Mozart

Mozart

Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) yapıtlarındaki insan sevgisi, pırıltılı huzur, yalnız ruhsal bozuklukları değil, fiziksel hastalıkları da onarmakta. Bugün bile ileri tıp merkezlerinde, ameliyat sonrası nice hasta Mozart müziği ile iyileştiriliyor. 1956'da doğumunun 200.

Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) yapıtlarındaki insan sevgisi, pırıltılı huzur, yalnız ruhsal bozuklukları değil, fiziksel hastalıkları da onarmakta. Bugün bile ileri tıp merkezlerinde, ameliyat sonrası nice hasta Mozart müziği ile iyileştiriliyor. 1956'da doğumunun 200. yılını kutlayanlar, hemen otuz beş yıl sonra 1992'de ölümünün 200. yılında Mozart'ı andılar. Mozart 20. yüzyılın bu son dilimine bir başka mucize olarak ışık saçtı. Gelişen medyanın baş konuğu oldu. Çikolatadan düğmeye, likörden T-shirt'e, neler Mozart'ın adını taşımadı ki! Her yapıtı seslendirildi; günlerce haftalarca her ortamda, her ülkede Mozart dinlendi. Besteci sanki yeniden keşfedildi.

Mozart, kısacık yaşamına sığdırdığı 600'den fazla yapıtla insanlığa kocaman bir hazine sunmuştur. Nüktesi, çocuksu coşkusu, yalınlığı, hemen dinleyiciyi kavrayıveren tılsımı ve tüm çocuksuluğunun ardındaki derin düşüncesi, onu nice besteciden ayrıcalıklı kılar. Gerek özel yaşamında, gerekse içinde yaşadığı tarih diliminde karanlık günler geçirir ve bunların hiçbirini müziğine yansıtmaz. Bu nedenle, nice besteci müziğini bir otobiyografi gibi kullanırken, Mozart'ın müziği katıksız, saf müziktir. Ne parasız günlerini, ne ateşli hastalığını, ne de tırmanmakta olan Fransız Devrimi'nin hırçın etkilerini anlatır müziğinde. Tüm etkilenmeler, onun zamanından ileri bir teknikle dokuduğu bestelerinin derinliklerinde kendini gösterir.

Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart, 27 Ocak 1756 tarihinde Salzburg'da dünyaya gelir. Bu adlardan ilk ikisi, doğduğu güne rastlayan azizin adıdır. Ön ad olarak annesinin babası olan, sağlık ve sosyal yardım işleri komiseri Wolfgang Nikolaus Pertl'in adı verilir. Theophilus (veya Gottlieb-Tanrının sevgilisi), vaftiz babası olan belediye meclisi üyesi, tüccar Johann Theophilus Pergmayr tarafından konmuştur. Daha sonra Mozart bu son adı Amade ve Amndeo olarak değiştirir. Kendisi hiçbir zaman Amadeus adını kullanmamıştır.

Babası Leopold Mozart (1719-1787) örnek bir Aydınlanma müzikçisidir. Hem beste yapar, hem de keman çalar. 1737 yılında, doğup büyüdüğü Augsburg'dan ayrılarak Salzburg'a felsefe okumaya gelmiş, bakaloryasını aldıktan sonra kendini asıl ilgi alanı olan müziğe adamıştır. Sürekli araştıran, bilim ve sanatta yenilikleri izleyen, aydın bir kişidir. Küçük Mozart doğduğu sırada Leopold, Salzburg Sarayı'nın orkestra yönetmen yardımcısı görevindedir. Aynı yıl keman çalma kuramı üstüne yazdığı Violinschule adlı kitabı yayınlanmıştır.

Mozart'ın annesi Anna Mari Pertl, iyi koşullarda yaşamış bir burjuva ailesinden gelmektedir. Mozart doğduğunda annesi 35, babası 36 yaşındadır. Ailenin ilk çocuğu, Mozart'ın 4 yaş büyük ablası Maria Anna'dır. Mozart onu Nannerl (Annie) diye çağırır. Leopold, her iki çocuğunun da harika çocuk yeteneklerine sahip olduğunu küçük yaşta keşfeder ve onların tüm eğitimlerini özel olarak üstlenir: Keman ve klavyeli çalgılar çalmayı, Latinceyi, müzik kuramını ve gerekli genel kültür bilgilerini öğretir.

