Kelime anlamı "bağımsızlık"tır.Teslimiyetin, kulluğun ve belirlenmenin olmadığını gösterir. Bağımszlık anlamında, hiçbir baskının bulunmadığını ifade eder.Bunlar olumsuzlukların bulunmadığını belirtirler.Bu çerçevede, kişinin kendisi olduğu anlatılmak istenir.Kişi kendisi olarak hareket ettiğine göre iradi bir şekilde davranıyor demektir. Buna göre de, hürriyet ile irade arasında bir ilişki vardır.İnsani varlık ve iradenin mevcut olduğu fikri ortaya çıkar.Yani kişinin tabiiliğini gösterir. Bu ba

Hürriyet

İnsanların fert veya grup olarak, diğer fert veya grupların her türlü tahakküm ve sınırlamalarından uzak bulunması hali, serbestlik. Kelime anlamı "bağımsızlık"tır. Teslimiyetin, kulluğun ve belirlenmenin olmadığını gösterir. Bağımszlık anlamında, hiçbir baskının bulunmadığını ifade eder. Bunlar olumsuzlukların bulunmadığını belirtirler. Bu çerçevede, kişinin kendisi olduğu anlatılmak istenir. Kişi kendisi olarak hareket ettiğine göre iradi bir şekilde davranıyor demektir. Buna göre de, hürriyet ile irade arasında bir ilişki vardır.İnsani varlık ve iradenin mevcut olduğu fikri ortaya çıkar.Yani kişinin tabiiliğini gösterir. Bu bakış açısına göre, hürriyet kavramı, aynı zamanda,değerlerin varlığını, bu değerlere uygun davranışı ve geçekliği ihtiva eder.

Hürriyet konusunu, insanlar çağlar boyu tartışmışlardır. Hemen her devirde filozoflar, ideologlar, siyaset, bilim ve din adamları ile sonraki asırlarda iktisatçılar hürriyeti tarif ederek, fert ve cemiyet hayatındaki yerini, sınırlarını tesbit etmeye çalışmışlardır. Eski Yunan ve Roma’nın bilinen tarihlerinden bu yana yapılan hürriyet tartışmalarında ortaya konulan pekçok görüş ve fikirlerin, hürriyet anlayışlarının hepsinin birleştiği ortak nokta “Hürriyetin mutlak olmadığıdır.” Yani fert ve cemiyet için kayıtsız şartsız ve hiçbir sınırı olmayan bir hürriyet yoktur. Fert ve cemiyet istese de istemese de bazı şartlara ve kaidelere kendi arzusunu sınırlayıcı olsa bile uymak mecburiyetindedir. Bunların bazısı, insanların elinde olmayan tabiata ait (coğrafya, iklim, kimya, fizik kanunları vs. gibi) şartlardır. Bazıları da medeni olmak ve yaşamak için insanların bir arada, cemiyetler halinde bulunma mecburiyetinin getirdiği sınırlamalar ve kaidelerdir.

Mutlak hürriyetin olamıyacağının kabulünden itibaren, bilhassa cemiyet hayatında fert ve cemiyete verilecek hürriyetin sınırları, bunun nasıl vekimler tarafından tesbit edileceği konusu, yeryüzündeki fikri, siyasi ve fiili hürriyet tartışma ve mücadelelerinin esas sahasını teşkil etmiştir. Filozoflar bu mücadelenin fikir ve düşünce tarafında, devlet adamları ve siyasetçiler siyasi tarafında, insan toplulukları da fiili tarafında yer almışlardır.İdeologlar ise hem fikri, hem siyasi, hem de fiili taraflarda yer alabilmişlerdir. Bütün bu insanlar; bilgileri, anlayış ve kavrayış güçleri ve zamanlarındaki çeşitli şartların tecellisine göre hürriyeti tarif ve tanzim etmeye çalışmışlardır.

İlmi ve teknik gelişmeler, ekonomik şartlar, siyasi hadiseler, savaşlar ve diğer büyük sosyal olaylar neticesinde bütün bu hürriyeti tarif ve tanzimler değişikliklere uğramış, yeni düzenlemeler fert ve cemiyetin hayatlarına şekil ve yön vermiştir. Bugün de dünya üzerinde çeşitli hürriyet anlayışları ve hürriyet tanzimleri vardır ve bunlara karşı çıkanlarla tartışmalar sürmektedir.

Bütün hürriyet tarif ve tanzimlerinde, iki unsur muhakkak bulunur. Bunlardan birincisi hakim güç (otorite), diğeri bu güce itaat etmedir. İşte bu otoritenin (hakim gücün) tesbiti, hürriyet konusunun en çetin tarafıdır.İnsanlık tarihinde bu otorite çok çeşitli şekillerde kabullenilmiştir. Bazı kavimlerde zalim krallar, tanrılaştırılan diktatörler, kendisine tapılan büyücüler, papazlar, hükümet adamları, bu otorite yerine konulmuş, fert ve cemiyetin hayatı bunların emirlerine ve sözlerine göre şekillenmiştir. Bu anlayış tarihte meşhur zulüm ve istibdat idarelerinin, insanların köleleştirilmelerinin vasıtası olmuştur.

Batı dünyası için tarihe hürriyet mücadelesi asrı olarak geçen 18. yüzyılın batılı filozof ve inkilapçıları, hürriyetin insana doğuştan verilmiş bir hak olduğu ve bu hakkın hiç bir suretle elinden alınamıyacağını savunarak hak ve hürriyetler listeleri yayınlayarak ferdin medeni ve siyasi haklarını bir bir saymış ve bunları hükümetlerin kısıtlamalarından muhfuz tutmaya çalışmışlardır. Ancak sonraki asırlarda iktisadi gelişmelerle beraber ortaya çıkan acımasız bir kapitalizmin otorite haline gelmesi, filozofları, halkın hürriyetinin vasıtalı yollardan kısıtlanmaması için tekrar hükümet müdahalelerinin gerektiğini savunmaya zorlamıştır. Böylece sigortalar, sosyal güvenlik müesseseleri, asgari ücret tesbiti,sendikalar gibi birçok yeni sistemler kurulmuştur. Devlet müdahalelerinin her sahaya inceden inceye yaygınlaştığı toplumlarda ise devlet kesin otorite olmuş, devleti idare ve temsil eden küçük bir grubun tahakkümü ortaya çıkmıştır (komünist rejimler).

Bilhassa 20. yüzyılda demokrasiler için hürriyet mefhumu, rejimin temel taşı sayılmıştır. İnsanların temel hak ve hürriyetleri demokrasinin işleyebilmesi için şart ve lüzumlu olduğundan demokrasi mücadeleleri ile hürriyet mücadeleleri aynı kategori içine sokulmuştur. Demokrasi idarelerinde otorite milli irade (çoğunluk iradesi)olarak kabul edilmiş; fert ve cemiyet, cemiyet ve devlet, fert ve devlet arasındaki münasebetlerin ayarlanmasında hürriyetlerin temini ve kullanılmasında milli irade esas alınmıştır. Ancak demokrasilerde iktidara gelen partilere hakim olan grupların veya vasıtalı çevrelerin otorite yerine geçme veya otoriteyi istismar etme temayülleri dünyanın her yerinde sık sık görülmekte ve hürriyetlerin sınırları, tanzimi, tevzii ve kullanılması konuları fikri, siyasi ve yer yer fiili olarak tartışılmaktadır.

Tarih boyunca yapılan hürriyet mücadelesi sonunda, demokratik idare düzenini benimseyen ülkelerin anayasaları çeşitli hürriyetleri fertlere bir hak olarak tanımıştır. Ülkemizde de anayasa hukukunun geçirdiği çeşitli merhalelerin sonucunu teşkil eden 1982 Anayasasında, “Temel Haklar ve Ödevler” başlığı altında (mad. 12) ve devamında temel hak ve hürriyetler ile ilgili kavramlar belirtilmiş ve açığa kavuşturulmuştur. Bu hak ve hürriyetlerin bazıları şunlardır:Kişi hürriyeti ve güvenliği (mad. 19), haberleşme hürriyeti (mad. 22),yerleşme ve seyahat hürriyeti (mad. 23), din ve vicdan hürriyeti (mad. 24), düşünce ve kanaat hürriyeti (mad. 25),düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (mad. 26), bilim ve sanat hürriyeti (mad. 27), basın hürriyeti(mad. 28), dernek kurma hürriyeti (mad. 33), hak arama hürriyeti (mad. 36) vs.

Hürriyet mefhumu bazı dinlerde de yer almıştır.Mesela ilk Hıristiyanların yaptıkları inanç ve ibadet hürriyeti mücadeleleri ve bu sebepten uğradıkları zulümler meşhurdur. Hıristiyanlığın doğru şeklinin çabuk ve çok yere yayılamamasında ve kısa zamanda insan eliyle bozularak bugünkü haline gelmesinde ilk ve doğru hıristiyanların o günkü Roma ve Yunan toplumları tarafından kendilerine inanç ve ibadet hürriyeti tanınmayarak zulüm ve işkenceler yapılması neticesinde mağaralara ve insanlardan uzak yerlere çekilmelerin çok büyük rolü olmuştur.

İslamiyet, hürriyete bütün dinlerden çok daha fazla önem vermiş ve başka dinlerden olan birçok aydınlar tarafından “hürriyet dini” olarak vasıflandırılmıştır.Hür olmak İslam dininde Cuma ve Bayram namazlarının ve Haccın vücup şartlarından bir tanesidir.Hür kadının hak ve mes’uliyetleri cariyelerden çok farklı ve daha asildir.Kur’an-ı kerimde hazret-i Muhammed,“İnsanların sırtlarında olan zincirleri indiren kimse.” (A’raf suresi: 157) olarak tarif ve medh edilmektedir. Hazret-i Ömer, zulüm idarelerini ve zalimleri tenkit ederken, onlara; “Anaları hür doğurdukları halde, siz, insanları köle yaptınız.” diye hitab etmektedir. Dört büyük imamdanİmam-ı Şafii , rahmetullahi aleyh; “Allah seni hür yarattı, o halde hür yaşa” buyurmuştur.

İslamiyetin bildirdiği hürriyete hakim güç (otorite) yalnız Allahü tealadır. Allah’tan gayri olan bütün mahluklar O’na boyun bükmekle vazifelidirler. Mutlak ve hakiki hakim ancak O’dur. Kur’an-ı kerimde mealen; “Allah, hakimlerin hakimi değil midir?” (Tin Suresi: 8) buyurmaktadır. Hazret-i Muhammed insanları O’na inanmaya çağırarak insanların gönüllerindeki sahte ve yalancı mabutlara olan bağlılıklarını kırmış ve yok etmiştir. Mahluklara (yani yokken sonradan yaratılmış olanlara) duyulan bu bağlılığı kaldırarak insanları Allah’tan başka şeylere esaretten ve kölelikten kurtarmıştır.“Allah’tan başka ilah yoktur (lailahe illallah)” buyurarak insanları putların, kendilerini tanrılaştırmaya kalkan zalimlerin, diktatörlerin veher çeşit kaba kuvvetin tahakkümünden kurtarmış, hakiki hürriyet yolunu açmıştır.İslamiyette hürriyet; “Allahtan başka ilah tanımamak” ve yalnız O’nun otoritesine (kudretine) teslim olmak demektir. Bu teslimiyete dinde Müslüman olmak, denir. Bütün Müslümanlar, meslek ve meşrepleri, bedenleri, renkleri, güç ve kuvvetleri ne olursa olsun,Allah’ın kuludurlar.Kullukta ve insanlık hak ve hürriyetlerinde hepsi ortaktır.Hepsi aynı emir ve yasaklara tabi ve hepsi kulluk yapmakla vazifelidirler.Kavim ve ırk bakımından Arabın Aceme üstünlüğü yoktur.Üstünlük ancak takvadadır, yani haramdan kaçmadadır.

İslamiyetin yayılmaya başlamasından itibaren fethedilen memleket ve şehirlerde yaşayan insanlar, dinleri, dilleri, ırkları, renkleri ne olursa olsun bütün bu hak ve hürriyetlerden istifade etmiştir. Dünyanın diğer memleketlerine ticaret ve istila sebepleriyle gidip yerleşen Hıristiyan Avrupalılar ise buralardaki yerli halkı köle olarak kullanmış, birçoğunu başka yerlerdeki esir pazarlarında satarak çiftliklerde, madenlerde, tarlalarda ve yer altında olmak üzere, en ağır işlerde boğaz tokluğuna çalıştırmışlardır. Bu insanlar ırk, renk, dil ve dinlerinden dolayı her türlü hakarete ve zulme müstehak görülmüşler, çok defa canları pahasına cezalandırılmışlardır.

Dünyanın en büyük sömürgeci imparatorluklarından birini kuran İngiltere’ye karşı,Amerika’da verilen ve uzun yıllar devam eden hürriyet mücadeleleri zaferle neticelenince, İngiliz sömürgesi olan diğer ülkelerde de başlayan isyanlar yirminci yüzyıl ortalarına kadar sürerek herbiri zaman içinde siyasi istiklallerine ve hürriyetlerine kavuşmuşlardır. Tarihin en büyük devletlerinden biri olanOsmanlılarda ise uzun asırlar boyunca hiçbir kavmin hürriyet mücadelesi yaptığı görülmemiştir.Osmanlı devlet anlayışı ve idaresinin esaslarının çeşitli din, dil, ırk ve milliyetten insanları bir arada, huzur içinde yaşatabilecek mükemmellikte olması, böyle şeylere itiyaç bırakmamış, fırsat vermemiştir. Ancak 19. yüzyıl ortalarından itibaren İngiliz, Fransız, ve Ruslar tarafından devamlı ve zoraki yapılan kışkırtmalarla devletin çeşitli bölgelerinde tertib edilen çeteler ve komitacılar eliyle siyasi İstiklal mücadeleleri başlatılmak istenmiştir. Ancak bunlar hiçbir zaman toplu bir halk hareketi hüviyetine bürünemeyen, küçük, isyankar parti, komite ve çete olarak kalmışlardır. Fakat bu grupların isyanlarına sonradan bazı siyasi sebeplerle hürriyet mücadeleleri ismi verilmiştir.

1980’li yılların sonuna kadar insanlara temel hak ve hürriyetlerin devamlı tanındığı ülkelere “hür dünya”, bunun tanınmadığı ülkelere de “demirperde ülkeleri” denilmekteydi.Rusya’nın liderliğini yaptığı ve komünizm ile idare edilen demirperde ülkelerinde yaşayan insanlar, başta olmak üzere pek çok temel hak ve hürriyetlerden mahrum bırakılmışlardı. 1991’den sonra, Çin ve Küba hariç bütün demirperde ülkeleri komünizmi bırakarak hürriyeti seçmişlerdir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi



hürriyet

(Arapça) Kadın ismi 1. Hürlük, serbestlik. 2. İstediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi içinde yapabilme hali.

hürriyet

Özgürlük:
"Kadınlara erkeklerden ziyade hürriyet verilmesi taraftarıyım!"- Ö. Seyfettin.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
hürriyeti seçmek

hürriyet

özgürlük.

hürriyet

Türkçe hürriyet kelimesinin İngilizce karşılığı.
[Hürriyet] n. freedom, liberty, independence

hürriyet

Türkçe hürriyet kelimesinin Fransızca karşılığı.
liberté [la]

hürriyet

Türkçe hürriyet kelimesinin Almanca karşılığı.
Freiheit, Unabhängigkeit

Hürriyet (Hüsnü Arkan) sözleri

Hüsnü Arkan tarafından albümünde söylenen Hürriyet adlı şarkının sözleri.

Al bir yazması vardı
salınıp gezmesi vardı
dudağında sigarası
işe gidiyor hürriyet

günahsız insan yok bilirim
bir iyi bir kotü hallerimiz
yıkansak şu çeşmede olmamı

günü gününe uymuyor
bazen gülüyor selam veriyor
bir gamzesi var
beni allah koruyor


{x2}
esirin oldum hürriyet
insan değilim vur
seninle doğdum hürriyet
kadeh gibiyim kır

{x2}
itfaiyem ol söndür
yok mu hatır gönül
bir kere sordun mu sor

hürriyet yalanmısın söyle
hürriyet vicdan yokmu
hürriyet varmısın söyle
hürriyet insaf yokmu

{x2}
itfaiyem ol söndür
yok mu hatır gönül
bir kere sordun mu sor

{x2}
esirin oldum hürriyet
insan değilim vur
seninle doğdum hürriyet
kadeh gibiyim kır

Hürriyet (Serdar Ortaç) sözleri

Serdar Ortaç tarafından Bilsem Ki albümünde söylenen Hürriyet adlı şarkının sözleri.

Kendimi unuttum
Seni beklemekten
Şimdi yalnızım
Ağlamak çare mi söyle
Belki de ayrılık şimdi zor olsa da
Kimseden korkmuyorum
Kimbilir kaç gece durmadan ağladım
Bundan utanmıyorum
Seni yağmurlar aldı ben ne bilem
Kime yar oldu kaldı ben ne diyem
Yine gurbet başında memleketim
Tadı yok şimdi sensiz hürriyetin

İlgili konuları ara

Yanıtlar