Louis Armstrong

Louis Armstrong, New Orleans'ın fakir bir bölgesinde 1901 yılında dünyaya geldi. Sanat tarihçisi Marc Miller onun olağan üstü bir insan olduğunu söylerdi. Çocukluğu olağanüstü zorluklar içerisinde geçti.

Louis Armstrong

Louis Armstrong, New Orleans'ın fakir bir bölgesinde 1901 yılında dünyaya geldi. Sanat tarihçisi Marc Miller onun olağan üstü bir insan olduğunu söylerdi. Çocukluğu olağanüstü zorluklar içerisinde geçti. O küçük yaşından itibaren büyük bir azim ve yaşından beklenmeyecek kadar büyük bir sabırla çalışmaya başladı. Çalışarak annesi ve kız kardeşine sahip çıktı. Yapmadığı iş, girmediği meslek yoktu. Hatta boş zamanlarda sokak köşelerine gidip para alma umudu ile şarkı söylediği bile oluyordu. 7 yaşında kendi çabası ile ilk gerçek çalgısını aldı. O an bunu bilmesede bu geleceğini belirleyen bir adımdı.

Daha 11 yaşında çocuk mahkemesine çıkmak zorunda kaldı. Suçu silah kullanmaktı. 18 ay boyunca ceza evinde kaldı ve bu ona hiç ummadığı kadar yararlı oldu. Burada ilk defa ciddi bir müzik eğitimi aldı ve dehasını başarı ile sergiledi. Daha sonraları ceza evinin müzik grubunda çalmaya ve söylemeye başladı. 18 ay sonra özgür dünyaya döndüğünde kendindeki yeteneği görmüş bir insan olarak kendini bir müzisyen olarak eğitmeye başlamıştı. Bulduğu her fırsattan yararlanıyordu. Kendini yetiştirecek cezaevinde aldığı eğitime devam edecek birikimi yoktu bu yüzden herşeyi yaşayarak öğrenmeliydi. Ama bu onu yıldırmadı. Küçük kulüplerde ve gruplarda çaldı. Tarzını geliştirmeye çalıştı ve oldukça başarılı oldu.

1920 lerin başında Armstrong yakın arkadaşı "King Oliverin grubunda çalmak için New Orleans'dan Chicago'ya gitti ve bu kariyerinin dönüm noktası oldu. Daha sonra buradan da New York'a gitti ve müzikteki başarısı ile Fletcher Henderson Orkestrasını etkilemeyi başardı.

1926 yılında tekrar Chicago'ya döndüğünde artık oldukça ünlüydü. Plakları liste başlarında yer alıyor, şarkıları radyolar tarafından kapışılıyordu. Hayranları onun trompet soloları ile kendilerinden geçiyorlardı. O, çalgısını bir şarkıcının sesinikullandığı gibi kullanabiliyor, çalgısı ile kendini ifade ediyor, onu sanki bir parçasıymiş gibi kullanıyordu.

2. Dünya savaşından sonra Armstrong dünya çapında tanınan ve sevilen bir sanatçı olmuştu. Pek çok turneye çıkmış ve dünyanın her yerindeki sevenleri ile buluşmuştu. Özellikle o zamanlar yeni özgürlüklerine kavuşmuş olan Afrika devletlerinin vatandaşları tarafından oldukça takdir edildi ve beğenildi. 1956 yılında Afrika'da verdiği konsere yüzbinlerce Louis Armstrong hayranı katıldı.

50'li yıllardan sonra Armstrong uluslar arası bir sanatçı haline gelmişti. 1971 yılında hayata gözlerini yumduğunda bu büyük dehanın kaybı dünyanın her yerindeki gazetelerde baş sayfa haberi oldu. Cenazesine dünyanın heryerinden hayranları akın etti. Unutulmaz sanatçı Armstrong'u son yolculuğuna 25.000'den fazla hayranı uğurladı.

Kaynak

http://www.muzikkutusu.com/

İlgili konuları ara

Yanıtlar