Taoculuk

Taoculuk

Taoculuk, Çin kökenli başlıca iki dinsel-felsefi sistemden biri. Konfüçyüsçülükle birlikte 2.000 yıldan fazla Çin'de yaşamın her alanım biçimlendirmiş, Çin kültürünün ulaştığı Kore, Japonya ve Vietnam gibi başka Asya ülkelerinde de etkilen görülmüştür.

Taoculuk, Çin kökenli başlıca iki dinsel-felsefi sistemden biri. Konfüçyüsçülükle birlikte 2.000 yıldan fazla Çin'de yaşamın her alanım biçimlendirmiş, Çin kültürünün ulaştığı Kore, Japonya ve Vietnam gibi başka Asya ülkelerinde de etkilen görülmüştür. Resmî, pragmatik Konfüçyüsçü gelenekten farklı olarak doğaya uygun davranışı, kendiliğindenliği, mistik ve metafizik yaşantıyı, yönetimde müdahaleden kaçınmayı ve toplumsal yaşamda ilkelliği savunan bir düşünce ve inanç sistemidir. Bu özellikleriyle Konfüçyüsçü etik ve görev duygusunun, belli bir amaca yönelik eylemin, katı toplumsal ölçütlerin ve yönetsel sorumlulukların tam tersini temsil ettiğini savunan görüşler vardır. Gerçekte ise Çin toplumunda Konfüçyüsçülüğün dengeleyicisi ve tamamlayıcısıdır. Çin geleneğinin bütünü içinde KonfüçyüsçülüK bir ahlaki ve siyasal sistemin yar atılmasıyla, Taoculuksa daha kişisel ve metafizik konularla ilgilidir. Taoculuğun felsefi yanı (Daojia), başta uzun süre Laozi'nın(*) adıyla anılan Tao-te Ching(*) (Yüce Aklın Erdemi, 1980,1988) olmak üzere Zhuangzi{*) ve Liezii*) gibi klasik metinlere dayanır. Dinsel yanıysa (Daojiao) örgütlü bir cemaatin içrek öğretisinin yanı sıra ölümsüzlüğe ulaşmaya yönelik büyücülük, simyacılık ve psişik dönüşüm uygulamalarından oluşur. Taoculuğun bu iki yanı Han hanedam döneminden (İÖ 206-IS 220) başlayarak Çnıli bilginlerce, daha sonra da Batılı uzmanlarca birbirinden ayn tutulmuştur. Arökgeçerli bulunmayan bu aynm, Taocu dinin Taocu felsefeden çok sonra ortaya çıkmasından ve Dinsel Taocu-luktaki "boşinançlar"ın ilk Taocu mistik filozofların eğretilemelerinin yanlış anlaşılmasına bağlanmasından kaynaklanır; Üstat Lao'nun kitabı Yüce Aklın Erdemi ..gibi Üstat Zhuang'ın kitabı Zhuangzi ve Üstat Lie'nin kitabı Liezi'ma da saf Taoculuğu dile getirdiğini, Taocu dinin ise bunların boşinançlara dayalı uygulamalara dönüşmesini temsil ettiğini kabul eder. Oysa Taocu felsefe ve din iç içe gelişmiş, Taocu filozoflar, çileciler, simyacılar ve yaygın kültlerin rahipleri neredeyse kesintisiz birbirini etkilemistir. Dolayısıyla böyle bir aynm yalnızca betimleme açısından yararlıdır. Temel metinleri ve kavramları. Yazan tartışmalı olmakla birlikte Taoculuğun kurucusu Laozi'ya atfedilen Yüce Aklın Erdemi, birçok uzmana göre bugünkü biçimim İÖ 3. yüzyılda almış bir derlemedir. Hükümdar için kısa ve özlü bir elkitabı olarak tasarlanmıştır. Toplam 5 bin Çin yazı karakterinden oluştuğundan "Laozi'nın Beş Bin Sözcüğü" diye de anılır. Metinde önerilen hükümdar, eylemleri var olduğunun bile bilinmemesine yol açacak kadar fark edilmeyen bir bilgedir. Hiçbir sınırlama ve yasak getirmez. Eylemsizliği (WKW«[1]) ve sadeliğiyle bütün varlıkların tutkusuz ve dingin olmasına, dolayısıyla da barışa yol açar. Hükümdara yalnızca itaatkâr bir evrenin merkezinde doğru yönelimi öneren metin, Çin düşüncesinin çok eski kavramlarına yer verir. Ama yin-yang(*) örneğinde olduğu gibi, bunların bazısını değiştirmeden kullanırken Tao'ya ayrı bir işlev yükler. Çin düşüncesinde evrenin, hükümdarın, insanoğlunun ve her felsefe okulunun bir Tao'su, yani yolu, yüce ilkesi vardır. Yüce Aklın Erdemfndey&c Mutlak Tao'yu kavramak ve evrensel Tao'nun birliğine ulaşmak toplumsal bir idealdir. Her felsefe okulunun bir Tao'ya bağlanmasına karşın yalnızca Laozi'nın kurduğu okula Taoculuk denir. Taoculukta her varlık mutlak gerçeklik olan Tao'dm kaynaklanır ve sonunda ona döner. Uygarlık doğal düzenin bozulması anlamına geldiğinden her toplumsal reform uzak geçmişe bir dönüştür ve ideali başlangıçtaki saflığa ulaşmaktır.

