Manic Street Preachers

Manic Street Preachers otoritelerce dünyanın en yenilikçi ve 'efendi' rock grubu olarak tanımlanıyor, ancak bu şöhretin getirdiği ufak tefek eksiklikleri saklayabilecek kadar güçlü bir tanım sayılmaz...

Manic Street Preachers

Manic Street Preachers otoritelerce dünyanın en yenilikçi ve 'efendi' rock grubu olarak tanımlanıyor, ancak bu şöhretin getirdiği ufak tefek eksiklikleri saklayabilecek kadar güçlü bir tanım sayılmaz... Mesela diğer gruplar onlarla aynı festivale çıkıp çalmayı reddediyorlar. Ayrıca grubun konumu da zihinlerde bir takım soru işaretleri bırakıyor. Örneğin politik bir grup olduklarını ve ekonomik tekellere karşı savaştıklarını iddia ediyorlar, buna rağmen seslerini de bu tekelciliğin beslediği medya sayesinde duyuruyorlar ve bu sayede para kazanıyorlar. Bir başka konu da "nihilist"lerin ünlü olmak için çabalamalarının biraz garip kaçması. Grup elemanları ise "hayır" diyor, "katillerin bile prestije ihtiyacı vardır."

Manic Street Preachers'ın ünlü olacağı başından beri bellliydi. İçlerinden birisi belirsiz bir şekilde ortadankaybolmadan önce dört kişiden oluşuyorlardı. Çok iyi hazırlanmışlardı. Lennon vurulduğunda kahkahalarla güldüklerini söylemeleri, Rickey'in fikirlerinin doğruluğunu kanıtlamak için sol koluna "4 REAL" yazısını kazıması, basçı Nicky Wire'ın "Umarım Michael Stipe Freddie Mercury'nin yolundan gider." demesi, ilk albümlerinden sonra dağılacaklarını iddia etmeleri (ve bunu yapmamaları)... Bütün bunlardan sonra şöhreti yakalamaları kaçınılmazdı. Şimdi ise üç kişiler... James Dean Bradfield, Nicky Wire ve Sean Moore.

Ve grup üyelerinden Richard Edwards... Nerde olduğu bilinmiyor!... Edwards'ın ortadan kayboluşu defalarca iddia edildi, defalarca da bu iddiaların dedikodudan öteye gidemediği açıklandı, ancak şu bir gerçek ki, gitarist ve söz yazarı Richard Edwards'ı 1 Şubat 1995'ten beri kimse görmemiş, ölü ya da diri olduğu da bilinmiyor. Grubun kaybolmayan üyeleri de doğal olarak çalışmalarına uzunca bir süre ara verdiler. Bu bir reklam mı? Ya da aksayan çalışmalar boyunca medyayı ve dinleyicileri idare edecek bir bahane mi? Yoksa adam gerçekten kayıp mı? Kim bilir?...

Grubu ilginç kılan bir özelliği de dünyanın en ahlakçı grubu olmaları... Hala aileleriyle birlikte yaşıyor, onları ellerinden geldiğince sık görüyorlar. Ve bu üçlü sanki birbirlerine kenetlenmiş gibi...

Manic Street Preachers'ın ikinci albümü diğerlerinden sanki bir adım daha önde. İlk albümlerinden özellikle farklı olan, yapımcılığını yirmi bir yaşındaki Dave Eringa'nın üstlendiği "Gold Against the Soul" isimli bu albümde sözler daha disiplinli ve bilinçli. Grup artık politik kimliğini iyice benimsemiş ve işlerini de oldukça ciddiye alıyor.

Gruba istedikleri şeyin ne olduğu sorulduğunda ne para, ne şöhret, ne ölümsüzlük ne de seks yanıtını vermişlerdi. İstedikleri şey saygıydı, ciddiye alınmaktı. Bu istekleri de büyük ölçüde gerçekleşti. İnsanlar ilk albümleri "Generation Terrorists"den beri Manic Street Preachers'ı ciddiye (bazen olumsuz yönde olsa da) alıyor. Hayranları onlara saygı duyuyorlar. Bu başarıyı kazanmalarında belki biraz geçmişi yağmalamalarınn ve biraz da düzgün bir ritimle bir avuç akorun kitleleri peşlerinden sürükleyeceğine inanmalarının da payı büyük. Ne var ki, grup elemanları dünyayı tanıdıkça ve gözleri açıldıkça onları eski görünümleriyle tanıyıp seven kişileri hayal kırıklığına uğratmaları kaçınılmaz hale geliyor. "Generation Terrorists"teki ucuz sloganlardan, patlayan gitarlardan ve melodik beceriden sonra "Gold Against the Soul"la her şey daha sıkıcı bir havaya bürünüyor. Sanki ilk albümlerinden önce aldıkları kararı bütünüyle unutmuşlar.

"Gold Against the Soul"dan sonra "Holy Bible" geldi. Yarım çalışmaları "Help"den sonra ise 1996'da tam bir atak yaparak biraz zor da olsa "Everything Must Go" albümünü çıkardılar. Bu albümdeki ödüllü 45'likleri "A Design For Life" listelerde büyük başarı yakaladı. Wire ve Bradfield birlikte bazı değişik çalışmalara da imza attılar.

En son albümleri "This is My Truth, Tell Me Yours"dan büyük bir başarı bekleyen grup üyeleri bu şekilde bir de mola almış olacaklar... Albüm hakkında Sony Music müdürlerinden Paul Burger "hiç şüphesiz bu yıl piyasaya çıkardığımız en önemli albüm" yorumunu yapıyor.

Manic Street Preachers artık hemen dağılmayı düşünmüyor şüphesiz! Uzun süre ortalıkta dolanmayı düşünüyorlar, müzikleri de bu tavır değişikliğine paralel olarak değişiyor. Ancak bu değişimin gruba istediklerini verip veremeyeceği henüz belli değil.

Kaynak

http://www.muzikkutusu.com/

İlgili konuları ara

Yanıtlar