Divan

Divan İslam devletlerinde idari, mali, askeri meselelerin ve her türlü davaların görüşülüp gerekli hükümlerin verildiği toplantı ve toplanılan yer. Kelimenin tarih içinde ortaya çıkışı, hazret-i Ömer zamanına kadar uzanır. Hazret-i Ömer zamanında Medine’de hükumet dairesi teşkil edilerek, maaş ve vazife defterleri tutulmuştur. İsimlerin yazıldığı deftere toplanmış olmasından dolayı divan adı verilmiştir. Emevi Devletinde belli başlı dört divan vardı. İdari işler bu divanlar vasıtasıyla

DIVAN (fransızca) türkçe anlamı

1. [le] sedir
2. divan

DIVAN (inglizce) türkçe anlamı

3. i. divan
4. sedir
5. meclis
6. tütün ve kahve içilen oda
7. şairin tüm şiirleri

DIVAN (türkçe) anlamı

8. yüksek aşamadaki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis.
9. divan edebiyatı ozanlarının koşuklarını topladıkları yapıt.
sedir (i).

DIVAN (türkçe) anlamı

10. Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser. Sedir:Köşedeki divana oturmuş
11. ayaklarını karşısındaki koltuğa dayamıştı.- Ö. Seyfettin. Meclis:Çok geçmeden ortadaki masanın etrafında akşamki divan tekrar kurulmuş bulunuyordu.- R. N. Güntekin.
12. 2. anlamı (i). sedir
13. divan
14. meclisi hümayun
15. büyük meclis
16. salon
17. divan odası
18. tütün ve kahve içmeye mahsus salon veya oda
19. divan
20. bir şairin alfabetik sıraya göre düzenlenmiş şiirlerinin toplamı.
21. divan
22. 3. anlamı divan. sedir.

Divan (fransızca) ingilizcesi

1. (m) n. couch
2. divan,

Divan İngilizce anlamı ve tanımı

Divan anlamları
    (noun) In Turkey and other Oriental countries: A council of state
3. a royal court. Also used by the poets for a grand deliberative council or assembly.(noun) A saloon or hall where a council is held
4. in Oriental countries
5. the state reception room in places
6. and in the houses of the richer citizens. Cushions on the floor or on benches are ranged round the room.(noun) A chief officer of state.(noun) A coffee and smoking saloon.(noun) A cushioned seat
7. or a large
8. low sofa or couch
9. especially
10. one fixed to its place
11. and not movable.(noun) A book
12. esp
13. a collection of poems written by one author
14. as
15. the divan of Hafiz.
Divan tanım:
Kelime: di·van
16. Söyleniş: di-'van
17. 'dI-van
18. esp in senses 1
19. 2
20. and 4 also di-'vä
21. n
22. dI-'van
23. İşlev: noun
24. Kökeni: Turkish
25. from Persian dIwAn account book
26. 1 a : the privy council of the Ottoman Empire b : COUNCIL
27. 2 : a council chamber
28. 3 : a large couch usually without back or arms often designed for use as a bed
29. 4 : a collection of poems in Persian or Arabic usually by one author
30. ,n. couch
31. large couch with no back or ends
32. n. couch
33. divan
34. n. couch
divan,

DIVAN (türkçe) ingilizcesi

35. n. couch
36. large couch with no back or ends
37. n. couch
38. divan
39. n. couch
40. divan

Divan (ingilizce) fransızcası

1. n. divan

Divan (fransızca) almancası

1. n. liege
2. diwan

Divan (fransızca) italyancası

1. (meubles) divano (m)
2. sofà {invariable}

Divan (fransızca) ispanyolcası

1. (meubles) diván (m)
2. canapé (m)
3. sofá (m)

Divan (fransızca) portekizcesi

1. (meubles) sofá (m)

Divan (fransızca) flemenkcesi

1. (meubles) bank (m/f)
2. sofa (m)
3. divan (m)
4. zetel (m)
Divan ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı sayfa: Divan İslam devletlerinde idari, mali, askeri meselelerin ve her türlü davaların görüşülüp gerekli hükümlerin verildiği toplantı ve toplanılan yer. Kelimenin tarih içinde ortaya çıkışı, hazret-i Ömer zamanına kadar uzanır. Hazret-i Ömer zamanında Medine’de hükumet dairesi teşkil edilerek, maaş ve vazife defterleri tutulmuştur. İsimlerin yazıldığı deftere toplanmış olmasından dolayı divan adı verilmiştir.

Emevi Devletinde belli başlı dört divan vardı. İdari işler bu divanlar vasıtasıyla yürütülürdü. Bunlar:

1. Divan-ül-Harac: Mali işlerle ilgili divan. Abdülmelik bin Mervan devrine kadar bu divanlar Rumca ve Farsça yazılıyordu. Abdülmelik bin Mervan, İran ve Şam bölgesinin defterlerini Arapçaya çevirtti. Daha sonra da oğlu Velid halife olunca, Mısır defterlerini Arapça’ya tercüme ettirdi. 2. Divan-ür-Resail: Bu divana bakan reis, mektuplarla ilgilenirdi. Bunlar merkezden valilere ve valilerden de merkeze gönderilen mektuplardı. 3. Divan-ül-Müstagallat: Çeşitli gelirlere bakan divan. 4. Divan-ül-Hatem: Hazret-i Muaviye tarafından kurulan bu divandaki memurlar, halifenin emirlerini istinsah ederek yani nüshalarını çoğaltarak gereken yerlere gönderme vazifesini yürütürlerdi. Emirler yazılıp dürülerek iple bağlanır ve mumla mühürlenirdi. Bu dört divandan başka, emniyet teşkilatının organizesi ve vazifeli memurlara maaş verilmesini, askeri harcamaların tanzim edilmesini yürüten başka divanlar da vardı. Yine posta işlerine bakan Divan-ül-Berid de hazret-i Muaviye zamanında kurulmuştur.

Abbasilerde de, devletin kuruluşundan itibaren işler, divan adı verilen muhtelif dairelerde yürütüldü. Abbasilerde, önce en büyük daireye divan denildi ise de, daha sonra muhtelif dairelere de bu isim verildi. Abbasilerin orta zamanlarında divan çok gelişme gösterdi. Devlet işlerini görüşmek ve yürütmek için, devletin ileri gelenlerinden büyük bir divan kurulurdu. Bu divanda; vezir, kadılkudat ve diğer vazifelilere ayrılmış yerler vardı. Halife için de bir makam ayrılırdı. Ancak halife buraya oturmaz, divana bakan yüksek bir yerden, divandaki müzakereleri takib ederdi. Divanın üyeleri onu görmezlerdi. Abbasilerde divana, Halife Mu’tasım devrinde Divan-ı Adl denildi. Abbasi Devletinde, devlet teşkilatı, Erbab-ı Seyf ve Erbab-ı Kalem olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Vezir, hacib, nakib, divan-ı mezalim, Erbab-ı Seyfden idi. Erbab-ı Kalem ise; divan erkanı, ulema, belediye reisi, evkaf memurları ve diğer kalem erbabıydı. Abbasi devrinden itibaren ve daha sonraki senelerde divan, bütün İslam devletlerinde yaygın bir hale geldi.

Abbasiler zamanında yönetim işlerini bir arada yürüten Divan-ı İnşa’dan başka yalnız halifenin hususi mektuplarını yazıp gerekli yerlere gönderen, Sultaniyat adıyla başka bir divan daha kuruldu. Bunlardan başka umumi işlere bakan Divan-ül-am, adalet işlerine bakan Divan-ül-Adl, Kadılkudat, Divitdar, Hacib, Nakib gibi memurların katıldığı divanlar da kuruldu. Yine halifenin uygun gördüğü işlere bakan Divan-üz-Zimam, sarayda memur olanların işlerini yürüten Divan-ül-Aksam, denetim vazifesini yapan Divan-üz-Zaman, halkın devlet memurlarından dolayı şikayetlerini dinleyip ilgilenen Divan-ül-Mezalim, valilerin hesaplarına bakan Divan-üt-Tevki’, vakıf işlerini yürüten Divan-ül-Birr de, Abbasiler zamanında kurulan divanlar arasında yer aldı. Büyük divanlara tabi divanlar, yani muhtelif devlet daireleri vardır. Büyük divana aza olanlardan her biri, ayrıca kendi vazife sahasını ilgilendiren işlerin idaresi için reisi bulunduğu bir divana sahipti. Devlete bağlı eyaletlerde de divanlar kurulmuştu. Bu divanlar da, büyük divana bağlı ve aynı esaslar dahilinde yürütülüyordu.

Müslüman Türk devletlerinde de divanlar kurulmuştur. Büyük Selçuklu Devletinde merkezde veya hükümdarların bulundukları yerlerde umumi devlet işlerini yürüten ve Divan-ı Sultan adı verilen büyük bir divan vardı. Bundan başka, merkezde devletin mali, askeri, adli, muharrerat gibi işlerini yürüten ikinci derecede divanlar vardı. Eyaletlerde de divanlar kurulmuştu. Vezir büyük divanın reisi ve mesul amiriydi. Buna Sahib-i Divan-ı devlet denilirdi. İlk zamanlarda bu divana hükümdar başkanlık etmişse de, genelde idareyi vezir yürütürdü. Büyük Selçuklu Devletinde hükümdarın re’sen, yani başlı başına verdiği emirler de, divanda görüşülüp, istişare ve müzakere edildikten sonra karara bağlanırdı. Kesin olarak bilinmemekle beraber, kaynaklardan anlaşıldığına göre; vezir, maliye vekili olan sahib-i zimam vel-istifa veya müstevfi, sahib-i tuğra veya tuğrai denilen nişancı veya münşi ve devletin umumi müfettişi müşrif ve milli müdafaa vekili olan emir-i arız-ül-ceyş, divanın belli başlı üyeleriydiler.

Selçuklularda ilk divan, 1036 senesinde Tuğrul Beyin başkanlığında toplanmaya başladı. Divan haftada iki defa toplanırdı. Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Anadolu’ya gönderildiği zaman, Büyük Selçuklu divanından onun maiyetine vezir ve devlet ricali verilmişti.

Selçuklu Devletinde büyük divandan başka şu divanlar vardı:

1. Müstevfi Divanı: Bu divan, devletin mali işlerine bakardı. Bütün mali işlerden mesuldü. Vilayetlerdeki Amid denilen haraç ve tahsil memurları bu divana bağlıydı. Her vilayetin varidatını ve masraflarını tayin, bu divana aitti.

2. Tuğra ve İnşa Divanı: Sultanın vilayetlerle ve eyaletlerle haberleşmesini sağlar, berat, nişan veya menşur denilen hükümdar tuğrasını taşıyan, arazi ve tayinlere ait vesikaları verirdi. Divanın reisine, Tuğra, İnşa veya Tuğrai adı verilirdi. Bu divan, Tuğra ve Divan-ür-Resail vel-İnşa olarak ikiye ayrılır ve ikincisinin reisine Münşi denilirdi. Tuğrainin bir vazifesi de; sultan ava çıktığı zaman, maiyetinde bulunup vezire vekalet etmekti.

3. Müşrif Divanı (Divan-ül-İşraf): Bu divanın vazifesi, devletin mali ve askeri işlerinin yolunda gidip gitmediğini teftiş etmekti. Divan reislerine İşraf-ı Memalik, Sahib ü Divan-ı İşraf-ı Memalik veya İşraf-ül-Memleke denirdi. Bu reisler, son derece itimada şayan, divan ve devlet işlerinde tam bir vukuf sahibi olan kimselerden seçilirdi. Onlar da icab ettikçe, şehirlere ve nahiyelere vekil göndererek işleri inceletirlerdi. Bu vekillerde de itimad ve liyakat aranırdı.

4. Divan-ı arız: Divan-ı Arz da denilen bu divanın vazifesi; askerin maaş ve levazımatını temin etmekti. Bugünkü tabirle Milli Savunma Bakanlığının vazifesini üstlenmişti. Ordunun levazımatına ve ihtiyaçlarına bakan, maaşlarını veren, defterleri tutup yoklamalarını yapan divandı. Reisine Emir-i arız denirdi.

Anadolu Selçuklu Devletinin mühim dairelerinden biri de Divan-ı Tuğra idi. Bütün menşur, berat ve nameler, bu divanda yazılır ve hükümdar alamet ve tuğrası burada çekilirdi. Bu dairenin reisine Tuğrai denirdi. Bunlar Arapça ve Farsçayı iyi bilen alim ve ediplerden tayin edilirdi. Bir diğer divan da Divan-ı İşraf olup, devletin mali ve idari işlerini kontrol eder ve icab eden yerlere naib, yani divan namına vekil memur gönderirdi. Bir de adliye işlerine bakan Emir Dad Divanı vardı. Tevkif işlerine bakardı. icab edince veziri ve diğer divan azalarını da tevkif edebilirdi. İlhanlılarda, Akkoyunlularda ve Memluklerde de divanlar vardı. Bu divanların teşkilatları, birbirine çok benzemekteydi.

Selçuklularda, bu divanların dışında, büyük divana dahil olmayan divanlar da vardı. Şer’i işlerin dışında kalan davalara bakan Divan-ı Mezalim, posta işlerini gören Divan-ı Berid bunlardandı. Divan-ı Berid’in reisi, Sahib-i Berid olarak anılırdı. Bunu hükümdar kendisi tayin ederdi. Bu divan vasıtasıyla hükümdar, memleketin her tarafından haber alırdı. Memleketin dört bir ucundan haber getirmek üzere Peykler, yani piyadeler (sailer) vazifelendirilirdi.

Anadolu Selçuklularında ise devletin bütün işlerini yürüten büyük divandan başka çeşitli divanlar vardı. Büyük divana, Divan-ı Saltanat veya Divan-ı ali denirdi. Bu divana vezir, icab edince de hükümdar başkanlık ederdi. Büyük divandan başka, büyük divan tarafından kendilerine havale edilen işleri gören ikinci derecede divanlar vardı. Bu divanlar Niyabet-i Saltanat veya Niyabet-i Hazret, Müstevfi, Pervane, Tuğra veya İnşa, arız, İşraf-ı Memalik divanlarıydı. Bu divanların reisleri, büyük divanın azalarından idiler. İkinci derecedeki divanlardan Niyabet-i Saltanat makamındaki kimse, vezirden sonra gelirdi ve hükümdar merkezde bulunmadığı zaman, ona ait devlet işlerine bakardı. Niyabet-i Hazret; Anadolu Selçukluları, Moğolların nüfuzu altına düştükten sonra, Moğollar adına Selçuklu idaresinde söz sahibi olan naibe verilen addı. Devletin bütün mali işlerine Divan-ı İstifa bakardı. Yalnız arazi ve ikta defterleri ve onların muameleleri, büyük divana ve bu divana bağlı Pervane denilen divana bırakılırdı. Pervane, büyük divanda bulunan arazi defterlerinde, has ve ikta yani dirlik olan timara ait tevcihatı yapan ve buna dair menşur ve beratları hazırlayan mühim bir daireydi. Bu dairenin reisine Pervaneci ve bu berat ve menşurlara da Pervane denilmiştir.

Osmanlı Devletinde ise devlet işlerini yürüten, gerekli kararları alan devlet yetkililerinin toplandığı yüksek kurul anlamına gelen divan vardı. Bu durum, devletin daha kuruluş yıllarında ortaya çıkmıştı. Kısa zamanda vazifesi ve vazifesinin sınırları üzerinde duracağı kanunları tesbit edilmiş bir hale gelen divan, bütün devlet kuruluşlarının üstünde hususi bir ad ile anılmaya başlandı. En büyük divan, Divan-ı Hümayun’du. ( Divan-ı Hümayun)

Divan kelimesinin hazret-i Ömer zamanındaki anlamı, göz önüne alınınca, “yazıya geçme” “defter tutma” gibi bir anlamla karşılaşırız. Buradan hareketle şairlerden bazıları yazdıkları şiirleri deftere geçirmişler, böylece şiir defterleri, yani divanlar ortaya çıkmıştır. Bu şiirler yalnız bir şaire ait olup, sadece bir şairin şiirlerinin toplandığı defterlere “divan” adı verilmiştir. Bu şekilde ortaya konan divanlar, İslami Edebiyatta başlangıçtan beri görülegelmiştir. Türk Edebiyatında ise, Ahmed Yesevi’nin Divan-ı Hikmet adlı eseri ile ortaya konmuş, bunu doğu ve batı Türklüğünde yazılan divanlar takib etmiştir. Fatih devrine gelinceye kadar Yunus Emre, Ahmedi, Şeyhi gibi şairler birer divan bırakmışlar, Fatih’ten sonra ise, başta bazı Osmanlı padişahları olmak üzere divanlar yazmışlardır.

Divanlar, yığma veya gelişi güzel bir şekilde olmayıp, belirli bir tertibe göre düzenlenmişlerdir. Bu tertipte başta kasidelerin bulunduğu “kasaid”, sonra gazellerin bulunduğu “gazeliyat”, bunu da beyit, kıta, rubai, tarih ve mısralar ile çeşitli şiirlerin yer aldığı “müfred” kısımları takib eder. Bu şiirlerde de konu olarak bir düzenleme vardır. Önce münacat, tevhid, natlar bulunur.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Divan Divan
2011-01-18T15:30:45+02:00
tanımlamalarda genel bir hata var. teori kanundan bağımsızdır bir çok kanun teorileri kullanarak oluşturulmuştur. yani kanun kesin doğru teori kesin olmayabilir düşüncesi yanlış bir düşüncedir, kanunlarda değişebilir(hepsi değil)
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar