Termitler

Termitler Familyası: Termitler (Termitidae). Yaşadığı yerler: Sıcak ve ılık memleketlerde, yer altı yuvalarında. Özellikleri: Selilözlü (ağaç özü) maddelerle beslenirler. Cemiyet halinde yaşarlar. Termitarya denen ilgi çekici yuvalar yaparlar. Doğurucu, işçi ve asker bireylerden meydana gelirler. Ömrü: Kral ve kraliçe 50 yıldan fazla. İşçi ve askerler daha az. Çeşitleri: 2000 kadar türü vardır.

Tropik memleketlerde sosyal yaşayan bir böcek takımı (İsoptera). Beyaz karıncalar olarak da

Termitler

Atmosferdeki metan gazının % 4’ü, karbondioksitin % 2’si olmasaydı insanlar ve diğer canlılar yaşayabilirler miydi? Bilimciler bunun mümkün olmayacağını söylüyorlar. Peki bu kadar gazı üreten canlı topluluğunun termitler olduğunu biliyor muydunuz?

Termitler Familyası: Termitler (Termitidae). Yaşadığı yerler: Sıcak ve ılık memleketlerde, yer altı yuvalarında. Özellikleri: Selilözlü (ağaç özü) maddelerle beslenirler. Cemiyet halinde yaşarlar. Termitarya denen ilgi çekici yuvalar yaparlar. Doğurucu, işçi ve asker bireylerden meydana gelirler. Ömrü: Kral ve kraliçe 50 yıldan fazla. İşçi ve askerler daha az. Çeşitleri: 2000 kadar türü vardır.

Tropik memleketlerde sosyal yaşayan bir böcek takımı (İsoptera). Beyaz karıncalar olarak da bilinirler. Yeraltı yuvalarında koloniler halinde cemiyet teşkil ederler. Vücutları yumuşak ve beyazdır. Ağız parçaları çiğneyici tiptedir. Antenleri ince ve çok sayıda duyarga kılıyla örtülüdür. Yeraltı karanlıklarında antenleri en hassas duyu organlarıdır. Bitkisel besinlerle, özellikle selülozla beslenirler. Onun için ağaçlar ve keresteden yapılmış eşyaların içinde yuva yapanları çoktur. Bir kısmı toprak üstünde yaptıkları termitarya adı verilen, 5-6 metre yükseklikteki kule şeklindeki yuvalarda, bir kısmı da toprak altında yaşarlar. Selüloz maddesini sindirmek için barsaklarında yaşayan selüloz parçalayıcı bazı bakteri ve flagellatlardan (kamçılı bir hücreli organizmalar) bulunur. Eğer bakteri ve flagellatlardan arındırılırlarsa besinleri sindiremiyeceklerinden açlıktan ölürler. Sindirim olayı için mantar yetiştiren türler de vardır. Bunlar besinlerini, bu bahçelerde yetiştirdikleri mantarlardan faydalanarak sindirirler.

Termitlere yanlış olarak beyaz karıncalar denir. Karıncalarla hiçbir ilgileri yoktur. Karıncalar zarkanatlılar (Hymonoptera) takımından, termitlerse isoptera (eşkanatlılar) takımındandır. Karıncaların beli çok ince, termitlerinse kalındır. Karıncaların vücudu sert kitin bir tabakayla örtülüdür. Termitlerin vücudu incecik tabakalı olup, hemen hemen solucan kadar yumuşak bedenlidirler.

Cemiyet; çoğu işçi, bir kısmı asker olan renksiz, cinsiyeti körelmiş bireylerle üretici bireylerden meydana gelir. Yumurtlayıcı formlar kanatlıdır. Petek ve osel gözleri gelişmiştir. Zifaf uçuşundan sonra kanatları düşer. Eşler yeni yuvalar kurar. Yumurtadan ilk çıkan yavrular yuvayı genişletir ve yuvanın işlerini üstlenirler. Termit bireylerin boyları 7 mm'yi pek aşmaz. Kanatlı erkek ve dişiler, birbirlerine çok benzerler. Fakat döllenmeden sonra kraliçenin vücudu çok büyür. Başı, somuna benzeyen yumurtayla dolu karnının yanında ufacık kalır. Kraliçe yumurtlama odasında hareketsizce kalır. Görevi ömür boyu yumurtlamaktır. Etrafında yüzlerce işçi ve koruyucu asker vardır. Tehlike anında iri vücudunu yuvarlayarak kurtarmaya çalışırlar. İşçiler tarafından beslenir, temizlenir ve yumurtaları alınarak bakım odalarına götürülür.

Termitler de karıncalar gibi asker beslerler. Fakat bu askerler hiçbir zaman hücum etmezler. Bunlar sadece yuvanın müdafaası veya kale civarında erzak toplamaya giden silahsız işçilerin korunmasında görev alırlar.

Bir termit ailesinde bir kral, bir kraliçe, 150 bin eşeyli termit, 350 bin asker ve 500 bin kadar işçi bulunur. İşçi ve askerler belli bazı besinlerin etkisiyle cinsiyetlerini kaybetmişlerdir. Kralın vazifesi belli aralıklarla kraliçeyi döllemektir. Kraliçenin yumurta dolu karnı o kadar büyür ki, 20-30 cm'lik boya ve 10-15 cm'lik ene ulaşır. Günde 4-5 bin yumurta bırakır. Yılda ortalama 1,5 milyon yumurta yapabilir. Kral ve kraliçe 50 yıl kadar yaşayabilirler.

İşçiler ve askerler kanatsızdır. Askerler iyi göremezler. İşçilerin de büyük bölümünde göz yoktur. Termitler ışık ve kuraklıktan çekinirler, ancak serin ve nemli havalarda eşleşme uçuşuna çıkarlar. Değişik boyda olan işçilerin vazifeleri yuvayı kurmak, onarmak, yiyecek temini, toprak derinliklerinden su çekmek, yumurta ve larvalara bakmak, kral, kraliçe ve askerleri beslemektir. Askerler işçilerden daha iridir. Baş önünde iri makasa benzer bir çift iri mandibula bulunur, bu kıskaçlar savunma görevi yaparlar. Bazı askerlerin silahı püskürttükleri reçineden müteşekkil yapıştrıcı bir sıvıdır. Kafa yapıları bakımından kendilerini besleyemediklerinden işçiler tarafından beslenirler. Yapıştrıcı salgılarını yuvanın malzemelerinin yapıştırılmasında da kullanırlar.

Yuvanın nüfusu çok arttığında üreyici erkek ve dişiler yuvadan çıkarak zifaf uçuşu yaparlar. Bu kısa uçuştan sonra yere inerek kanatlarını koparırlar. Eşleşen her erkek ve dişi çifti koloniyi kurmak için yeni birer yuva kurarlar.

Termitler odun veya odundan mamul selülozlu maddelerle diğer gıda maddelerine saldırırlar. Bazan büyük felaketlere sebep olurlar. Memleketimizde zararları önemli değildir. Paris'te ahşap evlerden meydana gelen bir mahallenin çöküşüne sebep olmuşlardır. Bazan yer altındaki kabloları da kemirirler. Odunun hümüse dönüştürülmesinde başlıca rolü oynadıklarından faydalı da sayılırlar.

Sığır etinin iki misli protein ve karbonhidrat ihtiva ederler. Birçok hayvanın önemli besin kaynağını teşkil ederler. Karınca ve termit yiyen memelilerin kazıcı keskin ön pençeleri ve çoğunun uzun yapışkan dilleri (karınca yiyenler de) vardır. Birçok göçmen kuşun göç zamanları termitlerin zifaf uçuşu zamanlarına rastlayacak şekildedir. Termitler, Afrika'daki bazı yerli kabileleri tarafından yenir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Nereden başlanır ki termitleri anlatırken? Haklarında kitaplar yazılan ve tezler verilen bu canlıların isterseniz evlerimizin istenmeyen haşerelerinden biri olduklarından bahsederek söze başlayalım. Çöllerden tutun da, tropikal alanlara kadar dünyanın tüm bölgelerinde yaklaşık 250 milyon yıldır yaşamlarını sürdürüyorlar. Tıpkı bizim gibi yaşamak istiyorlar elbette. Ama nerede? Bir bakmışsınız tüm evinizi sarıvermişler. Üstelik bir yerde ikamet etmeye başlarlarsa kolay kolay oradan ayrılmazlar. Uzun süreli mücadeleye ihtiyaç duyulur. Dünyada, özellikle tropikal bölgelerde yaşayan çok sayıda insan, evlerinde bu canlılarla mücadele etmek zorundadır. Amerika’da bir milyondan fazla evi istila etmişler bile. Yapılan incelemeler, bu canlıların Amerika’da yılda 5 milyon dolardan fazla bir zarar verdiklerini gösteriyor. Sadece hayatlarını sürdürmeye çalışan ve bu arada bizim yolumuza çıkarak belki farkında olmadan bize zarar veren bu canlıları gelin yakından tanıyalım. Tanıyalım da, onlar olmadan dünyada ne gibi değişiklikler olabileceğini ve inanılmaz olan sosyal yaşantılarından acaba örnek alabileceğimiz bazı şeylerin bulunup bulunmadığını düşünmeye çalışalım.

Beyaz Karınca Mı, Termit Mi?

Beyaz karınca olarak ün salmış olsalar da, karıncalara dış görünüş olarak benzerlik gösterseler de, aslında karıncalardan çok bizlerin nefret ettiği hamam böcekleriyle daha yakın akrabadırlar. Çünkü karıncalar, arıların da yer aldığı Hemiptorodea takımüstünde, termitler ise hamam böceklerinin yer aldığı Orthopterodea takımüstünde, Isoptera takımı içerisinde yer alırlar. Hatta karıncalarla hiç geçinemezler. Acaba bu yüzden mi inanılmaz savaş aletleri ve savaş teknikleri geliştirmişlerdir?

Yaşamımızı Termitlere Mi Borçluyuz?

Atmosferdeki metan gazının yüzde 4’ü, karbondioksitin yüzde 2’si olmasaydı insanlar ve diğer canlılar yaşayabilirler miydi? Biliminsanları bunun mümkün olmayacağını söylüyorlar. Peki bu kadar gazı üreten canlı topluluğunun termitler olduğunu biliyor muydunuz? Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca sayıda, 1 cm büyüklüğünde canlılardan bahsediyoruz. Bu canlılar, sindirim sisteminde yerleşen kamçılı protozoonlar sayesinde doğada parçalanıp yok edilmesi oldukça güç olan selülozu ayrıştıran ve bunun sonucu bol miktarda metan ve karbondioksit gazı üreten ender canlılardandır. Eğer toprak üzerinde selüloz yapısındaki bitkisel atıklar termit gibi canlılar tarafından yok edilmeseydi büyük artık yığınları oluşur ve bu giderek kalınlaşarak dünyayı yaşanılmaz bir yer haline getirirdi.

Termit Toplumundaki Sosyal Sınıflar

Termit topluluğu; kraliçe, kral, kraliçe ve kral adayları, işçiler ve asker termitlerden oluşmaktadır. Bu sıralamayı yaparken genelde kraliçeden başlanır. Çünkü anaerkil bir aile düzeni vardır termitlerde. Aslında bütün işi yapan ve diğer aile fertlerini besleyip büyüten işçi termitlerden başlansaydı daha mı iyi olurdu acaba?

Yağmurlar yağmaya başladığında oğul verme dönemi gelmiştir. Yuva içerisinde gizli odalarda tutulan ve yuva içerisine girmelerine asla izin verilmeyen genç dişi ve erkek termitler ayrı bir kanalla yuva dışarısına çıkarılırlar. Kanatları vardır kraliçe ve kral adaylarının, fakat iyi kullanamamaktadırlar. Ancak rüzgar yardımıyla belirli bir mesafe uçabilirler. Dişi belirli bir mesafeden sonra yere düşer ve salgıladığı feromenlerle erkek termitin kendisini bulmasını sağlar. Bunu başarabilenlerin oranı ancak yüzde 5’tir. Genç kral ve kraliçelerin çoğu diğer yırtıcılara yem olmaktadır. Birkaç gün içerisinde kanatları düşen kraliçe ve kral, beğendikleri bir yerde kendilerine toprak altında bir çiftleşme odası hazırlarlar. Artık karı koca olmuşlardır. Hayatlarının sonuna kadar birlikte yaşayacaklardır. Kraliçenin ortalama 25-30 yıl yaşadığı bilinmektedir. Günde 30 bin yumurta yumurtlama kapasitesine sahip olan ve zaman içerisinde yaklaşık 10 cm büyüklüğe kadar ulaşabilen kraliçe hemen yumurtlamaya başlar. İlk çıkan işçi termitler ebeveynlerinin vücut sıvıları ile beslenip büyürler ve hemen kral ve kraliçeye hizmet etmeye başlarlar. İşçiler kördür ve kısırdır. Buna rağmen yuvada bulunan yumurta ve larvaların bakımından, yuva yapımı ve inşasından, hatta askerler dahil diğer tüm termitlerin beslenmesinden sorumludurlar. Kraliçeyi beslerken, yuva hakkında tüm bilgileri vücutlarından salgıladıkları feromenler sayesinde kraliçeye anlatırlar. Kraliçe de hemen onlara aynı yolla cevap verir ve yuvada almaları gereken önlemlerin neler olduğunu bildirir. Yuvaya bir saldırı mı olmuştur? Asker termit sayısı mı azalmıştır? Yuvada meydana gelen hasar nerededir? Nerelerin tamir edilmesi gereklidir? Bu kadar sorunla kimler mücadele edecek? İşçi termitler görev başında. Kraliçeden alınan emirlerle larvaların bir kısmı değişik besleme yöntemi ve kimyasal maddelerle işçi termitler yerine asker termitler olarak yetiştirilmeye başlanır. Yuvada meydana gelen hasar, yuvanın içerisinden sağlanan nemli toprak parçaları ile onarılır. Ağza alınarak özel nitelikte tükürükle karıştırılan ve kuruduktan sonra neredeyse beton sertliğine ulaşacak niteliğe getirilen toprak parçaları, onarılacak alanlara yapıştırılır. Yuva, yüz binlerce işçi termitin beraber çalışması ile kısa sürede tamir edilebilir.

Termit Yuvaları

Toprak altında en fazla 2 metre çapında oval şekilli yuva içerisinde, sayıları 1 milyonu aşan termit topluluğunun, bu dar alanda sürdürdükleri sosyal yaşam akıllara durgunluk verecek kadar ilginçtir. Yuva denildiğinde kaba bir delik akla gelmemelidir. Burada, kraliçe ve kralın tutulduğu 10-15 cm2 bölüm, yumurta ve larvaların bulunduğu ve bakım yapıldığı yaklaşık 2-2.5 cm2 bölümler, havalandırma sistemi, bacalar ve tarım alanları gibi çok sayıda özel bölüm bulunmaktadır. Yuva açıldığında bu bölümler süngerimsi bir yapıda karşımıza çıkar. Bizler için belki de en ilginç olanı ilkel olarak değerlendirdiğimiz bu canlılardan Macrotermes cinsine bağlı olanların yuvalarının bir bölümünü tarım alanı olarak ayırarak burada kendileri için sindirimi kolay besin maddesi üreten mantarları yetiştirmeleridir.

Macrotermes cinsine bağlı termitlerin yaptıkları yuvaların yerden yüksekliği 7 metreyi bulabilmektedir. Afrika ve Asya’da çok yaygın olarak görülen bu tepeler doğal olarak şekillenmemiştir. Bu tepeler, sayıları milyonları bulan termit kolonilerinin 1-2 yıl içerisinde yaptıkları yükseltilerdir. Tepe şekilleri, termit türüne, toprağın yapısına ve iklime göre değişiklik gösterir. Özellikle ağaçların az olduğu, güneşin hüküm sürdüğü bölgelerde bu tepeler, doğu-batı yönünde neredeyse bıçak inceliğinde, kuzey-güney yönünde ise alabildiğine genişlemiş durumdadır. Böylelikle güneşin kavurucu sıcaklığından yuvalar hiç etkilenmez. Bu tepeleri, işçi termitler ağızlarıyla toprak taşıyarak yaparlar. Toprak deniyorsa da bu toprak parçasının içerisine karıştırdıkları özel kimyasal maddelerden de söz etmek gerekir. Bu özel tükürük sayesinde bu tepeler kazma ile bile zor yıkılabilen, kalsiyum karbonatça zengin yapılar halini alırlar. Neden uğraşırlar ki bu tepeleri bu kadar yükseltmek için? Biliminsanları uzun bir süre bu konu üzerinde çalışmışlardır. Çünkü bu tepeleri yıktığınızda içeride tek bir termite bile rastlayamazsınız. Peki nerededir bu tepenin sahipleri? Bu görkemli inşaatın sahipleri, toprak altında yaptıkları asıl yuvalarında yaşarlar. Tepe ise havalandırma sistemi olarak görev yapar.



populerbilim

Termitler

Akkarıncalar.

Yanıtlar