Gemerek

Gemerek: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.453 olup, 8646’sı ilçe merkezinde, 39.807’si köylerde yaşamaktadır.

Gemerek

Gemerek: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 48.453 olup, 8646’sı ilçe merkezinde, 39.807’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 38 köyü vardır. Yüzölçümü 115 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir. İlçe toprakları dağlar ve yüksek düzlüklerden meydana gelir. Kuzeyinde Akdağlar, kuzeydoğusunda İncebel Dağları, güneydoğusunda Uzunyayla yer alır. Başlıca akarsuyu Kızılırmak’tır. Göksu Çayı üzerinde bulunan Sızır Çağlayanı ilin en büyük çağlayanıdır. Çağlayanın üzerinde bir hidroelektrik santrali vardır. Şarkışla-Gemerek Ovası verimli bir tarım alanıdır. İlçede kara iklimi hüküm sürer.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, arpa, çavdardır. Akarsu kenarlarında sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılır. Hayvancılık önemli gelir kaynaklarındandır. En çok sığır beslenir. İlçe topraklarında mermer ve linyit yatakları vardır. Köylerde kilim ve heybe dokumacılığı yaygındır. İlçede bir tuğla fabrikası, Cepni köyünde ise bir yem fabrikası vardır.

İlçe merkezi Kızılırmak Vadisinde Kayseri-Sivas karayolunun 2 km batısında kurulmuştur. İl merkezine 116 km mesafededir. Kayseri-Sivas demiryolu ilçenin 2 km kuzeyinden geçer. 1953’te ilçe olan Gemerek’in belediyesi 1881’de kurulmuştur.

Coğrafi Konum : Sivas'ın batı tarafında yer alan ilçe, doğuda Şarkışla, güneybatısında Kayseri, kuzeybatısında Yozgat ile çevrilmiştir. Yüzölçümü 1150 km2'dir. Rakımı 1200m'dir. Tamamen karasal iklimin tesiri altındadır. Kışları soğuk, yazları sıcak ve kurak geçer. Maksimum ısı 40, minimum ısı -34.4 derece ve yılın 125 ile 145 gününde don olayı görülür. Sızır kasabasının kuzey batısı ormanlık alanlarla kaplı olup bu bölgede çok sayıda yayla mevcuttur. Bunlardan bazıları; Kaymaklı,Taalti kısık ve karmıklı yaylalarıdır.

İlçenin Tarihçesi : İlçe olarak kuruluş yılı 1953'tür. 38 yerleşim ünitesinden 5'i kasaba, 33'de köy bulunmaktadır. tarih bakımından ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmekle beraber,Malazgirt savaşından sonra bazı Türk aşiretleri tarafından kurulduğu söylenmektedir.

Osmanlı İmparatorluğunun yükselme devrinde kasaba olduğu ve Kanuni Sultan Süleyman'ın Nahçıvan Seferi sırasında burada konakladığı kitabe ve mezar taşlarından anlaşılmaktadır.

Tarihi Değerler :

Şahruh Bey Mescidi (Merkez Camii) : Camii, giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre, Dülkadiroğullarından Alaüddevle'nin oğlu Şahruh bey tarafından yaptırılmıştır.1749 yılında Arslan Paşa oğlu Ahmet bey ve 1822'de Çapanoğulları tarafından tamir ettirilmiştir.

Camii dikdörtgen planlı düz tavanlıdır. Harimin kuzeyinde bir üst mahfil ile güneyde altı sıra mukarnas kavsarlı beşgen bir mihrap bulunur.

Çepni Camii : Camii, giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre,1530 tarihinde Kızılkocaoğlu İsa bey tarafından yaptırılmıştır.1826 ve 1898 yıllında onarım geçirmiştir. İç mekan güneyde en büyük olmak üzere dört eyvanımsı nişlerle genişletilmiştir. Orta kısım kare planlı çapraz tanozla örtülüdür. Tonozun ortasında sekizgen kaideli kubbecik yer alır. Yan kenarlar sivri kemer alınlıklı ve beşik tonoz örtülüdür. Güney kanat diğerinden daha büyüktür. Yapının batısında üç bölümlü bir cemaat yeri ile minare bulunur. Mihrap orijinal durumunu korumuş olup, çok güzel alçı süslüdür.

İnkışla Camii: Camiinin kuzeyindeki giriş kapısı üzerinde pek iyi okunulamayan bir kitabesi vardır. Köy halkının verdiği bilgiye göre camii Yozgatlı Safiye Hatun etrafından yaptırılmıştır,bugün büyük bir kısmı yenilenmiştir. Üç sahınlıdır. Sahınları ikişer sıra direk birbirinden ayırır. Direkler üzerinde "S" konsollar yer alır.

İnkışla Hamzalı Mevkii Camii: Camiinin duvarları ve mihrabı ayaktadır. Üst örtüsü yıkılmıştır. Kesine taş olan yapının çok eski olduğu ve yanında bir hazinenin bulunduğu köy halkı tarafından söylenir.

Çepni Hamamı I : Camiinin vakfı olabileceğini tahmin ettiğimiz hamam, camiinin güneyinde ona 15-20 m kadar uzaklıktadır. Bazı yapı öğelerinden camii ile asırdaş olabileceğini akla getirmektedir. Dıştan iki büyük kubbeli ve dikdörtgen planlıdır.

Çepni Hamamı II : Alabey mahallesi dervişağa bahçesinde şehir sularının yanında yer alan hamam, bugün harap ve bakımsızdır.

Çok eski olduğunu tahmin ettiğimiz yapı, üç mekanlıdır. Doğuda ki mekanlardan biri enine dikdörtgen planlı sivri beşik tonos örtülü, diğeri kare planlı üzeri yelpaze tromp geçişli kubbe ile örtülüdür.

Batıdaki sıcaklık ise; Enine dikdörtgen planlı ortası kubbe iki yanı beşik tonos örtülüdür. Tüm bölümlerde kapı ve tromplar sivri kör kemer nişi içine alınmıştır.

Şahruh Köprüsü : Ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmeyen bu köprü, 1538 yılında Şahruh Bey oğlu Mehmet han tarafından kölesi Behram'a eliyle tamir ettirmiştir. Kitabesi Sivas müzesindedir.

Köprü, kuzey-güney doğrultusunda uzanan 155x5,50 m. boyutlarında sekiz gözlü bir yapıdır. Köprü kuzeyden üçüncü açıklık üzerinde harpuşda yaparak yükselir.

Sızır Eskiköy Ören Yeri : Sızır kasabasının güneydoğu girişinde eskiköy adıyla anılan mevkidedir. Elde edilen buluntular bu bölgenin çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Kayalık ve yeşil bir alan içerisinde bulunan bu bölgede birçok mağara vardır. Bölgenin doğusunda bulunan çağşak mevkiinde yüze yakın mağara bulunmaktadır. Bunlardan bazıları çeşitli nedenlerden dolayı tahrip olmuştur. Eskiköy'de necip'in ini adıyla anılan mağara yeraltı şehrini andırmaktadır. 25-30 m.'ye kadar içerisine girilebilmekte ve içeride odalara ayrılmaktadır. Yine bu bölgenin güneydoğusunda bulunan Köşkbaşı adıyla anılan yerde bir Köşk bulunduğu, burada bulunan arkeolojik kalıntılardan anlaşılmaktadır. Maalesef bu kalıntılar zaman içerisinde bilinçsizce halk tarafından çeşitli yerlerde kullanılarak tahrip edilmiştir.

Sızır'da bu ören yerlerinden başka; Karacaören ve Dendeliz ören yeri ile kasabanın kuzeybatısında ormanlık bir alan içerisinde bulunan Çatalsay mevkiinde de bir su sarınıcı kalıntısı bulunmaktadır. Bütün bu kalıntılardan Sızır'ın Roma ve Bizans döneminde yerleşim merkezi olduğu sanılmaktadır.

Sızır Kalesi : Sızır kasabasının şu andaki yerleşim merkezi olup, görünen kalıntı yoktur. Kasabanın merkezinde bulunan Hüyük'ün çevresi çok önceleri su ile çevrili olduğu, zamanla suların çeşitli tabii nedenlerden çekildiği ve Roma Kralı Sezar zamanında buraya bir kale yapıldığı tahmin edilmekte, bundan dolayı Sızır'ın adının Sezar'dan geldiği söylenmektedir. Kale üzerinde bulunan mahalle şimdi Kalebaşı mahallesi olarak anılmaktadır.

Diğer bir rivayete göre de bu bölgede fazla suyun sızması sonucu önceleri Sızar diye anıldığı sonradan Sızır'a dönüştürüldüğü ifade edilmektedir.

Gemerek

Sivas iline bağlı ilçelerden biri.
Sızır Kasabası Şelalesi ile ünlüdür. Ayrıca tarihi kalıntılar, mağaralar, yaylalar, piknik alanları görülmeye değer. Yeşillik ve sulak bir beldedir.
toerist ne yahu?acaba sözlükte var mı diye baktım.sonra kendime güldüm.
dilara hanım heralde turist yazmaya calışmış.ama kelimenin terörist,turist arası bir anlamı var gibi.dilara hanım böylece güzel dilimize, ingilizceden gelen iki kelimeyi harmanlayarak bir sözcük katmış.kendisine çok teşekkürler.ancak malumudur ki istediği çalışmaların yapılabilmesi için önce ne istediğinin anlaşılması lazım.onun için yeni türettiği kelimeler biraz yaygınlaşana kadar böyle yerlerde kullanmasa iyi olur.
ya gemerek aslinda guzel yer ama ben bir toerist olarak hic beyenmiyom saat 8 den sorna gemerek carsisii olmus bulunuyoo insan biraz toeristlik yer yapar ama neyazikki neyse benden bukardar hadii yallah:P

ben bir konuya deinmek istiyorum 18 mart günü ilçemize gelen mustafa yıldız doğanın konseriyle ilgili bir gemerekli olarak utanç ve üzüntü duydum
sebebine gelince memleketimize bir sanatçı gelmiş ister sağ görüşlü isterse sol görüşlü olsun halk için gelmiş ama halkımızın tepkisi insanlığa yakışmayan bir tepki idi daha yazacağım ama vicdanım elvermiyor ve bunları yazarken bile bu memleketten utanıyorum

İlgili konuları ara

Yanıtlar