Yarasa Nedir?

yarasa nedir? yarasa nedir?
2010-04-04T16:08:54+03:00
Yarasalar ya da Chiroptera, uçma yeteneğine sahip memeli hayvanlar takımıdır.

El parmakları uzamış ve esnek uçma derisiyle çevrilmiş canlılardır. Çoğu tür, baş aşağı tutunarak uyurlar. Geceleri aktif olan bu canlıların koklama ve tat alma duyuları çok iyi gelişmiştir. Meyveyle beslenen türler haricinde, görme duyuları iyi gelişmemiştir. Çıkardıkları çok yüksek frekanslı ses dalgalarının, etraflarındaki cisimlere çarpıp geri dönmesi yardımıyla yönlerini bulurlar (ekolokasyon). Bu sesler, çoğunlukla insanlar tarafından duyulamaz.

Sınıflandırma

Dünyada 18 familyaya bağlı, 986 tür yarasa varken Türkiye'e 4 familyaya bağlı, 30 tür yarasa bulunmaktadır. Türkiye'e yaşayan yarasa familyaları şunlardır:
Uçan köpekler (Pteropodidaa): Gözleri oldukça büyüktür, dış kulakları huni şeklindedir. Meyvelerle beslenirler.
Nal burunlu yarasalar (Rhinolophidae): Burunları atnalı şeklinde, gözleri küçüktür. Kış uykusu sırasında serbest olarak baş aşağı sarkarlar ve uçma derisiyle bütün vücutlarını örterler. Böceklerle beslenirler.
Düz burunlu yarasalar (Vespertilionidae): Burunları düz, gözleri küçüktür. Sadece böceklerle beslenirler. Koloniler halinde yaşarlar.
Kuyruklu yarasalar(Buldok yarasalar) (Molossidae): Kuyrukları oldukça uzun, kulakları büyük ve köşelidir. Kanatları dar ve uzundur. Pis kokarlar.
Antrozoidae
Craseonycteridae
Emballonuridae
Furipteridae
Megadermatidae
Molossidae
Mormoopidae
Mystacinidae
Myzopodidae
Natalidae
Noctilionidae
Nycteridae
Phyllostomidae
Thyropteridae


Yarasalar hakkında bazı gerçekler

Meyve yiyen yarasalar, 450 kadar ticari maddeyi ve 80 kadar ilacı insanoğlunun hizmetine sunmaktadır. Yağmur ormanları için yarasalar, yaşamsal önem taşır. Yarasalar, bu bölgedeki ağaçların polen ve tohumlarını taşıyarak yaklaşık yüzde 95'nin çoğalmasını sağlar.
Dünyadaki 1000' aşkın yarasa türünden sadece 3' vampir yarasadır ve bunlar Latin Amerika'a yaşar. Vampir yarasalar insanlara saldırmazlar. Kümes hayvanlarını tercih ederler.
Avrupa'ın ve Türkiye'in en küçük yarasası olan cüce yarasa sadece 5 gram ağırlığındadır.
Dünya üzerinde yaklaşık 4500 memeli türü bulunmaktadır ve bunların 1000'en fazlasını yarasalar oluşturur.

Yarasaların Radarı

Yarasalar çok ilginç varlıklardır. Onları ilginç kılan özelliklerinin başında ise, olağanüstü yön bulma yetenekleri gelir.
Yarasaların bu yeteneği, bilim adamları tarafından yürütülen bir dizi deneyle ortaya çıkarıldı. Bu canlıların yapısındaki olağanüstü tasarımı görmek için, bu deneyleri biraz inceleyelim:
Bu deneylerin ilkinde, yarasa tamamen karanlık bir odaya bırakıldı. Aynı odanın bir ucuna ise yarasanın besini olan bir sinek yerleştirildi. Bu andan itibaren odada olup bitenler ise gece görüş kabiliyeti olan kameralarla takip edildi. Sinek havada daha ilk kanat çırpışlarını yaparken odanın bir ucundan hızla harekete geçen yarasa doğrudan sineğin yanına gelerek onu avladı. Bu deney ile yarasaların karanlıkta bile işleyen çok keskin bir algılama kabiliyeti olduğu sonucuna varıldı. Ama yarasanın bu algılaması, işitme duyusundan mı, yoksa sahip olduğu bir gece görüş sisteminden mi kaynaklanıyordu?
İşte bunun için ikinci bir deney yapıldı. Aynı odada bir köşeye bir grup tırtıl yere bırakıldı ve üzerleri bir gazete sayfası ile örtüldü. Serbest kalan yarasa, hiç zaman kaybetmeden, yerdeki gazete sayfasını kaldırarak tırtılları yedi. Bu, yarasanın yön bulma yeteneğinin görme duyusuyla ilgili olmadığını gösteriyordu.
Bilim adamları yarasalarla ilgili deneylerine devam ettiler: Yeni deney uzun bir koridorda gerçekleştirildi. Bir uca yarasa, diğer uca ise yem olarak bir grup kelebek yerleştirilecekti. Ancak bundan önce koridoru diklemesine kesen, birbirine paralel duvarlar yapıldı. Daha sonra da bu duvarların her birine, ancak bir yarasanın geçebileceği kadar genişlikte birer delik açıldı. Ama delikler her duvarın farklı bir noktasındaydı. Yani yarasanın bu duvarları aşması için adeta 'lalom'yarışı yapan kayakçılar gibi sürekli manevra yapması gerekecekti.

Zifiri karanlık olan koridorun başındaki yarasanın serbest bırakılmasıyla birlikte bilim adamları gözlemlerine başladı. Yarasa ilk duvara yaklaştığında doğrudan deliğe doğru hareket ederek buradan kolaylıkla geçti. Bundan sonraki her duvarda aynı şey gözlemlendi: Yarasa duvara çarpmak bir yana, duvar yüzeyindeki deliği aramaya bile gerek duymadı. Son duvarı da rahatlıkla geçen yarasa burada yakaladığı kelebeklerle karnını doyurdu.
Bu durum karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen bilim adamları, yarasanın algılamasındaki hassasiyeti anlamak için son bir deney daha yapmaya karar verdiler. Bu kez amaç yarasanın algı sınırlarını daha kesin belirlemekti. Yine uzun bir tünel hazırlandı ve tünel boyunca 0.6 mm kalınlığındaki çelik teller tavandan yere inecek şekilde dağınık bir tarzda gerildi. Yarasa, deneyi yapanları bir kez daha şaşırtarak, gerili tellerden hiçbirine takılmadan, tek seferde aralarından geçerek yolculuğunu başarıyla tamamladı.
Yarasanın bu uçuşu, 0.6 mm kalınlığındaki telleri bile uzaktan algılayabildiğini gösteriyordu.30 Daha sonra yapılan diğer araştırmalar, yarasaların bu inanılmaz algılama yeteneklerinin, sahip oldukları bir sonar sistemine bağlı olduğunu gösterdi. Yarasalar, etraflarındaki cisimleri algılamak için, yüksek titreşimli ses dalgaları yayıyorlardı. İnsanlar tarafından duyulamayan bu dalgaların yankıları yarasa tarafından algılanıyor ve böylece hayvan içinde bulunduğu ortamın bir tür 'arita'ını çıkarıyordu.
Yani yarasanın havada uçan küçücük bir sineği algılaması, çıkardığı seslerin sineğe çarpıp geri dönmesiyle oluşan yankıya dayanıyordu. Bu sistemin ne anlama geldiğini biraz düşünelim. Yarasanın sonarla yön bulması, yaydığı seslerin kendisine geri dönme süreleri arasındaki farkı hesaplaması sayesinde mümkün olmaktadır.
Örneğin karanlık ve boş bir odanın zeminindeki tırtılı avlayan yarasa deneyini hatırlayalım. Yarasanın tırtılı algılaması şöyle olmaktadır: Yarasa tiz sesli çığlıklar atmakta ve kendisine gelen yankılara göre odanın şeklini tespit etmektedir. Yarasanın çığlığı oda zeminine çarpıp geri dönmekte, yarasa da bu gidip-gelme süresine göre zeminin uzaklığını anlamaktadır. Tırtıl ise, odanın zemini üzerinde 0.5 ya da 1 cm. kadar yükseklik oluşturur. Yani tırtıl yarasaya zeminin genelinden 0.5 ya da 1 cm. kadar daha yakındır. Ayrıca tırtıl çok yavaş olsa da hareket etmekte, bu da kendine çarpıp yansıyan dalgaların frekansını değiştirmektedir. Yarasa, bu ufak farkları bile algılayarak yerde bir tırtıl olduğunu anlayabilir. Yarasa bu işi saniyede 20 bin frekans yayıp, bunların hepsinin yankılarını analiz ederek yapar. Dahası bu işi yaparken hareket halindedir. Tüm bunlar düşünüldüğünde, akıllara durgunluk verecek birer mucize oldukları anlaşılır.
Yarasanın sonarının daha da olağanüstü bir yönü vardır. Yarasanın işitme sistemi yalnızca kendi sesini duyacak biçimde yaratılmıştır. Hayvanın algılayabildiği frekans aralığı çok dardır yani ancak belli frekanstaki sesleri algılayabilir. Ancak işte bu noktada çok önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır. Doppler etkisi denen fizik kuralına göre, hareket halindeki bir cisme çarpan sesin frekansı değişir. Bu yüzden, yarasa kendisinden uzaklaşmakta olan bir sineğe doğru ses dalgalarını yaydığında, dönen ses dalgaları yarasanın duyamayacağı bir aralığa düşecektir. Bu nedenle yarasanın hareketli cisimleri algılamada büyük zorluklar yaşaması gerekir.
Ama böyle olmaz. Yarasa her türlü cismi kusursuzca algılamaya devam eder. Çünkü yarasa, Doppler etkisini bilirmişcesine, hareketli cisimlere doğru yolladığı ses dalgalarını değiştirir. Örneğin kendisinden uzaklaşan sineğe en yüksek frekanslı ses dalgasını yollar ki, ses geri döndüğünde duyamayacağı kadar düşük bir frekansa inmesin.
Peki bu ayarlama nasıl gerçekleşir?
Yarasanın beyninde, sonar sistemini denetleyen iki farklı tipte nöron (sinir hücresi) bulunmaktadır; bunlardan biri yansıyan ultrasonu algılar, diğeri bazı kaslara komut vererek yarasanın çığlığını oluşturur. Bu iki nöron beyinde eş güdümlü çalışır; öyle ki yankının frekansı değişince, birinci nöron bunu algılar ve ikinci nöronu baskılayarak veya uyararak, çığlığın frekansının yankının frekansına uymasını sağlar. Sonuçta yarasanın çığlığı ortamın durumuna göre frekans değiştirir ve en verimli şekilde kullanılır.
Tüm bu sistemin evrim teorisinin 'esadüf'açıklamasına indirdiği darbeyi görmemek ise mümkün değildir. Yarasadaki sonar sistem son derece kompleks bir yapıdır ve asla rastgele mutasyonlarla açıklanamaz. Sistemin çalışabilmesi için, tüm ayrıntılarıyla kusursuz olarak var olması zorunludur. Yarasa hem yüksek frekanslarda ses yayacak yapıya, hem bu sesleri algılayıp analiz edecek organlara, hem de hareket değişikliklerine göre frekans ayarlaması yapan sisteme sahip olmalıdır ki, sahip olduğu sonar işe yarasın. Elbette ki tüm bunlar rastlantılarla açıklanamaz ve yarasanın kusursuz bir biçimde Allah tarafından yaratıldığını gösterir.
Bilimsel araştırmalar, yarasalardaki yaratılış mucizelerinin yeni örneklerini ortaya çıkarmaktadır. Ortaya çıkan her yeni mucizede de bilim dünyası bu olağanüstü sistemlerin nasıl çalıştığını çözmeye uğraşmaktadır.
Örneğin geçtiğimiz yıllarda yarasalarla ilgili olarak yapılan yeni bir araştırma ortaya çok ilginç sonuçlar çıkardı:33 Mağarada yaşayan bir yarasa grubunu incelemek isteyen bilim adamları, grup üyelerinin bazılarına vericiler yerleştirdi. Gece olunca yarasalar dışarı çıkarak, gün doğana kadar dolaşıp besin ihtiyaçlarını giderlerdi. Bilim adamları ellerindeki alıcılarla saatler boyu süren bu yolculuğu izlediler. Yarasaların, zaman zaman, yaptıkları bu yolculuk nedeniyle mağaradan 50-70 km. kadar uzaklaştıkları tespit edildi. Ancak bilim adamlarını asıl şaşırtan şey, güneşin doğmasına yakın başlayan dönüş yolculuğu oldu. Yarasalar, dönüş yolculuklarını, bulundukları yerden doğrudan doğruya yuvaya uçuş yaparak gerçekleştirdi. Peki yarasalar mağaraya göre hangi yönde ve ne kadar uzakta olduklarını nasıl biliyorlardı?
Böyle bir uçuşta yön tayininin nasıl yapıldığına dair detaylı bilgiler henüz elde edilemedi. Bilim adamları, bu uçuşu yapan yarasaların işitme duyusunun böyle bir yolculukta çok fazla işlevi olamayacağını düşünüyorlar. Aynı bilim adamları, yarasaların kör olduklarını da hatırlatarak, kendilerini şaşırtacak kadar üstün olan yeni bir sistemle her an karşılaşabileceklerini belirtiyorlar. Kısacası bilim, yarasa adını verdiğimiz canlılarda yeni yaratılış mucizeleri bulmaya devam ediyor.

KAYNAK: sevgiadasi.com

Yarasalar gibi uçma yeteneğinde olan böcekler ve kuşlar gibi hayvanlar, aynı zamanda yürüme yeteneğine de sahiptir. Fakat yarasaların el ve ayak yapıları yürümeye elverişli değildir. Dolayısıyla, diğer uçan hayvanlar gibi ayakları üzerinde duramadıklarından, tünek yerlerinde arka ayakları ile asılı ve baş aşağı durmak zorundadırlar. Yarasaların birçok ilginç özellikleri vardır.


Kısa mesafede süzülme şeklinde uçabilen bazı sincapları dikkate almazsak, gerçek olarak uçabilen tek memeli hayvan grubu yarasalardır. Diğer memelilerdeki gibi canlı yavru doğururlar ve yavru sütle beslenir. Anne yarasa genelde yılda sadece bir yavru doğurur. Anne avlanmaya çıktığı zaman, yavru tünek yerinde bırakılır fakat yavrunun anne vücudunda asılı olarak taşındığı da bilinmektedir. Sadece anneler yavru bakımını üstlenir, erkekler katılmaz ve eş sürekliliği yoktur. Anne yarasa, milyonlarca yavru içersinde kendi yavrusunu tanır. Annede süt yoksa, diğer anne yarasalar da yavruyu besleyebilir. Küçük yarasa türlerinin yavruları 5-6 haftada anneden bağımsız olur ve yaklaşık iki yaşında üreme olgunluğuna erişir. Yarasalar gececidir, gündüzü ise dinlenerek geçirirler. Çoğu yarasada görme zayıftır. Koku ve duyma oldukça iyi gelişmiştir. Balina ve yunuslardaki gibi 'kolokasyon'denen duyu sistemleri gelişmiştir. Bu sistemde, insanların duyamayacağı ses dalgaları etrafa verilir ve etraftaki cisimlere çarpan bu ses dalgalarının yankısı algılanarak cismin yeri belirlenir. Parmak kemikleri oldukça esnektir ve araları ince deri ile kaplıdır. Bu deri ayrıca vücuda da birleşik olarak bulunur ve uçmayı sağlayan kanatsı yapıya dönüşür. Kanatsı yapıdaki deri, esnek olmasından başka oldukça incedir, böylece yarasalar uçarken kuşlardan daha hızlı ve şaşmaz dönüşler yapabilir. Yarasalar, milyonlarca sayıda bir arada yaşarlar, genelde mağara, eski ev çatıları ve ağaç kovukları gibi yerleri tercih ederler. Birbirleriyle ses dalgaları ile anlaşabildikleri bilinmektedir. Dünya'a 2000 kadar farklı yarasa türü bulunduğu tahmin edilmektedir, bunların %70' böcekle beslenir. Geri kalanların çoğu meyveyle beslenir. Büyük yarasalardan, üç türün bazı hayvanların kanını emerek yada onları yiyerek beslendiği bilinmektedir. Yarasaların önemli özelliklerinden biri de, hayvanlar veya hayvan ve insanlar arasında birçok hastalık etkeninin taşınmasında taşıyıcı olarak rol oynamasıdır. Kuduz, SARS, Ebola ve diğer birçok virüs hastalıklarını taşıyabilirler. Bunlardan en önemlilerinden biri şüphesiz kuduzdur. Gerçi yarasaların sadece %0.5 kadarının kuduzu taşıdığı bilinmekle beraber, ölü yada canlı, yarasalarla temas etmekten, özellikle ölü yada uyuşuk duran yarasaya dokunmaktan kaçınmalıdır. Yarasa dişi, uyurken ısırılan hayvan veya insanın hissetmeyeceği kadar küçüktür. Isırılma ve temas durumlarında en yakın sağlık kuruluşuna gidilmeli, özellikle kuduz önlemi alınmalıdır. Yarasalar birçok bitki türü için çok önemlidir, çünkü bitkilerin tozlaşmasında rol oynarlar. Sadece tozlaşmada değil aynı zamanda, bitkilerin tohumlarının taşınmasında da rol oynayarak bu bitki türlerinin varlığının devamında önemli görev yapmış olurlar. 1-2 milyonluk bir yarasa kolonisinin, bir gecede 5-10 ton kadar zararlı böceği yediği hesaplanmıştır. Birçok ülkede, diğer yabani hayvanlar gibi yarasaların da korunma kanunları çıkarılmıştır. Hatta kolonileri rahatsız edenlere bile ağır cezalar uygulanarak doğal dengede rol oynayan bu hayvanlar koruma altına alınmıştır.

KAYNAK: vize.com
POLEN YİYEN YARASALAR
Her canlı yaşadığı ortamın koşullarına ve sahip olduğu bedensel özelliklere göre farklı beslenme şekillerine sahiptir. Çünkü Allah her canlının rızkını benzersiz bir şekilde yaratandır. Doğadaki sayısız canlıdan sadece bir tanesi olan yarasaların bir türü çiçeklerden aldığı nektar ile beslenir. Fakat yarasalar gece yaşayan canlılardır. Bu nedenle gündüz açan çiçekler yarasaların işine yaramaz. Oysa yarasalar için özel çiçekler yaratılmıştır. Yarasalar tarafından döllenen çiçeklerin en önemli özelliği gece açan çiçekler olmalarıdır. Beyaz, yeşilimsi ve mor renklere sahip olan bu gece çiçekleri öyle güçlü bir kokuya sahiptirler ki gece uçan kör yarasalar onları kolaylıkla bulabilirler. Bu çiçekler ayrıca çok bol miktarda nektar da üretirler. Bu, yarasaların çiçekleri bulmalarını daha da kolaylaştırır. Gece çiçekleri de görüldüğü gibi genelde ağacın gövdesinde büyüyen balkabağı çiçeği gibi veya yapraklarını sarkıtan çiçeklerdir. Bu özellikleri onları yarasaların kolayca ulaşabileceği çiçekler haline getirir.
0 Yorum Yap
yarasa nedir? yarasa nedir?
2010-04-03T23:59:27+03:00
Kanatlı bir memeli olan ve kuşlar grubunda yer alan yarasanın 200 cins ve 17 familya içinde 900 – 1000 türü vardır. Kanatları açık durumdaki boyları 5 cm'den 150 cm'ye kadar değişebilir. Dünyanın her bölgesinde yaşarlar, ancak tropikal bölgelerde sayıları daha fazladır. Yarasalar çok miktarda böcek tükettikleri için, dünyanın dengesi açısından büyük önem taşırlar.

Kaynak: vikpedi
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar