Yaşın ilerlemesi. İnsanlar yaşlandıkça gerek bedenî, gerekse rûhî bir takım değişikliklere uğrarlar. Bunlar arasında derinin buruşması, ciltte lekeler, saçların ağarması ve dökülmesi, boyun kısalması gibi dıştan fark edilen ve pek de önemli olmayan belirtilerin yanında bütün fonksiyonlarda yavaşlama ve düşme dikkati çeker.

Yaşlılık

Yaşın ilerlemesi. İnsanlar yaşlandıkça gerek bedeni, gerekse ruhi bir takım değişikliklere uğrarlar. Bunlar arasında derinin buruşması, ciltte lekeler, saçların ağarması ve dökülmesi, boyun kısalması gibi dıştan fark edilen ve pek de önemli olmayan belirtilerin yanında bütün fonksiyonlarda yavaşlama ve düşme dikkati çeker. Vücudun tamir hızı ağırlaşır. Organizmanın bedeni ve ruhi intibak gücü çok azalır. Kas kuvvetinde azalma, kapasite kaybına ve iş yapabilmenin çöküntüsüne yol açar. Yine yaşlılıkta her türlü hastalık halleri, ızdırap veren her şey, ölüm düşüncesi, güçsüzlük hissi, sevilen eşya ve kişilerin kaybı ciddi ruhi problemlere sebep teşkil edebilir.

Büyüme 22-25 yaşında durur. 25 yaşında adale gücü maksimumdur. Saçların kalınlığı ve gürlüğü tamdır. Ama yine de bağışıklık sistemini düzenleyen hormonlar azalmaya, boy da kısalmaya başlamaktadır.

30 yaşından sonra, vücut fonksiyon kapasitesi, her yıl % 0,8 kadar düşecektir. Kalp kasları kalınlaşmaya, işitme gücü azalmaya, deri elastikiyetini kaybetmeye başlar, kırışıklıklar belirir. Omurga diskleri birbirine yaklaşır ve hafif kamburluk belirtileri görülür.

40 yaşlarında çöküntü başlamıştır, kilo artıp boy birkaç milim kısalmıştır. Vücudun tabii savunması zayıflar. Lemfositlerin gücü, kanser hücrelerini öldürme konusunda azalır. Diğer infeksiyon yok edici hücrelerin gücü düşer. Saç kırlaşması ve dökülmesi artar, saç tellerinin çapları 2 mikron kadar incelir. Göz, yakını iyi göremez.

50 yaşlarında deri kırışıp sarkmaya başlar, gözde hipermetropi artar. Pankreas daha az trypsin ve insülin üretir, diyabet başlayabilir. Tırnak büyümesi ve tat duyusu azalır. Kas ve diğer dokular zayıfladıklarıdan, vücut ağırlık kaybeder. Fakat metabolizma da yavaşladığından, vücutta yağ toplanabilir ve zayıflama görülmez. Seste kalınlaşma olabilir, hafıza kayıpları görülebilir.

60 ve 70 yaşlarında, boy yaklaşık 2 cm kısalmıştır, kas gücü, gençliktekinin yarısıdır. Akciğer kapasitesi yarıya inmiştir. Burun, kulak ve kulak memeleri yarım-bir santim daha uzundur. Tat alma duyusu iyice zayıflar.

Yaşlanmanın sebebi olarak birçok görüş öne sürülmüştür.

En çok kabul edilen; 1) Beynin, 2) Hormon salan endokrin sistemin (Mesela, thymus guddesinden çıkan thymosin hormonunun azalması), 3) İnterferon gibi çeşitli tabii ilaçlar ve antikorlar üreten bağışıklık sisteminin yaşlanması sonucu vücutta yaşlılığın meydana çıkması görüşüdür.

Yaşlılığın sınırı: Genel olarak yaşlılığın 65 yaş ile başladığı kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatının yaptığı yaş gruplaması şöyledir: 45-59 orta yaşlı, 60-74 yaşlı, 75-89 ihtiyar, 90 ve üstü çok ihtiyar. Bu sınıflandırma umumidir. İklim ve sağlık şartlarının değişmesiyle yaş sınırları da değişir. Onun için değişik memleketlere ve değişik insanlara göre sınıflandırma farklıdır.

Günümüzde yaşlılar: Toplumlarda yaşlıların sayısında nisbi ve mutlak artış görülmektedir. 1950 yılında genel nüfus içinde yaşlı oranı Fransa’da % 12, Almanya’da % 11 iken, bu oran son yıllarda % 14-15 civarına ulaşmıştır. ABD’de 1900 ve 1960 seneleri arasında, nüfus yaklaşık iki buçuk misli artarak 70 milyondan 179 milyona ulaşırken, 65 yaşın üzerindekilerin sayısı beş misli artarak 3 milyondan 16 milyona yükselmiştir.

Yurdumuzla ilgili rakamlar ise şu şekildedir: Yaşı 65’ten fazla olanlar 1960’ta % 3,5 oranındayken 1975’te 1.814.000 kişi ile oran % 4,5’e yükselmiştir. 2000 yılında 3.700.000 civarında 65 yaş üzeri kişi olacağı tahmin edilmektedir.

Bütün dünya nüfusu içinde 1970’te 65 ve daha yukarı yaştakilerin sayısı 291.000.000’ken, 2000 yılında bunun 600.000.000’a ulaşacağı tahmin edilmektedir. 1980 yılında sanayileşmiş ülkelerde yaşlıların toplum nüfusundaki oranı % 15 gibi yüksek bir rakamdır. Bu duruma göre; dünyada yaşlıların mutlak sayısı artarken, genel nüfusa nispetleri de artmaktadır. Bu ise birtakım ekonomik, sosyal ve sağlıkla ilgili meseleleri de beraberinde getirmektedir.

Yaşlılıkla ortaya çıkan bedeni değişiklikler kişinin faal hayatını da değiştirir. Bunlar sosyal şartlardaki hızlı değişikliklere ayak uyduramadığından toplum içindeki yerleri sarsıntıya uğrar. Bu da yaşlıyı şiddetle etkiler. Bunlar senelerden beri devam eden kabiliyetlerin silinmesi, faalliğin kaybedilmesi ve toplumda bilinmeyen, tanınmayan bir kişi haline gelmesi demek olur.

Günümüzde şehirleşmenin arttığı görülmektedir. Şehirleşme, kişilerarası münasebetleri gevşetir. Bunların yerini radyo, televizyon, gazete, sinema gibi aletler alır ve böyle bir cemiyette kişi, saygınlığını tatmin edici şekilde hissetmez. Var olan insan münasebetleriyse daha çok menfaata dayanmaktadır. Kardeş ve çocuk sayısının da azaldığını eklersek, bütün bunlar kişiyi yalnızlığa iter, desteksiz bırakır, çevre ve topluma yabancılaştırır.

Değişen sosyal şartlara bağlı olarak büyük ailelerin yerini küçük aileler almıştır. Âile içinde de kişiler arası bağ çok zayıflamıştır. Yaşlı kişi, kendisine yardım edecek, bakacak, ihtiyaçlarını karşılayacak ve kendisine samimiyetle yaklaşacak kimse bulamamaktadır. Gerek aile fertleri, gerekse toplum içinde kendini desteksiz görmeye başlayan, etrafındakilerin kendisinden uzaklaştığını düşünen kişi, hayatını kimseye muhtaç olmadan sürdürebilmek için geleceğiyle ilgili bir teminat, bir ipucu, bir ümit aramaya başlar.

Yaşlılık şu iki durumda mesele haline gelir:

1. Yaşlılığı ve hastalığı, güçsüzlüğü ve beceri kaybını kat’i ve sert bir tarzda inkar edip benimsemeyerek önceki faaliyeti aynen sürdürmeye çalışırsa;

2. Tersine, korku ve endişe içinde kendisini her türlü meşgaleden uzak tutmaya yönelik bir vaziyet içine girerse.

Yaşlılık ve hastalıklar: Günümüzde yaşlılığın ciddi bir problem haline gelmesinde hastalıkların da mühim yeri vardır. 50-60 yıl kadar önce enfeksiyon dediğimiz öldürücü hastalıklar yaygındı. Koruyucu hekimlik çalışmaları ve antibiyotiklerin keşfiyle bu mikrobik hastalıklar önlendiyse de son yıllarda bu defa dejeneratif hastalıklar yaygınlık kazanmıştır. Bunlar; damar sertliği (kalp ve beyin damar hastalıkları), romatizmal hastalıklar, şeker hastalığı gibi öldürmeyen ve ancak belirtilerinin, sürekli ilaç kullanma ve perhiz yapma ile hafifletilebildiği bedeni bozukluklardır.

Yaşlılara yardım: Yaşlılığın kendisine, yani yaşlanmaya tesirli bilinen bir hormon, aşı veya başka bir ilaç yoktur. Bugün batı ülkelerinde yaşlılara yapılabilen yardım ve tavsiyeler şunlardır:

1. Hasta ve sağlam yaşlılar için yeterli huzurevi dediğimiz bakım müesseseleri açılmaktadır. Yaşlı, sıhhatli bile olsa kendi çocukları tarafından kabul edilmemekte ve tek yaşamakta veya huzurevine yerleştirilmektedir.

2. Meşgale bulması tavsiye edilmekte, gayesiz duran yaşlının daha çabuk yıkılacağı hatırlatılmaktadır.

3. Yaşlılığa ve yaşlanmanın getirdiği zorluklara önceden hazırlanması sağlanmaktadır.

4. Yaşlılığa iyi uyum sağlaması için kişinin kendisini maddi bakımdan muhtaç hissetmeyecek şekilde yardımlar yapılmakta ve maaş bağlanmaktadır.

Yaşlılık

Yaşlı olma durumu:
"Yüzüne bir yaşlılık gelmiş vücudunu bir ağırlık kaplamış."- R. H. Karay.

Yaşlılık

yaşamın işlevlerin yavaşlamasıyla belirginleşen son dönemi, ihtiyarlık. genellikle bu dönemde ortaya çıkan bedensel ve zihinsel güç yitimi.

Yaşlılık

Türkçe Yaşlılık kelimesinin İngilizce karşılığı.
adj. senile n. age, old age, senescence, senility

Yaşlılık

Türkçe Yaşlılık kelimesinin Fransızca karşılığı.
sénilité [la]

Yaşlılık

Türkçe Yaşlılık kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Lebensabend

Yanıtlar