Eski adları Asurca Sam'al ve Aramca Bit Gabbar olan kent, bugünkü adını, Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Fevzipaşa bucağındaki tren istasyonu yakınındaki köyden ve içindeki höyükten almaktadır. Halkın büyük bir kesiminin Arami kökenli olduğu, kimi krallarının Hitit-Luvi adları taşımasına karşın, kimilerinin Arami adları kullandıkları, yazıtlardan anlaşılmaktadır.

Zincirli Höyük

Eski adları Asurca Sam'al ve Aramca Bit Gabbar olan kent, bugünkü adını, Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Fevzipaşa bucağındaki tren istasyonu yakınındaki köyden ve içindeki höyükten almaktadır. Halkın büyük bir kesiminin Arami kökenli olduğu, kimi krallarının Hitit-Luvi adları taşımasına karşın, kimilerinin Arami adları kullandıkları, yazıtlardan anlaşılmaktadır. Ülkenin bir adı da Ya'idi olarak geçmektedir.

Yapılan kazılar

Zincirli Höyük'te 1888-1902 arasında, Alman araştırmacılar Karl Humann, Robert Koldewey ve Felix von Luschan tarafından kazılar yapılmıştır.

Kazılardan çıkan eserlerin günümüzde bulunduğu yerler ve höyükte bugünkü durum

Bulunan eserler, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde ve Berlin Müzesi'nde sergilenmektedir.

Bugün Zincirli'de, bu eski kazıların izleri dışında görülebilen bir kalıntı yoktur. Zincirli Höyük'ün önemli bir bölümünün üzerinde bugün modern Zincirli köyü yerleşmesi bulunmaktadır. Kamulaştırma çalışması yapılarak köyün höyük alanı dışında başka bir yere taşınması planlanmaktadır. Bu çalışmalar şu anda sürmektedir.

Kentin tarihçesi

Hitit İmparatorluğu'nun yaklaşık M.Ö. 1200'lerde yıkılmasından sonra Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de kurulan, Hitit etki alanlarında ortaya çıktıkları ve bir bakıma bu kültürün mirasını sürdürdükleri için komşularınca Hititli olarak nitelendirildiklerinden, arkeoloji literatüründe genellikle Geç Hitit Devletleri adı altında toplanan kent krallıklarından biridir.

Zincirli höyük, İlk Tunç Çağı'ndan (M.Ö. 3000) Roma dönemine (yaklaşık 2000 yıl önce) dek yerleşim görmüştür. Zincirli'nin tarihi, öncelikle Asur kaynaklarından, yapılan kazılarda Sam'al kentinde ortaya çıkarılan Fenikece ve Aramca yazıtlardan ve bu kentin yakınlarındaki Gerçin'de bulunmuş bir stelden elde edilen bilgilerden öğrenilmektedir. İyi bilinen Asur kronolojisiyle koşutluk gösterdiği yerlerde bu bilgiler kesin bir tarihsel çerçeveye oturtulabilmekte, ötekilerse yaklaşık olarak değerlendirilmektedir.

Sam'al kentinde, yaklaşık M.Ö. 900-700 arasında egemen olan krallar arasında Kilamuwa ve Bar-Rakib 'in kentte geniş çaplı bayındırlık eylemlerinde bulundukları anlaşılmaktadır. Kentin, bütün tarihi boyunca Asur yanlısı ya da bağlaşığı (müttefiki) bir politika izlediği ve ancak böylelikle varlığını sürdürebildiği yazıtlardan anlaşılmaktadır.

Kentin yapısı

Kentin planı: Kent, Eski Doğu'nun pek çok yerleşiminde görülen oval ya da daire biçimli kent planı kavramına uygun olarak, tam çember biçimli bir savunma duvarı içinde kurulmuştur.

Sam'al kalesi

Savunma sistemi: Sam'al surları, çapı 720 m olan bir alanı çevirir. Savunmanın güçlü olmasını sağlamak amacıyla surlar, iç içe iki çember halinde, 7.30 m aralıklı çift kale bedeni olarak yapılmıştır. Her iki çember, birbirinden eşit aralıklarda bulunan kulelerle sağlamlaştırılmıştır.

Ayrıca, Sam'al kralının da oturduğu akropolis (içkale), surla çevrilmiştir. Akropolis 'in tek girişi, hemen hemen kuzey-güney ekseni üzerinde ve kentin güney kapısı karşısındadır. Bu bölümde savunma olanaklarını artırmak için 50 m kadar içeriye doğu-batı doğrultusunda uzanan bir iç sur daha yapılmıştır. Akropolis 'in gerek iç, gerek dış suru da belirli aralıklarla yerleştirilmiş kulelerle güçlendirilmiştir.

Kentin kapıları: Güney, batı ve kuzeydoğuda yer alan kent kapıları da birbirine eşit uzaklıkta yapılmıştır. Kapı yapıları da, çift kale bedenine uygun olarak ikişer tanedir. Özellikle güney kapısının dış surdaki bölümü, savaş durumunda içeri girişi zorlaştıracak bir plan göstermektedir.

Kentin yapıları: Akropolis 'teki yapıların en büyük özelliği hilani� yapısı adı verilen bir plana uygun olmalarıdır. İmparatorluk Dönemi tapınak mimarlığında kullanılan ve hilammar adındaki sütunlu avlu girişiyle ad ve tasarım yönünden benzerlik gösterdiği anlaşılan bu tür, uzun kenarına açılmış sütunlu bir girişi olan dikdörtgen bir ana salon ve arkasındaki birkaç ikincil odadan oluşmaktaydı. Özellikle Kuzey Suriye'de bu dönem yapılarına sıklıkla uygulanan bu plan genişletilmeye uygun olmadığından, Sam'al kentindeki örneklerde de görüldüğü gibi, bir avlu çevresine birkaç hilani yapılarak daha fazla mekanlı yapı kompleksleri elde edilmiştir.

Zincirli'de saraylardan biri, üç adet hilani 'nin revaklı bir avluyla birleştirilmesinden oluşmuştur. Ayrıca, burada bağımsız bir hilani türü yapı daha ortaya çıkarılmıştır. Yukarı Saray olarak nitelendirilen bir başka büyük yapıdaysa gene dikdörtgen biçimli büyük salonlar bulunmasına karşın genel planı hilani değildir.

Sanat eserleri: Zincirli'de bulunmuş heykeller M.Ö. 9.-7.yy'lar arasındaki plastik sanatın güzel örneklerini oluşturur.

Yanıtlar