''Yavuz'' Muharebe Kruvazörü (Kaiserliche Marine'de: SMS ''Goeben'', 1914 - 1930: ''Yavuz Sultan Selim'', 1930 - 1936: ''Yavuz Selim'', 1936 - 1954: ''Yavuz'', NATO flama numarası: B70), Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisidir.

Yavuz (muharebe kruvazörü)

'''Yavuz Muharebe Kruvazörü (Kaiserliche Marine'de: SMS Goeben''', 1914 - 1930: Yavuz Sultan Selim, 1930 - 1936: Yavuz Selim, 1936 - 1954: Yavuz, NATO flama numarası: B70), Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisidir. Alman İmparatorluk Donanması için kardeş gemisi SMS Moltke ile beraber 1911'de Hamburg tersanelerinde yapılan Moltke sınıfı iki gemiden biri olan SMS Goeben, önceki nesil Alman savaş kruvazörü SMS Von der Tann ile benzer bir tasarıma sahipti; ancak boyutları daha büyük, zırh koruması daha fazlaydı ve üzerinde iki ana top bulunan fazladan bir tarete sahipti. İngiliz rakibi Indefatigable sınıfı muharebe kruvazörlerine kıyasla Goeben ve Moltke kayda değer biçimde daha büyük ve daha zırhlıydılar. 1912'de SMS Goeben, hafif kruvazör SMS Breslau ile birlikte Alman Akdeniz Savaş Filosu'nu (Deutsche Mittelmeer Division) oluşturdu ve Balkan Savaşları boyunca Akdeniz'de devriye görevi üstlendi. 28 Temmuz 1914'te I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Goeben ve Breslau İngiliz Akdeniz Donanması'nın takibinden kaçarak İstanbul'a ulaştılar. İki gemi 16 Ağustos 1914'te Osmanlı Donanması'na verildi. SMS Goeben, Osmanlı hizmetine girdiğinde Yavuz Sultan Selim veya kısaca Yavuz adını aldı. 1936 yılında adı resmen 'TCG Yavuz''' ("Türkiye Cumhuriyeti Gemisi Yavuz") olarak değiştirildi. 1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün naaşını İstanbul'dan İzmit'e taşıdı. Yavuz, 1950 yılında hizmetten çekilene dek Türk Donanması'nın bayrak gemisi olarak görev yaptı. TCG Yavuz, Alman hükümetinin Türkiye'nin gemiyi geri almaları teklifini reddetmesinin ardından 1973-1976 yılları arasında söküldü. Alman İmparatorluk Donanması tarafından inşa edilen gemilerin en son söküleni olan Yavuz, aynı zamanda tüm muharebe kruvazörleri ve drednotlar arasında en uzun süre hizmette kalanıdır. == İnşası == Alman İmparatorluk Donanması (Kaiserliche Marine), üçüncü Alman savaş kruvazörü olan Goeben'i 8 Nisan 1909'da "H" geçici adı ve 201 inşa numarasıyla Hamburg'daki Blohm & Voss tersanesine sipariş verdi. Omurgası 19 Ağustos'ta kızağa kondu, teknesinin inşası tamamlandıktan sonra gemi 28 Mart 1911'de denize indirildi. Donatımının tamamlanmasının ardından 2 Temmuz 1912'de Alman Donanması'na katıldı. 29 Haziran 1913'te İkinci Balkan Savaşı'nın başlamasıyla Akdeniz Kuvveti tekrar bölgede konuşlandı. 23 Ekim 1913'te Konteramiral Souchon kuvvetin komutasına geçti. Goeben ve Breslau Akdeniz'deki faaliyetlerine devam etiler ve I. Dünya Savaşı başlayana kadar 80 civarında liman ziyaret ettiler. Suikastin ardından Amiral Souchon Müttefik Güçler ile Üçlü Entente arasında savaşın kaçınılmaz olduğunu değerlendirdi ve gemilerine bakım için Pola'ya gitme emrini verdi. Goeben'in 4,460 kazan tüpü değiştirildi ve genel bakımı yapıldı. Bakımların tamamlanmasının ardından gemiler Messina'ya doğru yola çıktılar. 