Şark Meselesi

“Şark Meselesi”, son iki yüz yıl dünyanın büyük devletlerini meşgul etmiş, “güç dengesi”nin tesisinde en mühim amillerden biri olmuş, entrikalara, kıskançlıklara ve pazarlıklara sebebiyet vermiştir.

“Şark Meselesi”, son iki yüz yıl dünyanın büyük devletlerini meşgul etmiş, “güç dengesi”nin tesisinde en mühim amillerden biri olmuş, entrikalara, kıskançlıklara ve pazarlıklara sebebiyet vermiştir.

Her Batılı devlet, “güç dengesi “politikasına titizlikle riayet ettiği gibi “Şark Meselesi”ni kendi menfaatine en uygun şekilde halletme yollarını aradı. Bütün Avrupa devletleri, özellikle

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Çarlık Rusyası, “Şark Meselesi” ile uğraşmayı dış politikasının esas unsuru haline getirmiştir.

“Şark Meselesi” belirgin hatlarıyla iki önemli safha geçirmiştir.

Bunlardan birincisi “1071-1683 yılları arasındaki “Şark Meselesi”dir. Bu tarihler arasında Avrupa savunmada,
Rusya İmparatorluğu, (Rusça: Российская империя; Rossiyskaya Imperiya) 1721 yılından, 1917 Rus Devrimi'ne kadar var olmuş devlettir. Rusya Çarlığı'nın ardılı, Sovyetler Birliği'nin öncelidir. 1866 yılında toprakları Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın belirli bölümlerini kapsamıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkler taarruz halindedir. Bu birinci safhada Batı için “Şark Meselesi”;

  • Türkleri
    Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Anadolu’ya sokmamak

  • Türkleri Anadolu’da durdurmak.

  • Türklerin Rumeli’ye geçişini önlemek.

  • Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen “Anatoli”dan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    İstanbul’un Türkler tarafından fethini engellemek

  • Türkler’in
    İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Balkanlar üzerinden Avrupa içlerine doğru ilerleyişine mani olmak v.b. politikalar uygulamaktı.

    “Şark Meselesi”nin Batılılarca bu hedeflerine rağmen, Türkler Anadolu’ya girmiş ,Balkanlar’ı tamamen zaptetmiş ve Viyana kapılarına kadar dayanmıştı. Ancak 1683 tarihinde Türklerin Viyana önlerindeki yenilgisi “Şark Meselesi”nin birinci safhasını da sona erdirmiştir. Gene bu tarihte “Şark Meselesi”nin ikinci safhası başlamıştır. Bu safhada, Türkler savunmada, Avrupa ise taarruz halindedir.

    “Şark Meselesi”ne ikinci aşamada, özellikle 19.y.y.ın ikinci yarısından itibaren emperyalist zihniyet ilave edilmiştir. Ancak,Hıristiyan Batı, hem Haçlı zihniyetini hem de emperyalist zihniyetini gölgeleyebilmek için kendisinin daima hümanist zihniyetle hareket ettiğini propaganda yoluyla dünya kamu oyuna telkin etmeye çalışmıştır.

    1920 yıllarına kadar devam eden bu safhada “Şark Meselesi”nin gelişmesi şu şekilde gerçekleşecektir.

  • Balkanlar’daki Hıristiyan milletlerin Osmanlı hakimiyetinden kurtarılmaları. Bunun için Hıristiyan toplumları isyan teşvik ederek evvela onların muhtariyetini, sonra istiklallerini temin etmek.

    Birinci maddede belirtilen hususlar gerçekleşmezse;

    Hıristiyanlar için reform istemek ve onların lehine

    Avrupa kıtasının güneydoğusunda yer alan topraklara Balkanlar, Balkan Yarımadası ya da Güneydoğu Avrupa denilir. Bölge Avrupa'nın en yoksul, geri kalmış ve sorunlu yerlerinin başında gelir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Bab-ı Ali nezdinde müdahalelerde bulunmak.

  • Türkleri Balkanlar’dan tamamen atmak.

  • İstanbul’u Türkler’in elinden geri almak.

  • Osmanlı Devleti’nin Asya toprakları üzerinde yaşayan Hıristiyan azınlıklar lehine reformlar yaptırmak,muhtariyet elde etmek veya mümkün olursa istiklallerine kavuşturmak.

