Alphonse Daudet

Alphonse Daudet

Fransız yazarı (1840-1897). Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesi. Sevdalı Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöres

Alphonse Daudet öldüğünde, 57 yaşındaydı.
Alphonse Daudet, günü, bir Perembe günü doğdu. Yaşasaydı 58. yaşına basacağı bir sonraki doğum gününe, bugünden itibaren 145 gün vardı.
Alphonse Daudet'in burcu Boğa burcuydu.
Hayır, Alphonse Daudet 01/01/1970 tarihinde öldü.
Alphonse Daudet Fransız yazarı (1840-1897). Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesi. Sevdalı Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu.

Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu.

Alphonse Daudet Fransız yazarı. 1840 yılında Fransa’nın güney bölgesinde yer alan Nimes’te doğdu. Oldukça başıboş ve sefalet içinde geçen renkli gençlik yıllarından sonra hayatını kazanmak endişesi içinde gezdi. Alais Kollejinde yardımcı öğretmen oldu. Kardeşi Ernest Daudet’in yardımını gördü. Paris’e gitti.

1868 yılında Le Petit Chose=Küçük Şey adlı ve hayatının ilk zamanlarını anlatan eseriyle romancılık sahasına girdi. Bir kısım yazılarının yanında Lettres de mon Moulin=Değirmenimden Mektuplar (1869), Contes du Lundi=Pazartesi Konuşmaları (1873) adlı eserleriyle bir hikayeci olarak tanınır. Fakat onun gerçek bir romancı olduğunu belirtmek gerekir. Hikayelerinde letafet ve zarafeti ön plana alan Daudet, Tartarin de Tarascon (1872) adlı romanında popüler yönden dikkat çekmiş bir kahramanı ortaya koymuştur. Bu eserini Fromont Jeune et Risler aine= Genç Froman ve BüyükRisler (1874), Jack (1876), Le Nabab (1877), L’Evangeliste=İncil Yazarı (1883) adlı romanları takib etmiş ve Daudet bu eserlerinde romanının son şeklini bulmuştur. Sapho =Safo (1884) adlı romanı eserlerinin en iyisi kabul edilmektedir.

Yazarın bu eserlerine Les Rois en Exile=Sürgündeki Krallar (1877), Numa Roubestan (1881), Tartarin sur Les Alpes=Tartarin Alplerde (1885),İmmortel=Ölümsüz (1888), Port-Tarascon=Taraskon Limanı (1890), La Petite Paroisse=Küçük Cemaat (1895), Suotien de Famille= Evin Direği (1898) adlı eserlerini de ilave etmek gerekir. Ayrıca Souvenirs d’un Homme de Lettre=Bir Edebiyatçının Hatıraları (1888) ve Trente ans de Paris=Paris’te 30 Yıl adlı iki ciltlik hatıra eseri vardır. Oyunlarının en güzeli olan Arlesienne=Şehirli Kızı (1872) yılında yazmıştır.

Kuruluşundan itibaren Concurt Akademisine üye oldu. Eserleri natüralist ekole girerse de tam manasıyla natüralist değildir. Kitaplarının hayatı tanıtan vesikalar olmasını istemesi bir başka özelliğidir.

Emile Zola ile aynı yaşta olan Daudet, 1870 yılından sonra doğacak olan natüralist cereyanın içinde kısmen yer alır. Bilindiği gibi bu cereyanın asıl temsilcileri Emile Zola (1840-1902) ile Mapussant (1850-1903)dır. Daudet, Edmond de Goncourt gibi geçmişi zengin bir yazardır. Bundan dolayı Zola’nın tilmizliğini kabul ederek natüralizme tamıtamına bağlı kalamazdı. Bu sebepten Zola ile araları açılan Daudet’in natüralizmi nazariyatta kalmıştır. Bu yönü ile Zola onun eserlerinin fantaisistes (fantezist) olduğunu söylemiştir. Zaten felsefe itibariyle Darwin’in evolution (gelişme) ve heredite (irsiyet) hakkındaki nazariyesine sıkı sıkıya bağlı olan Zola’nın felsefesine Daudet’in bağlı kalmasına imkan yoktu. Zira Daudet daha başlangıçta hassas ve şair ruhlu bir yazar olarak ortaya çıkmıştır. Gerek romanları gerekse hikayelerinde yer alan sahneler, derin ve ince duyguların çocukluk hatıralarıyla beslenmiş şeklidir. Hayattan alınmış notlar, portreler, hakikatle hayal, duygu ile müşahede, hasılı her şey onun eserlerinde güzel ve açık bir üslupla imtizac halindedir. Eserlerinin romantizme, natüralizme ve realizme açık olduğunu ve bunlar arasında gidip geldiğini söylemek de mümkündür. Belki de eserlerindeki çekicilik sırrı buradadır. Onun asabi, heyecanlı sanatı derin olmaktan ziyade latiftir.

Daudet, 1897 yılında Paris’te öldü. Öldüğü yıllarda natüralist mektep de can çekişiyordu. Yukarıda da belirtildiği gibi Edmond be Goncourt’la birlikte bu ekol içinde tam manasıyla yer almamıştı.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar