Parti sistemleri

Parti sistemleri başlıca üç kategoride toplanır: Çok parti, iki parti, tek parti sistemleri. Bunlara bir de egemen parti modeli ya da sistemi eklenebilir. Parti sistemlerinin siyasal hayatta etkili olan partilerin sayısına göre sınıflandırılması sayısal tabloyu aşan başka yapısal özellikleri de ifade eder.

Parti sistemleri hakkında ansiklopedik bilgi

Parti sistemleri başlıca üç kategoride toplanır: Çok parti, iki parti, tek parti sistemleri. Bunlara bir de egemen parti modeli ya da sistemi eklenebilir. Parti sistemlerinin siyasal hayatta etkili olan partilerin sayısına göre sınıflandırılması sayısal tabloyu aşan başka yapısal özellikleri de ifade eder. Çok partili ve iki partili sistemler çoğulcu, liberal ve yarışmacı rejimlerin birer özelliğidir. Tek partili sistem ise otoriter, vesayetçi ya da totaliter, yani yarışmacı olmayan sistemlerin özelliğidir.

Çok partili sistem, ülke siyasal hayatında ikiden fazla partinin etkili olduğu bir modeldir. Daha çok kara Avrupa'sında uygulama alam bulmuştur. Bu ülkelerde 19. yüzyıldan başlayarak partiler muhafazakâr, liberal ve sosyalist olmak üzere başlıca üç kanattan gelişmeye başladı. Bunlardan her biri belli bir sosyal sınıfın ve siyasal ideolojinin sözcüsü durumundaydı (toprak sahipleri, burjuvazi, işçi sınıfı). I. Dünya Savaşı'ndan sonra bunlara komünist ve Hıristiyan demokrat partiler eklendi.

Çok partili sistemi yaratan teknik neden nispi temsil sistemidir. Bu sistem ülkedeki siyasal azınlıkların güçleri oranında temsilini olanaklı kıldığından parti sayışım artırıcı etki yapar.

Çok partili sistemin iktidar katında yarattığı başlıca sonuç, çoğu kez partilerden hiçbirinin tek başına çoğunluğu elde edememesi ve koalisyon hükümetlerinin kurulmasıdır. Partilerin gevşek yapılı olmaları durumunda bu istikrarsızlık artar ve koalisyon hükümetlerinin ömürleri kısalır. Disiplinli partilerin bulunduğu koşullarda ise çok partili sistem iki partili sisteme benzer sonuçlar yaratabilir. Burada partilerin iki ana kutupta toplandıktan görülür. Bunun tipik örneği muhafazakâr, liberal partiler ve çiftçi partisinin, Komünist Parti'nin de desteğini alan Sosyal Demokrat İşçi Partisi karşısında birlik oluşturduğu İsveç'tir. Wei-mar Cumhuriyeti döneminde de Almanya' da merkezci Katoliklerle Sosyal Demokratlardan oluşan bir koalisyon siyasal yelpazenin merkez güçlerim içinde barındırıyor ve komünistlerle aşırı sağ gibi kanat partilerin karşısında bir blok niteliği taşıyordu.

İki partili sistem, seçmenlerin oylarını genellikle' iki büyük partiden birine verdikleri ve bu partilerden birinin yasama meclisinde çoğunluğu sağladığı modeldir. ABD, Kanada, İngiltere ve Yeni Zelanda'da iki partili sistemin tipik örnekleri görülür. Seçimlerin tek turlu ve özellikle de dar bölgeli çoğunluk sistemine göre yapılması bu sistemi yaratan başlıca teknik etkendir. İngiltere ve ABD'de yasama meclisi üyeleri birer temsilci çıkaran seçim bölgelerinden seçilir. Böylece her bölgede en çok oyu alan aday kazanır. Bu da genelde iki büyük partiden birinin adayının kazanması demek olur. Üçüncü parti adayları bu iki partiden birinden daha fazla oy alamadıkları sürece sürekli yenilgiyle karşılaşır, dolayısıyla üçüncü partinin güçlenme şansı çok düşüktür. Bu parti ülke düzeyinde önemli oranda oy alsa bile mecliste çok az sandalyeyle yetinmek, hatta hiç koltuk kazanamamak durumunda kalabilir. İngiltere'de Liberal Parti'nin, seçmenlerin önemli desteğine sahipken İşçi Partisi'nin güçlenmesi üzerine parlamentodaki sandalyelerinin hemen tümünü yitirmesi, ardından İngiliz siyasal hayatımn Muhafazakâr Parti-Işçi Partisi eksenine oturması bunun tipik tarihsel örneğidir. Seçim sisteminin yanı sıra yasama ve yürütme arasındaki ilişkilerin biçimi de iki partililiği yaratan etkenlerdendir. Örneğin ABD'de başkanlık rejiminin yürürlükte olması küçük partilerin adaylarının başkan seçilme şansım ortadan kaldırmış ve iki partili sistemi beslemiştir. İki partili sistemlerde partiler iktidara gelebilmek için halkın büyük bölümünün özlemlerini hesaba katan programlar hazırlamak zorunda kalırlar. Bu durum bunlar arasında uzlaşma ve yakınlaşma zemini yaratır. Bununla birlikte İngiltere ve Kanada'daki iki büyük parti arasındaki program ve yapı farklılıkları ABD'dekilere oranla daha çarpıcıdır. İki partili sistemin sakıncası, ülkedeki çeşitli siyasal eğilimlerin parlamentoda temsil şansını ortadan kaldırmasıdır. Bu durum iki ana parti içinde hizip ve kanatların oluşumu için de elverişli bir ortam yaratır. İki partili sistemin başlıca avantajı partilerden pirinin güvenilir bir çoğunluk sağlaması ve istikrarlı hükümetlerin kurulmasıdır.

Tek parti sistemi fiilen oluşabileceği gibi anayasal düzeyde öngörülmüş de olabilir. Tek parti sistemleri komünist ve faşist modeller etrafında yoğunlaşmıştır. Üçüncü Dünya ülkeleri de kendilerine özgü tek parti modellerine sahne olmuşlardır.

Komünist ülkelerde parti işçi sınıfının öncü gücü sayılır ve başka emekçi kesimleri ve aydınlan da kendi bünyesinde toplamaya çalışır, Partinin esas rolü sosyalist rejimin yapılanmasını sağlamak, kapitalizmden sosyalizme geçiş rejimi sayılan proletarya diktatörlüğü koşullarında önderlik

etmektir. Böylece parti devlet cihazı içerisinde en temel organ durumundadır ve iktidarı bizzat kullanır.

Faşist modelde tek parti komünist modeldeki kadar önemli bir rol oynamaz. İtalya'da, Franco İspanyası ile Salazar Porte-kizi'nde tek partilerin rolü oldukça silik kalmıştır. Yalnız Nazi Almanyası'nda Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi devlet aygıtı üzerinde etkili olmuştur. Ama orada da rejim, siyasal partiden çok, özel ordu niteliğindeki SS'lere ve Gestapo'ya dayanmıştır. Faşist modelde tek parti daha çok bir polis gücü ya da askeri örgüt işlevini görmüş, kitleleri kucaklayan ye onlara sürekli ideoloji götüren rolü ikinci planda kalmıştır. Gerek Almanya'da, gerekse İtalya'da faşist partiler iktidara geldikten sonra kitlelerle olan ilişkilerini daha da gevşetmişlerdir.

Vietnam ve Kuzey Kore gibi azgelişmiş ülkelerde tek parti sistemleri komünist model üzerine kurulmuştur. Buna karşılık Afrika, Asya ve bazı Latin Amerika ülkelerindeki tek parti sistemleri faşist ya da komünist kategorilerden herhangi bîrine sokulamayacak derecede özgül karakterler taşır. Afrika'daki tek parti sistemleri kendilerini genellikle sosyalist ya da ilerici olarak nitelerler. Mısır'daki Arap Sosyalist Birliği, Cezayir'deki Ulusal Kurtuluş Cephesi, hatta Tunus'taki Yeni Düstur Partisi sosyalizan temalara sahip çıkmışlardır. Ama bunların ulusal karakterleri ön plandadır. Üçüncü Dünya ülkelerinde tek parti sistemleri genelde Avrupa» ülkelerin-dekiler kadar örgütlü ve köklü değildir. Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) dayanan tek parti sistemi (1923-45), rejimin cumhuriyetçi ve laik ideolojisini kitlelere götürme yolunda önemli bir işlevle görevlendirilmiş olmasına karşın, uygulamada bir kadro partisi çerçevesi içerisinde kalmıştır. Mısır'daki tek parti de kit-leselleşme iddialarına karşın dar bir profesyonel politikacılar grubunun çerçevesini aşamamıştır. Afrika'daki tek partilerin çoğunda lidere ya da bir kabileye bağlılık ön planda gelmekte, güçlü bir parti örgütlenmesine rastlanmamaktadır. Bu yüzden de tek parti sistemleri, silahlı kuvvetlerin de desteğiyle, kişisel diktatörlüklerin aracı durumuna düşmüşlerdir. Bu bağlamda Türkiye'deki tek parti modeli, otoriter yöntemlerle çoğulcu sisteme yönelmenin koşullarını hazırlamaya yönelmesi bakımından özel bir kategori oluşturmuş, bir "vesayetçi parti" türünün öncüsü sayılmıştır.

Egemen parti ya da bunun daha ileri bir kategorisi sayılan hegemonyacı parti modeli ve sistemi daha çok çoğulcu rejimlerin bazılarında görülür. Bu terimle anlatılmak istenen, siyaset sosyolojisinin bazı özellikleri ya da seçim sistemlerinin desteğiyle bir partinin oldukça uzun süreler iktidar partisi olarak varlığını koruyabilmesidir. İskandinav ülkelerinde sosyal demokrat partiler, Hindistan'da Kongre Partisi, Japonya'da Liberal Demokrat Parti bu kategorinin önde gelen örneklerini vermişlerdir. Bu modele gerçek anlamda çoğulcu sayılamayacak rejim ye dönemlerde de rastlanır. Meksika'daki Devrimci Kurumsal Parti bu ülkede geçerli olan sınırlı ve güdümlü çoğulculuk koşullarında fiilen tek parti karakteri göstermiştir. Osmanlı Devleti'nde 1913-18 arasındaki İttihat ve Terakki yönetimi de bu kategori içinde yer alan tarihsel bir örnektir.

Siyasal partilerin geleceği Batı dünyasında tartışmalı bir konudur. Özellikle bazı tutucu çevreler, siyasal partilerin ulusal bütünlüğü parçaladıktan iddiasıyla ortaya çıkarak bunların olumsuz rollerine işaret etmiş ve partilerin sönüş sürecine girmek zorunda olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa 20. yüzyılın sonlarına yakın ortaya çıkan tablo partilerin zayıflamadığını, tersine güçlendiğini göstermektedir. Aynca partileşme olgusu Üçüncü Dünya ülkelerini de kapsayacak biçimde yaygınlaşmıştır.



Yorumlar - Lütfen konu (Parti sistemleri) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.