Yaşlı ıslak (kuru olmayan) veya nemli alana sahip olma

Yaşlı

Yaşlı ıslak (kuru olmayan) veya nemli alana sahip olma

Yaşlı

yaşı ilerlemiş, yaş yaşamış, ihtiyar.
(göz için) yaşla dolmuş.

Yaşlı

(I) sıfat 1. Yaşı ilerlemiş, ihtiyar: "Kendisi de ilkin yaşlı bir kadın almayı düşünmüş idi."- M. Ş. Esendal. "Yaşlı ve okuma bilir bir adamın bu iddiası gücüme gitti."- A. Ş. Hisar. 2. isim Yaşı ilerlemiş kimse: "Bu yaşlıları kapısının arkasına yığdılar."- Ö. Seyfettin. "Yaşlılar, Devletçe korunur."- Anayasa. yaşlı (II) sıfat (göz için) Yaşla dolmuş: "Hıçkırarak yaşlı gözlerini kaldırdı."- Ö. Seyfettin. Ayrıca bakınız [[Yaşlılık]]

Yaşlı

Aged, old

Yaşlı

Türkçe Yaşlı kelimesinin İngilizce karşılığı.
adj. aged, doddered, elderly, old, overaged, senior, stricken in years, tear-stained, watery, well on in years; auld
n. geriatric, old timer, oldie, senior citizen
n. lament, mourning

Yaşlı

Türkçe Yaşlı kelimesinin Fransızca karşılığı.
âgé/e, vieux, vieille

Yaşlı

Türkçe Yaşlı kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Senior
adj. alt, bejahrt, überständig

Yanıtlar