  • Bab-ı Ali 19. yüzyıl başından başlayarak kullanılmış, Tanzimata kadar vezirlere ikametgah vazifesi de görmüştür. Tanzimatta sadece sadaret makamı olarak kalmıştır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Osmanlı hakimiyetinde bulunan Kuzey Afrika’yı koloniyalist maksatlarla işgal ve ilhak etmek. Bunun için koloniyalist ve emperyalist devletlerin kendi aralarında anlaşmaları yeterli görülüyordu.

  • Türk olmayan Müslüman toplumları, özellikle Araplar’ı
    Osmanlılar ile ilgili olarak aşağıdaki başlıkları kullanarak bilgi alabilirsiniz.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtmak ve onları devletten koparmak. Bu hedefe varmak için ,Arap milliyetçiliğinin tahrik edilerek canlandırılması kafi görülmüştür. Bu hususta emperyalist gayeler ön planda tutulmuştur.

  • Anadolu’yu paylaşmak, Türkleri Anadolu’dan çıkarmak.

    Büyük devletler daha
    Osmanlı Devleti, 13. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine değin varlığını sürdüren Türk devleti. Anadolu'da kurulmuş, sınırları tarihi boyunca çok değişmekle birlikte en geniş döneminde bugünkü Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ye Akdeniz'in doğusundaki adaları, Macaristan ve Rusya'nın bazı kesimlerini, Kafkasya, Irak, Suriye, Filistin ve Mısır'ı, Cezayir'e kadar tüm Kuzey Afrika'yı ve Arabistan'ın bir bölümünü kapsamıştır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ile Balkanlar’dan Türkler’i attıklarına veya atmak üzere olduklarına inandıkları için “Şark Meselesi”ni Osmanlı Devleti’nin Asya topraklarına kaydırmayı başardılar. Nitekim; Berlin Antlaşması’na koydukları 61. Madde ile Anadolu’da Ermeniler lehinde reformlar yapılmasını Bab-ı Ali’ye kabul ettirmişlerdir. Bu durum, Doğu Anadolu’da bir Ermenistan Devleti kurmak anlamına geliyordu.

    Ek bilgi

    Hristiyan batını ortaya koyduğu bir tez ve uygulama biçimidir. Hristiyan batıya göre sark meselesi, hristiyanlığın sembolü haç ile islamın sembolü hilal arasındaki mücadeledir. Bu mücadelede taraflar bir taraftan bütün hristiyan batı diğer tarafta sadece müslüman Türkler vardır çünkü onlara göre Türk demek müslüman demek müslüman demekte Türk demektir.

    Şark meselesi 1071 Malazgirt savaşıyla başlar, günümüze kadar gelir ve onlara göre türkler Anadolu’dan çıkarılıncaya kadar devam eder. Şark meselesi 3 dönem halinde devam eder:

    I.Dönem:1071 Malazgirt savaşıyla başalr.1683 Viyana bozgununa kadar devam eder.

    II.Dönem: 1683’te başlar 30 Agustos 1922’yekadar devam eder.

    III.Dönem:30 Agustosdan günümüze kadar devam eder.

    I.Dönem: bu dönemde müslüman Türkler hristiyan batıya karşı her yönden üstün durumdadırlar. Türkler Malazgirt’ten Viyana önlerine kadar ilerlemişlerdir.

    Hristiyanların bu dönemdeki gayeleri

    1. Türkleri Anadolu’ya sokmamak: Hristiyan batı müslüman Türkleri Anadoluya sokmama kiçin 1071 tarihinde Bizans imparatorunun başkanlığında Doğu Anadolu’ya Türkler üzerine büyük bir haçlı ordusu gönderdiyse de yenildiler. Amaçlarına ulaşamadılar ve Türkler Anadolu’ya girdi.

    2. Anadolu’ya giren Türkleri geri çıkarmak: Hristiyan batı bu amacına ulaşmak için Müslüman Türkler üzerine 200 yıl süren haçlı seferleri düzenlediler. Fakat hepsinde yenildiler. Amaçlarına ulaşamadılar.