Yüce Aklın ErdemCnde Taocu yönetim üzerinde durulmasına karşılık, Zhuangzi'da kişisel bir yaşam felsefesine yer verilir. Toplumsal yaşama katılımı tümüyle reddeden Zhuangzi'nın Tao yorumunda önceki metindeki basit ve doğıl toplumsal uyum anlayışından farklı olarak gelişmiş, aydınlanmış, metafizik bir kadercilik vardır. Mesellerle bütün değerlerin göreliliğinin ortaya konduğu yapıtta yaşamla ölüm arasında aynm yapılmaz; ölüm halindekiler yaklaşan dönüşümlerini Tao'yla birleşme olarak sevinçle karşılarlar. Zhuangzi'da. belki de alegorik olarak "kusursuz" ya da "üstün" insandan söz edilir. İnsanoğlunun fırtınalı dünyasından ayrı yaşayan, uçarcasına hareket eden bu tinsel varlıklar hiç çaba göstermez, hiç yaşlanmaz, özgürlüğün ve doğal kendiliğindenliğin doruğunu temsil ederler. Bu tinsel varlıklar sonraki kuşaklar tarafından ölümsüzler (xian[2]) adıyla anılmış, çeşitli yöntemlerle onlann niteliklerine kavuşmak pratik bir amaç olarak görülmüştür. Zhuangzi gibi bütün insanlara eksiksiz özgürlüğün yollarını gösteren Liezi'da da bireyin kendi yaşamını her şeyden üstün tutması ve topluma yarar sağlamak uğruna hiçbir fedakârlıkta bulunmaması gerektiği belirtilir.

Taoculuğun temel kavramı Tao her şeyin kaynağı olan mutlak ilktir; tükenmez, yorulmaz, görülmez, işitilmez. Yalnızca mistik yolla kavranabilir. Tao'nun erdemi ya da gizilgücü olarak bütün varlıklarda bulunan te, görünmez Tao'nun doğadaki her şeyi değiştiren görünür yanıdır. Yüreğinde te'yı taşıyan bilge başlangıçtaki doğal durumuyla tam uyum içindedir; eylemsizliğine karşın her şeyi yerine getirir. Eylemsizlik onu doğduğu anın sonradan eksilmemiş canlılığına, Yontulmamış Ağaç (pu) durumuna döndürür. Toplum bu kütüğü oyarak kendine yarayacak biçimler vermiş, yönetimin araçlarına dönüştürerek bütünlüğünü yok etmiştir. Onun işlenmemiş biçimini kullanan bilge ise baş olmaya layıktır. Bu yüzden de büyük usta (hükümdar) hiçbir zaman yontmaz (yönetmez). Evreni yöneten Tao' dur. Tao'nun akışım yöneten ise özündeki doğallık ya da kendiliğindenliktir (ziran[*J). Dolayısıyla Taocu yaşam tam bir edilgenlik üzerine değil, bu özü ifade eden eylemsizlik üzerine kuruludur.

Çin felsefesinin temel özelliklerinden olan insanla evren arasındaki karşılıklılık Taoculukta çok önemli bir yer tutar. İnsan küçük bir evrendir ve bedeninde evrenin düzenini yaratır; insanı anlayan evrenin yapısını da anlar. Dinsel Taoculukta insan bedeninin evrendeki bütün tanrıları barındırdığına, tanrısal öğretmenim Çin'in kutsal dağlarında arayan Taocu üstadın sonunda onu kendi kafasındaki "saraylar"da bulduğuna inanılır. İnsanoğluyla doğal düzenin birliği inancı, açıklanamayan büyülü bir duygudan kaynaklanır; bu birliği kavramanın yolu da meditasyondur. Dinsel Taoculukta ölümsüzlüğe ulaşmak için meditasyonun yanı sıra yiyecek sınırlamalarına, nefes kontroluna, cinsel disipline, simya ve tılsımlara (fu) da başvurulur. Ölümsüzlük iksirini bulmaya yönelik Taocu simyacılıkla hem kimyasal deneylere (yvaidari), hem de içsel simyaya (neidan) önem verilir. Neidan aracılığıyla normal yaşlanma sürecinin tersine çevrilebileceği, bunun ise kozmik dişi-erkek, edil-gen-etken, karanlık-aydınlık karşıtlıklarım simgeleyen Yin ve Yang güçlerinin insan bedeninde birleştirilmesiyle sağlanacağı düşünülür.

Tarihsel gelişimi. Taocu felsefenin kavram-lan ve metinleri Savaşan Devletler Döneminde (İÖ 475-221) ortaya kondu. Dinsel Taoculuğun uygulamaları arasında yer alan simyacılık denemeleri Han hanedanı imparatorlarından Wu Di döneminde (İÖ 141/ 140-87/86) başladı. Örgütlü dinsel topluluklar ise ancak IS 2. yüzyılda gelişti. İS 184'te imparatorluk güçlerince bastırılan Büyük Bansın (Taiping) Yolu adlı hareket örgütlü Dinsel Taoculuktan çok, Taocu öğeler içeren devrimci bir mesihçiliğin ifadesiydi. Dinsel Taoculuğun başlangıcını, tannlaştın-lan Laozi'dan Zhang Daoling'e(*) İS 142'de geldiği kabul edilen vahiy oluşturdu. Göksel usta olarak anılan Zhang'ın kurduğu Göksel Ustalann Yolu (Tianshi Dao), onun oğlu ve torununun önderliğinde bağımsız bir dinsel-siyasal örgüte dönüştü. Beş Ölçek Pirinç Yolu (Wudoumi Dao; bak. Beş Ölçek Pirinç Hareketi) olarak da bilinen bu örgütlenme sonucunda siyasal ve tinsel gücü birleştiren bir Tao yönetimi ya da "Taokra-si" doğdu. Oluşturulan çekirdek topluluklar gibi Tao ülkesinin tamamını birbirine bağlayan törenler düzenlendi. Bunlardan, belli yiyeceklerin belirli sayıda usta ve müritler tarafından paylaşıldığı topluluk ziyafetleri Tao'yla birleşmeye yönelikti. Nefeslerin Birliği (He Qi) olarak bilinen tören ise topluluğun bir rahip yönetiminde katıldığı toplu cinsel ilişkiydi ve sonraki Budacı metinlerde iğrenç bir ahlaksızlık olarak betimlendi.

Zhang Daoling'in torunu Zhang Lu İS 215'te büyük Han hanedanına bağlı komutan Cao Cao'ya teslim oldu. Altı yıl sonra Kuzey Çin'de Cao Cao'nun başlattığı Wei hanedanı döneminde de (220-265/266) Taoculuk hanedan tarafından resmen tanınan bir inanç durumuna geldi. Göksel Ustalann Yolu ile Güneydoğu Çin'in yerel dinsel gelenekleri arasındaki en önemli bireşim 4. yüzyılda gerçekleşti. 9. yüzyılda güneydeki Wu imparatorlarının sarayında simyacılıkla uğraşan ve Büyük Saflık (Taiqing) geleneğinin temsilcisi sayılan Ge Xuan ve Ge Hong'un akrabalarından Xu Mi ve oğlu Xu Hui ile onlann hizmetindeki Yang Xi,

Shongqing (Yüksek Saflık) Mao Shan (Mao Dağlan) mezhebi olarak bilinen Taoculuğun kurucusu oldu. 364-370 arasında Yüksek Saflık cennetinden sıradan değil, kusursuz ölümsüzlerin (zhenren) ziyaret ettiğine inanılan Yang Xi ve koruyuculan Taoculu-ğa bazı Budacı kavramlar kattılar. Taocu-luklannın kaynağı Göksel Ustalann Yo-lu'nda da reforma giderek, başta cinsel törenler olmak üzere bazı uygulamaların önemini azalttılar. Ayrıca ayrıntılı kutsal metinler bıraktılar.

Ge ailesinin bir başka üyesi olan Ge Chaofu yaklaşık 397'de başladığı Ling pao Ching (Kutsal Mücevher Klasiği) metninin atası Ge Xuan'e gelen vahiylerden oluştuğunu öne sürdü. Yapıtta Tao, ilksel ve yaratılmamış görünümleri olan bir dizi "göksel değer" (tianzun) biçiminde kişileşti-rildi. Her biri Tao'nun bir yönünü temsil eden bu göksel değerlere ya da tanrılara tapınmak 5. yüzyılda Taocu uygulamanın doruğunu oluşturdu ve Göksel Ustalann Yolu'na özgü görece basit eski törenler tümüyle Ling pao ayinleri içinde eritildi.

Tang hanedanı döneminde (608-907) Taoculuk en parlak dönemini yaşadı; hanedanın ilk imparatoru Li Yuan, Laozi'nın soyundan geldiğini iddia etti. Song hanedanı döneminde (960-1279) imparatorlar Taocu metinlerin derlendiği yaklaşık 5 bin ciltten oluşan Dao Zang'ı (Tao Yasalan) bastırdı. Daha sonra ise Taoculuğun yer yer Budacı mezhepler karşısında gerilediği ve bölünmelere uğradığı görüldü. Ming hanedanı döneminde (1368-1644) bölünme sürecini durdurmak için gösterilen çabalara karşın 20. yüzyılın sonlarında klasik Taocu gelenekle öğreti farklılıklarını yansıtan çeşitli gelenekler arasındaki kutuplaşma sürüyordu. 20. yüzyılda Taoculuğun merkezi olan Tayvan'da klasik geleneğe bağlı rahiplere "siyah başlar", bu öğretiden ayrılan kültlerin kötü ruhlan kovan üyelerine ise "kızıl başlar" deniyordu. Son yıllarda Taoculukta görülen en önemli gelişme 1964'te Hollandalı uzman K.M. Schipper'in Taocu rahipliğe atanması oldu. Bu arada Batılı araştırmacılar Taoculuğun özellikle Çin kültürünün gelişiminde oynadığı büyük rolü ortaya koymaya yöneldi.

Önceki Paylaşımlar