Anadolu Ajansı

Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ile adeta özdeştir. Öyle ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı, devleti kuran bu kurumun çıkardığı ilk yasaları duyurdu; Milli Mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasına, Cumhuriyet devrimlerine tanıklık etti.

Anadolu Ajansı hakkında detaylı bilgi

Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ile adeta özdeştir. Öyle ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı, devleti kuran bu kurumun çıkardığı ilk yasaları duyurdu; Milli Mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasına, Cumhuriyet devrimlerine tanıklık etti.

Anadolu Ajansı, "Atatürk" adı ile de adeta özdeşleşmiştir. Anadolu Ajansı muhabirleri, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün her çalışmasında yanında oldular; yurt gezilerini izlediler, halka seslenişini, gösterdiği hedefleri, en iyi biçimde duyurdular; haberleriyle Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimlerinin kök salması için, çaba gösterdiler. AA muhabirlerinin yazdıkları haberler, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti konularında hazırlanan kronolojilerde yer aldı; Atatürk’ün söylev ve demeçleri ile ilgili eserlerde, Atatürk’ün yurt gezilerini anlatan kitaplarda, tarih ve anı kitaplarında Anadolu Ajansının haberlerinden sıkça yararlanıldı. AA muhabirleri, Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti ve halkı için gerçekleştirdiği her güzel şeyde yaşadığı sevince, mutluluğuna tanıklık ettiler; hastalığında, O’nun sağlığına ilişkin haberleri duyururken hüzünlendiler. Atatürk’ün ölümünde ise vatandaşlara da dağıtılan ve onların gözyaşları içinde okudukları hükümetin “Resmi Tebliğ”inin yer aldığı bülteni yazmanın acısını içlerinde hissettiler.

Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türk Basın Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi için de önem taşımaktadır. Türk basınının gelişmesine öncülük eden Yunus Nadi Abalıoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı Atay gibi kalemler, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi Türk Edebiyatının önemli yazarları ve araştırmacıları ve daha niceleri, Anadolu Ajansının kuruluşundan itibaren kurumda görev aldılar, onun gelişmesi için uğraş verdiler. Anadolu Ajansı, Türk dış politikasının, Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve günlük yaşamının da tanığıdır. O yüzden AA’nın haberleri ve fotoğrafları, bütün araştırmacılar için birinci elden kaynak niteliğini taşımaktadır.

Anadolu Ajansı'ndan önce

Anadolu Ajansı, Milli Mücadelenin başlarında, girişilen milli davanın sesinin her yana duyurulmasına yönelik doğru ve yansız haberciliğe duyulan büyük ihtiyaçtan ortaya çıktı. Anadolu Ajansı kurulmadan önce; Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, 30 Ekim 1918’de ağır koşullar içeren Mondros Mütarekesi’ni imzalamış Osmanlı İmparatorluğu merkezinde, Türkiye-Havas Reuter ajansı çalışmalarını sürdürmekteydi. Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’u fiilen işgal eden Müttefikler ile Damat Ferit Paşa Hükümeti arasında varılan uzlaşma gereğince yabancılara haber imtiyazı verilerek kurulan Türkiye-Havas Reuter ajansının yayınladığı haberler, Türkiye’nin çıkarlarına değildi. Mustafa Kemal Paşa da bu ajansın uydurma, karışıklık çıkarmaya ve zihinleri bulandırmaya yönelik haberlerinden rahatsızlık duymaktaydı.

İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgalinden dört gün sonra 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkarak Milli Mücadelenin meşalesini tutuşturan Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da giriştiği kurtuluş hareketinin sesini duyurmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu. AA’nın kuruluşundan önce, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanan Sivas Kongresi’nde alınan kararların duyurulması amacıyla adını kendi koyduğu İradei Milliye gazetesinin 14 Eylül 1919’da yayınlanmasını sağlayan Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişinden hemen sonra, ilk işlerden biri olarak gazete konusuna el attı ve 10 Ocak 1920’de yayın hayatına başlamasına öncülük ettiği Hakimiyeti Milliye gazetesinin de adını koydu.

Anadolu Ajansı kuruluyor

İstanbul'un 16 Mart 1920'de resmen işgali ve Meclisi Mebusanın kapanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da toplanacak Meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile 19 Martta illere, komutanlıklara bildirdi. Artık İstanbul’da kalınamayacağını gören bazı aydınlar da bir süredir Milli Mücadeleye katılmanın yollarını aramaktaydı. Bu gelişme, Anadolu Ajansı’nın kuruluşunu da sağlayacaktı. Ankara’ya doğru yola çıkan iki ayrı kafilede yer alan Yeni Gün gazetesinin sahibi Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile gazeteci yazar Halide Edip (Adıvar), 31 Mart'ta Geyve'de buluştular. Trenle yollarına devam eden “millici” iki aydın, Geyve-Akhisar (şimdiki adıyla Pamukova) istasyonundaki mola sırasında Ankara’ya gider gitmez ilk iş olarak “bir ajans teşkilatı” kurulmasının gerekliliğini görüştüler. Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adını konuşurlarken; “Türk, ” “Ankara, ” “Anadolu” seçenekleri arasından “Anadolu Ajansı”nda karar kıldılar.

"Anadolu Ajansı" ismine nasıl karar verildi?

Yunus Nadi anılarında, Halide Edip ile istasyondaki mola sırasında aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatıyor: “Mart 31, sene 920. Geyve'ye muvasalatımızın dördüncü günü ve üçüncü sabahıdır. Bugün Ankara'ya doğru yolumuza devam edeceğiz, çünkü beklediğimiz Halide Edib hanım kafilesi dün akşam üstü Geyve’ye geldiler. “Halide Edib hanım ile ancak Akhisar istasyonundaki bir mola sırasında ayak üstü biraz görüşebildim.”. Bu konuşma sırasında Halide Edip, Anadolu’nun haklı davasını bütün dünyaya anlatabilmek amacıyla “bir ajans teşkilatı” kurma önerisinde bulunur: “... gider gitmez bir ajans teşkilatı kuralım, o vasıta ile dahile ve harice söyleriz.
  • - Birinci şart hanımefendi. Sonra tabii bunun teferruatı gelir; mesela ilk merhalede neşriyat, ki başlı başına teşkilata ihtiyaç gösterir. Sonra propagandanın envaı...
  • - Tabii sıra ile hepsi yapılır. Fakat benim fikrimce ilk iş ajans olmalıdır. Hatta isterseniz adını burada koyuverelim: Mesela Türk Ajansı, mesela Ankara Ajansı, mesela Anadolu Ajansı... daha da bulunabilir.
  • - Bana (Anadolu Ajansı) en iyi bir isim gibi görünüyor.
  • - Bana da öyle. Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadoludur. O halde kararımızı vermiş olalım: Anadolu Ajansı...
  • - Evet Anadolu Ajansı hanımefendi...”


Ateş Altında Haber Yolculuğu

Anadolu Ajansı’nın ateş altındaki haber yolculuğu da Yunus Nadi ile Halide Edip’in, Geyve’nin Akhisar kazası istasyonunda yaptıkları, işte bu konuşmayla başladı.

Kafile Ankara’ya 1 Nisan 1920’de ulaştı. Yunus Nadi’nin ifadesiyle “4 veya 5 Nisan akşamı” Mustafa Kemal Paşanın karargahı Ziraat Mektebinde (şimdi Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü), yemekten sonra Anadolu Ajansı’nın kurulması gündeme getirildi.

Kaynaklar:

http://www.aa.com.tr

Linkler:

http://www.aa.com.tr
İlgili Konu Başlıkları Tümü

3. Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri

3. Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri, 26 Şubat 2013 tarihinde tiyatro ve sinema oyuncusu Sadri Alışık anısına verilen tiyatro ödülleridir.

Cihan Haber Ajansı

Cihan Haber Ajansı (CİHAN), yayın hayatına 1 Ocak 1994 tarihinde başlayan, uydu ve İnternet üzerinden 24 saat aralıksız yazılı, fotoğraflı ve görüntülü haber servisi yapan Türk haber ajasıdır.

Haberleşme

İletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. Organizmaların çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmalarına olanak tanıyan bir süreçtir.

AJANS

Alm. Nachrichtendienst (m), Fr. Agence d’informations, İng.

AA

AA kısaltması aşağıdaki anlamlara gelebilir:

Kemalettin Kamu

Kemalettin Kamu 15 Eylül 1901'de Bayburt'ta doğdu. İstanbul Erkek Öğretmen Okulu'ndayken Anadolu'ya geçti. Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi'nde (bugünkü adıyla Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü) çalıştı. Okulunu bitirdikten sonra Anadolu Ajansı'nda ...

Ahmet Muhip Dranas

1908'de İstanbul'da doğdu. İlkokulu Sinop'ta tamamlayan Dıranas, ortaöğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde yaptı. Ankara Hukuk Fakültesi'nde okurken fakülteyi yarıda bırakarak İstanbul'a geldi. Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi, bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi'nde ...

Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı 4 Ekim 1910'da Diyarbakır'ın Camii kebir mahallesinde doğdu. Asıl adı "Hüseyin Cahit" -tir. "Nümune-i Terakki-i Hamidi Mektebi-i İptidaisinde başladığı İlk öğrenimini "Mektebi-i Sultani’ nin iptidai kısmında tamamladı. İlk okuldan sonra İstanbul'a ...

14 Ocak

14 Ocak Gregorian takvimine göre yılın 14. günüdür. Sonraki sene için 351 gün var (Artık yıllarda 352).

1 Mart

1 Mart Gregorian Takvimine göre yılın 60. günüdür. Sonraki sene için 305 gün var (Artık yıllarda 306).

11 Mart

11 Mart Gregorian Takvimine göre yılın 70. günüdür. Sonraki sene için 297 gün var (Artık yıllarda 298).

6 Nisan

6 Nisan Gregorian Takvimine göre yılın 96. günüdür. Sonraki sene için 269 gün var (Artık yıllarda 270).