Çocuklarının müzik dehalarını sergilemek üzere Avrupa'nın çeşitli merkezlerine geziler düzenler. Gerek geziler süresinde, gerekse evdeki yaşamlarında Leopold, kendi işini, bestecilik kariyerim bir yana bırakıp sürekli çocukların eğitimiyle ilgilenir. Aslında Leopold Mozart'ın zamanının önemli bir bestecisi olduğu, Haydn'a yakıştırılan Oyuncak Senfonisi'ni onun bestelediği söylenir. Av Konçertosu'nda çeşitli av boruları ve kornolarla köpeklerin havlaması, silahların patlaması ve avcıların coşkuları dile gelir.

Mozart ailesinin yaşamını, baba ve oğul Mozart'ların çeşitli kişilere ve birbirlerine yazdıkları, birer belge niteliğindeki mektuplardan öğrenmekteyiz. Çok iyi bir gözlemci olan Mozart, küçücük yaştan beri yaptığı gezilerden pek çok kişiyi aklında tutar. Güçlü belleğinde sakladığı bu tipleri sonradan operalarındaki kahramanlarına dönüştürür. Mozart'ın Tanrı vergisi büyük yeteneğinin yanısıra, babasının iyi bir öğretmen, aydın ve organizatör biri olması da çok önemlidir.

Mozart'ın zamanında her besteci çevresini eğlendirdiği ölçüde övgü toplamıştır. Mozart da patronlarına, prenslere, kontlara, imparator ve krallara yaranmak için, onların adına adadığı yapıtlar bestelemiştir. Ayrıca arkadaş partilerine, yakın çevresinin doğum günlerine, bahçe eğlencelerine ve çeşitli törenlere de bir çırpıda besteler yazmıştır. Bu nedenle divertiuıeuto, cassation, serenade gibi biçimler ve dans türleri geliştirmiştir. Ünlü Küçük Bir Gece Müziği de bu tür bir serenattır.

Mozart, hemen her yapıtını bir sipariş üstüne yazmış, ama hep ideal bir dinleyici kitlesi ve çok yetenekli bir yorumcu topluluğu düşlemiştir. Kafasının içine bir anda hücum eden müziksel düşünceleri bir çırpıda yazabilmesi, her an, her ortamda, gürültü, kalabalık demeden besteleme sürecine girebilmesi, sanki kısacık ömrüne pek çok şey sığdırma kaygısındandır. Haydn, beste yapmaya oturduğu zaman esin perisi gelsin diye uzun uzun dua edermiş. Oysa Mozart, kafasının içinde doludizgin dolanan esin tohumlarını nasıl dizginleyeceğini bilemediğinden yakınırmış. Üstelik her yapıt, parçacıklar halinde değil, tümüyle doğar Mozart'ın kafasında. Herhangi bir ortamda, örneğin bilardo oynarken aklına gelen bir fikri gülüp oynayarak, şakalaşarak, çevresinden kopmadan kafasında geliştirebildiğini yakın çevresi anlatırmış.

Mozart, kendi üstünlüğünün farkındadır. Çevresindekilerin onunla eşdeğer zekâ ve yeteneğe sahip olmadığını acı deneylerle öğrenmiştir. Entrikaları tanımayacak kadar saf bir yüreği, çıkarlarını korumayı bilmeyen çocuksu yönü, ölüm döşeğine kadar taşıdığı özellikleri olmuştur.



ÇOCUKLUK YILLARI

Wolfgang Amadeus Mozart, gelmiş geçmiş en parlak harika çocuktur. Üç yaşında klavsen çalar, beş yaşında ilk menuet'sini besteler, dokuz yaşında senfonilerin sahibidir. Ablası ile birlikte çeşitli yörelerde verdikleri konserler, herkesin büyük ilgisini çeker. Gezilerin ilk durağı Münih ve Viyana'dır. Sonra Fransa, İngiltere, Hollanda ve İtalya. Bütün bu merkezlerde Wolfgang değişik insanlar tanır, bestecilerle tanışır, o çevrenin müziğini dinler. Böylece ilerdeki üslubunu oluştururken İtalyan, Fransız ve Alman stillerini biriktirip kendi süzgecinden geçirecektir.

İlk gezilerde iki kardeşin dört-el klavye çalması ve küçük Wolfgang'ın inanılmaz doğaçlamaları herkesi büyüler. Bu arada usta bir keman yorumcusu olarak da kendini kanıtlar. 1762 yılında Viyana sarayında İmparatoriçe Maria Theresa ve İmparator I. Francis'in önünde çalarlar. 1763-66 arasındaki gezilerde Almanya'da ve Paris'in Versailles Sarayı'nda yeteneklerini kanıtlarlar. Londra'da yine sarayda çalıp Kral ve Kraliçe'nin övgüsünü kazanırlar. Londra'da Johann Christian Bach bir ikinci baba gibi davranır Wolfgang'a. O sıralarda hasta olan babası yerine onunla ilgilenir, gündemdeki müzisyenlerle ve yeni ortaya çıkan piyano ile tanıştırır. Mozart, bu Londra gezisinde bugün bir kısmı yitmiş olan ilk senfonilerini yazar. 1765'te dokuz yaşında yazdığı dört-el piyano düetini ablasıyla yaptığı gezilerde çalmıştır.

1764'te Paris'te ilk yapıtları yayınlanır: Klavye ve keman için 4 sonat. 1768'de ilk operası olan La finta sempliceyi Viyana için besteler. Ama on iki yaşındaki bir çocuğun operasını sahnelemekten kaçınırlar. Opera, bir yıl sonra Salzburg'da oynanır. Aynı yıl Mozart, Salzburg'daki saray orkestrasına birinci kemancı olarak atanır. Bu mevkiye atanmak parasal olmaktan çok onursal bir olaydır. Tam bu sıralarda bir aile dostu için K.66 Missa'smı besteler. Bir ay sonra baba oğul, bir yıl kalacakları İtalya'ya giderler. Böylece Salzburg'daki görevini aksatmaya başlar. Roma'da Allegri'nin Miserere'si-ni ilk duyuşta hemen notaya alması hayretler uyandırır. Bu gezide Milano için Mitridate, Re di Ponto gibi operalar besteler. Sonraki İtalya gezilerinde Milano için 2 opera daha yazar: Ascanio in Alba (1771) ve Lucio Silla (1772).

1772-73 yıllarında İtalya'ya üçüncü gezisini yapar. Ancak 1772'de Mozart'ların gezilerine göz yuman Salzburg piskoposu ölmüştür; yerine gelen kişi önceleri Mozart'a hoşgörülü davransa da uzun süreli yokluğundan ve inatçı tavrından rahatsız olur. Onu küçük bir ücretle birinci kemancı olarak tutar. Mozart, işini yitirmemek için gezilerinin arasında Salzburg sarayı için dinsel yapıtlar ve

birçok senfoni besteler. Genç bir bestecinin geniş ufukları için Salzburg çok sınırlı bir ortamdır. Amacı Salzburg dışında daha iyi bir iş bulmaktır. 1777'de yeni bir gezi için izin alır. Bu kez annesiyle Almanya ve Fransa'ya gider. İlk durakları Mannheim'dır. Buradan bir türlü ayrılmak istemez, çünkü Mannheim Orkestrası üyelerinden birinin kızı olan on beş yaşındaki Aloysia Weber’e aşık olur. Babası mektupları ile onları yönlendirmektedir ve derhal Paris'e gitmeleri gerektiğini yazar. Paris'te büyük bir acı yaşar: Annesi hastalanıp ölür (1778).

Büyük acısı bir yanda, yalnızlığı öte yanda, yine bestecinin üretim gücüne engel değillerdir. Hemen aynı yıl, Paris Senfonisi, keman, klavye sonatları, flüt ve arp konçertoları ve bir dizi çeşitleme ortaya çıkar. Dersler vermekte, yayıncılarla tanışmakta, yapıtlarını yorumlatmayı başarmaktadır. Ancak geleceğe güvenle bakmasına yetecek şeyler değildir bunlar. Yine Mannheim üstünden Salzburg'a geri döner.



ERİŞKİN DÖNEMİ

Annesinin Paris'teki ölümünden sonra yeniden Salzburg'a dönünce saray orgculuğuna atanır. 1780'de Münih'in bir opera ısmarlaması moralini düzeltir. Idomeneo (1781)'yu besteler. Bu arada ünlü Coronation missasım yazar. Ancak Salzburg'daki yeni piskopos Colloredo ile bir türlü geçinemez en sonunda işine son verilir.

Mozart bu durumda Viyana'ya yerleşir. Öğretmenlik ve bestecilik yaparak geçinmektedir. Bu arada Weber ailesi Viyana'ya taşınmış, Aloysia da bir tiyatrocu ile evlenmiştir. Babası hiç istemediği halde Mozart, Aloysia’nın annesi ve diğer kardeşleriyle aynı evi paylaşmaya başlar. Bir yandan da saray operası için Saraydan Kız Kaçırma operasını besteler. Bu operanın ilk sahnelenişini (1782) izleyen günlerde Aloysia’nın kız kardeşi Constanze Weber ile evlenir. Babası bu evlilik yüzünden Mozart'ı hiç bağışlamamıştır. 1783'te karı koca Salzburg'a gidip Mozart'ın hiçbir zaman tamamlanmamış olan Do Minör Missa'sının bölümlerini yorumlarlar. Bu missa, Constanze Weber ile evlendiği için Tanrıya sunduğu şükrandır. Salzburg'daki dinletide Constanze, soprano soloyu söyler.

Mozart, artık tanınan, kendisine eser ısmarlanan, konserleri olay yaratan bir sanatçıdır. Önceleri usta bir kemancı olarak tanınırken şimdi önemli bir piyanist olarak parlamaktadır. 1780'li yıllarda ortaya çıkan birçok piyano konçertosu, üç bölümlü Barok biçiminde yazılmıştır. Bu konçertoların pek çoğu ve yaylı çalgılar kuvartetleri sevgili dostu Haydn'a adanmıştır. İmparator II. Joseph, 1787'de ona düşük bir ücretle de olsa saray bestecisi olmayı kabul ettirir. Ama saraydan umduğu gibi çok sayıda eser siparişi gelmez. Bu sıralarda en büyük başarısı Viyana operası için yazdığı Fı'gfl-ro'nun Düğünü (1786) operası olur. Bütün bu başarılara karşın yine geçim sıkıntısı içindedir. Cons-tanze'nin hastalıkları ve bitip tükenmeyen istekleri için para yetiştirmelidir.



SON YILLARI

1787'de Saraydan Kız Kaçırma'yi ve Figaro'yu yönetmek üzere Prag'a gider. Büyük bir coşkuyla karşılanır ve Prag operasından bir sipariş alır: Don Giovanni operası. Figaro'dan sonra Mozart'ın ünü azalmaya başlar. Soylular ve saray çevresi onun müziğinde fazla devrimci düşünceler olduğundan yakınırlar. Günün diğer bestecileri, örneğin, Dittersdorf ya da Wanhal gibi, daha hafif ve anlaşılır müzik bestelemesini isterler. Mozart bu arada borç içindedir. 1784'te mason locasına üye olmuştur. Locadan bir arkadaşı, Michael Puchberg, onu borçlarından kurtarır.

Don Giovanni'den sonra Mozart'ın ileriye hep umutla bakan iyimser yönü yitmiştir. Kendi içine kapanır. 1788'de yazdığı son üç senfoninin notalarını çoğaltamadığından seslendirme olanağı bulamaz. Öğrenci sayısı da çok azalmıştır. 1789'da Dresden'e bir gezi yapar. Aziz Thomas Kilisesi'nde Bach'ın orgunda çalar. Ardından Berlin'e gidip Prusya Kralı'na sunmayı düşündüğü 6 kuvartetin ancak 3'ünü verebilir. Döndüğünde İmparatordan gelen bir opera isteği yine yüreklendirir Mozart'ı: Cosifan tuttel Böylesi neşeli ve gülünçlü bir operanın onca umutsuz ve yoksul koşullar altında ortaya çıkışı inanması güç bir mucizedir. Aynı zor günlerde, yedi hafta içinde son üç senfonisini (Mi Bemol Majör, Sol Minör ve Jüpiter) ve bir dizi kuvartetini besteler.

