Orangutan

Orangutan

Borneo ve Sumatra'nın sık ve bataklık ormanlarının ağaç tepelerinde yaşayan bir maymun. Derisi kirli kahverengi olup, kırmızı kahverengi kıllarının boyu, vücudunun bazı kısımlarında 30 cm'yi bulur.

ORANGUTAN (inglizce) türkçe anlamı

1. i. orangutan

ORANGUTAN (türkçe) anlamı

2. Sumatra ve Borneo adalarında yaşıyan primates (primatlar) takımının Hominidae (büyük insansı maymunlar) familyasına dahil olan maymun cinsidir.(Türkçe detaylı bilgi için Ansiklopedi bölümünde arama 
3. yapınız)

Orangutan (almanca) ingilizcesi

1. n. large manlike ape with reddish-brown hair and long arms (found in Borneo and Sumatra),n. large manlike ape with reddish-brown hair and long arms (found in Borneo and Sumatra)n. orangutan
manlike ape with reddish-brown hairn. orangutan,

ORANGUTAN (türkçe) ingilizcesi

2. n. large manlike ape with reddish-brown hair and long arms (found in Borneo and Sumatra)n. orangutan
3. manlike ape with reddish-brown hairn. orangutan,

Orangutan (ingilizce) fransızcası

1. n. orang-outang
2. grand singe aux bras long et au pelage brun (que l'on trouve à Bornéo et au Sumatra)

Orangutan (ingilizce) almancası

1. n. Orang Utan (großer Menschenaffe)

Orangutan (ingilizce) italyancası

1. s. orangotango (scimmia di grandi dimensioni)

Orangutan (ingilizce) ispanyolcası

1. s. orangután

Orangutan (ingilizce) portekizcesi

1. s. orangotango (grande macaco antropomorfo)

Orangutan (ingilizce) flemenkcesi

1. zn. orang-oertan(g) (grote mensaap)


Borneo adasında yaşayan Orangutan cinsi(Pongo pygmaeus)
Borneo adasında yaşayan Orangutan cinsi(Pongo pygmaeus)
Orangutan Familyası: Maymungiller (Pongoidae). Yaşadığı yerler: Borneo ve Sumatra adalarının rutubetli ve sık ormanlarında.

Özellikleri

Erkeklerinin ayakta boyu 150 cm, ağırlığı 100 kg kadardır. Meyve, ağaç filizleri, böcek ve yumurta ile beslenir. Ömrü: 30 yıl kadar. Çeşitleri: Tek türdür.

Orangutan(Pongo), Primates (primatlar) takımının Hominidae familyasına dahil olan bir maymun cinsidir ve şu iki türü içerir:

   * Pongo abelii (Sumatra orangutanı); Endonezya'nın Sumatra adasına özgü, daha ufak yapılı ve doğadaki sayısı çok daha az (doğada 7,000-7,500 birey) olan tür.


   * Pongo pygmaeus (Borneo orangutanı); Borneo adasına özgü, daha iri yapılı ve doğadaki sayısı daha çok (doğada yaklaşık 50,000 birey) olan tür.


"Orangutan" adının kökeni, Malezya ve Endonezya dillerine özgü olan ve "orman adamı" anlamına gelen "orang hutan" ifadesidir. Orangutan, Malezya'nın Sabah eyaletinin resmi simgesidir.

Uzun kolları ve kırmızımsı kahverengi kılları ile dikkat çeken orangutanlar, büyük insansı maymunların ağaçta en çok yaşayanıdır. Bu canlılar, zamanlarının neredeyse tamamını Borneo ve Sumatra'nın yağmur ormanlarındaki ağaçların üstünde geçirirler ve her gece ağaçlarda yeni yuvalar yaparlar. Erişkin erkeklerin boyu ortalama 1.4 metredir ve ağırlıkları ise 82 kilograma kadar çıkabilir.

Kısaca özellikleri

Yaşadığı yerler: Borneo ve Sumatra adalarının rutubetli ve sık ormanlarında. Özellikleri: Erkeklerinin ayakta boyu 150 cm, ağırlığı 100 kg kadardır. Meyve, ağaç filizleri, böcek ve yumurta ile beslenir. Ömrü: 30 yıl kadar.

Borneo ve Sumatra'nın sık ve bataklık ormanlarının ağaç tepelerinde yaşayan bir maymun. Derisi kirli kahverengi olup, kırmızı kahverengi kıllarının boyu, vücudunun bazı kısımlarında 30 cm'yi bulur. Genelde yaban adamı (nesnas) namı ile bilinir. Malezya dilinde orangutan, “orman adamı” anlamına gelir. Dişileri erkeklerine nazaran biraz daha küçük olup 125 cm boyunda, 90 kg civarındadırlar. Kırmızıya çalan kahverengi tüyleri, güneş ışığında portakal renginde parlar. Kızıl saçları alnının iki yanından dökülerek yüzünü çerçeveler ve sarkık boynuna doğru iner. Basık burunlu, öne doğru çıkık ağızlı, kalın dudaklı, küçük kulaklı, iyi tırmanıcı bir hayvandır.

Ürkek olmasına rağmen tehlike karşısında kendini hırsla savunur. Maviye çalan kara derimsi yüzündeki ufak sayılabilecek gözleriyle üzüntülü bir şekilde bakar. Yüksek ağaçlarda, ince dal ve sarmaşıklardan geçici bir yuva yapar ve geceyi orada geçirir. Soğuk ve yağmurlu havalarda kendini yapraklarla örter. Güneş yükseldiği zaman avlanmaya çıkar. Dişleri kuvvetli ve tamdır. Meyve, taze yaprak, böcek ve yumurta ile beslenir. Kolları ayaklarından daha uzun ve kuvvetlidir. Dik durduğunda neredeyse ayak bileklerine değer. Kollarını açtığında 3 metre çapındaki bir ağacı kucaklayabilir. Baş parmakları kısa, diğer dört parmak kanca gibidir. Orangutan, ağaçta daldan dala geçerek ilerlerken ön ayakları kadar arka ayaklarını da büyük bir maharetle kullanır. Goril ve şempanzeden daha ustalıklı şekilde ağaçlar üzerinde hareket edebilir. Orangutan hemen hemen tamamiyle ağaçlarda yaşar. Pek ender yere iner, yerdeyken kolları ve ayakları üzerinde yavaş ve dengesiz olarak hareket eder. Goril ve şempanzelerden farklı yanlarından biri de, gırtlak kısmında taşıdığı hava kesesidir. Boynun önünde büyük bir torba gibi olup koltuk altlarına kadar sarkar. Arzu ettiği zaman buradaki havadan teneffüs ihtiyacını görebilir. Hamilelik süresi 270 gün kadardır. Üreme döneminin dışında eşler nadir olarak bir araya gelir. Öğrenileni hemen yapmaya çalışır. Beyni, insan beyninin üçte biri ağırlığındadır. Zekası şempanze ve gorilden daha azdır.

Bulunan fosil kalıntılarından, eskiden Güney Asya, Hindistan ve Güney Çin'de de yaşadıkları anlaşılmıştır. Goril ve şempanzeler gibi Afrika'da bulunmaz. Bir zamanlar, bütün Güney Asya kıyılarında yarım milyon kadar mevcutken, bugün nesilleri tükenmeye yüztutmuştur. Bugün bütün dünyada 5-10 bin kadar kalmıştır. Baş düşmanları ise insandır. Eskiden eti ve derisi için avlanırken, bugün ormandaki hayatlarına kadar girilmiştir. Yavruların eğitimi kolay olduğundan, her fırsatta onları yakalayıp, annelerini öldürerek, ya kafeslere koyar veya bir yere bağlayarak bahçelerinde muhafaza ederler. Çıkarılan yeni kanunlarla nesilleri korunmaya çalışılmaktadır. Nüfuslarının yarısının hayvanat bahçelerinde olduğu sanılan veya evlerde beslenen bu hayvanların, tekrar vahşileştirilerek ormana salınma çalışmaları, sistemli olarak sürdürülmektedir. Bu maksat için Endonezya'da ormanlık alanlarda bakım istasyonları kurulmuştur. Orangutanlar değişik hava ile uyuşamadığından çoğu göğüs hastalıklarına yakalanarak ölmektedir. Bakım istasyonlarına alınarak belli bir bakım ve eğitim sonunda vahşi çevreye uyumları sağlandığında serbest bırakılarak tabii çevrelerine iade edilmektedirler.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar