Moldova

Moldova Cumhuriyeti Doğu Avrupa’da yer alan bir devlet. Kuzey, güney ve doğusunda Ukrayna, batısında Romanya yer alır.

Moldova

Republica Moldova
Moldova BayrağıUlusal ilke: Yok
image:LocationMoldova.png
Resmi dili Moldovyaca
Başkent Chişinău
Devlet Başkanı Vladimir Voronin
Başbakan Vasile Tarlev
Yüzölçümü
   - Toplam 
 - % su
135. sırada 33,843 km² 1.4%
Nüfus
   - Toplam (2002) 
 - Yoğunluk
116. sırada 4,431,570 131/km²
Bağımsızlık
   - Tarih 
Sovyetler Birliğinden
 27 Ağustos, 1991
Döviz Birimi Ley
Yerel saat GMT +2
Milli marş Limba noastră
Internet alan adı .MD
Ülke telefon kodu 373
Moldova Cumhuriyeti Doğu Avrupa’da yer alan bir devlet. Kuzey, güney ve doğusunda Ukrayna, batısında Romanya yer alır.

Tarihi

Milattan önce yedinci asırdan itibaren İskitler, Sarmatlar, Galatlar, Traklar, Daklar ve Slavların yerleşim merkezi olan bölge, 12. asırda Macarların hakimiyetindeydi. Karpat Dağlarında yaşayan Ulahlar, 1349’da Macarlara karşı ayaklandılar ve Moldovya’ya yerleşerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu devlet, kuruluşundan itibaren çeşitli hücumlara maruz kaldı. Leh, Macar ve Altınordu devletleri tarafından yapılan bu saldırılara karşı, Moldovya Devleti savunmada çok zorluk çekti.

On beşinci asrın başlarında Osmanlı akıncıları Moldovya topraklarına girdiler. 1455’te Fatih Sultan Mehmed Hanın İkinci Sırbistan Seferi dönüşünde Moldovya Prensliği Osmanlı Devletine tabi olmayı kabul etti. Osmanlı Devletinin hakimiyeti altına giren bölgeye Boğdan ismi verildi. Üç asır boyunca Osmanlı hakimiyeti altında kalan Moldovya’da 18. asırdan itibaren Rus etkisi arttı. Osmanlı-Rus devletleri arasında önemli bir problem halini aldı. 1812 Bükreş Antlaşmasıyla bölge Rusya hakimiyetine girdi. Moldovya, Birinci Dünya Harbinden sonra Romanya’ya bağlandı. 1924’te bölgeyi işgal eden Rusya, Ukrayna’ya bağlı özerk bir cumhuriyet kurdu. İkinci Dünya Savaşında bölge yeniden Rumenlerin eline geçtiyse de savaşın sonunda Rusların geri aldığı topraklarda Moldovya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılması üzerine 24 Ağustos 1991 bağımsızlığını ilan etti ve Moldovya olan adını Moldova olarak değiştirdi. Yeni cumhuriyet 1991 Aralık ayında Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı. Ruslar ve Ukraynalıların nüfus bakımından fazla olduğu Dinyester Irmağının doğusunda kalan bölgenin Rusya’ya bağlanmasını isteyen isyancılarla hükümet kuvvetleri arasında çatışmalar 1992 sonuna kadar devam etti. Ülkede halihazırda iç huzur sağlanmış değildir.

Fiziki Yapı

Aşağı Dinyester ve Prut ırmakları arasında kalan Moldova toprakları alçak tepeler ve alüvyonlu ovalarla kaplıdır. Ovalar kuzeye doğru yükselirken plato görünümünü alır. En önemli dağ silsilesi 300-400 m yüksekliğindeki Kadri Dağlarıdır.

İklim ve Bitki Örtüsü

Moldova oldukça ılıman ve yağışlı bir kara iklimine sahiptir. Kışları ılık, yazları sıcak geçer. Ülkenin kuzey ve orta kısımları ormanlarla kaplıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

4.5 milyon civarındaki nüfusunun % 64’ünü Moldavyalılar, % 14’ünü Ukraynalılar, % 13’ünü Ruslar, % 4’ünü Türk asıllı Gagavuzlar meydana getirir. Ülkenin resmi dili olan Moldavca, Romencenin lehçelerindendir. Gagavuzlar kendi dilleri olan Gagavuzcayı kullanırlar. Başşehir Kişinev dışında önemli şehirleri Tiraspol, Beltiy ve Bender’dir. Ülkede okuma yazma bilmeyen yoktur. On yıllık bir temel eğitim programı uygulanır.

Ekonomi

Ülke ekonomisi tarıma ve gıda sanayiine bağlıdır. Çalışan nüfusun % 35’i tarımda, % 28’i sanayide, geri kalan kısmı diğer işlerde çalışır. Verimli topraklarda bağcılık, meyve ve sebzecilik yapılır. En önemli tarım ürünleri buğday, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve tütündür.

Gıda sanayiinin yanında tüketim maddeleri, elektrikli aletler ve inşaat malzemesi sanayileri de gelişmektedir. Ülkede termik santrallerin dışında, Dinyester Irmağı üzerinde bir hidroelektrik santrali vardır. Moldova’da ulaşım demiryolu ve Dinyester Irmağı yoluyla sağlanır. Tek havaalanı başşehir Kişinev’dedir.

Moldova

İngilizce Moldova kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
npr. moldavie

DEVİŞKA OÇİN OÇİN GRASAVA
YA MOLDAVA DEVİŞKA AALLA OÇİN OÇİN TİBE LUBLU DAVAY PAKA BY BY SENİ ÇOK SEVİYORUM ALLA
PRİVET MOLDOVA!PRİVET OÇEN KRASİVAYA DEYAVUŞKI!YA LYUBLUYU OÇEN TEBYA,DOSVİDANYA POKA!Hava alanında mutlaka 5-10 dolar görevlilere bahşiş veriniz,sakın yanlız başınıza dolaşmayın,mutlaka Moldovalı bir arkadaş sizi gezdirsin.Başkent Kişinev harika bir yer,80 km batıda Benderi şehri var,süper bir yer,harika,sesiz ve düzenli,saygılı insanların olduğu yer, Benderi parkında tatihini anlatan Fatih sultan Mehmet ve yeniçeri büstü var, inanın çirkin bayan yok hepsi güzel ve bakımlı,bizin Türk bayanlarına 10 basarlar,mazbut aile yaşantıları var, ama erkekler akşam içkiyi fazla kaçırıyor,Türklere karşı çok saygili ve hayranlar fakat çok fakirler, mutlaka yardım edin bu bizim milletimizi yüceltir, buketmoldovi isimli şaraptan mutlaka tadın,hava alanında çıkışta yanlız 2 şişe şaraba müsade ediyorlar. yanınıza 1500 dolardan fazla para almayın fazlası yasak. fakat süper bir yer.
Nöröc priviyet moldova.moldova çok güzel ben şansen çok güzel buldum ilk defa gittiyim halde.moldova insalari türklere karçi çok igliler kızlari çok güzeller.hava limaninda 5.10 dolar görevlire rüşvet vermeniz şart hava limanin çiktinızda kişinovu gezmenizi tavsiye ederim.benim tavsiye edeceyim yer [floreşti]türklere karşi çok iyiler paraniz varsa ozaman daha da iyi olur yalnız unutmayız ki insanlari çok fakirdirler ama hiç 1zaman eglencerinden taviz vermezler çünkü içkiye ve eğlenceye çok dükünler.eger moldovaya yalnızsaniz gittiseniz merak etmeyiz çünkü sizinle olabicek kizlarla dolu.kızlari kadar içkileri de güzeldir.oraya 1 ay gitmeyi düşünürseniz en az yanizda 1000\2000 dolar para almayı ihmal etmeyiniz.[dikkat] paraniz olmazsa size kimse bakmaz.benden size tavsiyeler bu kadar.paca te pup mult
moldova da yaşamakta olan tatıana andrusyak beş yıldır turkıye de beraberdık.kendısınden haber alamıyorum, şu an moldova ve ıtalya da olabılır.tanıyanların lutfen bırdırmesını ıstoyorum. SEVMEK KOTÜ BIŞEYMIŞ. İSTANBUL/ KASIMPASA msn adresım = wert_samet_fb@hotmail.com ...
bessarabyaska
moldova harika bir memleket onsuz yapamam onu cök cök ozlörum herşei harika orda
ben naki corum ortaköy ilcesının fındıklı köyü kayları yesıllıgı ve manzarası cok guzel gelmek ısteyen ınsanların basımız üstun de yerı var
moldova gırasiva bombanika botanika ocin oçin gırasivagüzel moldova yı cok seviyorum 3 defa gittim yine gitcem inşallah
Gagauzlar daha önceleri Dobruca başta olmak üzere Balkan yarımadasının çeşitli bölgelerinde yaşarken XVIII yüzyıl boyunca kısa aralıklarla devam eden Osmanlı-Rus savaşlarını takiben, Bulgarların baskısı ve Rusların teşviki ile eski yurtlarını bırakıp Moldova içine göç etmeye başlamışlardır Bu göçte Moldova Boyarları Gagauzlara bazı hususlarda yardımcı olmuşlardır Ayrıca bu göçte 1774 yılında yapılan Küçük Kaynarca Antlaşmasının da etkili olduğunu unutmamak gerekir 1770 yılında Moldova'da biri Çadır diğeri de Orak adlı iki köy kuran; işlerine bağlı, dürüst ve cömert Gagauzlar, 1812 yılında yapılan Bükreş Antlaşması sonucu Tatarların Bucak'tan çıkarılması üzerine yine Rusların teşviki ve her çorbacıya 50 Desetina (ar) toprak verilmesinden dolayı Bucak'a yerleşmiş, 1818'de Çadırlı Gagauzlar "Çadır-Lunga"'yı, Oraklı Gagauzlar da "Avdarma" köyünü kurmuşlardır Daha sonra gelen Gagauz göçmenlerin sayıları da buna paralel olarak çoğalmıştır


Yüzyıla yakın Rus ve Romenlerin egemenliğinde yaşayan Gagauzlar 1906 yılının Ocak ayında, millî kültür ve kimliklerini koruma amacıyla, Atmaca Pavli oğlu Andre'i Galatan önderliğinde hem Rus hem de Moldovanlara karşı ayaklanmış, Komrat'ta cumhuriyet ilan etmişlerdir Ne var ki, bu hareket Çarlık Rusyası askerleri tarafından bastırılmaya gayret edilmiş, Rus askerleri Komrat'a girerek halkı Sobor önüne toplamış, kar üzerine diz çöktürmüş ve çeşitli işkenceler yapmışlar ve bu bağımsızlık hareketini bastırmışlardır Komrat Cumhuriyeti'nin ömrü iki hafta gibi çok kısa bir süre devam etmiştir Bugün bu hareket Gagauz bayrağında bir yıldızla temsil ve sembolize edilmektedir
Gagauzların bir kısmı geçim sıkıntısı nedeniyle 1909-1910 yıllarında Orta Asya'ya göç ederek Turgay bölgesine yerleşirken, daha sonra bir kısım Gagauz da 1925 yılında yine Orta Asya'ya göçüp Taşkent civarına yerleşmişlerdir Ruslarla Romenler arasında sık sık el değiştiren Besarabya bölgesi son olarak 10 Şubat 1947 yılında imzalanan Paris antlaşması neticesinde Rusya'ya bağlanmış, nihayet daha sonra Moldova SS Cumhuriyeti adı ile tarih sahnesinde yerini almıştır
Moldova SS Cumhuriyeti'nin kurulması, Gagauz topraklarının gelişigüzel ikiye bölünmesine sebep olmuş, sonuçta Gagauz nüfusunun %80'i Moldova %20'si Ukrayna'da kalmıştır Böylece Bucak bölgesinde yaşayan Gagauz halkı da ikiye bölünmüştür 1980'li yıllarca Sovyetler Birliği içinde canlanan millî hareketlilik ortamından yararlanan Gagauzlar 1937 yılında Gagauz Halkı Örgütü adlı bir teşkilat kurmuş, bu hareket 12 Kasım 1989 yılındaki Gagauz özerkliğinin temelini hazırlamış, 31 Ekim 1990 yılında Gagauz Millet Meclisi oluşturulmuş ve Stefan Topal Cumhurbaşkanı seçilmiştir
1994 yılı ortalarında Moldova Cumhuriyeti Gagauzya'nın idari yetkisini Gagauz halkına devretme kararı almış, bu çerçevede hazırlanan Gagauz Yeri'nin özel statüsü üzerine kanun tasarısı (No: 344-XIII) 23 Aralık 1994 tarihinde kabul edilmiştir
Sözkonusu yasaya göre Gagauzlara Moldova Anayasası'na ters düşmemek kaydıyla çeşitli alanlarda yasa çıkarma hakkı verilmiştir Yasaya göre Gagauz Yeri'nin yüksek mercili başkandır Gagauz Yeri'nin bütün makamları Başkan'a bağlıdır Gagauz Yeri'nin resmi dili Gagauzca, Moldovanca ve Rusca'dır Gagauz Yeri'nin başkenti ise Komrat'tır Gagauzlara bu kanunla self determinasyon hakkı tanınmıştır Gagauzlara özel statü tanıyan bu yasaya göre Millet Kongresi kültür, bilim, eğitim, iskan, belediye, hizmetleri, sağlık, spor, bütçe, ekoloji, finans ve ekonomi alanlarında Moldova Anayasası'nı ters düşmemek kaydıyla kanun yapmaya yetkili kılınmıştır 5 Mart 1995 tarihinde Özerk Gagauz Yeri Cumhuriyeti'nin sınırlarını belirlemek üzere yapılan referandum sonucunda 3'ü şehir 29 köy olmak üzer toplam 31 yerleşim biriminde Gagauz Yeri'ne bağlanma sonucu çıkmıştır5 Mart 1995 tarihinde yapılan referandum sonucunda Gagauz Yeri'ne giren yerleşim birimleri şunlardır:
Şehirler: Komrat, Çadır-Lunga, Vulkaneşti
Köyler: Alekseevka, Avdarma, Baurçi, Beşalma, Beşgöz, Budjak, Karabalia, Kazayak, Çokmeydan, Çeşmeköy, Köselia Ruse, Kiriet Lunga, Kirsovo, Kongaz, Kongazcikul de Jos, Kongazcikul de Sus, Kıpçak, Kotovskoe, Dezgindja, Duduleşti, Etulia, Etulia Noue, Ferepontevka, Gaydar, Joltay ve Tomay Gönderiyi Düzenle
Gönderiyi Sil
Xristos misyonerlik yapıyorsun farkındamısın bilmem ama Gagavuzlar öz mü öz Türklerdir.Senin çabaların onları Yunan yapmaya yetmez.Onların Hristiyan olmaları Türk olmadıkları anlamına gelmez.İsimleri Gökoğuzlardan gelmektedir.

GAGAUZ TARİHİ


Bulgar Petko R. Slaveikov gibi bazı araştırmacılar Gagavuzları Peçeneklere dayandırmakta,bir kısım araştırmacılar ise Gagavuzlarla yakın bağlantıları bulunan Balkan Türk topluluklarından Surguçları ve Gacalları Peçeneklerin torunları olarak görmektedir. Bu sav doğrudur. Bugünkü Bulgaristan'da, eski Yugoslavya'da,Romanya'da, Polonya'da ve Rusya'nın güney bölgelerinde Peçeneklerin hâtırasını taşıyan pek çok yer adı bulunmaktadır. Dobruca bölgesinde Hırsova ile Maçin tepesi arasında Türklerin Peçenek,Romenlerin Peçenjaga dedikleri köy, Sırbistan'ın Kragujevac vilayeti Gruja kazasına bağlı Peçenogo köyü, Leskovac'a yakın bir yerde bulunan Peçenevce köyü, Romanya'da Mehadia ve Orsova
arasında yer alan Peçeneşka köyü bu yer adlarından sadece bir kaçıdır. Bu yer adları Ortaçağda daha fazlaydı. Bunların büyük bir kısmı daha sonraları değiştirilmiştir.


Dobruca'daki Hıristiyan Türkler, 1365 yılında bir devlet kurarlar. Bu devletin sınırları Tuna deltasından Emine Burnu'na kadar uzanmaktaydı. Devletin kurucusu Balık Han, ilk başkenti ise Kalliakra'dır. 1368'de başkent Varna olur; Balık'tan sonra da devletin başına Dobrotiç geçer ve devletin yayıldığı alan Dobruca eli olarak tanınır. Dobrotiç ölünce de Yanko yönetimi devralır ve siyasî gelişmeler sonunda I. Murad'ın vasiliğini kabul eder. 1393'te Yıldırım Bayezid, Dobruca eli'ni Osmanlı Devleti topraklarına katar. Bu dönemde Keykavus'un soyundan gelen Lizakos Karaferye valiliğini yürütmektedir. Lizakos tebâsıyla birlikte Zihne'ye nakledilerek bölgenin valiliğine getirilir. Yıldırım Bayezid'in yanında Malatya ve Erzincan seferine katılan Lizakos, savaşlardan yorgun düşünce hükümdardan vergiden muafiyet belgesi alarak Zihne'ye yerleşir ve burada keşiş olarak ölür. 1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nde bir otorite boşluğu doğunca Dobruca da bir süreliğine Osmanlı kontrolünden çıkar, ancak 1417'de I. Mehmet döneminde bölgede tekrar Osmanlı hâkimiyeti
tesis edilir. Rivayet edildiğine göre Osmanlı hâkimiyetine giren bu devletin al zemin üzerine beyaz bir horoz resminin bulunduğu bir bayrağı bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki fütuhatı diğer halklar gibi Gagavuzların hayatında da yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Osmanlı hâkimiyeti altındaki Balkanlar belki de en uzun süreli sükûnet ve huzur dönemini yaşamıştır. Osmanlı yönetimi, Balkan mozayiğinde yer alan ve Hıristiyan olduğu hâlde Türkçe konuşan bu ecdat yadigarı küçük topluluğa ilgi duymuş olmalı ki Lizakos'tan sonra da Balkanlar'daki Hıristiyan Türklerin vergiden muafiyet belgesini bir kaç kez yenilemiştir. Mihail Çakır da "Osmanlı Türkler çok inan çok hatır vermişler hakikat Gagauzlara" demek suretiyle bu duruma işaret etmektedir. Gagauzlar da, bir çok savaşa iştirak ederek bağlılığını kanıtlamıştır. 16.yüzyılın arşiv belgeleri de Müslüman Türklerle Hıristiyan Gagauz Türklerinin iç içe,dostça yaşadıklarını ortaya koymaktadır.


Gagavuzların Tuna'yı geçerek Bucak'a göç etmesi 1765-1812 yılları arasında gerçekleşmiştir.Aynı dönemde 1768-1774, 1787-1791 ve 1806-1812 yılları arasında üç ayrı Osmanlı-Rus savaşı olmuştur. Bu savaşlar, çok büyük nüfus hareketlerine sebep olmuş ve savaş mağdurlannın, Ortodoks Balkan halklarının hâmiliğine soyunan Rusya'ya ve Osmanlı Devleti'nin kontrolünden çıkan bölgelere göç etmesini kolaylaştırmıştır. Aynı dönemde 1600 civannda Gagavuz ailesinin Bucak'a yerleştiği nüfus kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmıştır. Mihail Çakır ise Bucak'a yerleşen aile sayısını 5.000, toplam nüfusu 40.000 olarak tahmin etmektedir. 18. ve 19.yüzyıllarda Gagavuzlar, Bulgar ve Moldavan göçmenlerle birlikte toplam 63 köye yerleşmişler,ancak özellikle 19. yüzyılın resmî belgelerine bulunduklan bölgenin .nüfus yoğunluğuna göre Bulgar, Moldavan, Sırp ve Yunan olarak kaydedilmişlerdir. Bazı ekonomik ve sosyal sebepler de Gagavuzların aleyhine gelişince Gagavuzlann yaşadığı alan giderek daralmıştır.

Gagavuzlar Moldavya'da ilk olarak 1770 yılında Çadır ve Orak köylerini kurmuşlar, 1812 yılında yapılan Bükreş Antlaşmasına kadar bir dağınıklık yaşanmış, ancak bu antlaşmanın ardından bölge Rusya'ya geçmiş ve Rusların göçmenlere toprak vererek göçü teşvik etmesiyle birlikte iskân hareketleri hızlanmıştır. Gagavuzlar, 1812 yılında Düzgünce, Kazayaklı,Baurçi, Tatar-Kıpçak, Vulkaneşti; 1814 yılında Beşalma,Bolboka, Taşpunar;1818 yılında Çadır, Kiryet, Yeniköy; 1820 yılında Avdarma, Coltay, Tomay, Haydar; 1821 yılında Satılık-Hacı,Dimitrovka;1830 yılında Başköy ve Bolgarlika köylerini kurmuşlardır.


1909-1910 yıllarında geçim sıkıntısı sebebiyle Gagavuzlardan küçük bir grup Orta Asya'ya Aktyubinsk'e (Turgay bölgesi) göçmüş, 1925 yılında bunların bazıları Taşkent civarına yerleşmiştir.Bütün bu olumsuzluklara rağmen Rus hâkimiyeti altında bir süre sükûnet içinde yaşayan Gagavuzlar, Çarlığın Ruslaştırma politikalarının artmasıyla birlikte 6 Ocak 1906'da Atmaca Pavlioğlu ve Andrei Galatan önderliğinde isyan başlatarak Komrat'ta bir cumhuriyet ilan ederler;başka bölgelerden beklenen destek gelmeyince 15 gün içinde Çarlık kuvvetleri bu devlete kanlı bir baslınla son verir.

''Komratlı Türk çiftçilerin kalkıntısı'' diye tarihe geçen bu olayda binlerce Gagauz öldürülmüştür.


Türk esir durmaz ya,Bolşevik ihtilâlinin yaşandığı 1917 Sovyet İhtilâli sırasında bir Gagauz isyanı daha başlar. Ancak bu da bastırılır.


12 Haziran 1931'de Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Romanya'nın başkenti Bükreş'te elçi olarak göreve başlamasıyla birlikte Gagavuz Türkleri ile Türkiye Türkleri arasındaki bağlantı ve ilişkiler yeniden canlanır.Hamdullah Suphi, ilk olarak Dobruca ve Besarabya köylerinde inceleme gezileri yapar. Gagavuzlann Türkiye ve Anadolu'daki Türk kültürü ile ilişkilerini canlandırmak bir çok Gagavuz gencini orta ve yüksek tahsillerini yapmaları için Türkiye'ye gönderir. Ayrıca 26 Gagavuz kasaba ve köyünde Türkçe öğretim yapan okullar açtırır. Bu okullara Dobruca Türklerinden ve Mecidiye Müslüman Semineri mezunlarından öğretmen tayin ettirir ve bu okullarda Türkiye'den getirttiği ders kitaplarının okutulmasını sağlar. Hamdullah Suphi elçiliği süresince Romanya kralı Misel ve ana kraliçe Elena'nın güvenini kazanarak Romanya'daki bütün Türklerin eğitimi ile daha yakından ilgilenme konusunda desteklerini alır. Bunlarla da yetinmeyen Hamdullah Suphi, Gagavuzları Türkiye'de Trakya tarafına göçürerek asimile olmaktan kurtarmak ister. Bu konuda devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün de onayını alır. Ancak 1939'da II.Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte bu planı uygulama imkânı ortadan kalkar. Romanya'nın Besarabya topraklarını ele geçirmesini bir türlü kabullenemeyen Sovyetler Birliği, savaş durumunu bir fırsat bilerek 26 Haziran 1940'ta verdiği bir ültimatomla Romanya'yı bu bölgeden çekilmeye zorlar. Baskılara boyun eğen Romanya da, Sovyetler Birliği'nin zor duruma düştüğü bir anda 22 Haziran 1941'de Besaraya'yı tekrar ele geçirir. Bu karışıklıklar arasında Hamdullah Suphi'nin elçilik görevi 5 Aralık 1944'te sona erer. II. Dünya Savaşı'nm galipleri arasına giren Sovyetler Birliği, 29 Haziran 1945'te Besarabya'yı tekrar ele geçirir ve 10 Şubat 1947'de Paris Antlaşmasıyla bölge Sovyetler Birliği'ne bağlanır. Sovyetler Birliği yönetimindeki diğer millet ve topluluklar gibi Gagavuzlar arasında da zaman zaman kıpırdanmalar yaşanır. 1957 yılında görülen bir Gagauz dalgalanması,anında gene bastırılır.


Sovyet döneminde Gagauzlar,devamlı devlet kurma isteğini dile getirir. Yönetime sayısız dilekçe verilmiştir. Fakat bu istek,rejimin sert yapısı sebebiyle mümkün olmaz. Bir süre suskun kalmak yeğlenir.



Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nde iktidarı ele almasıyla başlayan açıklık ve yeniden kurma faaliyetleri sırasında bütün demir perde ülkelerinde olduğu gibi Gagavuzlar arasında da bir silkinme hareketi başlar. Bu,asırlık devlet kurma isteğinin bir sonucu olabilir! 1987 yılında Komrat'ta Gagavuz Halkı adlı bir teşkilat kurulur. Bu teşkilatın ilk kurucuları arasında Gazeteci Stefan Topal, Ressam Dimitri Savaşan ve Mühendis Andrei Bıyıklı bulunmaktadır. İlk oturuma Stefan Topal başkanlık etmiştir. Bu halk hareketinin yönlendirmesiyle 12 Kasım 1989'da özerklik bildirisi ilân edilir. Ancak bu sırada Moldavya Halk Cephesi'nin baskısıyla ülkede bir dizi yeni kanun çıkarılır. Bu kanunlar arasında yer alan Moldavancanın resmî dil olması,devlet memurlarına Moldavanca bilme zorunluluğu getirilmesi,hiç bir zaman Moldavan olmayan Gagauzları son derece rahatsız etmiştir. Bu şartların getirdiği gerginlik ortamı içinde ilân edilen Gagavuzlann özerklik bildirgesi de ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesiyle reddedilir.



Gagavuz aydınlarının öncülüğü ile 20 Ağustos 1990'da Komrat'ta Gagavuz Türk Cumhuriyeti'nin ilân edilmesi, ardından 26 Ekim 1990'da ilk genel seçimlerin yapılması ve başkanlığa Stefan Topal'ın seçilmesi Kişinev'deki Moldavya yönetimini son derece rahatsız eder. Başbakan Mircae Druc'un
yönlendirmesi ve Halk Cephesi'nin öncülüğü ile bu gelişmeleri durdurmak üzere 50 bin gönüllü (ki o zaman Moldova ordusu henüz yoktu,ordu adına bu volantörler yollandı) Kişinev'e gönderilir. Amaçları, soykırımdır. Gönüllüler güneye doğru ilererken Sovyet İçişleri Bakanlığı devreye girerek bir felâketi önler. Bu gelişmelerin ardından 27 Ağustos 1991'de Moldavya SSC Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını ilân eder.


Bağımsızlık sonrasında Moldavya yönetimine Snegur'un gelmesi Gagavuzlar arasında sevinç yaratır. Zira iktidara gelen Köylü Parisi'nin Gagavuzlara karşı barışçı bir yaklaşım sergilemesi çözüm yolundaki ümitleri artırır. Bu yumuşama havası içinde 17 Aralık 1994'te "Gagavuz Yeri Hakkında Özel Kanun" görüşmeye açılır. Fakat bazı Moldavyalı milletvekilleri "Gagavuz Yeri" terimine diğer azınlıkları da harekete geçirir endişesiyle karşı çıkarlar. Bunun üzerine AGİT Yüksek Komiserliğinden bir heyet, kanun taslağının Moldavya'nın toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu rapor ederler. Böylece Başbakan Andrei Sangheli'nin başkanlığında kurulan bir komisyon, Gagavuz Yeri'nin özel statüsü hakkında çıkarılacak
kanununla ilgili çalışmaları başlatmıştır. Kanun taslağı üzerindeki çalışmaların bitirilip Moldavya Meclisi'ne sunulunca bir grup Moldavan milletvekili "Gagavuz Millî Azınlığın Statüsü Hakkında Kanun" adı altında yeni bir tasarıyı meclise getirirler ve bu tasanda özerkliğin kültürel alanla sınırlı kalmasını savunurlar. Bu iki tasarı arasında bir ara yol bulunarak Moldavya Anayasası'na eklenen 113. maddeyle 23 Aralık 1994'te Gagavuz Yeri Özerk Cumhuriyeti tanınır ve Gagavuzların self-determinasyon hakkı kabul edilir.



5 Mart 1995'te yapılan referandum ile Gagavuz Yeri'nin sınırları belirlenir. Buna göre, Gagavuz yeri; Çadır, Komrat (başkent), Vulkaneşti şehirleri ile Aleksevaha, Avdarma, Baurçi, Beşalma, Beşgöz, Bucak, Çeşmeköy, Çokmeydan,Dizgince, Dudeşti, Etulya, Ferapontevka, Gaydar,
Çaltay, Karbali, Kazayak, Kıpçak, Kirsova, Kongaz,Kongazcikul de Jos,Kotovkoe, Köseli, Kriet Lunga, Torna ve Yeni Etulya köyleri olmak üzere 3'ü şehir 29'u köy 32 yerleşim merkezinden meydana gelir.
Gagavuz Yeri'nin yüz ölçümü 1.800 km, nüfusu 180 000 civarıdır.
Gagauzlar, turk ve soviet tarih okullarinin bakis acilari.

Gagavuz veya gagauzlar terimi ilk olarak 18ci yuzyilin baslarinda Rus tarihinde gorulmektedir. Boylece tum turkce konusan kuzey bulgaristan hristiyanlari bu terim altinda toplanmakta. Herkez turk irki oldugunu varsaymakta ve nedenide acikca ortada. Emu yarimadasindaki olaylari inceledigimizde ilk olarak yarimadaya bakildiginda Trakyanin tumunun sag ve Makedonyaninda sol cigeri olusturdugudur. Cok eskiden beri Ttrakya bolgesinde, Ege denizinden Dunavise kadar olan bolgede, yunanlastirilmis veya yunanlastirilmamis Trak irklari yasamaktadir. Bizi ilgilendiren bolge kucuk Skithia dir, bugunku Dovruca bolgesi, burada ilk olarak gagavuzlara raslamaktayiz. Buna ters olarak gecmis yillarda tek trakya nufusu teorisi desteklenmemistir ve son yillarda ancak cekimser olarak Bulgaristan ve Yunistan tarihcileri tarafindan beyan bulmustur. Cogu tarihci, kendilerininde cok iyi bildigi gibi Dovruca bolgesinde 3-4cu millet sonar, yuzyilina kadar Kattauzlar vede Krovuzlar veya Krovizler diye adlandirilan trakya irkinin bu bolgede yasadigi gercegini kabul etmemekte. Bu irklarin tarihci Herodot ve cografyaci Ptolemeo tarafindanda kaleme alindigi bir gercektir. Ayricada Roma imparatorlugu doneminde yasayan Ovidio ve Plinio tarafindanda atifta bulunulmustur. Kattauzlar diye bilinen trakya irkinin Gagavuzlarla ortak bi yani vardir, benim fikrime gore isimlerinde ortak bi ek vardir yani uzlar eki bununda halki yada irki belirledigi kanisindayim. Ismin ilk bolumu ise Katta veya Gaga dogal olarak yillar icerisinde degisiklilige ugramistir. Yunan ve roma bibliografyasinada bulunan bu iki atif o bolgede yasayan irkin turk oldugu gercegini tersine cevirmektedir, bir cok tarihcinin idaa ettigi gibide bu irkin turkce konusan veya turk irkindan gelen uzlarindan oldugudur, ve bu irkin Emu yarimadasinda 10-11 yuzyillarinda ortaya ciktigidir. Sonuclar: uzlar ekiyle anilan irklarin veya halklarin yarimadada bu olaylardan once burada yasamislar ve kolayca yunanlastirilmislardir, daha hacli seferlerinin ilk yillarindan.


Yasami idame edebilmek icin dilin degisimi

Balkanlarda Bizansin basilica dusmani Bulgarlardi. Bulgar halki hic bir yere bagli olmayan, yoneticilerinin ise herzaman iktidari arayan kisiler tarafindan yonetilmektedir. A ve B bulgar devletinin kurulmasi bizans sinirlarinin surekli degisimine neden olmaktadir, ama karadenizin bati sahil seridi herzaman Bizans topragi olarak kalmistir. Hacliseferleri sona erdiginde simdiki simdiki Bulgaristan sinirlarinda uc prenslik kurulmustur: Tirnavo, Vidinio ve Kavarna prenslikleri, Tirnavo ve Vidinio prensliklerinin nufusunu bulgar halki olusturmaktadir, Kavarna prensligininkini ise Bizans yunanlilari, Vlahlar, Kumanlar, ve Selcuk turkleri olusturmaktadir. Ilk yonetici Balik ve ikincisi ise Dobrotica oldu, kendisi prensligi digger ikisinden ayirip Bizans imparatorluguna katilir. Dobroticanin olumunden sonar prensligin basina oglu Ivagos gecer. Ivagos Macar, Moldova ve Vlahia hristiyanlarina karsi yapilacak olan savasa katilmayi Kabul etmez ve bunun sonucu olarakta Kavarnas bolgesi Osmanlilar tarafindan 1394 te isgale ugrar. Isgalden sonar prenslik halki yoneticisiz kalir ve boylece dillerini degistirmek zorunda kalirlar. Yogun Osmanli turkleri nufusu icinde yasadiklari icin hayatlarini idame edebilmek icin vede ticaret yapabilmeleri icin dillerini degistirirler ve turkce konusmaya baslarlar. Ozellikle gagavuzlarin dilleri turkiyede yasayan osmanlilara nazaran balkanlarda yasayan osmanlilarin dilleriyle yakinlik gostermektedir, yani resmi turkcenin kullanilmasina karsin onlar yunan grameri ve dusuncesini bugune kadar dillerinde kullanmaktadirlar. Konstantinopolisin Osmanlilar tarafindan isgalinden sonar Konstantinopolis patrigi tum hristiyanlarin dini ve politik lideri olarak taninir ve boylece Gagavuzlarda hristiyan milletine katilirlar.


Gagavuzlarin dogu Trakyaya yerlesimi

Gagavuz nufusunun dogu Trakyaya ilk yerlesimi, ozelliklede Hafsa bolgesine, 1512 ile 1560 yillari arasinda 1ci Yavuz Selim ve Muhammed kralliklari sirasinda gerceklesmistir. Edirnede Haskii bolgesinde toprak islerinde irgat olarak kullanildilar, Sultanin tarlalarinda ve Ukraynali hristiyan esi Rokselanin hayir kurumlarinda calistirildilar. 16ci yuzyilda Osmanli kasif Evliya Celebinin balkanlara yaptigi yolculukta gavur turklere rastlar ve turkce konusan hristiyanlarin nasil var oldugu konusunda dusunceye dalar. Sonradan yaptigi kucuk bir arastirma sonucu bu irkin turk olmadigi sonucunu Kabul eder. Yazili belgelerine gore, osmanlilara ve turk irkindan olanlara daha kuzeyde Dunavisin kiyilarinda rastlar. Butun Rusya Turkiye savaslarinda Gagavuzlar tum gucleriyle Rus ordusuna yardim etmislerdir. 1810-1820 yillari arasinda Verssaraviadaki Gagavuz toplulugu gelisim gosterir ve faliyetlerini bazen dusman bazende kardes topraklari uzerinde devam eder. Rencper olarak Moldavya ve Vlahiada olan butun olaylarin icinde yer almaktadirlar. Kendi kurduklari askeri guc ile Filiki Eterianin temsilcisi olan Dimitris Vatikiotis onderliginde Ipsilandis ihtilaline katilmislardir. Bulgarlar tum tarih kitaplarinda Gagavuzlarin savas alaninda gosterdikleri korkusuzluga ve cesarete vurgu yapmaktadir.
Şikayet Et
Moldova ile bilgilerde para birimi olarak ruble yazılmış. 1991 sonrası kurulan Moldova Cumhuriyetinin resmi para birimi ley'dir.
Moldova nın sarap uretimi dikkate alınmamıs. Sarabın yanı sıra ciddi oranda türkiye ve avrupa devletlerine sarap sise si pazarlamaktadirlar.
BEN HAYATINIM EN GUZELINI YILILARINI MOLDOVYABA YAŞADIM VE INSANLARI COK CANA YAKIM ESKI YILARIMI ARIYOURUM ONLARDA INSAN SEVMEYE VE SEVILMEYE ONLARINDA HAKIDIR MOLDOYYA SLM ASKIM COK SEVIYORUM UNUTMA HER ZANAN KALBINBE YERIN VAR CANISI
moldovalı sevdam,beni canlı canlı mezara koydun. bu hayat bundan sonra nasıl gıder bılemem, bıldıgın bı sey varsa senı hala sevıyorum. sensız bu hayat olmaz. mesajını beklyorunm kasımpaşalı mahmut =wert_samet_fb@hotmail.com=msnem adresım..
abarttınız bence okadar da fakir bir ülke degil türkler kadar zengin degilis ama kimse de acindan ölmiyor.

İlgili konuları ara

Yanıtlar