Yunus Emre

Yunus Emre, Türk ozanı (Sarıköy, Sakarya yöresi, 1240?-Sarıköy, 1320) Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır.

YUNUS EMRE (türkçe) anlamı

1. (Vefat Mi: 1320) Porsuk Nehri'nin Sakarya'ya döküldüğü yere yakın Sarıköy'de doğduğu söylenir. Tasavvufî halk edebiyatının veli şâiri olan Yunus Emre
2. yaşadığı devirde halk tabakasını irşad ve tenvir etmiştir. Bir çok memleketleri ve bu arada Konya
3. Şam ve Azerbeycan'ı dolaştı. Konya'da Mevlâna ile görüştü. Risalet-in Nasuhiye isminde Mesnevî tarzında bir eser yazdı. Şiirleri daha sonra Divan adlı bir kitapta toplandı.Mevcudattaki her zerrede Cenab-ı Hakk'ın varlık ve birliğini okutturan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri
4. bir eserinde
5. sinek kanadının hârika san'atından
6. tevhide delil ve alâmet olduğundan bahsederken şöyle der:- Bir sineğin kanadı
7. vücudu ne kadar hârika bir san'at-ı Rabbaniye olduğuna lâtifâne bir işaret olarak meşhur Yunus Emre'nin bu fıkrası ne güzel bildirir:Bir sineğin kanadın
8. kırk kağnıya yüklettim. Kırkı da çekemedi
9. şöyle kaldı yazılı...
Yunus Emre öldüğünde, 81 yaşındaydı.
Yunus Emre, günü, bir Perembe günü doğdu. Yaşasaydı 82. yaşına basacağı bir sonraki doğum gününe, bugünden itibaren 38 gün vardı.
Yunus Emre'nin burcu Oğlak burcuydu.
Hayır, Yunus Emre 01/01/1970 tarihinde öldü.


Türk Halk ozanı Yunus Emre
Türk Halk ozanı Yunus Emre
Yunus Emre on üçüncü yüzyıl tasavvuf şâiri. Hayâtı ve kimliği hakkında kesin bilgi yoktur. Şiirleri asırlar boyunca zevkle ve hayranlıkla okunmuş, yalnız ülkemizde değil birçok ülkelerde de ilgi uyandırmış bulunan müstesna bir şahsiyettir. Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk’ün İslam’a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış bir gönül adamıdır. Bazı kaynaklarda Anadolu’ya gelen Türk boylarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir’de öldüğü yolundaki rivayetlerde olduğu gibi.
Bazı kayıtlardan ve şiirlerinden 1240 yıllarında doğduğu, 80 sene civarında yaşadığı, Bolulu olduğu, Eskişehir-Sarıköy’de (Bugünkü ismi Yûnus Emre) vefat ettiği ve buraya defnedildiği anlaşılmaktadır.
Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır.
Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış bir gönül adamıdır.
Bazı kaynaklarda Anadolu'ya gelen Türk boylarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü yolundaki rivayetlerde olduğu gibi. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde "Yunus Emre" adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden "makam" adı verilen yer vardır.
Bir garip öldü diyeler Üç gün sonra duyalar Soğuk su ile yuyalar Şöyle garip bencileyin
diyen Yunus, belki de doğduğu ve yaşadığı topraklardan çok uzaklarda bu dünyadan göçüp gittiğini anlatmak istemektedir.


Tedavüldeki en büyük banknotumuz olan 200 TL'nin ön yüzünde Atatürk arka yüzünde ise Yunus Emre'nin resmi yer almaktadır.
Tedavüldeki en büyük banknotumuz olan 200 TL'nin ön yüzünde Atatürk arka yüzünde ise Yunus Emre'nin resmi yer almaktadır.
Anadolu Tekke edebiyatının kurucusu sayılan Yunus Emre’nin yaşamı konusunda, kayıtlara geçmiş kesin bilgiler yoktur. Bütün bilinenler söylencelere, özellikle Bektaşi Velayetnamesi’nin belirttiğine göre Yunus Emre, yoksul bir köylüydü. Kıtlık başgösterince buğday istemek için, kerametini duyduğu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına gitti. Kendisine üç kez”buğday mı, himmet mi”istediği sorulunca, buğday istediğini söyledi. Ancak daha sonra pişman olarak geri döndü ve “himmet”i istediğini söyledi. Kendisine, himmet anahtarının Taptuk Emre’ye verildiği, gidip ona başvurması gerektiği söylenince, derviş olarak Taptuk Emre’nin dergâhına girdi. O dönemde bütün mutasavvıfları Hacı Bektaş Veli’ye bağlamaya çalışan Bektaşi Velayetnamesi’nde Yunus Emre’nin tasavvuf yoluna girişi böyle anlatıldıktan sonra yaşamı konusunda kesin olmayan kimi bilgiler verilmektedir.
Şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Yunus Emre’nin, ümmi(okuması yazması olmayan) bir ozan değildir;tersine medrese eğitimi görmüş, Kur’an ve hadis bilimini öğrenmiş bilgili bir kimsedir. Tasavvuf düşüncesini İşlerken, özgün bir yaratıcılık göstermesi bunu kanıtlamaktadır. Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışı, kimi araştırmacılarca Mevlana’ya bağlanır. Kendisi de şiirlerinde Mevlana’ya olan sevgi ve bağlılığı dile getirir. Konya’ya giderek Mevlana’ya görüştüğü de bilinmektedir. Bundan başka, Anadolu’nun birçok yöresini, Azerbaycan’ı ve Şam’ı gezdi. Henüz siyasal birliğin kurulmadığı dönemde Anadolu’da tasavvuf düşüncesini, lirik ve içten şiirleriyle benimsettiği, kendisini şeyh olarak kabul ettirdiği geniş halk kitlelerince ermiş sayıldı. Birçok halk ozanı Yunus Emre mahlasıyla şiir yazdı. Çeşitli yerlerde, mezarı olduğu ileri sürülen “makam”larının olması, Yunus Emre’nin günümüzde bile birleştirici özelliğini göstermektedir. Mezarının Sarıköy2de bulunduğu kabul edilerek burada bir Yunus Emre anıt-türbesi yapılmıştır (1970).
Anadolu’da tekke şiiri geleneğini başlatan ve bu geleneğin en önemli temsilcisi olan Yunus Emre, şiirlerinde, tasavvufa uygun düşünce ve yaşam biçiminin değerlerini dile getirdi. Katışıksız, içten bir Tanrı sevgisinin temelini oluşturduğu bu şiirlerde, yaşamın gelip geçiciliğini, dünya malının insandaki cevheri yozlaştıracağını, bağlılığın, acımanın, erdemli olmanın önemli olduğunu, insanın kendisini Tanrı’dan uzaklaştıracak nefis düşkünlüklerini yenmeyi bilmesi gerektiğini vurguladı. Yunus Emre’nin şiirlerinin çıkış noktalarından biri de, insanı sevmeye verdiği önem oldu. Ona göre, insandaki(kendisindeki) tanrısal özü görüp, ikiyüzlülükten uzak sevebilen insan, olgun insandır;çünkü, insanı seven, Tanrı’yı sever. Gerçekte bu sevgi bütün varlıklar için aynı olmalıdır. Çünkü her varlıkta tanrısal öz vardır(vahdet-i vücut:çokluğun birliği). Yunus Emre’nin önerdiği bu sevgiye dayanan yaşama biçimi ve düşünce sistemi daha sonra gelen pek çok ozanca, yüzyıllar boyunca yaşatılarak etkisini duyurdu.
Yunus Emre, hem aydınlara, hem de halk kitlelerine seslendiği şiirlerinde aruza da, heceye de yer verdi. İlahilerini heceyle, klasik koşma biçiminde ve halkın konuşma dilindeki kullanımlarıyla, deyimleriyle çeşitlendirdiği yalın bir dille yazarken, kimi şiirlerinde yalın dilden ayrıldı, musammat gazel biçimini kullandı. Bununla birlikte, bütün şiirlerinde Türkçe sözdizimini bozmadı. Saf bir Tanrı sevgisini kaynak olarak alması, içtenlikli anlatımı, sanatlı söyleyişe yönelmemesi, karmaşık tasavvuf düşüncesini halka sevdirmesinde ve öğretmesinde en önemli etken oldu. Yunus’un şiirleri bestelenerek tekkelerde eğitim amacıyla okundu.
Yunus Emre’nin Divan’ını oluşturan şiirleri dışında öteki yapıtı, on üç beyitlik bir ön bölüm, bir nesir bölümü, 550 beyitlik üçüncü bölümden oluşan ve aruzla yazılan Risalet-ün-Nushiyye’dir. (Öğütler Kitabı, 1307). Yunus Emre’nin yaşamı ve düşünceleri, çağdaş sanatçılara da esin kaynağı oldu. Bunlar arasında Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu(1946), Nezihe Araz’ın Dertli Dolap(1961) romanı. Recep Bilginer’in Yunus Emre (1974) oyunu sayılabilir.

Eserleri

Yunus Emre’nin bilinen iki eseri vardır:
1. Risâlet-ün-Nushiyye: Mesnevî şeklinde, “Fâilâtün Fâilâtün Fâilün” vezniyle yazılmış tasavvufî, ahlâkî, dînî bir eserdir.
2. Dîvân: Yûnus Emre Dîvânının birçok yazma nüshaları vardır. Fakat bu Dîvân’daki bütün şiirlerin Yûnus Emre’nin olduğu söylenemez. Yûnus tarzında söylenen daha sonraki şâirlerin şiirleri de karışmıştır. Taş basması nüshaları da vardır.

Bunlar dışında:

1-Fatih Nüshası:Yunus Emre'nin en çok bilinen eseri Divan'ıdır.Fakat bu eserin aslını veya en eski nüshasını tespit etmek çok zordur. Yunus Emre divanı'nın Türkiye, dünya veya şahıs kütüphanelerinde elliden fazla yazma nüshası bulunmaktadır. Bu eserler daha sonra şifahi olarak derlenmiş veya bir yazmadan istinsah edilmiş nüshalardır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda Yunus Emre'nin kendi kaleminden çıkmış bir nüshaya rastlanmamıştır. Eski ve yeni el yazması Yunus Emre divanları içinde 15. y.y.da istinsah edildiği anlaşılan Süleymaniye Kütüphanesi- Fatih bölümünde bulunan el yazması nüshadır. Fatih nüshası istinsah tarihi belli olmamakla birlikte, yazı karakteri, imla ve kağıt özellikleri yönüyle 15. y.y özelliklerdi arzetmektedir. Huruf-u Hece usulüne göre tertip edilen bu eser, her yönüyle 15. y.y özelliklerdi arz etmektedir. Huruf-u Hece usulüne göre tertip edilen bu eser, bilinen Yunus Emre Divanlarının en iyisidir, ancak istinsah edeni bilinmemektedir. Bu eser Süleymaniye Kütüphanesi- Fatih Kitapları bölümünde 3889 no'da kayıtlıdır. 210 yapraklı olan Divan nesih yazılı olup, içinde 203 adet şiir bulunmaktadır.
2-Nuruosmaniye Nüshası: Nuruosmaniye Kütüphanesi 4904 no'da kayıtlıdır. 315 yapraktan müteşekkildir ve içerisinde 219 adet şiir bulunmaktadır. İstinsah tarihi H.940, M.1534 dür.
3-Yahya Efendi Nüshası: Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Hahmud Efendi bölümünde 3480 no'da kayıtlıdır. 107 yapraktan oluşan bu Divan'da 302 şiir yer almaktadır. 16.y.y.da istinsah edilmiştir.
4-Karaman Nüshası :Karaman nüshası olarak bilinen bu nüsha Merhum Baha Kayserilioğlu'nun elindeki nüshadır.
5-Balıkesir Nüshası: Bu nüsha Balıkesir İl Halk Kütüphanesi 451 no'da kayıtlıdır.
6-Niyazı Mısri nüshası: Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Kütüphanesinde 303 numarada kayıtlıdır. Şerh-i Gazel-i Yunus Emre adlı bu nüsha H.1127 tarihinde istinsah edilmiş olup, 16 yapraktan oluşmuş ve nesih yazı ile yazılmıştır.
7-Bursa Nüshası: Bursa İl Halk Kütüphanesi Eski Eserler Bölümünde 882 numarada kayıtlıdır. Nesih Yazı ile yazılmış olan bu nüshada 120 şiir bulunmaktadır ve 53 yapraktan oluşmuştur.
RİSALET-ÜN NUSHİYYE (Ögütler Risalesi): Mesnevi biçiminde, aruz ölçüsü ile yazılmış bu şiir 573 beyittir. Başta 13 beyitlik bir başlangıçtan sonra, kısa bir düz yazı vardır. Arkasından destanlar gelir. Destanlarda Ruh, Nefis, Kanaat, Gazap, Sabır, Haset, Cimrilik, Akıl konuları işlenir. Öğretici ve öğüt verici bir eserdir. Risalenin sonunda yazıldığına göre "Söze tarih yedi yüz yediydi" mısraından H.707 de M. 1307 veya 1308 da yazıldığı anlaşılmaktadır.

Şiirleri

Yûnus Emre’nin şiirlerinden:
DOLAP
Benim adım dertli dolap Suyum akar yalap yalap Böyle emreylemiş Çalap Derdim vardır inilerim
Ben bir dağın ağacıyım Ne tatlıyım ne acıyım Ben Mevlâya duâcıyım Derdim vardır inilerim
Beni bir dağda buldular Kolum kanadım yoldular Dolaba lâyık gördüler Derdim vardır inilerim
Dağdan kestiler hezenim Bozuldu türlü düzenim Ben bir usanmaz ozanım Derdim vardır inilerim
Şol dülgerler beni yondu Her âzâm yerine kondu Bu iniltim Hak’tan geldi Derdim vardır inilerim
Suyum alçaktan çekerim Dönüp yükseğe dökerim Görün beni neler çekerim Derdim vardır inilerim
Yûnus bunda gelen gülmez Kişi murâdına ermez Bu fânide kimse kalmaz Derdim vardır inilerim

Dağlar ile taşlar ile Çağırayım Mevlâm seni Seherlerde kuşlar ile Çağırayım Mevlâm seni
Su dibinde mâhiyle Sahralarda âhû ile Abdal olup yâhû ile Çağırayım Mevlâm seni
Gökyüzünde Îsâ ile Tûr Dağında Mûsâ ile Elindeki asâ ile Çağırayım Mevlâm seni
Yûnus okur diller ile Ol kumru bülbüller ile Hakk’ı seven kullar ile Çağırayım Mevlâm seni

Canlar canını buldum Bu canım yağma olsun Assı ziyândan geçtim Dükkanım yağma olsun
Ben benliğimden geçtim Gözüm hicâbına açtım Dost vaslına eriştim Gümânım yağma olsun
İkilikten usandım Birlik hanına kandım Dürd-i şarabın içtim Dermânım yağma olsun
Varlık çün sefer kıldı Dost ondan bize geldi Virân gönül nur doldu Cihânım yağma olsun
Yûnus ne hoş demişsin Bal ü şeker yemişsin Ballar balını buldum Kovanım yağma olsun

Aşk îmândır bize gönül cemaat Dost yüzü kıbledir, dâimdir salât Dost yüzün göricek şirk yağmalandı Onunçun kapuda kaldı şeriat
Kimsenin dînine hilaf demeyiz Dîn tamam olunca doğar muhabbet Yûnus öyle esridi ol kapıda Diler ki olmaya ebedî azad

Kılalım seyrân, edelim Cevlân Mest olup hayran şeyh eşiğinde
Nice bir ülfet, edelim uzlet Çekelim halvet şeyh eşiğinde
Bıraktım ârı, istedim yârı Kestim zünnârı şeyh eşiğinde
Aldım himmeti, geçtim zulmeti Buldum hayâtı şeyh eşiğinde
Yûnus’um elhak Didar’a müştak Eriştim aşka şeyh eşiğinde

Bilirim seni, yalan dünyâsın Evliyâları alan dünyâsın
Kaçan kurtulsa, kuş kurtulaydı Şâhin kanadın kıran dünyâsın
Sevdiğim aldın, beni ağlattın Dönüp yüzüme gülen dünyâsın
Süleymân tahtın sen vîrân kıldın Masumlar boynunu buran dünyâsın

Severim ben seni cândan içerü Yolum vardır bu erkândan içerü
Şerîat, tarîkat yoldur varana Hakîkat, mârifet andan içeri
Beni bende demen bende değilim Bir ben vardır bende, benden içerü
Süleymân kuş dilin bilür dediler Süleymân var Süleymândan içerü
Tecelliden nasib erdi kimine Kiminin maksudu bundan içerü
Senin aşkın beni benden aluptur Ne şirin derd bu dermandan içerü
Miskin Yûnus gözü tuş oldu sana Kapunda bir kuldur senden içerü

Sözleri

İyi sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir Söz aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir
Zehirle pişmiş aşı, kim yemeye gelir.
Seni sigaya çeken bir molla kasım gelir.
Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.
Bütün âlemi bir şahsiyette toplamak, Cenab-ı Hakka zor gelmez..
Kasdım budur şehre varam Feryâd u figan koparam!
Ne elif okudum ne cim, varlığındadır kelecim
Gönül kitabından okur, eline kalem almadı. Bundan dahı virdün bize, ol huriyi çüft ü halâl
Andan dahi geçti arzum, azmüm sana kaçmağ-i çün.
Mevlânâ Hüdâvendigâr bize nazar kılalı
Anun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır.

Yunus Emre Müzesi

Yunus Emre Müzesi, Eskişehir İli Mihalıççık ilçesi Yunus Emre (eski Sarıköy) köyündeki müzedir; Kültür Bakanlığı'nca Yunus Emre Türbesinin mimarisine uygun olarak 13 yüzyıl mimarisi tarzında yapılmış ve 1974 yılında ziyarete açılmıştır.
Müzenin bir bölümünde, Yunus Emre Zaviyesine ait 4 berat, 7 muhasebe koçanı, birinci ve ikinci mezarlarından nakli sırasında çekilmiş fotoğraflar ile Yunus Emre'yi tanıtıcı kitaplar sergilenmektedir. Diğer bölümlerde ise bölgenin etnografik malzemeleri ile Selçuklu dönemi taş süslemeciliğinin en güzel örneklerini veren mimari parçalar sergilenmektedir

Ayrıca bakınız

Yunus Emre - Görüşleri ve sanatı
Yunus Emre - Yaşam felsefesi
Yunus Emre Müzesi
Önceki Paylaşımlar