1791 yılının ilk yarısı, mason dostu Schikaneder'in işbirliği ile, Sihirli Flüt operasını yazmakla geçer. Temmuz ayında bu çalışma garip bir habercinin kendini tanıtmak istemeyen patronundan gelen bir siparişle kesintiye uğrar: Bir ölüm duası yazması istenmektedir. Hem de yüklü bir ücret karşılığı! Mozart'ın sağlığı gittikçe bozulduğundan, bu requiem'i kendi ölümü için bestelercesine bir duyguya kapılarak kabul eder. Bu arada II. Leopold Bohemya kralı olmuştur ve tahta çıkışını kutlamak üzere Mozart'a bir opera ısmarlar: Metastasio'nun çok kullanılmış bir metni olan La Clenıenza di Tito'yu bestelemesi öngörülmüş ve Mozart'a yalnız iki hafta süre tanınmıştır. Öğrencisi Süssmayr'ın yardımıyla verilen sürede biten operanın Prag'daki ilk temsili çok başarılı değildir.

Sihirli Flüt operası da aynı yıl içinde tamamlanıp 30 Eylülde Viyana'da sahnelenir. Mozart, iyice güçsüzleşen bünyesi, sürekli ateşlenmesine karşın, Requiem'i büyük bir gayretle ölüm döşeğinde yazar. Öğrencisi ve dostu Süssmayr'a, Lacrimosa'nın sonuna dek dikte ettirir, geri kalanı taslak halinde bırakarak 5 Aralık günü ölür. Söylentilerdeki gibi kasten zehirlenmemiş, böbreklerindeki bir rahatsızlık nedeniyle ölmüştür. Fırtına ve yağmurdan cenaze törenine kimsenin katılmadığı, ölüsünü birkaç mezarcının Viyana dışındaki St. Marx adlı bir yoksullar gömütüne attığı söylenir.



MOZART'IN SANATI

Pek çok bestecinin ürünlerini, yaşamı içinde zamandizinsel dönemlere ayırarak inceleriz: Gençlik, orta yaş ve olgunluk dönemleri gibi. Ve nice bestecinin 35 yaşına dek geçen zamanını ancak gençlik dönemi olarak ele aldığımızı düşünürsek, 35 yaşında ölen Mozart'ı belki de hep genç kabul etmemiz gerekecektir. Bu nedenle "çocukluk", ilk gençlik yılları derken orta yaşına bile değinmeden, birdenbire "son yılları" diye bir ayrım yapmaktayız. Belki ancak son üç yılı için daha bir derinleşen felsefesinden, yer yer daha fazla kendini gösteren melankolik renklerinden söz edilebilir. Mutlu, mutsuz, sevdalı, tutkulu, düşkün, yoksul, borçlu, hastalıklı, her ortamda aynı düzeyde, aynı nitelikte müzik üretmiştir.

Gerek çocukluk yıllarında, gerekse erişkin döneminde yalın ve nükteli anlatımı, güçlü ritmik yapısı ve bu coşkunun altına gizlediği derin, koyu bir felsefe, müziğinin özellikleri olmuştur. Mozart'ın melankolisi, karamsarlığı ne Çaykovski'ye benzer, ne Chopin'e ne de Beethoven'a. Kendini iyice gizlemiş bir hüzündür bu, ama en yaşam dolu pasajların altında bile sezilir. On dört yaş ürünü bir senfoni ile ölüm döşeğindeki Reqıtiem'i, benzer yalınlıkla derin düşünceyi bir arada taşır. "Bu besteci bir delikanlı kadar genç, bir yaşlı kadar bilgedir. Hiçbir zaman yaşlanmaz, modern de olmaz. Gömülebilir, fakat hep canlı kalır.".

Mozart her müzik biçimi için örnekler vermiş ve her biçimi kusursuzluğa ulaştırmıştır. Çağdaşları onu karmaşık duygularla yüklü bulmuşlar, anlaşılması zor olarak nitelemişlerdir. Çevresindeki soylular, önceki Rokoko akımının hafif ve yüzeysel deyişine alışık olduklarından, Mozart'ın derin düşüncesini anlayamamış, çağının ötesinde yaşadığını kavrayamamışlardır.

Çağdaşları Mozart'ı, doğayı betimlemediği, yaklaşmakta olan Romantik akımın doğaya övgüsüne kapı açmadığı için de eleştirirler. Oysa Mozart, kuş sesi, deniz uğultusu, fırtına izlenimi duyurmasa da insan doğasını yansıtmıştır müziğine. 1915'ten sonra ruhbilimsel araştırmalar geliştikçe Mozart'ın müziğindeki insan doğası, daha iyi görülür olmuştur. Mozart, insan doğasını acımasızca eleştiren bir ruhbilimci olarak nitelenmiştir. İnsanoğlunun kalbindeki sevgiyi en duyarlı biçimde işleyen, sonraki kuşaklara bir sevgi kozası bırakan bir bestecidir o.

Mozart, Klasik kalıbın öz ve biçim dengesini özenle korur. Fransız Rokoko akımının zarif, güleç ve süslü anlatımım; Mannheim Orkestrası'nın dengeli çalgı birleşimini, İtalyan şan geleneğindeki güzel şarkı söyleme (bel canto) anlayışını, Alman edebiyatından esinli Fırtına ve Gerilim akımının içedönük karamsarlığını, Bach ve Handel'in Barok birikimi ile birleştirmiş ve bütün bunların üstüne kendi dehasını eklemiştir. Haydn ile birlikte büyük senfoni biçimini yerleştirir. Opera dünyasına yeni kapılar açar. Kuvartet ve konçerto dağarcığını klasikleştirir ve gelenekselleştirir. Operalarıyla, opera tarihinde yeni bir dönem açar. Mozart, Haydn'ın olgun dönem müziğine, Beethoven'a, Schubert'e, Mendelssohn'a Brahms'a ve günümüze dek pek çok besteciye ışık tutmuştur.

Mozart'ın yapıtları zamandizinine ve temalarına göre bir Avusturyalı bilim adamı ve Mozart hayranı olan Ludwig von Köchel (1800-77) tarafından derlenmiştir. Örneğin, son yapıtı Requiem'deki Köchel sayısı £.626 olarak gösterilir.



MOZART'IN OPERALARI

18. yüzyılın ciddi İtalyan operası, uzak zamanların yüce kahramanlarını konu ederken, gülünçlü İtalyan operası da gündelik yaşamın sıradan saçmalıklarını sahneye getirmektedir. Tüm karakterleri bir araya toplayıp birbirlerine karşı şarkılarını söyletmek, komik operanın bir yöntemidir. Mozart da bu yöntemi Figaro'da kullanır. Mozart'ın temel tutkusu operalarında yatar. Daha on bir yaşında bestelediği okul operalarında, on iki yaşındaki Latince komik operasında deneyimli bir besteci ataklığı göstermiştir.

Bastien una Bastienne, on iki yaşında yazdığı ilk şarkılı oyundur, Almanca olduğu halde bir Fransız metnine dayanır. Bestecinin opera alanındaki yapıtları, İtalyan ve Alman operaları olarak iki gruba ayrılır. Yalnız dil olarak değil, stil olarak da ülkelere göre yazılmıştır. Sihirli Flüt ve Saraydan Kız Kaçırma onun Alman operalarıdır. Almanya'da ve Avusturya'daki dinleyicilere kendi dillerinde bir eğlence sunmak amacını gütmüştür. Bu yapıtlarda reçitatif yerine müziksiz konuşmalar kullanır.

Idonıeneo (1781), Mozart'ın operada olgunluğa yöneldiği ilk adımdır. Gluck'un reformcu tarzında korolar, az sayıda reçitatif, soylu melodik aryalar, bale, toplu solistler, orkestraya özgü parçalar ve dramatik bir etkinlik sergiler. Ciddi opera geleneği izlense de Mozart'ın gündelik yaşamdan seçtiği tipler, inandırıcı karakterler oluşturur. Figaronun Düğünü (1786) için, tarih boyu yazılmış en gülünçlü ve akıcı opera olduğu söylenir. Dört böİümlük buffa (hafif, soytarı işi) operada zeki bir metin üstüne köpük gibi zarif bir müzik yerleşir. Don Giovanni (1787), Prag'da Mozart için yazılmış bir tiyatro yapıtıdır.

Drama giocoso olarak bilinen bir çeşit gülünçlü operanın ciddi karakterlerde sunul-masıdır. Sonunda yaşayan karakterlerin sahne önüne gelip dinleyiciye kıssadan hisse vermeleri ortaçağdaki ahlak oyunları'nı andırır. Solistlerin ciddi tavrının ardında akan güleç müzik iki ortamı birleştirir. Cosifan tutte (1790), Figaro'nun Düğünü ve Don Giovanni gibi, şair Lorenzo da Ponte'nin işbirliği ile gerçekleşir. Sihirli Flüt (1792) bir İngiliz pandomimi havasındadır. Sahnede iyi ve kötünün kişileştirilmesi yine ahlak piyeslerini anımsatır. Sıradan insanın üstündeki doğaüstü güçlerin etkinliği sergilenir.

Viyana soylularına sunulan renkli bir peri masalıdır bu: Eski Mısır'da İsis ve Osiris piramitlerinin yakınında geçer. Almanca oluşu Viyanalılara gerçek-gerçeküstünün birleşimini daha iyi anlatmak içindir. Reçitatiflerin yerini müziksiz konuşmalar alır. Bir taşlama, comedie burlescjue havasındadır. Bu operada halk ezgileri, popüler şarkılar, marşlar, hünerli bir koloratur soprano ve glockenspiel gibi bir çalgı kullanılarak renkli bir ortam yaratılmıştır.



MOZART'IN BAŞLICA YAPITLARI

Operalar: (24 tane) Bastien ve Bastienne, K.50 (1768); Lucio Silla, K.135 (1772); Sözde Bahçıvan (La finta giardiniera) K.196 (1774); Çoban Kral (II Re Pastore) K.208 (1775); Zaide K.344 (1780); Idomeneo, K.366 (1780); Saraydan Kız Kaçırma (Die Entführung aus dem Serail) K.384 (1782); Kahire Kazı (L'Oca del Cairo) K.422 (1783); Figaro'nun Düğünü (Le nozze di Figaro) K.492 (1786); Don Giovanni, K.527 (1787); Cosi fan tutte, K.588 (1790); Sihirli Flüt (Die Zauberflöte) K.620 (1791); La Clemenza di Tito, K.621 (1791).

Koral müzik: 18 Missa-No.16 Coronation (1779); No.18 Do Minör-(1783 bitmemiş), Requiem (1791 bitmemiş); Exultatejubilate(1773); oratoryolar ve kısa dinsel parçalar.

Senfoniler: (41 tane) No.31-Paris, K.297 (1778); No.35-Haffner, K.385 (1782); No.36-Linz, K.425 (1783); No.38-Prag, K.504 (1786); No.39, K.543 (1788); No.40, K.550 (1788); No.41-Jüpiter, K.551 (1788).

Oda orkestrası için Serenatlar: Serenata notturna, K.239 (1776); Haffner, K.250 (1776); Küçük Bir Gece Müziği (Eine kleine nachtmusik) K.525 (1787); Bir Müzikal Şaka (A Musical Joke) K.522 (1787); Divertimento'lar, cassation'lar, danslar, marşlar.

Konçertolar: Piyano konçertoları: No.15, K.450 (1784); No.17,K.453 (1784); No.18, K.456 (1784); No.19, K.459 (1784); No.20, K.466 (1785); No.21, K.467 (1785); No.22, K.482 (1785); No.23, K.488 (1786); No.24, K.491 (1786); No.25, K.503 (1786); No.26, K.537 (1788); No.27, K.595 (1791); 5 keman konçertosu: (1775-76); Keman ve viyola için senfoni konsertant K.364 (1779); Fagot, flüt, obua, klarinet, flüt-arp için konçertoları.

Oda müziği: 23 yaylı çalgılar kuvarteti- Haydn Kuvartetleri (1783-5); Disonans Kuvarteti (1785), Prusya Kuvartetleri (1789-90); 6 yaylı çalgılar kenteti; klarinetli kentet; flütlü kuvartetler; piyanolu kuvartetler; piyanolu triolar; yaylı çalgılar için triolar; piyano ve keman sonatları; üfleme çalgılar için kentetler.

Piyano için parçalar: 17 sonat; rondolar; çeşitlemeler; fanteziler; iki piyano ve dört-el için düetler ve sonatlar.

Vokal müzik: Konser aryaları (orkestra ve şan için); şan ve piyano için şarkılar.
Önceki Paylaşımlar