Iktidar

1- Genel olarak, eylemde bulunma, bir şeyler yapa­bilme doğal gücü ya da yeteneği. 2- Etkide ya da eylemde bulunma imkanı veren hukuki, siyasi ya da ahlâki güç. Formel olarak, A’nın B’yi, B’nin yapmayı tercih etmedi­ği bir şeyi yapmaya zorlama gücü ya da kudreti.

IKTIDAR (türkçe) anlamı

1. bir işi yapabilme gücü
2. erk
3. kudret
4. bir işi yapabilme gücü
5. erk
6. kudret
7. bir işi başarabilme yetki ve yeteneği
8. bir işi başarabilme yetki ve yeteneği.
9. devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi
10. bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar
11. devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi
bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar.

IKTIDAR (türkçe) anlamı

12. Bir işi yapabilme gücü
13. erk
14. kudret:
Bu iş benim iktidarım haricinde
15. demez mi?- S. F. Abasıyanık.
16. 2. anlamı Bir iÅŸi baÅŸarabilme yetki ve yeteneÄŸi.
17. 3. anlamı Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi:
Almanya'daki öğrenciliğim Hitler'in iktidar yıllarına rastlar.- H. Taner.
18. 4. anlamı Bu yetkiyi elinde bulunduran kiÅŸi ve kuruluÅŸlar.

IKTIDAR (türkçe) ingilizcesi

1. n. ability
2. capability
3. potency
4. power
5. capacity
6. potential

IKTIDAR (türkçe) fransızcası

1. pouvoir [le]
2. puissance [la]

IKTIDAR (türkçe) almancası

1. n. Befähigung
2. Herrschaft
3. Spannkraft
1- Genel olarak, eylemde bulunma, bir şeyler yapa­bilme doğal gücü ya da yeteneği. 2- Etkide ya da eylemde bulunma imkanı veren hukuki, siyasi ya da ahlâki güç. Formel olarak, A’nın B’yi, B’nin yapmayı tercih etmedi­ği bir şeyi yapmaya zorlama gücü ya da kudreti. 3- Devlet yönetimini elinde bulun­duranların, bir toplumu yönetenlerin siyasi, hukuki ve fiili gücü. 4- Yönetenlerin, yönet­me yetkisini elinde bulunduranların kendile­ri, hükümet.
Bir toplumun varolduğu her yerde, yöneti­ci bir gücün, siyasi bir iktidarın varoluşu doğal ve anlaşılır bir şeydir. İnsanlık bu du­rumu ya da olayı, siyasi meşruiyet veya ege­menlik teorileri yoluyla her zaman haklılan­dırmaya ve doğal halinden toplum sözleşmesi yoluyla toplum haline geçişle açıklamaya çalışmış veya Marksizmin yaptı­ğı gibi, bunu bir sınıfın iktisadi egemenliği­nin bir yansıması olarak değerlendirmiştir.
Öte yandan, iktidarın tarih içinde çok büyük bir dönem boyunca monarşik bir yapı arz ettiği, tek elde toplanmış olduğu bilinir. Modern dönemde, mutlakiyetçiliğe karşı ve­rilen uzun süreli mücadelelerin ardından, ik­tidarın çok çeşitli işlevleri, onun kötüye kul­lanılmasını önlemek maksadıyla, birbirinden ayrılmıştır. Kuvvetler ayrılığı olarak bilinen bu ilkeye göre, yasama kuvveti yasaları yapar, yürütme organı (hükümet) yasaları uy­gular, yargı da yasaların uygulanmasından kaynaklanan anlaşmazlıkları çözer.
Siyasi düşüncenin tarihi, bugün iktidar gerçeğinin birbirlerini tamamlayan iki farklı düzeyde ele alınabileceğini ortaya koymak­tadır. Bunlardan birincisi, farklı sosyal güç­ler arasında göreli bir denge sağlayan ön­lemlerin tümü, yetkilerin kullanımıyla ilgilidir. Bu bağlamda, klasik iktidar analizi toplumsal yaşamın özelliklerine karar ver­menin kim tarafından ve hangi amaçlarla saptanabileceğini saptamak amacıyla ilkeler düzeyinde gelişmiş ve iktidarın meşruiyeti problemi ele alınırken, sorun çıkar sorunu olarak vazedilmiştir. Bu durumda iktidar, genel çıkarı sağlamak için siyasi olarak ku­rulan organları tanımlar. Söz konusu yakla­şım, hukuki, siyasi ve temsille ilgilenen bir yaklaşım olup, iktidarı yasaklar ve çıkarlar çerçevesinde ele alırken, iktidarın bastırıcı fonksiyonunu öne çıkarır.
Buna karşın, ikinci düzey analizini ikti­darın fonksiyonel niteliği üzerinde yoğun­laştırır, bir sosyo-ekonomik yapıda bireyleri toplumla bütünleştirmeye ve programlama­ya yarayan iktidar uygulama yöntemleri üzerinde yoğunlaşır. Söz konusu düzey, yaklaşım ya da analiz türü iktidarın çoğulcu görünümüne ağırlık verirken, iktidarı belirli kurumlarla sınırlanmış bir şey olarak değil de, aile, okul, ordu, vb, sosyal birimleri meydana getiren hiyerarşik ilişkilerin her aşamasında uygulanan yaygın bir şey olarak görür. Hal böyle olunca da, iktidarı çıkar, yasak ve baskı çerçevesi içinde kavramak yerine, onu iktidar mekanizmalarını yarata­bilecekleri olumlu etkiler dizisi içine yerleş­tirmek suretiyle anlamak gerekir. Bu ikinci yaklaşımın günümüzdeki en önemli temsil­cisi ünlü Fransız düşünürü Michel Fucault ‘dur.

Önceki Paylaşımlar