3 Ağustos 1914'te iki gemi Cezayir'e doğru yoldayken Amiral Souchon Almanya'nın Fransa'ya savaş ilan ettiği haberini aldı. Kayzer'in emrine uyan Goeben Philippeville (bugünkü Skikda, Cezayir) kentini 10 dakika boyunca bombaladı. Bu sırada Breslau da Bône (bugünkü Annaba) şehrini bombalamaktaydı. Kayzer'in emirlerini açıkça hiçe sayan amiraller Alfred von Tirpitz ve Hugo von Pohl, Kayzer'e bilgi vermeden Souchon'a bombardımanın ardından İstanbul'a hareket etme emri verdiler. Limandaki Alman taraftarı İtalyan denizcilik otoritesi, Goeben ve Breslau'nun limanda 36 saat kalarak bir Alman kömür gemisinden kömür ikmali yapmalarına izin verdi. Fazladan geçirilen zaman dahi Goebenin kömür depoları İstanbul'a ulaşacak kadar yakıtla doldurulamamıştı, bu sebepten Amiral Souchon Ege Denizi'nde bir başka Alman kömür gemisiyle bir buluşma ayarladı. Souchon'un iki gemisi, 6 Ağustos gününün erken saatlerinde Messina Boğazı'nın güneyinden geçerek limandan ayrılıp Doğu Akdeniz'e doğru yola çıktılar. Peşlerindeki iki İngiliz muharebe kruvazörü 100 mil gerilerindeydi, üçüncü İngiliz muharebe kruvazörü HMS Inflexible ise Bizerta, Tunus'ta kömür almaktaydı. Souchon'un yolundaki tek İngiliz kuvveti Tümamiral Ernest Troubridge komutasında zırhlı kruvazörler HMS Defence, HMS Black Prince, HMS Duke of Edinburgh ve HMS Warrior'dan oluşan 1. Kruvazör Filosu'ydu. Almanlar, Troubridge'i şaşırtmak amacıyla öncelikle Adriyatik Denizi'ne yöneldiler. İngiliz filosu, Almanları Adriyatik'in girişinde karşılamak için yola koyuldu. Hatasının farkına varan Troubridge, rotasını tersine çevirdi ve hafif kruvazör HMS Dublin ve iki destroyerine Almanlar üzerine torpido saldırısı yapma emrini verdi. Breslaunun gözcülerinin İngiliz gemilerini farketmesi üzerine iki Alman gemisi de karanlıktan yararlanarak takipçilerinden kaçmayı başardılar. Goebenin 28cm'lik toplarına karşı elindeki dört eski zırhlı kruvazörle çıkmanın intihar olacağını düşünen Troubridge 7 Ağustos günü erken saatlerde kovalamacayı bıraktı. Souchon için İstanbul yolu böylece açılmış oldu. Goeben, Nakşa açıklarında kömür depolarını doldurdu. Tarafsızlık kurallarının çevresinden dolanmak için 16 Ağustos'ta Almanlar iki geminin Osmanlı Donanması'na katıldığını ilan ettiler. 23 Eylül'de Amiral Souchon Türk donanmasının komutasına getirildi. Goeben yeniden adlandırılarak Yavuz Sultan Selim, Breslau ise Midilli isimlerini aldılar. Gemilerin Alman mürettebatı Osmanlı üniformaları giydiler ve fes taktılar. === Karadeniz Operasyonları=== ====1914==== 29 Ekim'de Yavuz, Çarlık Rusyası'na karşı ilk operasyonuna çıkarak Sivastopol limanını bombaladı. Bombardıman sırasında Osmanlı İmparatorluğu henüz müttefik devletlerle savaşa girmemişti. Bombardıman sırasında 25.4cm'lik (10 inç) bir top mermisi Yavuzun arka bacasına isabet etti, ancak patlamadı ve önemsiz bir hasara yol açtı. Türk sularına dönüş yolunda Yavuz, Rus mayın gemisi Prut ile karşılaştı, ancak Prut güvertesindeki 700 mayınla kendini batırdı. Bu karşılaşma sırasında Pruta eskortluk yapan Rus destroyeri Leytenant Puşçin ise Yavuzun ikinci bataryasından açılan ateşten isabet eden iki 15cm'lik mermi ile hasara uğratıldı. Bombardımana tepki olarak Rusya, 1 Kasım'da Osmanlı Devleti'ne savaş ilan ederek Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'na katılmasına sebep oldu. 3 Kasım'da Fransız ve İngiliz gemileri Çanakkale Boğazı'ndaki Türk savunma tabyalarını bombaladı, iki gün sonra da resmen savaş ilan ettiler. Frut ve Leytenant Puşçin gemilerinin başına gelenleri göz önünde bulunduran Rusya, tüm Karadeniz filosunu bir araya toplayarak Yavuzun tüm donanma gemilerini teker teker batırmasının önüne geçmeye çalıştı. Yavuz ve Midilli, 18 Kasım'da Trabzon'un bombardımanından dönen Rus Karadeniz Filosu'yla Kırım'ın 17 deniz mili (31km; 20 mil) açığında karşılaşarak Sarıç Burnu Muharebesi'ne girişti. Öğle saatleri olmasına rağmen hava sisliydi ve filoların büyük gemileri birbirlerini ilk başta göremediler. Rus Karadeniz Filosu, 1905 Rus-Japon Savaşı'nın deneyimiyle savaştan önce birçok geminin ateşinin bir ana gemi tarafından yönlendirilerek tek bir düşman üzerine yoğunlaştırılmasına dayanan bir savaş taktiği geliştirmişti. Rus zırhlısı Evstafi, filonun ana gemisi Ioann Zlatoust zırhlısı Yavuzu görene dek ateş etmedi. Ana gemiden Evstafiye ulaşan hatalı atış komutları, geminin kendi hesabı olan 7.000 metreden 4.000 metre fazlasına göreydi, bu sebepten Evstafi, Yavuz dönüp ana bataryasından ateş etmeye başlamadan önce kendi hesaplarına göre ateş açtı. Rus gemisinin ilk salvosundan bir 12 inçlik mermi, Yavuzun 15cm'lik ikincil bataryalarından birinin kazamat zırhını kısmen delerek ateşlenmeye hazır cephanelerin bir kısmını havaya uçurdu ve silahın tüm mürettebatının ölümüne yol açan bir yangın başlattı. Tümamiral Wilhelm Souchon 14 dakikalık muharebenin ardından temas kesmeye karar verdi. Atılan 19 mermiden isabet eden dört 28cm'lik (11 inç) mermi toplam 34 Rus mürettebatı öldürdü, 24'ünü yaraladı. Sonraki ay, 5-6 Aralık'ta Yavuz ve Midilli asker nakliye hatlarını korudu, 10 Aralık'ta ise Yavuz Batum'u bombaladı. Geminin sancak tarafında, komuta kulesinin altında patlayan mayın geminin teknesinde 50 metrekarelik bir delik açtı, ancak su geçirmez torpido bölmesi hasar görmedi. İki dakika sonra Yavuz bu kez iskele tarafından başka bir mayına çarptı. İkinci mayın iskele ana top bataryasının hemen ön kısmında 64 metrekarelik bir delik daha açtı. Su geçirmez bölmeler 30cm kadar çöktü, ancak geminin daha fazla su almasını engelledi. Ancak gemi açılan iki delikten toplamda 600 ton su almıştı. Bu sıralarda Yavuz ve Midilli Sivastopol açıklarına varıp iki buharlı kargo gemisi batırdı. Rus filosu gün boyunca iki gemiyi takip etti, gün batımında ise birçok destroyeri torpido saldırısı için ana filodan bağımsız gönderdi. Sadece Gnevny destroyeri iki gemiyi yeterince yaklaşıp bir torpido atışı yaptı, ancak ıskaladı. Yavuz ve Midilli İstanbul'a hasar görmeden döndüler. 25 Nisan'da Rus donanması, müttefiklerin Gelibolu çıkarması ile aynı günde İstanbul Boğazı'nın girişindeki tabyaları bombaladı. İki gün sonra Yavuz, müttefik askerlerini bombalamak için Turgut Reis drednot-öncesi zırhlısı ile birlikte Çanakkale Boğazı'na doğru yola çıktı. Şafakta HMS Queen Elizabeth tarafından salınan bir gözetleme balonu iki gemiyi bombardıman pozisyonu alırken tespit etti. Queen Elizabeth tarafından atılan ilk 15cm'lik mermi Yavuzun çok yakınına düşünce Yavuz ateş pozisyonundan çıkıp denize inen uçurumların yakınına yol aldı, bu sayede İngiliz gemisinin toplarının ateş alınından çıktı. 30 Nisan'da Yavuz bir kez daha ateş açmak için pozisyon aldı, ancak bu kez de Çanakkale'deki Türk karargahını bombalamak içi pozisyon alan ön dretnot zırhlı HMS Lord Nelson tarafından görüldü. İngiliz gemisi Yavuz görüş alanından çıkana dek beş isabetsiz atış yapabildi. 