Bilim

Bilim, yöntemli bilgi... Bilim, yöntemle elde edilen ve pratikle doğrulanan bilgidir. Önceleri bilgi terimiyle eşanlamda kullanılan bilim terimi, günümüzde olayların yasalarını bulmak amacını güden araştırmaları dile getirmektedir. Bu yüzden de idealizmle bağdaşamaz, çünkü idealist bilgi pratikle doğrulanamaz.

Bilim

Bilim (Os. İlim, Malumat,. Vukuf, Marifet, İlmi müdevven, Fen; Fr., İng. Science, Al. Wissen, Wissenschaft; İt. Scienza) Yöntemli bilgi...

Üzerinde herkesin birleşebileceği ortak bir tanım yapabilmek oldukça güç olmakla birlikte, bilim; kontrollü ve gözlem ve gözlem sonuçlarını, mantıksal düşünce yoluyla olguları, olayları açıklama niteliği olan hipotezler bulma ve bunları doğrulama yöntemidir.

Arapça bir sözcük olan ilim yerine bugün bilim sözcüğünü kullanmaktayız. Bilim, bilinen ve bilinmeyen fakat bilinmesi gereken ve bilinebilecek olan tüm evreni kapsamaktadır. Nitekim bugün, kavram ve kapsamı hakkında hiç birşey bilmediğimiz fakat yarın karşımıza çıkabilecek olan herşey bilimin kapsamı içindedir. Bilim temel olarak ikiye ayrılmaktadır:

i. Bilmektir: Eşya ve olaylar arasında varolan ilişkiler sistematiğine ilişkin bilinmesi gereken şeylerin hepsine bilim denir. Buna göre Alim (bilim adamı) cahil olmayan kimse demektir. Bu anlamda matematik, ahlak, dilbilgisi, ekoloji (çevre bilimi), astronomi, iktisat hepsi de bilimdir. Bunlardan birini veya birkaçını bilene alim yada bilim adamı denir. İngilizce’de Knowledge, Fransızca’da Connaissance bu anlamda bilimin karşılığıdır.

ii. Doğrudan duyumlar ve deney yoluyla elde edilen bilgiler bilimin ikinci anlamını oluşturmaktadır: Bu yönüyle bilim, doğrudan deney yoluyla elde edilemeyen bütün bilgilerin karşısındadır. Metafizik (mutlak varlıkla ilgili olayların bilgisi), ahlak (iyinin ve kötünün bilgisi), irfan (kişisel ve içsel deneyimlerin bilgisi), mantık ve metodoloji bilimin dışındadır. Bilimin bu anlamı dikkate alındığı zaman Fransızca ve İngilizce’deki karşılığı “science” dir.

İlk anlamı ile ele alındığı zaman bilim insanlığın ilk ortaya çıkışıyla başlar. İkinci anlamda kullanımı ise Rönesans dönemindeki gelişmeler ile ortaya çıkmıştır. Bu konu tarihsel süreç içerisinde bilimsel düşünce tarzı başlığı altında ayrıca işlenecektir.

Einstein’ın bilim tanımı Her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır.

Russel’in bilim tanımı Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır.

Önceleri bilgi terimiyle eşanlamda kullanılan bilim terimi, günümüzde olayların yasalarını bulmak amacını güden araştırmaları dile getirmektedir. Bilim, yöntemle elde edilen ve pratikle doğrulanan bilgidir. Bu yüzden de idealizmle bağdaşamaz, çünkü idealist bilgi pratikle doğrulanamaz. Bundan başka bilim idealizmle çelişme halindedir, çünkü idealizm, bilimin konusu olan maddi doğayı yadsır. Çağdaş bilim, zorunlu olarak diyalektik materyalizmi doğurmaktadır. Evreni, sanat artistik imgelerle, din fantastik imgelerle, bilimse mantıksal kavramlarla açıklar. Ne var ki kavramlar göreli bir bağımsızlığa sahiptirler, sürekli insan pratiğiyle nesnel dünyaya bağımlı kılınmadıkları hallerde kendi kendilerine yeter bir duruma gelmek ve gerçeklerden kopmak tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. İdealizmi doğuran bu kopuş, bilimi doğuransa insan pratiğinin sağladığı bu bağımlılıktır. Eylemsel pratikle düşünsel teorinin karşılıklı ve sürekli etkileşimi, bilimsel gelişmenin baş koşuludur. Bilim, evreni gerçeklikleri insan eylemleriyle doğrulanmış kavramlar, ulamlar ve yasalarla yansıtır.

Bilimin itici gücü, toplumun üretim gereksileridir. Engels şöyle der: "Toplumun teknik gereksileri, bilimin gelişmesinde on üniversiteden daha etkindir" (Marx-Engels, Etudes Philosophiques, Editions Sociales, Paris 1961, s. 162). Buna karşı, bilimi doğuran insan pratiği bilim olmaksızın olanaksızlaşır. Bilim, insanlara nesnel yasaların bilgisini verir ki insanlar pratik eylemlerini gerçekleştirebilmek için bu bilgiye muhtaçtırlar. Karl Marx şöyle der: "Emek, doğa ve dolayısıyla bilim'le insan arasında gerçek tarihsel ilişkidir. Bundan ötürüdür ki emek, insan yeteneklerinin bir gerçekleşme biçimi olarak anlaşıldığı takdirde, doğanın insansal özünü ya da insanın doğal özünü kavramak olanaklaşır" (Marx-Engels, Gesamtausgabe, 1/3, s. 121-122).

Bilimler, çeşitli çalışma alanlarıyla ilgileri bakımından fizik, kimya, yaşambilim, toplumbilim vb. gibi çeşitli adlar almışlardır. Bundan başka, onları toplum bilimleri (felsefe, tarih, ekonomi politik vb.)'yle doğa bilimleri (fizik, kimya vb.) olmak üzere iki bölüme ayırmak gelenekleşmiştir.

Bilim

evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.
bilgi dallarından her biri.
belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

Bilim

1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim:
"Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

Bilim

Türkçe Bilim kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. science, knowledge, learning, scholarship

Bilim

Türkçe Bilim kelimesinin Fransızca karşılığı.
science [la]

Bilim

Türkçe Bilim kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Wissenschaft
yeterli alt başlık yok

İlgili konuları ara

Yanıtlar