Siyasal Parti

Siyasal parti, bir siyasal sistemde iktidar yetkilerini kullanan ya da iktidarı ele geçir- mek, paylaşmak ve etkilemek amacıyla belli bir program çerçevesinde bir araya, gelen kişilerin oluşturduğu siyasal örgüt, iktidar hedefine ulaşmanın yolu kural olarak seçimlerdir. Ama şiddet ve devrim yoluyla iktidara gelmeyi amaçlayan partiler de olmuştur.

SIYASAL PARTI (türkçe) anlamı

1. Siyasi parti.
Siyasal parti, bir siyasal sistemde iktidar yetkilerini kullanan ya da iktidarı ele geçir- mek, paylaşmak ve etkilemek amacıyla belli bir program çerçevesinde bir araya, gelen kişilerin oluşturduğu siyasal örgüt, iktidar hedefine ulaşmanın yolu kural olarak seçimlerdir. Ama şiddet ve devrim yoluyla iktidara gelmeyi amaçlayan partiler de olmuştur. Bu açıdan devrimci yöntemlere bağlı ve çoğunlukla gizli çalışan bu tür örgütler de parti tanımına girer. Modern anlamda partilerin doğuşu, temsili demokratik sistemin ve oy hakkının genişlediği 19. yüzyıl Avrupa'sına ve ABD'ye özgü bir olaydır. Aristokratik ve monarşik rejimlerin yerini seçime dayalı temsili demokrasilerin alması, siyasal hayatta etkin olan seçkinlerin de değişmesini getirdi. Sanayi Devrimi'nin ve temsili demokrasinin seçkinleri artık tüccarlar, bankerler, işadamları ve sanayicilerdi. Büyük toprak sahipleri ise özellikle kırsal kesimde etkindiler. Başlangıçta toprak sahiplerine ve burjuva seçkinlerine dayanan gevşek örgütlü muhafazakâr ve liberal partilere, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra emekçileri temsil eden ve örgütleyen partiler katıldı. Temsili liberal demokrasinin beşiğinde doğmuş olan partilerin, 20. yüzyılda totaliter diktatörlüklerin de dayanağı olabilecekleri görüldü. Faşist ve komünist ülkelerde bu ve benzeri adlan taşıyan partiler yönetimi uzun süre ellerinde tuttular. Tek parti sistemi ve tek parti gibi organizmalar bu rejimlerde otoriter yönetimlerin esas aracı oldu. Gene bu yüzyılda partiler bütün dünyada yaygınlaştı ve çeşitlendi. Bölgeci partiler (ispanya), dinsel azınlıkların (İngiltere'de Müslümanlar) kurdukları partiler, Yeşil hareketin, hatta alkol karşıtlarının partileşmesi bu renkliliğin göstergeleridir. 20. yüzyılda partileşme olayı başka anlam ve işlevler de kazandı; bazı Afrika ülkelerinde etnik ve kabilesel temellere otururken, bazı Asya ülkelerinde din ve mezhep farklılıklarının damgasını taşıdı. Bağımsızlıklarını kazanan ülkelerin çoğu tek partili rejimlere sahne oldu.

Siyasal parti tipleri. Kadro partileri ve kitle partileri ayrımı partiler tipolojisinde en yaygın olanıdır. Pek çok ülkede her iki tip birden bulunur. Avrupa demokrasilerinde muhafazakâr, liberal, sosyal demokrat, sosyalist ve komünist partiler bunun tipik örneğini oluşturur. Ayrıca bazı partilerin bu tiplerden birine tam denk düşmediği, karma özellikler taşıdığı durumlar da vardır.

Kadro partisi, az sayıda üyeden ve aktif seçkin gruplarından oluşan modeldir. 19. yüzyılda seçme ve seçilme hakkının varlıklı kişilere tanındığı sınırlı oy sisteminde partiler bu karakterdeydi. ABD ve İngiltere'de toprak aristokrasilerinin ve burjuvazilerin çıkar ve ideolojilerini temsil eden muhafazakâr ve liberal partiler ile daha sonraları Katolik ülkelerde (Fransa, İtalya, Belçika) kurulan dinsel karakterli partiler daha çok seçimden seçime çalışan yerel komiteler biçiminde örgütlendiler. Çağımızda da ABD partileri ile İngiltere'deki Muhafazakâr Parti kadro partisi tipinin özelliklerini en çok yansıtan örneklerdir.

Kitle partisi ise, çok sayıda üyeden oluşan ve geniş kitlelerin üyeliğini sağlamaya çalışan modeldir. Sanayi Devrimi, işçi sınıfının gelişmesi ve genel oy hakkının tanınmasının da bir sonucu olarak 19. yüzyılın ikinci yansından sonra doğan sosyalist partiler ile 20. yüzyılda kurulan komünist ve faşist partiler, bu modelin en belirgin kategorilerini oluşturdular. Kitle partilerinin ortak özellikleri, çok sayıda üyeden oluşan bir tabana, belli bir ideoloji etrafında sıkı disiplinli, merkezi ve hiyerarşik bir örgütlenmeye dayanmaları, mali güçlerini de esas olarak üyelerinden almalarıdır. 20. yüzyılda liberal kadro partileri kitle partisi modelinden az çok etkilenerek üye sayılarını artırma, kitlelere açılma ve daha disiplinli örgütlenme yolunda adımlar attılar.

Komünist ve faşist kitle partilerinin öbür kitle partilerinden ayrılıkları ideolojik alandan kaynaklanır; bu onlann örgütsel yapılarına da yansır. Bölge esasına göre örgütlenmiş, ılımlı ve pragmatik karakterli sosyalist partilerden farklı olarak, komünist partilerde işyeri esasına dayalı hücreler biçiminde bir örgütlenme görülür. Bunlarda işçi sınıfının öncülüğü kavramı, ideolojik birlik ve tutarlılık aranışı, demokratik merkeziyetçilik ilkesi önemli yer tutar. Bununla birlikte Avrupa Komunizmi ve 1990'ların başında Doğu Avrupa ile SSCB'de komunist yönetimlerin çökmesi, bazı istisnalar dışında (Küba, Çin Halk Cumhuriyeti) bütün dünyada komünist partilerin bu ilkelere bağlılıklarını aşındırmış, hatta bazıları ad değiştirme ya da kendini feshetme yoluna gitmiştir.

Faşist kitle partisi modelinde ise otoriter ve seçkinci bir öğreti doğrultusunda askeri tipte bir hiyerarşik Örgütlenme, şefin mutlak otoritesine dayalı katı bir disiplin ön plandadır. Bu partiler de olabildiğince çok sayıda üye toplamaya çahşmışlarsa da, halkın çoğunluğunu ya da belli bir sınıfı temsil iddiasında bulunmamışlar, iktidann örgütlü ve militan azınlıkların uygulayacağı şiddetle ele geçirilmesi ve korunması düşüncesine eğilim göstermişlerdir. Faşist kitle partisi modeli daha çok iki dünya savaşı arası dönemde etkili olmuştur.

Siyasal partiler, üst yöneticilerinin üyeler ve partili parlamenterler üzerindeki otoritelerinin derecesine göre de gevşek (serbest) ya da disiplinli olarak ikiye ayrılır. Gevşek yapılı parti modelinde, üye ve parlamenterleri siyasal sorunlar karşısında belli bir yönde birlikte davranmaya zorlayacak mekanizmalara, örneğin bağlayıcı kararlar ve disiplin cezalan gibi zorlayıcı yöntemlere kural olarak rastlanmaz. ABD partileri bu gruba girer. Bu ülkede başkanın ve Kongre'deki çoğunluğun farklı partilerden olabilmesi ve başkanın Kongre önünde sorumlu olmaması gibi özellikler partilerin gevşek yapılı olmalarını sağlayan etkenlerin önde gelenidir. Disiplinli parti modelinde ise üyeler ve parlamenterler üzerinde oldukça sıkı bir otorite uygulanır. Parti tüzüğüne ya da bağlayıcı grup kararlarına uymayan üye ve parlamenterler partiden geçici ya da kesin olarak uzaklaştırılma gibi yaptırımlarla karşılaşırlar. Hükümetin parlamentonun güvenoyuna muhtaç olduğu parlamenter rejimlerde, mecliste çoğunluğa sahip olan iktidar partisi üyelerini yasa tasanlan ve güyenoylamalannda denetim altında bulundurma gereğini duyar. İngiliz partileri bunun tipik örneğidir. Aynı gereksinim muhalefet partileri için de geçerlidir. Sıkı parti disiplini özellikle muhalefetin iktidarı güçlü bir şekilde denetlemesine ve ileride çoğunluk partisi olmaya hazırlanmasına olanak sağlar. İki partili sisteme dayalı İngiliz demokrasisinde muhalefetin kurduğu "gölge kabineler" bu türden disiplinli yapının ve iktidar hazırlığının da göstergesidir.