1 Mayıs günü Rus donanmasının İstanbul Boğazı girişindeki tabyaları bir kez daha bombalaması üzerine Yavuz, Beykoz koyuna doğru yola çıktı. 7 Mayıs civarı Yavuz bir kez daha Karadeniz'e açılarak Sivastopol'e dek Rus gemilerini aradı, ancak bulamadı. Ana toplarında az cephane kalması sebebiyle Sivastopol'ü bombalamadı. 10 Mayıs sabahı dönüş yolundayken gemi gözcüleri iki Rus ön-dretnotu olan Tri Sviatitelia ve Pantelimon gemilerini gördüler. Yavuz iki gemiyle çatışmaya girdi. Çatışmanın ilk 10 dakikasında Yavuz ciddi bir hasara yol açmayan iki isabet alınca Amiral Souchon çatışmayı keserek Rus hafif gemilerinin takibinde İstanbul'a yöneldi. Mayıs ayının ilerleyen günlerinde geminin 15cm'lik toplarından ikisi kıyıda kullanılmak üzere gemiden söküldü. 1915 sonlarında bu silahlar yerine dört adet 8.8cm'lik uçaksavar topu monte edilecekti. 18 Temmuz'da Midilli bir kez daha mayına çarparak 600 ton su aldı. Hasarlı gemi Zonguldak'tan İstanbul'a kömür taşıyan konvoylara eskortluk edemeyecekti. Bu durum üzerine Yavuz eskortluk görevine getirildi. 10 Ağustos'ta Yavuz, Hamidiye ve üç torpido bot eşliğinde yol alan beş kömür gemisinde oluşan konvoyu koruma görevine çıktı. Yolculuk esnasında Rus denizaltısı Tyulen konvoya saldırarak kömür gemilerinde birini batırdı. Ertesi gün Tyulen ve başka bir denizaltı Yavuza saldırmayı denedi, ancak atış pozisyonu almayı başaramadılar. 5 Eylül'de Rus destroyerleri Bystry ve Pronzitelni, Hamidiye ve iki torpido bot eşliğinde bir Türk konvoyuna saldırdılar. Hamidiyenin 15cm'lik topları çatışma sırasında görev dışı kalınca Yavuz çatışmaya gönderildi, ancak çok geç kalmıştı. Yavuz vardığında Türk kargo gemileri, Ruslar tarafından ele geçirilmemeleri amacıyla karaya oturtulmuştu. Yaz sonunda iki yeni Rus dretnotu İmperatritsa Mariya ve Imperatritsa Ekaterina Velikaya gemilerinin tamamlanması, Yavuzun faaliyetini daha da zorlaştırdı. ====1916-17==== Amiral Souchon, 8 Ocak'ta Yavuzu Zonguldak'tan gelen boş bir taşıma gemisini bölgedeki Rus destroyerlerinden koruması için bölgeye gönderdi, ancak Ruslar Yavuz varmadan önce gemiyi batırdılar. Dönüş yolculuğunda Yavuz, Imperatritsa Ekaterina ile karşılaştı. İki gemi 18.500 metre mesafeden başlayarak topçu düellosuna giriştiler. Yavuz güneybatıya yöneldi ve çatışmanın ilk dört dakikasında ana toplarından beş salvo ateşledi. İki gemi de rakibini vurmayı başaramadı, ancak yakınına düşen mermilerin şarapnelleri Yavuza isabet etti. Normalde Imperatritsa Ekaterinadan çok daha hızlı olmasına rağmen Türk muharebe kruvazörünün teknesi bakımsızlıktan midye bağlamıştı ve pervane şaftları kötü durumdaydı. Yavuz, bu yüzden 23.5 knot (43.5km/sa; 27.0mph) hıza ulaşabilen güçlü Rus gemisinden kaçmakta zorlandı. Ruslar, Kafkasya'daki çatışmalarda ciddi miktarda osmanlı toprağı ele geçirmişlerdi. Rus ordusunun daha fazla ilerlemesini engelleme amacıyla Yavuz, cepheye asker taşımakla görevlendirildi. 429 subay ve asker, bir dağ topçu bataryası, makineli tüfek ve havacılık birlikleri, 1000 tüfek ve 300 sandık cephane Yavuz tarafından 4 Şubat'ta Trabzon'a taşındı. 4 Mart'ta Rus donanması makineli tüfek ve atlarıyla beraber 2.100 asker gücünde bir birliği Pazar limanının iki yanına indirdiler. Türk birlikleri baskına uğramış, ilçeyi boşaltmak zorunda kalmışlardı. Bir diğer çıkarma da Trabzon'un 5 mil doğusundaki Kavata koyunda gerçekleşti. Haziran sonlarında Türkler karşı saldırıya geçerek Rus cephesini 35 kilometre (20 mil) kadar yardılar. Yavuz ve Midilli Türk saldırılarını desteklemek için birçok kıyı operasyonunda bulundular. 4 Temmuz'da Yavuz Tuapse limanını bombalayarak bir buharlı gemi ve bir motorlu uskuna batırdı. Türk gemileri, iki Rus dretnotu Sivastopol'den ayrılıp onlara saldırmadan geri dönebilmek için kuzeye yöneldiler. Gemiler İstanbul'a dönünce, Yavuz eylül ayına dek sürecek olan pervane şaftı bakımına alındı. Osmanlı'nın içinde bulunduğu kömür kıtlığı gittikçe kötüleşince, Amiral Souchon Yavuz ve Midillinin faaliyetlerine 1917 boyunca ara verme kararı aldı. Eylül ayında Koramiral Rebeur-Paschwitz Amiral Souchon'un yerine gemilerin komutasını aldı. Bolşevik devriminin ardından Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Aralık 1917'de ateşkes ilan edilmesi ve Mart 1918'de Brest Litovsk Barış Antlaşması'nın imzalanması sonucunda Anadolu'dan tekrar kömür sevkiyatı başladı. Boğaz çıkışında Yavuz, İmroz Deniz Muharebesi olarak adlandırılan çatışmada, Gökçeada'da demirli duran ve kendilerini koruması gereken ön-dretnotlar tarafından korunmayan iki İngiliz savaş gemisi HMS Raglan ve HMS M28i gafil avlayarak batırdı. Rebeur-Paschwitz daha sonra Mondros Limanı'na saldırmaya karar verdi, orada İngiliz ön-dretnotu HMS Agamemnon Türk gemilerine saldırmak için istim alarak hazırlık yapıyordu. Yolculuk sırasında Midilli birçok mayına çarparak battı, İngiliz destroyerleri HMS Lizard ve HMS Tigressin takibi altında Çanakkale'ye doğru çekilen Yavuz, Çanakkale Boğazı girişinde Nağra Burnu dolaylarında bilinçli olarak karaya oturtuldu. HMS M17den sonra HMS E14 denizaltısı gemiyi batırması için görevlendirildi, ancak geç kalmıştı; eski Alman ön-dretnotu Turgut Reis Yavuzu kurtararak İstanbul'a kadar çekti. Yavuz ciddi bir hasar almıştı, bir kez daha gemi teknesini onarmak için geçici sandık barajlar kuruldu, tamiratlar 7 Ağustos-19 Ekim arası sürdü. Sivastopol'deyken teknenin altındaki midyeler temizlendi. Yavuz daha sonra İstanbul'a döndü, burada mayın hasarının tamiri için beton sandık barajlar kurularak 7 Ağustos-19 Ekim arası mayından hasar gören üç kısımdan biri tamir edildi. Sevr Antlaşması şartları gereği Yavuzun savaş tazminatı olarak İngiliz Kraliyet Donanması'na teslim edilmesi gerekliydi. Ancak Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı dolayısıyla Sevr Anlaşması uygulanamadı. Türklerin Kurtuluş Savaşı'ndaki zaferi üzerine 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nda ise yeni Türkiye Cumhuriyeti, Yavuz da dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu'nun donanmasının büyük bir kısmını elde tutmayı başardı. == I. Dünya Savaşı sonrası ve Cumhuriyet dönemi == Türkiye tarafından 1920'ler boyunca ortaya konan birçok denizcilik politikası arasında tek tutarlı nokta, Yavuzun onarılarak yeni cumhuriyetin donanmasının bayrak gemisi olmasıydı. Gemi 1926 yılına dek İzmit'te terk edilmiş bir durumda kaldı; sadece iki kazanı çalışır durumdaydı, hareket edemiyordu ve 1918 yılında çarptığı iki mayından kalan hasar hala tamir edilmemişti. Açık