masal

Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir. Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanı

MASAL (türkçe) anlamı
1. Az miktar olan şey.
MASAL (türkçe) anlamı
2. genellikle halkın yarattığı
3. ağızdan ağza
4. kuşaktan kuşağa sürüp gelen
5. çoğunlukla insanların ya da tanrıların başından geçen
6. olağandışı olayların yer aldığı anlatı türü
7. yalan
8. boş
9. saçma
10. öğüt verici öykü
11. ahlak dersi veren alegorik yapıt.
boş ve geçiçi.
MASAL (türkçe) anlamı
12. 1 . Genellikle halkın yarattığı
13. hayale dayanan
14. sözlü gelenekte yaşayan
15. çoğunlukla insanlar
16. hayvanlar ile cadı
17. cin
18. dev
19. peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür:
20. Masal olsun roman olsun
21. ikisi de anlatı sanatıdır.- N. Cumalı.
22. 2 . mecaziBoş
23. boşuna söylenmiş söz:
24. Müttefikler karşı hücuma geçtikten sonra
25. milleti aynı masalla uyutmak olanaksızlaştı.- H. Taner.
26. 3 . mecaziDeğersiz
27. önemsiz şey:
28. Yaratıcı gücü kalmayan bir yazıcı bir masaldan başka nedir?- H. E. Adıvar.
29. Atasözü
30. deyim ve birleşik fiiller
31. masal gibi
32. masal okumak (veya anlatmak)
MASAL (türkçe) ingilizcesi
1. n. story
2. tale
3. fairy tale
4. fable
5. fiction
6. romance
7. yarn
MASAL (türkçe) fransızcası
1. conte [la]
2. fable [la]
3. histoire [la]
4. légende [la]
MASAL (türkçe) almancası
1. n. Märchen
2. Mythe
3. adj. fantastisch

Masal hakkında bilgiler

Masal halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir.

Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımız derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır.


Doğaüstü güçlere yer veren veya gerçekçi, destansı veya alaylı bir anlatı olan masal, sözlü halk edebiyatının en eski biçimlerinden biridir. Yerli, yabancı veya mahalli folklor masallarından yapılan sayısız derlemeler masalın günümüzde de büyük bir ilgiyle karşılandığını gösterir.

Masalların kaynağı oldukça tartışmalıdır; fakat gerçek olan bir şey varsa o da bazı masallarda işlenen ana konulara dünyanın çok değişik bölgelerinde rastlandığıdır; öyle ki bu masalların tek bir masal ailesine dahil oldukları ispat edilebilmiştir. Yazılı edebiyatın başlangıcından beri, masal bir edebi çeşit haline gelmek eğilimi göstermiştir.

Başlangıçta bu edebi çeşidin kendine has unsurlarından biri, olağanüstülük niteliğiydi. Ama bundan, masalın özünün olağanüstü niteliğe dayandığı sonucunu çıkarmamak gerekir. Masala kendine has niteliğini veren, daha çok, onu hayal gücüyle işleyen bir anlatıcının varlığıdır. Bu bakımdan türe örnek olarak Binbir Gece Masalları'nı göstermek mümkündür; ama Odysseia'da anlatılan Odysseus'un serüvenleri; Chaucer'in Cantorbery Masalları ve Boccacio'nun Decameron'u da masalın bu tanımına uygun düşer.

Nitekim, Maupassant'ın bazı hikayelerini de, yine aynı sebeple, yani yazar hikayesini kahramanının ağzından ve onun hatıraları biçiminde anlattığı için masal çeşidinden saymak yanlış olmaz. Yazar hikayesini bir kahramanın ağzından anlatmadığı zaman hikayenin ardında yazarın kendisinin varlığı sezilir ve hikayenin anlatılışı da ona göre değişir; mesela La Fontaine'in masallarının ayrıcalığı, zaten pek çoğu İtalyan masalcılarından alınmış olması dolayısıyla, konularından çok yazarın anlatım sanatıdır.

Kısaca söylemek gerekirse, masalın tarihi evrimini belirlemek öteki edebi türlerin evrimini belirlemekten daha zordur. Gerçekten de masalın değişmez özelliği sadece bir anlatı olması ve içinde uzun tasvirlere de, psikolojik tehlikelere de yer verilmemesidir; ayrıca tek bir olaydan veya bazı masallarda görüldüğü gibi birbirinden ayrı olarak ele alınabilecek bir olaylar dizisinden meydana geldiği için öteki edebiyat türlerine göre kısa da sayılabilir.

Öte yandan masalda ilk özelliği alan sözlü anlatı tarzının tabiiliği ve serbestliği vardır, ifadenin çocuksu olmasını ilk masallara has bir nitelik saymamak gerekir; çünkü çocuksu olmasına rağmen hiç de suni kaçmayan aynı söyleyişi Perrault'nun, Grimm'in ve Andersen'in masallarında ve bir yüzyıldan beri bütün ülkelerin edebiyatlarında rastlanan çocuk masallarında da bulmak mümkündür.

Masalın bu temel özellikleri, mesela romanın geçiregelmiş olduğu evrimlere oranla, masal türüne nispi bir değişmezlik kazandırmıştır. Hiç şüphesiz masalların malzemesi yüzyıllar boyunca zenginleşmiş ve özellikle konuları edebiyatın evrimiyle birlikte gelişmiştir. Mesela Voltaire, masalı felsefi propagandaya uyarlar. Zadig ve Candide yazarı, masal türünün geleneksel metotlarını kendi amacı için kullanırken, hikayenin okur üstündeki etkisini sağlayan çekicilik unsurunu da kaybetmemeğe dikkat eder. Romantik akım da, fantastik hikayelerinde masalın en eski süslemelerinden biri olan tabiatüstü unsurunu yeniden değerlendirdi.

Fransa'da bu yeniden değerlendirmenin öncülerinden biri Ch. Nodier olmuştur. Flaubert ise romanlarında pekiştirdiği nesir sanatını Üç Masal'ında uyguladı. Türk edebiyatında Tanzimat'tan sonra yazılan ilk roman ve hikayelerde masal unsurları geniş ölçüde kullanıldı. Ahmed Midhat Efendi, Sabahattin Ali (Sırça Köşk), Aziz Nesin (Büyükler İçin Masallar) gibi yazarlar yeni Türk edebiyatında çağdaş meseleleri ele alırken masal unsurlarını kullandılar.

Biçimi ve evrimi bakımından masalı romandan ayırmak kolay olduğu halde, masal ile hikaye arasında kesin bir sınır çizmek hayli zordur. Başlangıçta hikaye diye, masallara göre daha gerçekçi konuları işleyen anlatılara denirdi; fakat zamanla bir anlatının, masal mı hikaye mi olduğunu ayırt etmek yazarlarının bile içinden kolay kolay çıkamadıkları bir mesele halini aldı. Bu karışıklığa rağmen denilebilir ki hikaye, tabiatüstü unsurlara yer vermediği oranda ve ölçüde masaldan farklıdır; öte yandan tekniği de masalınkine benzemez; hikaye aslında romanın kısasıdır ve özellikle günümüzde anlatanın damgasını taşıyan masalın esnekliğine karşı bir dereceye kadar nesnellik ölçüleri içinde gelişir.

Milletlerarası Masal Kataloğu'nda masallar şu ana çeşitlere ayrılmıştır:

1. Hayvan Masalları:

bu çeşit masallarda hayvanlar genellikle kılık değiştirmiş insan niteliğindedir. Bir düşünceye güç kazandırmak, ibret dersi vermek, örnek göstermek amacıyla anlatılır. Asıl masallardan daha kısa olur, başlangıç tekerlemeleri yoktur. Türk hayvan masalları da genellikle başka ülkelerdeki benzerleriyle aynı kaynaklara dayanır. (Bey ile Horoz, Keloğlan ile Eşeği masalları v.b.). Bunların bazıları eski dini inançların kalıntılarıdır. (Hayvanlarla Süleyman peygamber veya Nuh peygamber arasında cereyan eden olayları konu edinmiş masallar);

2. Asıl Masallar:

a) olağanüstü masallar. Asıl masalların, yani masal denince ilk akla gelen masalların yer aldığı bu bölümdeki masallarda peri, cin, dev anası gibi tabiatüstü varlıklara rastlanır. Hayvanlar, hayvan masallarında olduğu gibi, insan rolünde değil, tabiat dışı varlıklar seklindedir. Olaylar da, kişiler gibi olağanüstüdür (Rüzgar Dev, Tık Tık Kabacık masallarında olduğu gibi);

b) gerçekçi masallar. Kişiler, hayvanlar, olağanüstü masallarınkinden çok farklı değildir. Şehzadeler, sultanlar, padişahlar, bezirganlar, hocalar, kadılar, yoksul ailelerin genellikle en küçük kız veya oğulları Türk masallarının bu çeşidinin ana kişileridir. Bamsı Beyrek Masalı, Akıllı Terzi Kızı v.b.);

3. güldürücü fıkralar, nükteli hikayeler, yalanlamalar (Bekri Mustafa, İncili Çavuş, bektaşi, yörük, uşak-efendi, asker-subay, ana-baba, karıkoca fıkraları ve hikayeleri);

4. zincirlemeli masallar. Çoğunun kişileri insan ve hayvanlardır. Küçük çocukların severek dinledikleri ve kendi aralarında en çok anlattıklarıdır (Keloğlan, Sırça Köşk masalları v.b.).

Türk geleneği en masalımsı anlatıları bile gerçeğe yaklaştırma eğilimindedir, masalda olağanüstü unsurlar, akıl dışı nitelikte değildir. Masalların başında yer alan tekerlemeler, masalın konusunun gerçekten ayrılan yanlarına dikkati çekecek niteliktedir. Masallar sözlü halk edebiyatı türleri içinde ülkeden ülkeye, çağdan çağa en çok yayılan yaratmalardır. Türkiye masalları hem Anadolu'nun eski kültür geleneklerini, hem de eski Türk masal geleneğini devam ettirmektedir.

Türkiye masalları, Pertev Naili Boratav, Eflatun, Cem Güney gibi yazarlar tarafından derlenip incelendi.

Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımız derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır.

Ek bilgi

Günlük hayattan sıyrılarak, insanların muhayyilelerinde tabiat ve gerçek dışı alemde yaşattığı kahramanların hikayesi. Sözlü nesir türüdür. Yazarları yoktur. Halk masallarına benzeterek ve aynı zamanda içlerine özel bir dünya görüşü konarak, belli yazarlar tarafından meydana getirilen masallara sun’i, yani “yapma masal” denir. İngiliz yazar Oscar Wilde, Danimarkalı Andersan ile Fransız Lafontaine bu tür masallarıyla tanınırlar. Türk edebiyatında on sekizinci yüzyıl yazarlarından Giritli Aziz Efendi, türlü kaynaklardan derlediği bu türden olan Muhayyelat’ını yazmıştır.

Masallar rüyaya benzer ve insanlardaki arzuları sembolleştirir. Çünkü hayatta mümkün olmayan ve çok istenen her şey masallarda gerçekleşiyor. Adalet, eşitlik, mutluluk, istenilen şekilde masal dünyasında bulunur. Mesela hor görülen bir keloğlan, kurnazlığı sayesinde şehzadeleri küçük düşürür. Fakir, öksüz bir kızcağız bir tarih cilvesiyle sultan oluverir. Yoksul birinin başına devlet kuşu konar. Masal dünyasında, gam, kasvet, çirkinlik, adilik yoktur. İyiler daima mükafata kavuşur, kötülereyse en adaletli cezalar verilir. Masalların bütün dünyaya yayılma gücü ve alanı çok geniştir. Ancak masalların ilk defa dünyanın hangi bölgesinde söylenildiğine dair elde kesin bilgi yoktur. Böyle olmasına rağmen masalların kaynağı, yani menşei ile ilgili bazı görüşler vardır. Bu görüşlere ilk yer verenler Alman masallarını toplayan Girimm Kardeşler olmuştur. Daha sonraki araştırmacılar Hindoloji, Antropoloji ve Mitolojiye dayanan görüşler ileri sürmüşler, her görüşün temsilcileri diğerlerini tenkit etmişlerdir. Gerçekte masallar rüyalardan çıkmış ve buna paralel olarak gelişmiştir. Yapı bakımından incelendiğinde rüya ve masal arasında sıkı bir bağlılık vardır. Ancak rüya kendiliğinden, masallar ise sun’i düşünce mahsülü olarak ortaya çıkar.

Masallar girdikleri toplumun rengine az çok bürünürler. Masallardaki konular, temelde birbirine benzerse de, onu her milletin kendi örf ve adetlerine, kültürüne uydurduğu bilinmektedir. Hindistan, Arabistan, Anadolu, Akdeniz devletleri masal söyleme bakımından batıya nazaran daha zengindir.

Masallarda gerçek veya gerçeğe yakın bazı olaylar bulunabilir. Fakat bunlarda gerçek dışı olaylar esas teşkil edip, gerçekçilik bir süs gibi kalmaktadır. Masallarda belki tarihi olaylara bile yer verirler. Fakat bunlar masal havasında erimiştir.

İnsanlar, cin (peri), hayvanlar gibi hakiki veya dev, şahmeran gibi hayali varlıklar masallarda içiçe yaşar ve masalların kahramanlarıdır. Bunlar insanlara mahsus ölçüler, huylar içinde ele alınırlar. Yani insanlar gibi sever, hırslanır, öç alır veya yardım ederler. Masallarda yaşayan balık, kuş, ceylan, at gibi hayvanlar da olağanüstü vasıflar taşırlar. onlar da insan gibi düşünür, konuşur, üzülür, sever, acıma veya kin duyarlar. Hatta bu katagoriye cansız varlıklar bile katılır.

Masalda insanlar, gerçek veya gerçekdışı vasıflarda görünürler. Bu gerçek olmayan kuvvetlerini büyülü bir araçtan, var olmayan bir mahluktan veya evliyadan alır. Masalın kahramanları, belli bir toplumun bilinen bir zamanda yaşamış kişileri değildir. Her ülke ve zamanda olabilecek padişah, vezir, köylü, kadı, derviş, ırgat, harami gibi sembol tiplerdir.

Ancak masallarda her şey tatlıya bağlandığı için, bu tiplerin kötülükleri üstünde fazla durulmaz. Kötüler, korkunç olmaktan gülünç duruma getirilir ve yaptıklarının cezalarını görürler. İyiler ise uzun yaşayıp mutlu olurlar.

Masallarda çevre büsbütün hayali ve gerçek dışı ülkelerdir. Kafdağı, Yedi Derya Adası, Yedi Yerin Altı ve Üstü gibi haritalarda bulunmayan ülkeler gösterilir. Masallarda tasvirler gözlere değil hayale dayanmaktadır. Dünyada rastlanması imkansız olan bahçeler, saraylar, ırmaklar, şehirler yer alır. Ne zaman, hangi yerde bulundukları asla bilinmez.

Masallarda aynı kahraman bir ceylan, bir kuş veya bir gül fidanı oluverir. Kısaca şekilden şekle girer. Kötüler biçim değiştirerek sevimsiz varlıklar haline gelirler. Bir anda kıtalar ötesi mesafe alındığı gibi, yine bir anda korku, yerini sevince ve mutluluğa bırakır.

Masalı destanlardan ayıran fark, masallarda milli ve dini inançların zayıf olması, diğer taraftan masalların geniş ve alabildiğine hayale yer vermesi, her dala konma ve hiçbir şeyde uzun uzadıya durmayış göze çarpar.

Masalın eğitici değeri vardır. Keloğlan masalları dışında, masala müstehcen, çirkin ve ayıp sayılacak hiçbir söz katılmaz. Aşk sahneleri, çabuk ve rümuzla geçiştirilir. Masalın çocuk muhayyilesine geniş ufuklar açtığı gerçektir. Masalın yerini tutmaya çalışan sinema, televizyon gibi şeylerin çocuk muhayyilesini darlaştırdığı ve kalıplaştırdığı son yıllarda eğitimcilerin üzerinde durdukları ve karşı çıktıkları bir durumdur.

Çeşitli milletlerin masallarında, mevzular temelde birbirine benzerse de, her milletin, masallarını kendi örf ve adetlerine, hislerine, kültürüne uydurduğu, ona kendisinden pekçok şey kattığı şüphesizdir. Ancak memleketi Hindistan sayılan masalların zamanla Avrupa’ya göçtükleri de kuvvetli iddialardandır. Umumiyetle çocukların sevip okuduğu masallar seçilirken, bu yabancılık unsuru gözden uzak tutulmamalıdır. Bir masalı dinleyen çocuk, masalın vermek istediği dersten çok, oradaki kişilerden ve hadiselerden etkilenecektir. Bu sebeple, yabancı masallar alınacaksa, bunlardaki yabancı unsurların selahiyetli kişiler tarafından çıkarılması lazımdır. Yoksa, milli kültüre yabancılaşma, daha çocuk yaşta dinlenen ve körpe dimağlarda, kuvvetli izler bırakan masallarla başlayabilir.

Halkımız arasında Dede Korkut Hikayeleri, Binbir Gece Masalları, Keloğlan Masalları sık rastlanan masallarımızdandır. Hele Keloğlan’ın içinden çıkamadığı iş yoktur. Cemiyetimizde, eskiden “Masalcı Nine”ler vardı. Bunlar, tatlı üsluplarıyla, uzun kış gecelerinde, ramazan gecelerinde, evlerde, konaklarda, çıtır çıtır yanan sobaların başında, çocuklara masallarımızı anlatırlardı. Masallar ve bilhassa Türk masalları ekseriyetle, şu üç kısımdan meydana gelir: Giriş veya tekerleme kısmı, mevzuyla pek alakası olmayan sözlerden meydana gelir: “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, ben fırladım eşikten, babam kaptı küreği, annem aldı maşayı, gösterdiler kapının ardındaki köşeyi...” Bu kısımla, masalı anlatan şahıs dinleyicilerin dikkatini tamamen kendine çekmeye çalışır. İkinci bölüm asıl vakaların geçtiği kısımdır. Son kısımda yine, bir tekerleme olabilir, ama bunlar, baştakiler kadar uzun olmaz. Pek çoğunda, “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine” diye sona erer.

Türk masal geleneği, en hayali anlatış tarzlarını bile gerçeğe yakın bir şekle getirir. Vakalar, olağanüstü unsurlar, fazla akla aykırı bir nitelik taşımaz. Türk masalları, birçok ilmin, sanatın faydalandığı birer hazine değerindedir. Milletimizin, birçok eski örf ve adetleri, inançları, huyları, masallarımızda bulunabilir. Özellikle dilciler, tarihçiler, roman, hikaye, tiyatro, film senaryosu yazanlar için masallar birer hazine değerindedirler.

Folklorcuların masallarla ilgilenmeleri pek eski tarihlere uzanmaz. Bu alanda ilk ilmi araştırma 1807’de Elai Johanneaus’nun Halk Masalları Üstüne Görüşler kitabıdır. 1813’te Alman Grimm Kardeşler, Alman masallarını derleyerek bu yolda hizmet vermiştir. Türk masalları ilk önce Billur Köşk adlı bir eserle görülmüştür. George Jakob’un 1898’de yayınladığı bu eser, Menzel tarafından 1923’te yayınlanmıştır. Macar İ. Kunoş’un çalışmaları takib etmiştir. İgnace Kunoş Türk masallarını araştırıp incelemiş ve tasnif etmiştir. Ayrıca Türk Halk Edebiyatı eserini 1925 yılında İstanbul’da neşretmiştir. İstanbul Halk Masalları (1905), Adakale Masalları ise 1907’de neşredilmiştir.

Daha sonra bu çalışmalar Erzurum A.Ü. Edebiyat Fakültesinde geniş yer tutmuştur. Gümüşhane Masalları, Elazığ Masalları, Erzurum Masalları, Taşeli Bölgesi Masalları ve Türk-İskoç Masalları Mukayesesi gibi çalışmalar görülmüştür. Tahir Alangu, Eflatun Cem Güney, Şükrü Elçin, A. Edip Uysal gibi araştırıcı ve yazarlar da bu sahada çalışmalar yapmışlardır.

Şarkı Sözleri

Yasar tarafından Masal albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


burkar içimi bir sızı, bir sızı içim boğulur
sanki peri padişahının kızı
bu kadar naz sabır kalmaz
etme ne olur
sarkar içime bir hasreti içimde durur
sanki anka kuşu musun mübarek
kavurup kasıp sırra kadem basıp
gitme ne olur
masal bu ya oldu ya
cezbime tutuldu ya kaçma
böyle biri karşına kaç kere çıkar
geldi deli efkârın içimi sardı
gir sinemin sinemin içine yâr
bak yaş oldun didemin ucunda varsın
ak sinemin sinemin içine sar
bu hayal meyal masal hep okuduğum mu?
seni ejdarhanın elinden alıp koruduğum mu?
hani kahramanlar gibi sevecekken seni
masal bitti yaş akacak bak farketmedin mi?
yalnız varsız demektir
elsiz kolsuz demektir
kalan yalnız kalırsa
giden insafsız demektir
geldi deli efkârın içimi sardı
gir sinemin sinemin içine yâr
sen bitmişsin kuşlar gider
dostlar gitmiş
bir varmışsın bir yokmuşsun

Komser Sekspir tarafından Komser Şekspir albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


Sertab Erener tarafından Lâ'l albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


geceye açar akşam sefaları
ölüme benzer güne vedaları
deli dolu bir macera bir şölen bir düğün
kadere kısmet narin hayatları

işığa uçar bütün pervaneler
ateşe giderken ne sahaneler
dönerek acıyla aşkla şu alemi
yana yana rakseder divaneler

bir varmış bir yokmuş dünya masalmış
her yolcudan bu handa hoş seda kalmış
gökten üç elma düşmüş yuvarlanmış
herkes payına düşen elmayı almış

sora sora az gidip uz gidip kafdağına
gizini arar saadetin dünyalılar
günaha yakın dururken bir yanları
ne kadar hazin hüzünlü sevdalılar

Duman tarafından Belki Alisman Lazim albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


biri basmış 80e
ötekisi 95
aga böyle olmaz ki
koca millet harcanmaz ki vay

biri arap tayfası
ötekisi gevur mandası
aga böyle olmaz ki
koca millet harcanmaz ki vay

bir sağdan
biri soldan aslınıca
biri yasa
biri kasaya karışınca

evvel zaman içinde masal olduk
masal olduk yine

Deniz Seki tarafından Aşk Denizi albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


zor olanı seviyor
insan her defa
gerçeği bende
sahtesi dilde gizli
kalbe yenik düşen
aşk kelimesinin
üzüleni ben
üzeniyse kalpte gizli
çok zor bunu inan anlatamam
çok zor
gerçeğiyle yüzleşince yoksun
aynalara baka baka
kendini kendine şikayet ediyorsun
delirir gibi
biliyorum kolay değil
hayat buysa gerçek nedir
ağlamaya alıştırdın
ölüm bize masal gelir

Nilgül tarafından Nar-ı Aşk albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


yazılmış öykülerin kahramanı
herşeyi kendin yaptın sanıyorun
yaşam telaşı içinde hergün
aldanıp aldanıp duruyorsun

birtek aşk yakar kalbine düşüp
bende yandım söner miyim bilmiyorum
kar zarar hesabı olmaz aşkta
bir kalan var bir de giden bilmiyorum

gitsen de terketmez aşkın beni
yaralı kalbimi avuturum

yanmaktan korkmadan sevmeli yar insan
bir daha yanarsam unuturum (2x)

Kıraç tarafından Zerda albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


Gülben Ergen tarafından Aşk Hiç Bitmez albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


sen hayatımda yokken bihayli renksizdim
sen hayatımda yokken bihayli renksizdim
düşlerden maviler sarılıp giyinirdim
vardın ama uzaktaydın tanımaz bilmezdin
aşk aşkına adanmış şarkılar söylerdim

sorgulamadım isyan etmedim
biliyordum biyerlerdeydin
hesap sormadım merak etmedim
haklıydım sonunda geldin

hangi bahardan aldın kokunu
hangi masal anlatır seni
hangi ilk heyecanlandırır
o gülüşün kadar beni

hangi bahardan aldın kokunu
hangi masal anlatır seni
hangi ilk heyecanlandırır
o gülüşün kadar beni

sen hayatımda yokken bihayli renksizdim
sen hayatımda yokken bihayli renksizdim
düşlerden maviler sarılıp giyinirdim
vardın ama uzaktaydın tanımaz bilmezdin
aşk aşkına adanmış şarkılar söylerdim

sorgulamadım isyan etmedim
biliyordum biyerlerdeydin
hesap sormadım merak etmedim
haklıydım sonunda geldin

hangi bahardan aldın kokunu
hangi masal anlatır seni
hangi ilk heyecanlandırır
o gülüşün kadar beni

hangi bahardan aldın kokunu
hangi masal anlatır seni
hangi ilk heyecanlandırır
o gülüşün kadar beni

Nil Karaibrahimgil tarafından _ albümünde söylenen masal adlı şarkının sözleri.


daha küçücüktüm öldüm
ama ben masalımı da gördüm
baba anneme söyle öldüm

daha parlayabilirdim söndüm
daha oynayabiliridim döndüm
daha toplayabilirdim böldüm
masalımı da gördüm

istemem ben hiç adım unutulsun
resmim tozlu raflara konsun
arayan beni masallarda bulsun

İclal Aydin tarafından söylenen masal adlı şarkının sözleri.


daha uyanmamalıydık masallardan.ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar? ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın? ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens yüzyıl uyuyan güzeli uyandırmaktan? ne zaman yoruldu aladdin lambasını ovmaktan? iyilik perileri, sevimli cinler şimdi neredeler? daha uyanmamalıydık...masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.bir şey oldu, bir yerlerde.büyüdük mü küstük mü birşeylere ne; inanmaz olduk masallara.dinlemez olduk ve anlatmadık bir daha.belki anlatılacak masalımız kalmadı, çabuk yordu hayat bizi.oysa ne güzeldi küllerinden yeniden doğan anka kuşu, kaf dağının ardındaki o gizemli ülke, lal bir oba uşağı ile güzeller güzeli bey kızının başkaldıran sevdası.nasıl özlüyoruz geçmişi...neden özler ki insan? hele birde mutsuz bir çocuksanız...çocuktuk çünkü.inanıyorduk.köprüler geçmemiş, aldatmamış, aldatılmamış, bedeller ödememiş, ayrılık ve hasret mektupları okumamıştık.ve dizlerimizi kanatmamıştı henüz hayat.inanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk.şimdi anlatacak bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak...

İlgili Konu Başlıkları Tümü

Mavi Sakal (masal)

1697`de Charles Perrault yayınladığı zalim bir soylu ve meraklı karısı hakkındaki masal.

Ne Masal Ne Rüya

Ne Masal Ne Rüya, Nilüfer'in on beşinci albümüdür. Aysel Gürel'den Leyla Tuna'ya, Adnan Ergil'den Onno Tunç'a oldukça geniş bir şarkı sözü yazarı ve besteci ekibiyle hazırlanmıştır.

Masal (Redd şarkısı)

"Masal", Redd Türk rock müzik grubunun 21albümünde yer alan 2. şarkı.

Masal (albüm)

''Masal'', Yaşar'ın 17 Eylül 2001 tarihli Topkapı Müzik etiketiyle çıkan üçüncü albümüdür.

Masal (anlam Ayrımı)

Masal şu anlamlara gelebilir:

Masal Bu Ya

''Masal Bu Ya'', Pınar Aylin 'in 2009 yılında çıkardığı 5 şarkılık albümüdür. Seyhan Müzik etiketi ile çıkmıştır.3 şarkının söz ve müziği Pınar Aylin'e aittir.

Masal Dedektifi Sandra

Masal Dedektifi Sandra (Özgün Adı Sandra the Fairytale Detective), İspanyol televizyon dizisidir. Imira Productions tarafından yapılmıştır. Masal dedektifi Sandra ve arkadaşı,masalları gezip ters giden şeyleri düzeltmek için çalışmalarını konu almaktadır..

Masal Masal İçinde (Kitap)

''Masal Masal İçinde'' Türk yazar Ahmet Ümit tarafından yazılıp 1995'de basılan öykü kitabıdır.

Masal Merkezî Bahşı

Masal merkezî bahşı (Farsça: بخش مرکزی شهرستان ماسال‎), İran'ın Gilan Eyaleti'nde bulunan Masal şehristanı'nın 2 bahşından birisidir.