelmektedir ve kalbin rikkati, inceliği anlamını taşır. Işığın azalarak incelmesi sebebiyle bu ad verilmiştir. Sabah tanı ise fecr olarak bilinmektedir. Akşam doğu tarafında siyah çizgi zuhur eder ve yükselerek semadaki aydınlığı yok eder. Sabah aynı yerde beyaz çizgi hasıl olur ve yükselip, karanlığı yok eder.

Batıda, güneşin etrafındaki aydınlık leke, güneş yaklaşık ufkun iki derece altında bulunduğu zaman kaybolur. Bu sırada ufkun 25 derece üstüne kadar uzanan bölgede, güneşin üst kenarından yukarıya doğru erguvani bir ışık görülür, yani sarı, kırmızı, mavi karışımı bir renk süratle genişler ve kaybolur. Bu arada gökyüzü berrakken yerdeki cisimlere erguvani bir renk verecek şekilde netleşir. Bu erguvani ışığın şayan-ı kabul yegane izahı yaklaşık 10 km yüksekliğindeki hafif bir sis tabakasından dağıldığı şeklinde olmuştur. Mamafih bu da kat’i değildir.

Erguvani ışık kaybolduktan sonra batıda ufkun 20 derece üstüne kadar geniş bir ışık yayı şeklinde yayılan tan parlaklığı (aydınlığı) görülür. Güneş ufkun 18 derece altında kalana kadar geçen 1,5 saat süre zarfında bu ışık tedricen ufka doğru iner. 60 km’nin üzerinde atmosfer aydınlanırken dağılımların üst üste gelerek birbirini kuvvetlendirmesi sonucu iyonize azot ve sodyumun hasıl ettiği parlak şerit şeklinde ışıklar ortaya çıkar. Tan olayı bilhassa akşam, yatsı, imsak ve sabah vakitlerinin tayininde; gemicilikte seyr sırasında vakit ve yer bulunmasında ve askerlikte muharebede ehemmiyet arz eder.

Tan

f. güneşlenmek, yanmak (güneşte), bronzlaşmak, tabaklamak, sepilemek, dövmek, kamçılamak
i. taba rengi, bronzlaşmış cilt, yanık ten, tabaklama, sepileme, meşe kabuğu (tabaklamada)
s. taba rengi, tabaklama ile ilgili

Tan

(Türkçe) 1. Güneş doğmadan önceki alacakaranlık, şafak vakti. 2. Sabah, akşam esen serin esinti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Tan

güneş doğmadan önceki alaca karanlık.

Tan

1. anlamı Güneş doğmadan önceki alaca karanlık.
2. anlamı sepicilikte kulla; de bagat etmek, tabaklamak, i; mazı tozu, tanen; kamçılamak, dayak atmak, dili, k; güneşe göstererek karartmak; güneşte yanmış ten rengi; açık kahverengi; güneşte yanıp esmerleşmek; sarımsı kahverengi; güneş yanığı, bronzlaştırmak, sa.
3. anlamı (hayvan derisi) tabaklamak. sepilemek. güneşte yanmak. bronzlaşmak. bronzlaştırmak. güneş yanığı. sarımsı kahverengi.

Tan

Almanca Tan kelimesinin İngilizce karşılığı.
adj. brownish-yellow; having a suntan; used to convert animal hide into leather

Tan

İspanyolca Tan kelimesinin İngilizce karşılığı.
adv. such; so, this; that

Tan

Türkçe Tan kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. suntan, brownish color acquired by the skin through exposure to the sun's rays
v. acquire a brownish color by exposure to the sun's rays (of the skin); make the skin brown by exposure to the sun's rays; beat, thrash (Informal); convert animal skin into leather
adj. brownish-yellow; having a suntan; used to convert animal hide into leather

Tan

n. suntan, brownish color acquired by the skin through exposure to the sun's rays
v. acquire a brownish color by exposure to the sun's rays (of the skin); make the skin brown by exposure to the sun's rays; beat, thrash (Informal); convert animal skin into leather
adj. brownish-yellow; having a suntan; used to convert animal hide into leather

Tan

Tan İngilizce anlamı ve tanımı

Tan anlamları

  1. (v. t.) To thrash or beat; to flog; to switch.
  2. (noun) A brown color imparted to the skin by exposure to the sun; as, hands covered with tan.
  3. (noun) See Picul.
  4. (noun) To convert (the skin of an animal) into leather, as by usual process of steeping it in an infusion of oak or some other bark, whereby it is impregnated with tannin, or tannic acid (which exists in several species of bark), and is thus rendered firm, durable, and in some degree impervious to water.
  5. (noun) The bark of the oak, and some other trees, bruised and broken by a mill, for tanning hides; -- so called both before and after it has been used. Called also tan bark.
  6. (noun) A yellowish-brown color, like that of tan.
  7. (noun) To make brown; to imbrown, as by exposure to the rays of the sun; as, to tan the skin.
  8. (v. i.) To get or become tanned.
  9. (a.) Of the color of tan; yellowish-brown.

Tan tanım:

Kelime: tan
Söyleniş: 'tan
İşlev: verb
Türleri: tanned; tan·ning
Kökeni: Middle English tannen, from Middle French tanner, from Medieval Latin tannare, from tanum, tannum tanbark
transitive senses
1 a : to convert (hide) into leather by treatment with an infusion of tannin-rich bark or other agent of similar effect b : to convert (protein) to leather or a similar substance
2 : to make (skin) tan especially by exposure to the sun
3 : THRASH, WHIP
intransitive senses : to get or become tanned

Tan ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

Bronze, Burn, Sunburn, Tangent, Topaz,

Tan

İngilizce Tan kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. bruine kleur (v.d. huid door zonnebrand)
ww. bruinen, bruin worden; looien, tanen; iemand afrossen
bn. zongebruind

Tan

İspanyolca Tan kelimesinin Fransızca karşılığı.
1. (palabra de intensificación) tellement; si
2. (adverbio) si; tellement
3. (grado) si; tellement; à un tel point

Tan

İspanyolca Tan kelimesinin Almanca karşılığı.
adv. so, ebenso

Tan

Türkçe Tan kelimesinin Almanca karşılığı.
die Morgendämmerung

Tan

İngilizce Tan kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. bronceado, color bronceado, tanino; corteza
v. curtir, atezar, broncear, tostar; zurrar; atezarse
adj. color café claro, de color marrón, de color marrón claro, marrón amarillento

Tan

İngilizce Tan kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. bronzage, brunissement, hâle
v. bronzer, hâler; brunir; tanner (peaux); battre
adj. bronzé, bruni, hâlé; tanné, en cuir jaune; brun-jaunâtre

Tan

İngilizce Tan kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Sonnenbräune; Bräune
v. bräunen; gerben
adj. braun; lohfarben

Tan

İngilizce Tan kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. abbronzatura, (fam) tintarella; marrone chiaro; (Chim) tannino
v. abbronzare, dare la tintarella a; (Conc) conciare, tannare; (fam) battere, picchiare, (fam) sonarle a
agg. marrone chiaro

Tan

İngilizce Tan kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. bronzeamento
v. queimar, tostar, bronzear; castigar
adj. bronzeado; cor de canela

Yanıtlar