Parti örgütü. Partilerin örgütsel yapılanması, ideolojik ve siyasal nitelikleri ve içinde bulundukları ülkenin özellikleriyle bağlantılı olarak çeşitli biçimler alır. Ama genel olarak partiler, özel olarak da bazı parti tipleri açısından saptanabilecek ortak noktalar vardır. Genel olarak parti, uzak çevresinden iç merkezine doğru birtakım kuşak ve katmanlardan beslenir. Basitleştirilmiş genel bir tablo en dışta partiye oy veren seçmenlerin, sonra da partiye daha yakın olan yandaş ve sempatizanlann bulunduğunu gösterir. Partinin asıl kadrolarını oluşturan kayıtlı üyeler ise daha çok doğrudan ve bireysel üye durumundadır. Ama sendika üyeliği yoluyla toplu ye dolaylı üyelik modelleri de görülmemiş değildir (1900'lerde İngiliz İşçi Partisi). Parti içindeki bir katman da partinin sıradan işlerini yürüten parti içi bürokrasiden ya da memurlardan oluşur. Merkez organlan ise karar ve yürütme kurullan biçimini alır ve asıl yönetici tabakayı oluşturur. Lider ya da başkan bu yapılanmanın odak ya da doruk noktasında yer alan kişidir.

Örgütsel yapmın kuruluşu, temel alınan örgüt birimine göre farklılık gösterir. Klasik burjuva partilerinde komitelere, sosyalist partilerde ocak örgütlerine, komünist partilerde hücrelere, faşist partilerde ise milis gücüne dayalı örgütlenme modeli gelişmiştir.

Partilerde lider, liderlik kadrosu ve uzmanlaşmış profesyonel politikacılardan oluşan küçük bir azınlığın yönetim dizginlerini elinde tutması, üye kitlesinin pasifliği, parti içi disiplin mekanizmalannın otoriterliği gibi etkenler, bu örgütlerin oligarşik bir niteliğe sahip olduklan yolunda saptamalara, "oligarşinin demir yasası" esasından (Michels) söz edilmesine yol açmıştır.

Partiler ve siyasal mücadele. Partiler ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar kamu erkinin kullanılmasına katılırlar. İktidara gelmek bunlann ortak ve değişmez varlık nedeni ve amacıdır. 20. yüzyıl demokrasilerinde siyasal hayatta ve iktidann kullanılmasında partiler vazgeçilmez öğeler durumuna gelmiştir. Dolayısıyla bir "partiler devleti olgusundan söz edilebilir. Bu kendini kabul ettiriş, iki dünya savaşı arasındaki totaliter rejim deneyimlerinden çıkartılan derslerin de yardımıyla partilerin pek çok Avrupa ülkesinde anayasalarca tanınıp güvence altına alınmasına, özel yasalarla bu alanın düzenlenmesine yol açmıştır (İtalya, Almanya, Fransa, Portekiz, Türkiye).

Partiler, toplumdaki dağınık eğilimlere açıklık kazandırmak ve eğitici olmak gibi topluma dönük işlevler de görürler. Muhalefetin rolü burada özel bir önem kazanır. Parlamentodaki çoğunluğun elinde zaten iktidar olmanın koz ve avantajları vardır; muhalefet ise daha çok partisel gücüyle ülke kamuoyu üzerinde etkili olur. İngiltere'de ve İskandinavya ülkelerinde muhalefetin statüsünün kurumsallaştırılması buradan kaynaklanır. Batı siyaset kuramında ve uygulamasında partiler birer devlet ya da kamu kuruluşu değil, sivil toplumun özerk ve serbest kuruluşlarıdır.
Önceki Paylaşımlar