Knot

Kısaca: Knot (okunuşu: ``nat``) İngilizce ``düğüm`` anlamına gelen denizcilik hız birimi. 1 deniz mili/saat. ...devamı ☟

Knot (okunuşu: ``nat``) İngilizce ``düğüm`` anlamına gelen denizcilik hız birimi. 1 deniz mili/saat.

Düğüm kelimesinin kullanılma sebebi, eskiden gemi hızlarının, denize sarkıtılan halatların üzerlerine belli aralıklarla atılmış düğümlerin sayılması suretiyle parakete aracıyla ölçülmesiydi. Parakete savlası üzerindeki düğümlere de knot denir.

1 knot = 1,852 x km : sa. = 0,514444444 x m : sn.

Knot

1. anlamı (f.) (ted, ting) düğümlemek, düğüm halinde bağlamak; karmakanşık etmek; budaklanmak; saçaklık düğüm yapmak; düğümlenmek, düğüm olmak. ,bağ/grup/budak/düğüm,xyz bağla/düğümle.
2. anlamı düğüm. budak. insan kümesi. grup. deniz mili. düğümlemek. düğüm atmak.

Knot

Knot İngilizce anlamı ve tanımı

Knot anlamları

  1. (noun) The point on which the action of a story depends; the gist of a matter.
  2. (v. t.) To tie in or with, or form into, a knot or knots; to form a knot on, as a rope; to entangle.
  3. (v. t.) To entangle or perplex; to puzzle.
  4. (noun) A sandpiper (Tringa canutus), found in the northern parts of all the continents, in summer. It is grayish or ashy above, with the rump and upper tail coverts white, barred with dusky. The lower parts are pale brown, with the flanks and under tail coverts white. When fat it is prized by epicures. Called also dunne.
  5. (v. i.) To copulate; -- said of toads.
  6. (noun) A figure the lines of which are interlaced or intricately interwoven, as in embroidery, gardening, etc.
  7. (noun) A lump or loop formed in a thread, cord, rope. etc., as at the end, by tying or interweaving it upon itself.
  8. (noun) Something not easily solved; an intricacy; a difficulty; a perplexity; a problem.
  9. (noun) An ornamental tie, as of a ribbon.
  10. (v. i.) To knit knots for fringe or trimming.
  11. (noun) A nautical mile, or 6080.27 feet; as, when a ship goes eight miles an hour, her speed is said to be eight knots.
  12. (noun) A fastening together of the pars or ends of one or more threads, cords, ropes, etc., by any one of various ways of tying or entangling.
  13. (v. i.) To form knots or joints, as in a cord, a plant, etc.; to become entangled.
  14. (noun) A cluster of persons or things; a collection; a group; a hand; a clique; as, a knot of politicians.
  15. (noun) A bond of union; a connection; a tie.
  16. (noun) A protuberant joint in a plant.
  17. (noun) A kind of epaulet. See Shoulder knot.
  18. (noun) A knob, lump, swelling, or protuberance.
  19. (noun) See Node.
  20. (noun) A portion of a branch of a tree that forms a mass of woody fiber running at an angle with the grain of the main stock and making a hard place in the timber. A loose knot is generally the remains of a dead branch of a tree covered by later woody growth.
  21. (v. t.) To unite closely; to knit together.
  22. (noun) A division of the log line, serving to measure the rate of the vessel's motion. Each knot on the line bears the same proportion to a mile that thirty seconds do to an hour. The number of knots which run off from the reel in half a minute, therefore, shows the number of miles the vessel sails in an hour.

Knot tanım:

Kelime: knot
Söyleniş: 'nät
İşlev: noun
Kökeni: Middle English, from Old English cnotta; akin to Old High German knoto knot
1 a : an interlacement of the parts of one or more flexible bodies forming a lump or knob (as for fastening or tying together) b : the lump or knob so formed c : a tight constriction or the sense of constriction my stomach was all in knots
2 : something hard to solve : PROBLEM a matter full of legal knots
3 : a bond of union; especially : the marriage bond
4 a : a protuberant lump or swelling in tissue a knot in a gland b : the base of a woody branch enclosed in the stem from which it arises; also : its section in lumber
5 : a cluster of persons or things : GROUP
6 : an ornamental bow of ribbon : COCKADE
7 a : a division of the log's line serving to measure a ship's speed b (1) : one nautical mile per hour (2) : one nautical mile -- not used technically
[knot illustration]

Knot ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

Burl, Gnarl, Grayback, Mi, Mile, Ravel, Slub, Tangle,

Knot ile zıt (antonym) anlamlı kelimeler

Unknot, Unpick, Unravel, Untangle,

Knot

İngilizce Knot kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. nudo, amarra, anudamiento, lazada, lazo, ligazón, ñudo; problema; millas marítimas equivalente a 6076 pies v. anudar, atar, atar con un nudo

Knot

İngilizce Knot kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. noeud; noeud marin; lien; (cheveux) chignon; groupe, clan; bosse; problème compliqué; (arbre) bouquet; (muscle) raideur v. nouer; attacher, faire des noeuds; s'embrouiller dans un noeud coulant

Knot

İngilizce Knot kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Knoten, Schlaufe; Beule; Gruppe; kompliziertes Problem; Einheit einer nautischen Distanz (in der Seefahrt benutzt - entspricht 6076 Feet) v. Knoten; Schulterstück; Kokarde; Ast; Geschwindigkeitseinheit; Bund der Ehe schließen (salopp)

Knot

İngilizce Knot kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. nodo, annodatura; fiocco; (fig) capannello, crocchio; (fig) difficoltà, intoppo; vincolo, legame; (Anat) nodulo; miglio marino (pari a 6076 piedi all'ora); crocchia; borchia; nocchio v. annodare, fare un nodo a; legare con un nodo; intrecciare, tessere

Knot

İngilizce Knot kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. nó, laço; nó (Náut.- unidade de velocidade equivalente a uma milha náutica por hora); nódulo, inchação; nó de madeira; grupo, aglomeração; dificuldade, problema complexo v. amarrar; dar nós; criar saliências; complicar-se num laço

Knot

f. bağlamak, düğümlemek, dolaştırmak, karıştırmak, dolaşmak i. düğüm, ilmek, ilmik, bağ, fiyonk, yumru, boğum, budak, sorun, topluluk, gemi sürat ölçüsü, kanut kuşu

Knot

Flemenkçe Knot kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. knot, skein, clew

Knot

İngilizce Knot kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. knoop ; kwastknoop; contact; uitstulping; groep; ingewikkeld probleem; zee-knoop (komt overeen met 6076 voet) ww. knopen; verbinden; verwikkelen; in de knoop raken

Knot

n. rope (or string, etc.) that has been tied together to create a fastening; tangle; unit of speed which equals one nautical mile per hour (6076 feet per hour); bulge, lump, nodule (in wood, etc.); group, cluster; complicated problem v. tie; make knots; unite; fasten; entangle v. knot, tie, make knots, fasten

İlgili konular

deniz mili parakete i̇ngilizce

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.

Gordian knot
3 yıl önce

Gordian Knot , Amerikalı bas gitarist Sean Malone tarafından kurulmuş enstrümantal progressive rock grubudur. Sean Malone - Bas Gitar - Chapman Stick (Cynic...

Fırtına
4 ay önce

şekilde esmesine denir. Rüzgâr hızı 27 knot üzerine çıktığında, yani 7 bofor ve üzeri olduğunda fırtınamsı rüzgâr, 34 knot üzerine çıktığında, yani 8 bofor...

Fırtına, Fırtına
Ceviz (düğüm)
3 yıl önce

için piyanlanır (gırcala ile bağlanır). Fener cevizinde (İngilizce crown knot), birinci kol kendi üzerine katlanır, ikincisi birincinin üzerine katlanır...

Uboot Type XXI
3 yıl önce

X projesi kapsamında üretime başlanan bir diğer ürünüdür. Su altında 17 knot hızla ilerleyebilmesi, 200 deniz mili su altı menzili gibi inanılmaz donelerinin...

Uboot Type XXI, Almanya, Deniz mili, Denizaltı, Diesel, Gemi, Hamburg, Km/s, Knot, MAN, Nazi
Bekleme paterni
5 ay önce

feet (dahil) - 170 knot (üzerinde) 14000 feet'den 20000 feet (dahil) - 240 knot (üzerinde) 20000 feet'den 34000 feet (dahil) - 265 knot (üzerinde) 34000...

Kilometre bölü saat
4 ay önce

saniye) 1 km/sa ≈ 0.277 78 m/s 1 km/sa ≈ 0.621 37 mph ≈ 0.911 34 ft/s 1 knot ≡ 1.852 km/sa (exactly) 1 mph ≡ 1.609344 km/sa (~1.61 km/sa) İvme Işık yılı...

Kilometre bölü saat, Standart, Taslak, í–lçü
Düzeltilmiş hava sürati
3 yıl önce

ve GS'ye dönüştürürler. 200 knot altı süratlerde ve alçak irtifâlarda IAS, CAS, EAS ve TAS arasındaki farklar birkaç knot'ı geçmez. Bu nedenle -pratiklik...

Braunschweig sınıfı zırhlı
3 yıl önce

önce gelen Wittelsbach sınıfına kıyasla daha gelişmişti; daha güçlü ana silahlara sahip olan sınıf, iki knot daha hızlıydı ve daha iyi bir zırha sahipti....