    3. Türkleri Avrupa’ya sokmamak:Türkler, Osmanlı döneminde İstanbul’u alıp Avrupa’ya doğru gelmeye başlayınca Türklerin ilerlemelerini durdurmaya çalıştılar. Hristiyan batı bu amacına ulaşmak için Varna, Kosova, Sırpsındığı, Niğbolu, Belgrad, Mohaç gibi mevkilere haçlı seferleri düzenlediyselerde hepsinde yenildiler. Amaçlarına ulaşamadılar ve Türkler Viyana önlerine kadar ilerlediler.

    II. Dönem: Bu dönemde üstünlük Hristiyan batıya geçti.Türkler bütün savaşları kaybetti. Viyana önlerinden Ankara önlerine kadar geri çekilmek zorunda kaldılar. Dönemin sonlarına doğru bütün islam ülkeleri hristiyan ülkelerin sömürgesi haline geldi.

    Gayeleri:

    1.Osmanlı devleti içinde yaşayan hristiyanlara geniş tavizler koparmak:

    Hristiyanlar özellikle Islahat Fermanı’yla bu amaçlarına ulaştılar.

    2.Osm. Devleti’nin Avrupa topraklarında yaşayan hristiyanlara ayrı devletler kurdurmak:

    Yunanistan,Bulgaristan,Romanya ,Sırbistan,Macaristan,Polonya gibi devletleri kurdurarak bu amaçlarına ulaştılar.

    3.Türkleri Avrupa’dan cıkarmak:

    Balkan savaşları sonucu bu amaçlarına ulaştılar ve Türkleri Avrupa’dan çıkardılar.

    4.Osm.Devleti’nin Asya topraklarında yaşayan hristiyanlara(Ermeniler) ve Yahudilere ayrı devletler kurdurmak:

    Hristiyan batı 1. Dünya savaşı sonunda Osmanlıya zorla imzalattığı Sevr anlaşmasıyla D. Anadolu’da bir Ermeni devleti kurdurmak istediysede Türk milleti

    Birinci Dünya Savaşı, 1914 yılında Avrupa'da başlamış, ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "dünya savaşı" olarak adlandırılmıştır. 1914'te başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekildi.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Kazım Karabekir Paşa’nın önderliğinde buna izin vermedi. Fakat

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Filistin’de bir Yahudi devleti kurdurmayı başardılar.

    5.Türkleri Anadolu’dan çıkarmak veya sömürge yapmak:

    Hristiyan batı bu amacına ulaşmak için 1. Dünya savaşından sonra Mondros antlaşmasını bahane ederek Anadolu’yu dört bir yandan işgale başladı fakat Türk milleti M.Kemal Paşa’nın önderliğinde kuruluş savaşını kazanarak Anadolu’da kalmayı başardı.

    Şark Meselesi

    Bu deyim, ilk kez Viyana Kongresinde (1815) Çar I. Aleksander tarafından Osmanlı topraklarında yaşayan Rumlar için kullanıldı. Esas anlamını, Osmanlı Devleti'nin 1838 Balta Limanı Antlaşması ile iktisadi ve 1839'da Mehmet Ali Paşa karşısında alınan yenilgi ile de asker" iflası üzerine bir çeşit gölge devlet durumuna düşmesi ile kazandı. Avrupa'nın herhangi bir büyük devleti, istediği zaman Osmanlı topraklarını istila edip sömürge haline getirebilecek güce sahipti. Eğer, Osmanlı Devleti dünyanın başka bir köşesinde bulunsaydı bunun kısa zamanda gerçekleşmesi beklenebilirdi. Ne var ki, Osmanlı Devleti Avrupa'nın içinde ve dışında öyle hassas bir konuma, yani jeopolitiğe sahipti ki, hiçbir büyük devlet tek başına Türk ve Müslümanları bu topraklardan atıp bölgenin tek hakimi olmaya cesaret edemiyordu. Batılı devletler için Osmanlı topraklarını herkesi tatmin edebilecek bir biçimde paylaşmak da mümkün görünmüyordu. Öte yandan Osmanlı Devleti, durduğu yerde milliyetçilik hareketinden dolayı bir parçalanma sürecini yaşamaktaydı. Bu süreç bile Avrupa Devletlerini birbirine düşürmeye yetiyordu.

    Batılı Devletler, Doğu ya da Türkiye sorununa iki açıdan bakıyorlardı. Bu bakış açılarından birisini açıkça ifade etmelerine karşın ikincisini hiç gündeme getirmemeye gayret ediyorlardı. Doğu Sorunu'nun açıkça ifade edilen yanı aslında Rusların Osmanlı topraklarına doğru yayılma tehlikesiydi. Sorunun gündeme getirilmeyen, ya da Rus tehlikesi gibi açıklıkla ifade edilmeyen yani Batı Devletleri'nin hepsinin Osmanlı Devleti'nin yıkılacağına kesinlikle inanmış olmalarıdır. Ancak, çok geniş bir alana yayılmış olan bu devlet istenmeyen bir zamanda yıkılırsa; aralarında büyük çekişmeler, hatta savaşların çıkacağına inanıldığından, Osmanlı Devleti'nin yönetimi altındaki yerlerin bütünlüğünün Avrupa Devletleri'nin barışı için bir süre daha korunması lazımdı.

    Tanzimat döneminde, Osmanlı Devleti'nin en ateşli savunucusu hiç şüphesiz Stratford Canning idi. Fakat Canning, aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin Müslüman devlet oluşu itibarıyla Osmanlı'nın en sert düşmanıydı. Ona göre, Osmanlı Devleti'ndeki baş sorun Türkler'in müslüman oluşuydu. Bu yüzden İngiltere, Halife-Sultan'dan "Müslümanların dinden çıkmakta ve Hıristiyanlığı kabul etmekte serbest olduklarını ilan edici bir emirname yayınlamasını" istedi. Ancak, İngiltere'nin bu isteğine 1854'te cevap veren Ali Paşa "padişah böyle bir teklife boyun eğecek olursa milletin ruhani başkanı olmaktan çıkar ve hükümdarlığı da uzun sürmez. Size ancak diplomatik yolla, müslümanlıktan çıkanlara karşı idam cezası verileceğini vaad edebiliriz; fakat bunu bir hukuk", yazılı kural şekline dökersek halkı ayaklanmaya sevk eder ve Ulema arasında zaptedemeyeceğimiz bir patlamaya sebebiyet veririz"der. Bu durumda Hıristiyan devletlere düşen iki şey vardır. Bunlardan birincisi; Osmanlı Hıristiyan haklarının eşitliğini sağlayarak, onların batıdaki "uygar Hıristiyanlara benimsetilmesini temin etmek. Bu yol, bir çeşit barışçı metot ile Osmanlı Devleti'nin içine sızmak diplomasisidir.

    İkinci yol, Çar I. Petro'nun bıraktığı ve Petersburg arşivinde saklı vasiyetnamesinde "İstanbul'a ve Hindistan'a olabildiğince yaklaşın. Buralarda hüküm süren kişi dünyanın gerçek hükümdarı olacaktır. Suriye üzerinde eski doğu ticaretini yeniden kurun ve dünyanın ambarı olan Hindistan'a kadar ilerleyin... Avusturya Sarayına çıkar sağlayarak onu Türkler'in Avrupa'dan kovulması işine çekin, ister Avrupa'nın eski devletleriyle savaşa tutuşmasına neden olarak, ister fetihten, ona da, sonradan geri alınacak bir pay vererek olsun İstanbul'un fethi sırasında Avusturya'nın kıskançlığını etkisiz kılın. Türkiye'de yayılmış durumdaki Rumları kendi çevrenizde birleştirmeye büyük çaba gösterin; onların merkezi, onların desteği olun, ve bir çeşit egemenlik yahut ruhani bir üstünlükle peşinen bir evrensel hakimiyet kurun; düşmanlarınızın evinde bir o kadar dostunuz olacaktır." şeklinde ifade edilmiştir.

    Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere; Doğu Sorunu'nun diğer iki önemli noktası da Türkler'in Hristiyanlığa kazanılması, eğer bu başarılamazsa Türkler' in Anadolu'dan kovulmasıdır.

    Filistin, güneyde, Akabe Körfezi'nden başlamak üzere Akdeniz ile Şeria Nehri'nin batısı arasında kalan Ortadoğu'daki bölgeye verilen çeşitli adlardan biridir. Gazze Şeridi ve Batı Şeria şeklinde özerk yönetim olarak yönetilmektedir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



    Yorumlar - Lütfen konu (Şark Meselesi) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.