Demokritos

Demokritos

Sokrates öncesi doğa felsefe­sinde, atomcu okulun Leukippos’la birlikte kurucusu olan ünlü filozof.

Sokrates öncesi doğa felsefe­sinde, atomcu okulun Leukippos’la birlikte kurucusu olan ünlü filozof.

Metafiziği: O da Yunan felsefesini meş­gul etmiş olan, birlik ile çokluk arasındaki ilişkinin neden meydana geldiği, ve dolayı­sıyla «neyin gerçekten varolduğu problemi üzerinde yoğunlaşmıştır. Ona göre, çokluk, yani doğada varolan tüm nesneler bir şeyden, maddeden meydana gelmişlerdir. De­mokritos, sözü edilen bu birliği, maddenin, kendilerinin ataman adını vermiş olduğu küçük ve bölünemez parçacıkları olarak ta­nımlar. Onun görüşüne göre, çokluk bir ola­nın meydana getirdiği farklı ve değişik bir­leşim ya da düzenlemelerden başka hiçbir şey değildir. Doğadaki her şey, maddenin bölünemez parçacıkları olan bu bileşensel öğelere indirgenebilir. Bundan dolayı, doğa­da her ne kadar sayılamayacak kadar çok sayıda şey varolsa bile, bunların hepsi de, son çözümlemede tek bir şey türüne, yani atomlara ya da maddeye indirgenebilir. Öy­leyse, gerçekten var olan atomlar ya da madde olup, dış dünyadaki çokluk görünüşten başka bir şey değildir.

Onun söz konusu materyalist görüşünde, öyleyse, gerçekten varolan atomlar olup, atomların varoluşu kendilerinin içinde hare­ket edecekleri, onlardan daha az gerçek ol­mayan boşluğun ya da varolmayanın varo­luşunu gerektirir. Bu nedenle, çokluk ya da varolanlar, gerçekten varolan atomların boş­luk içinde değişik şekillerde bir araya geliş­leriyle açıklanmak durumundadır.

Atomlar, ezeli ve ebedi olan gerçeklikler­dir, yani evrenin yapıtaşları olan, her şeyin kendilerinden meydana geldiği atomlar için oluştan, varlığa geliş ve yok oluştan söz edi­lemez. Dahası atomlar katı olup, bundan do­layı değişmeye de tabi değildirler. Demokri­tos’un atomları yine kavramsal, mantıksal ve fiziki olarak bölünemezdir. Onun atomla­rı, modern atom görüşünde olduğu gibi, bir güç merkezi, matematiksel bir nokta olma­yıp, yer kaplayan bir parçacıktır.Yani, atom matematiksel olarak değil de, fiziken bölüne­mez olan bir birimdir. Onların fiziki bakım­dan bölünememelerinin nedeni ise, katılıkla­rı ve dolayısıyla, kendi içlerinde boşluk ihtiva etmemeleridir. Atomlar, yine sonsuz sayıda olup, kendi içlerinde bir birlik meyda­na getirirler. Onun atomculuğunda, nitelik bakımdan birbirlerinin aynı olan atomlar, birbirlerinden niceliksel bakımdan farklılık gösterirler. Diğer bir deyişle, varlığa gelme­miş, başka bir gerçeklikten türememiş, yok edilemez, değişmez ve ezeli-ebedi olan bu atomlar, birbirlerinden şekil ve büyüklük ba­kımından ayrılırlar. Atomların bazıları yu­varlak, bazıları düz, bazıları küre, bazıları küp şeklinde, bazıları gözenekli, diğer bazı­ları da çengellidir.

Birbirlerinden aralarındaki boşlukla ayrı­lan atomlar, tıpkı harflerin sözcükleri, tüm­celeri ve bir bütün olarak yazıyı meydana getirmesi gibi, gerçekliğin temel yapı taşları olarak ortaya çıkarlar. Gerçekliği meydana getiren tüm cisimler, atomlardan oluşur. Onların bir araya gelişleri ve birbirlerinden ayrılışları sonucunda, bileşik cisimler mey­dana gelir. Onları birleştiren ve ayıran, De­mokritos’a göre, atomlara dışarıdan bir fail güç tarafından aktarılan hareket değil de, onların özünde varolan harekettir. Buna göre, boş mekan içine yayılmış olan atomlar sürekli bir hareket hali içinde olup, onla­rın hareketleri birtakım çarpışmalara yol açar. Bu çarpışmalar iki yönlü bir sonuç do­ğurur: Birbirlerine hiçbir şekilde uymayan atomlar çarpışınca birbirlerinden uzaklaşırlar veya birbirlerine uyan, şekilleri birbirle­rine denk düşen atomlar, çarpışma sonucun­da birleşip bileşik cisimleri meydana getirirler. Bu şekilde oluşan bileşik cisim­ler, renk, koku, tat, sıcaklık gibi, duyusal ni­teliklere sahip olurken, atomların kendileri töz bakımından aynı kalır.

Dünyamız da, Demokritos’a göre, bu şe­kilde meydana gelmiştir. Atomların ağırlığı olup, onlar boşlukta aşağıya doğru düşerler. Daha ağır olanlar daha hızlı düşer, daha hafif olanlar ise, yukarıda kalır. Atomların bu hareketi bir çevrintiye yol açar. Bu hare­ketin sonucunda aynı büyüklük, ve ağırlıkta olan benzer atomlar birleşir. Ağır atomlar merkeze yığılırken, daha hafif atomlar çev­reye doğru fırlar; ağır atomlar merkezde, önce havayı, sonra suyu ve daha sonra da toprağı meydana getirirken, çevreye doğru fırlayan atomlar eteri meydana getirir.

Bilgi Görüşü: Demokritos’a göre, ruh da atomlardan oluşur. Şu farkla ki, başka tür­den iki atom arasına bir ruh atomu gelecek şekilde bütün bir bedene yayılan ruh atomları, daha ince, düz, ve yuvarlaktırlar.

Bilgi de, doğal olaylar gibi, atomlar ara­sındaki vurma ve çarpışma olaylarının özel bir türünden başka bir şey değildir. Buna göre, algılanabilen cisimlerden çıkan birta­kım akıntılar daha sonra duyu organlarına gelerek, onlara çarpar ve orada bir suret, imge meydana getirirler. Bununla birlikte, Demokritos, tüm materyalizmine karşın, al­gının bilgi vermediğini, bizi yalnızca görünüşlere, varolanların ikincil niteliklerine gö­türdüğünü savunmuştu. Bilginin iki yolunu birbirinden ayıran Demokritos’a göre, algısal bilgi, görünüşlerin, gerçekte varolmayan ikincil niteliklerin bilgisini verdiği için, aşağı türden bir bilgi olmak durumundadır. Bizim farklı cisimlere yüklediğimiz renk, ses, koku ve tat gibi duyusal nitelikler, ci­simlerin bizzat kendilerinde olmayıp, yal­nızca atomların çeşitli birleşimlerinin duyu organlarımız üzerindeki etkileridir. Atomla­rın katılık, büyüklük, şekil gibi birincil nite­liklerinin dışında, başka hiçbir nitelikleri yoktur. Bize yalnızca görünüşü veren, varo­lanların birincil niteliklerine hiçbir şekilde ulaşamayan duyu algısı, şeylere ilişkin ger­çek bir bilgi sağlayamaz.

Demokritos bizim atomları, gerçekte ol­dukları şekliyle algılayamadığımızı öne sürer; bununla birlikte, biz onları düşünebiliriz. Algıların, görünüşlerin bittiği yerde başla­yan düşünce ya da entellektüel sezgi, varlı­ğın bizzat kendisine, atoma ulaşır. O da, kendisinden önceki tüm diğer Yunan filozofları gibi, bir rasyonalisttir.

Önceki Paylaşımlar