Mimarlık

Mimarlık, insan yaşamının içinde geçeceği mekan/mekanları oluşturmak/üretmek amacı ile, yapı/yapı gruplarını kapsayan fizik çevreyi tasarlamak uğraşına verilen isim. Bu çevre kırsal veya kentsel olabileceği gibi, yapıları veya mekanları kuşatan yakın dış çevre de mimari tasarımın kapsamına girer. Mekan, içinde yaşamın gerçekleştiği fizik ortam olarak tanımlanabilir. Mekanın oluşabilmesi ve üretilebilmesi için yapılara, yaşamın hergün artan çeşitliliği gözönüne alınırsa, oldukça karmaşık i

Mimarlık

Mimarlık, insan yaşamının içinde geçeceği mekan/mekanları oluşturmak/üretmek amacı ile, yapı/yapı gruplarını kapsayan fizik çevreyi tasarlamak uğraşına verilen isim. Bu çevre kırsal veya kentsel olabileceği gibi, yapıları veya mekanları kuşatan yakın dış çevre de mimari tasarımın kapsamına girer. Mekan, içinde yaşamın gerçekleştiği fizik ortam olarak tanımlanabilir. Mekanın oluşabilmesi ve üretilebilmesi için yapılara, yaşamın hergün artan çeşitliliği gözönüne alınırsa, oldukça karmaşık ilişkiler düzeni içinde yapılaşmış fizik çevreye gereksinme vardır. Mimari tasarımın öznesi olan yaşam, coğrafi, iklimsel, kültürel, demografik farklılıklar içerir.

Dünyanın en eski mesleği olarak kabul edilen mimarlık yapı sektörünün de ayrılmaz bir parçasıdır. Yapı sektörü ise, endüstrileşmiş ülkeler dahil tüm dünya ülkelerinde en büyük sektör olup, diğer sektörlerin de itici gücü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, mimarlık, geçmişin birikimleri ile geleceği hazırlayacak, gelecekte yaşanacak kaliteli yaşam çevrelerini oluşturacak, vizyon sahibi bireylerin mesleğidir.

Çalışma alanları

Mimarlık okullarından mezun olanların, mesleğin ilgi alanının çok geniş bir yelpazeyi kapsaması nedeni ile, birbirinden çok farklı alanlarda çalışabildikleri gözlemlenmektedir. Temelde çalışma alanları şöyle özetlenebilir: A.Kamu Kurumları'nda (devlet memuru olarak ) -Tasarımcı olarak, -Yapı denetimi amacı ile, -Yasa ve yönetmeliklerin hazırlanmasında, B.Özel Sektör'de -Serbest çalışan mimarların bürolarında tasarımcı ve/veya uygulamacı olarak, -Şirketler, Bankalar vb. kuruluşlarda sürekli görevli mimar olarak, -Şantiyelerde görev alarak, -Yapı Sektörü'ne ilişkin malzemelerin tasarımında, üretim sürecinde, pazarlamasında ve satış noktalarında, -Sergi vb. organizasyonların hazırlanmasında, -Mimarlık ve ilgili alanlarda dergi yayıncılığında, C.Serbest mimar olarak D. Akademisyen olarak

İnşa sanatı. Mimarlıktan maksat, ortaya konan eserde güzellik, sağlamlık ve kullanışlılığı birleştirmektir. Bu unsurlarsa, kültür, iklim ve teknik imkanlara bağlı olduğundan mimarlık sanatı da devirden devire, milletten millete ve iklimden iklime büyük değişiklikler göstermektedir.

Ilıman iklimin hüküm sürdüğü memleketlerde binalar, güneş ışığını en fazla alacak tarzda inşa edilir. Yağışlar daha çok yağmur şeklinde olduğundan çatı eğimleri azdır. Ekvatora daha yakın sıcak iklim bölgelerinde ise, güneş ışığından sakınılır. Pencereler az sayıda ve ufaktır. Avluların üzeri kapatılmıştır. Kar yağışının fazla olduğu ve uzun zaman erimeden kaldığı, kuzey memleketlerinde, çatılar çok eğimli yapılır. Böylece çatı üzerindeki kar miktarı en aşağı seviyede tutulmuş olur.

Başlıca inşaat malzemesi taş, tuğla, ahşap, mermer, maden, kireç ve çimentodur. Her malzemenin fiziki özellikleri başka başkadır. Bu yüzden kullanılan malzemenin cinsine göre, inşaatın şekli ve tatbik edilen usüller de değişiklik gösterir. Çeşitli taş cinsleri, her devirde yaygın olarak kullanılan bir inşaat malzemesidir. En iyi şekil verilebilen taş, kalker (kireç taşı)dir. Mermer de bir kalker türüdür. Granit, çok kullanılan bir başka taş cinsidir. İnşaat malzemesi olarak taş, yüksek basma (sıkıştırma) mukavemetine karşılık nisbeten düşük eğme mukavemetine sahiptir. Bu sebeple taş binalarda kirişler kısa tutulur. Sık ve kalın sütunlara ihtiyaç vardır. Yine eskiden beri yaygın olarak kullanılan ahşap malzemeyse, lifli yapısı sebebiyle yüksek bir eğme mukavemeti gösterir.

Böylece uzun krişli, ince sütunlu binalar inşa etmek mümkün olmaktadır. Gayet sıhhi olan ahşap malzemenin tek mahzuru çabucak yanmasıdır. Fakat buna karşı da çeşitli tedbirler geliştirilmiştir. ABD ve Kuzey Avrupa’da evler hala ahşap olarak yapılmaktadır.

On dokuzuncu yüzyılda, betonun yüksek basma (sıkıştırma), çeliğin ise yüksek eğme mukavemetinden istifade etmek için, betonarme inşa tarzı geliştirildi. Böylece hem geniş, hem de çok yüksek binalar yapma imkanı ortaya çıktı. Beton içine inşaat demiri yerleştirilerek tatbik edilen betonarme inşa tarzı, bugün bütün dünyada yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Kil ve çamurun fırında pişirilmesiyle imal edilen ve taş kadar sağlam olmamasına rağmen işlemesi kolay olan tuğlanın ilk defa M.Ö. 6000 yıllarında Mezopotamya’da kullanıldığı bilinmektedir.

Mimari bir eserde tertip tarzı, büyüklük, ölçülerin birbirine nisbeti ve uygunluğu gibi unsurlar sayesinde güzellik sağlanmaya çalışılır. Bu maksatla eserlerin ölçülerinde nisbetlerini esas alan matematikle ilgili formüller kullanılır. Mimarlıkta göz önüne alınması gereken bir husus da kullanışlılıktır. Yani, yapılan eser kullanma gayesine uygun olmalı, bina içinde sirkülasyon (hava akışı) ve akustik (ses yayılma) özellikleri iyi bir şekilde sağlanmalı, çeşitli ihtiyaçlar, imkanlar nisbetinde karşılanmalıdır.

Mimarlık, ihtisas sahalarına göre birkaç şubeye ayrılır:

1. Dini mimarlık (Cami, mescit, kilise mimarlığı).

2. Askeri mimarlık.

3. Sivil mimarlık (Mesken, sınai, ticari içtimai ve siyasi mimarlık).

4. Bahçe mimarlığı (Bahçe tanzimi).

5. Şehir mimarlığı (Şehir imar planlarının hazırlanması, cadde, sokak ve meydanların tanzimi ile uğraşan mimarlık şubesi).

Mimarlık tarihi, insanlık tarihiyle başlar. Yeryüzünde ilk mimari eser Kabe’dir. Kabe’yi ilk insan ve ilk peygamber olan Âdem aleyhisselam yapmıştır. Oğlu Şit aleyhisselam Kabe’yi ikinci defa taştan inşa etmiştir. Nuh Tufanından sonra, hazret-i İbrahim ve oğlu hazret-i İsmail birlikte yeniden imar ettiler.

Eski Mısır’da mimarlık: Nil Nehrinin çamurunu güneş ışığında kurutarak elde ettikleri tuğlalarla evlerini yapan eski Mısırlılar dinleri icabı, en büyük önemi mabetlerle mezarlara vermişlerdir. Firavunları mumyalayıp içerisinde muhafaza ettikleri dev piramitler o devrin sembolü olmuştur. Bu piramitlerin inşası için büyük iş gücü gerekmiştir. Aynı şey mabetleri için de söylenebilir. Eski Mısırlıların mabetlerinde, kapalı bir avludan geniş bir salona girilir. Bu geniş sahada o kadar çok sütun vardır ki geriye pek az boşluk kalmıştır. Çok az yağmur yağan Mısır’da bu sütunların üzeri de taştan düz bir çatı ile gereksiz yere örtülmüş, içeriye güneş ışığının gelmesi önlenmiştir.

Mezopotamya’da mimarlık: Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı Mezopotamya’da çamurun kurutulmasıyla imal edilen kerpiç veya tuğla, başlıca inşaat malzemesidir. Babil ve Sümerlerde kemerli inşa tarzı gelişmiştir. Âsurluların ise sarayları meşhurdur. Tek katlı olan bu saraylarda odaların çoğunu dar koridorlar teşkil eder. Âsurlular, şehirlerin etrafını da surlarla çevirmişlerdir. Mezopotamya’nın bu eski şehirleri, zamanla toprak altında kalmıştır.

Yunan ve Roma mimarlığı: Mısır ve Mezopotamya mimarisinin tesiri eski Yunan’da da görülür. Kereste, çamur ve taşın yanısıra mermer de inşaat malzemesi olarak kullanıldı. Mısır’daki düz çatıların yerine az eğimli çatılar yapıldı. Yunan tapınaklarında topluca ibadet edilecek geniş kısımlar yoktur. Tek kişilik küçük hücrelerin yer aldığı bu tapınakların dış kısmında yer alan üstü kapalı avlularda tanrılarına kurban keserlerdi. Eğlenceyi çok seven Yunanlılar birçok açık hava tiyatrosu yapmışlardır. Bu tiyatrolarda daireye benzer şekildeki sahnenin etrafında merdiven basamağı gibi kat kat oturma yerleri çepeçevre inşa edilmiştir.

Romalılar ise, geniş memleketlere hakim olduklarından büyük şehirler kurdular. Bu şehirlere kemerler üzerinden su getirdiler. Roma’nın hamamları da meşhurdur. Bu hamamların zemin ve duvarları mermerle kaplanmıştır. Romalılar bunlardan başka gladyatörlerin mücadelesini seyredip eğlenmek için, Yunanlıların tiyatrolarına benzer yapılar inşa etmişlerdir. Bütün bu inşaatlarda mahalli malzemelerin yanısıra deniz ve karayolları ile uzak memleketlerden de çeşitli malzemeler getirip kullanmışlardır.

İlk Müslümanlarda mimarlık: İslamiyetin gelmesiyle büyük bir medeniyet kuran Araplar, her sahada olduğu gibi mimarlıkta da eşsiz eserler verdiler. Dünyaca tanınmış düşünürlerden Hrischfeld; “Hiçbir millet, Arapların İslamiyeti kabul etmeleriyle medeniyete girmesi derecesinde hızla uygarlaşmamıştır.” demektedir. Müslümanlar, kısa zamanda Hindistan’dan İspanya’ya kadar uzanan, üç kıta üzerine yayılmış geniş toprakları, bu yeni kültürün eserleriyle süsleyip damgalarını vurdular. Bu eserlerini meydana getirirken, o güne kadar çeşitli milletler tarafından kullanılan mimari usullerini en iyi şekilde tatbik ettikleri gibi, daha evvel görülmemiş birçok yeni teknikler geliştirip dünyaya tanıttılar.

Mimarlık

mimar olma durumu. belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

Mimarlık

1 . Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği.
2 . Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

Mimarlık

Türkçe Mimarlık kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. architecture, architectonics

Mimarlık

Türkçe Mimarlık kelimesinin Fransızca karşılığı.
architecture [la]

Mimarlık

Türkçe Mimarlık kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Architektur
öncelikle mimari yorum olarak mimar ihsan demirdağ , mimar canbolat yüksel, inş.mühendisi hakkı kırbüken gibi genç arkadaşlara büyük teşşekürlerimizi sunarız kırhehir ahi evran camii ve etrf düzenlemelerindeki mimari projelerinde ve yardımlarında , bu gibi millete yönelik hizmetlerde gönüllü çalışan değerli arkadaşlarımı herzaman desteklemliyiz...
tercih zamanı ve mimarlık da war aklımda kafam karışık mimarlık mı mühendislik mi dokuz eylül mimarlıgı hakkında bi fikri olan war mı acaba?
katü mimarlığa gtcm bu sene inşallah..çooooookkkk çookkk istediğim bi meslek..keşke olsa da m. sinan güzel sanatlarda olsa:S
ben çok kararszm ama iş olanaklarıda önemli mimarlık ta belki bu sorun olabilir
bu mimarlık çok iyi bir meslek hem matematiğini geliştiriyorsun hepde projeler yapıyorsun

Yanıtlar