Willem Dafoe

Beyaz perdenin en karanlık, tuhaf karakterlerini canlandırmadaki başarısıyla ün salan Willem Dafoe, cazibesi ile olduğu kadar sevimliliğiyle de Hollywood’un gözde aktörleri arasında yer alıyor. Sivri çenesi ve bir deri bir kemik görüntüsüyle bir mozoleye benzetilebilecek olan aktörün sahne performansları aksini düşündürecek olsa da, Willem Dafoe oldukça geleneksel bir aileden geliyor.

Willem Dafoe

Beyaz perdenin en karanlık, tuhaf karakterlerini canlandırmadaki başarısıyla ün salan Willem Dafoe, cazibesi ile olduğu kadar sevimliliğiyle de Hollywood’un gözde aktörleri arasında yer alıyor. Sivri çenesi ve bir deri bir kemik görüntüsüyle bir mozoleye benzetilebilecek olan aktörün sahne performansları aksini düşündürecek olsa da, Willem Dafoe oldukça geleneksel bir aileden geliyor.

Cerrah bir babanın yedi oğlundan biri olarak 22 Temmuz 1955’te Appleton, Wisconsin’de dünyaya gelen Dafoe, oyunculuğa genç yaşlarda başladı. 17 yaşında Milwaukee’deki Wisconsin Üniversitesi’nde öğrenime başlayan aktör, okulun tiyatro bölümünün karakter özelliklerini yetenekten üstün tutmasından duyduğu rahatsızlıkla Milwaukee Gezici Deneysel Tiyatro X Grubu’na katıldı. Grupla birlikte ülkeyi ve Avrupa’yı boydan başa dolaştıktan sonra 1977 yılında New York’a yerleşerek avant-garde Wooster Grubu’na dahil oldu.

1980 yılında Michael Cimino’nun “ Heaven’s Gate ” filmiyle beyaz perdeye uğursuz bir başlangıç yaptı. Filmin son kopyasına Dafoe’nun olduğu bölümler dahil edilmediği için filmle ilgili bağının getirdiği utançtan kıl payı kurtulan aktör, bundan sonraki birkaç yıl ufak tefek pek çok filmde genellikle sadist çapkın rolleriyle kamera karşısına geçti. 1985 yılında William Friedkin’in “ To Live and Die in L. A. ”deki Rick Masters rolüyle çıkış yaptı. Ardından Oliver Stone’un 1986 yapımı “ Platoon ” filminde rol alan aktör, filmdeki başarılı Sgt. Elias performansıyla Hollywood’un dikkatini çekmeyi başardı. Dafoe bu performansıyla “ En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ” dalında Oscar adayı oldu.

Rol alacağı filmleri gişe hasılatı potansiyeli yerine sanatsal değerlerine göre seçen aktör, birbirinden farklı pek çok filmde aldığı rollerle, Amerikan sinemasının en ele avuca sığmaz ve şaşırtıcı aktörlerinden biri olarak ününe ün katmaya devam etti. 1988 yılında “ Mississippi Burning ”de idealist bir FBI ajanını canlandıran Dafoe, Martin Scorsese’in “ The Last Temptation of Christ ” filminde, oyunculuk yaşamının en unutulmaz ve tartışmalı rollerinden birini canlandırdı.

1989 yılında “ Born on the Fourth of July ” filmiyle bir kez daha Oliver Stone ile birlikte çalışma olanağı bulan aktör, aynı yıl “ Triumph of the Spirit ”de Naziler tarafından hapsedilmiş bir boksçu rolüyle kamera karşısına geçti.

1990 yılında David Lynch’in yönettiği “ Wild at Heart ”ta eski denizci Bobby Peru’yu canlandırdı. Aynı yıl “ Flight of the Intruder ”da hayranlarının karşısına bu kez bir pilot rolüyle çıkan aktör, 1992 yapımı “ White Sands ”de küçük bir kasabadaki bir sivil polisi canlandırıyordu.

1993 yılında Mickey Rourke, Samuel L. Jackson gibi oyuncularla birlikte rol aldığı “ Body of Evidence ”da Madonna’nın Dafoe’nun çıplak bedenine sıcak mum döküşüne şahit olacaktık. Bunu, Wim Wenders’in yönettiği “ Far Away, So Close ”daki Emit Flesti karakteri takip etti.

1994’te “ Clear and Present Danger ”da para canlısı John Clark rolüyle kamera karşısına çıkan aktör, aynı yıl rol aldığı “ Tom and Viv ”deki T. S. Eliot performansıyla büyük beğeni kazandı. 1996 yapımı “ The English Patient ”daki gizemli ve akıllı 2. Dünya Savaşı ajanı rolünü 1998’de çekilen Paul Auster filmi “ Lulu on the Bridge ”deki antropolog Dr. Van Horn rolü takip etti.

1999’da bir David Cronenberg filmi olan “ eXistenZ ” ile Trof Duffy’nin yönettiği “ The Boondock Saints ” filmlerinde rol aldı. 2000 yılında “ Shadow of the Vampire ”da beyaz perdenin en korku verici vampirlerinden birinin gölgesi rolüne bürünerek sinemaseverleri şaşırttı. “ American Psycho ”da Detective Donald Kimball karakterini canlandıran Dafoe’nun 2000 yılında rol aldığı diğer filmler “ Animal Factory ” ve “ Pavilion of Women ” oldu.

2001 yılını da yoğun bir çalışma temposu içinde geçiren aktör, “ Edges of the Lord ” filminde rahip rolüyle kamera karşısına geçtikten sonra “ The Reckoning ” ve “ Bullfighter ” isimli filmlerde rol aldı. Ardından 2002 yapımı “ Spider Man ” ile bir kez daha kitlelerin beğenisini toplayan aktör, Tobey Maguire ve Kirsten Dunst ile birlikte rol aldığı filmde Örümcek Adam’ın baş düşmanı Yeşil Cin/ Normon Osborn çifte karakterini büyük ustalıkla canlandırdı.

Aktörün son çalışmaları arasında “ Once Upon a Time in Mexico ” ve “ Auto Focus ” isimli filmler yer alıyor.

Filmografi 2003 Finding Nemo (seslendirme) 2002 Once Upon a Time in Mexico 2002 Spider-Man 2002 Auto Focus 2001 The Reckoning 2001 Edges of the Lord 2001 Bullfighter 2000 American Psycho 2000 Shadow of the Vampire 2000 Animal Factory 2000 Pavilion of Women 1999 The Boondock Saints 1999 eXistenZ 1998 New Rose Hotel 1998 Lulu on the Bridge 1998 Conundrum 1997 Speed 2: Cruise Control 1997 Affliction 1996 The English Patient 1996 Basquiat 1995 Victory 1994 Tom & Viv 1994 Clear and Present Danger 1994 The Night and the Moment 1993 In weiter Ferne, so nah! 1993 Body of Evidence 1992 White Sands 1991 Light Sleeper 1990 Wild at Heart 1990 Cry-Baby 1990 Flight of the Intruder 1989 Triumph of the Spirit 1989 Born on the Fourth of July 1988 The Last Temptation of Christ 1988 Off Limits 1988 Mississippi Burning 1986 Platoon 1985 The Communists Are Comfortable 1985 To Live and Die in L.A. 1984 New York Nights 1984 Streets of Fire 1984 Roadhouse 66 1983 The Hunger 1982 The Loveless 1980 Heaven's Gate

Yanıtlar