denizde batma riski çok fazla oluğu için Yavuzu tamiratlar için başka bir ülkeye göndermek mümkün değildi, bu sebeple yeterli bütçe ayrıldıktan sonra Almanya'dan 26.000 tonluk bir yüzer havuz satın alındı. Aralık 1926'da Fransız şirketi Atelier et Chantiers de St. Nazaire-Penhöet ile geminin Gölcük Donanma Tersanesi'nde tam bir onarım ve yenilemeye girmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Türk hükümeti ayrıca İtalyan tersanelerine dört destroyer ve iki denizaltı siparişi verdi. Bunun üzerine Yunan hükümeti, Türklere 10 yıl boyunca deniz kuvvetlerinin sınırlandırılmasına ilişkin Washington Anlaşması benzeri bir anlaşma yapma teklifi sundu. Teklife göre Yavuz tekrar hizmete alınmayacak, Yunanlar ise iki yeni kruvazör inşa etme hakkına sahip olacaktı. Türk Hükümeti, Yavuzu Sovyet Donanması'nın Karadeniz'deki gücünü dengelemek için kullanmayı hedeflediğini açıklayarak teklifi reddetti. Bu cevap üzerine Yunan hükümeti iki destroyer siparişi verdi. Geminin tamiratı sırasında geminin mayınlardan gördüğü hasar tamir edildi, Onarım ve modernizasyonların ardından yapılan testlerde hız denemesinde beklenenden başarılı oldu, silah ve atış kontrol testleri de son derece başarılıydı. Yavuzla beraber savaş grubunu oluşturacak dört destroyer de 1931 ve 1932 yıllarında hizmete alındılar; ancak bu destroyerlerin performansı tasarım özelliklerine hiçbir zaman ulaşamadı. Yavuzun tekrar hizmete girmesi planları üzerine Sovyet Donanması Parizhskaya Kommuna zırhlısı ve Profintern hafif kruvazörünü 1929 sonlarında Baltık Denizi'nden Karadeniz'e transfer ederek Türk donanması ile eşitlik sağlamaya çalıştı. Yavuz, 1933'te Türkiye Başbakanı İsmet İnönü'yü Varna'dan İstanbul'a taşıdı. Sonraki yıl Türkiye'yi ziyarete gelen İran Şahı'nı Trabzon'dan Samsun'a götürdü. 1937 yılında Yavuz ve donanmanın diğer gemileri İngiliz Donanma Ataşesi tarafından kısmen zayıf hava savunma silahları sebebiyle "modası geçmiş" olarak değerlendirildi. 1938'de Türk hükümeti donanmasını genişletme planlarına başladı. Bu planlara göre deniz filosu iki adet 10.000 tonluk kruvazör ve on iki destroyerden oluşacak, Yavuz ise 1945'te ikinci kruvazörün hizmete girmesine dek donanmada kalacaktı. Donanma ayrıca 1950-1960 yılları arasında 23.000 tonluk bir gemi daha inşa etmeyi planlıyordu. Hükümetin planları yaklaşan II. Dünya Savaşı sebebiyle tüm tersanelerin kendi ülkeleri için savaş gemisi üretmeye öncelik vermesinden dolayı uygulanamadı. Yavuz II. Dünya Savaşı boyunca hizmette kaldı. Kasım 1939'da Yavuz ve Parizhskaya Kommuna Karadeniz'deki en büyük iki gemiydi. Life dergisinin bir haberine göre Yavuz, Sovyet gemisinin bakımsız durumu sebebiyle Karadeniz'de üstün olan gemiydi. 1941 yılında geminin uçaksavar bataryaları güçlendirilerek dört 88mm, on 40mm ve dört 20mm uçaksavar topu eklendi. Daha sonra bu rakamlar yirmi iki 40mm ve yirmi dört 20mm topa yükseltildi. Yavuz gemileri İstanbul Boğazı girişinde karşıladı. Burada Yavuz ve Missouri 19'ar pare top atışı ile birbirlerini selamladılar. 1948'den sonra gemi Gölcük ve 14 Kasım 1954'te donanma envanterinden düşüldü. == Notlar == ;Genel * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ;Özel == Ayrıca bakınız == * Dağılma Dönemi Osmanlı Donanması

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar